Hayvanlar Adası, 22 Subat 2003
Turgut Durduran
Militarizme, Tek-kutuplu Dünyaya Karşı Çıkmak
Günlerdir, aylardır savaşa karşı bir şeyler yazmak isdedim. Dünyada milyonlar sokağa döküldü, ana tema Irak savaşıydı ancak köklerinde bunu genel bir mücadeleye dönüştürmeyi kabul etmeselerde aslında genel olarak antimilitarist bir davranış vardı.
Benda o gün New Yorkdaydım. Çantamda passportum, su, enerji verecek yiyecekler ile birlikte Kıbrıstaki militarizmi ve bunun Irak savaşına olan ilgisini anlatan bildiriler vardı. Kıbrıs Eylem Ağı -- Cyprus Action Network -- olarak dünyanın değişik yerlerinde gösterilere katılıp hem savaşa karşı sesimizi yükseltmek, hemde bu bağlamda Kıbrısda militarizme karşı çıkmak için uğraşmaya karar vermiştik. http://www.cyprusaction.org/protests/random/Antiwardoc.pdf)
Bildiride ne dedik?
1) Bush yönetiminde ABD ve müttefikleri savaşa giden yolda ilerledikçe civardaki askeri üsleri Irak saldırısı için kullanmaya hazırlanıyorlar. Bunlardan iki önemli üs Kıbrısdadır.
2) 1960'da bağımsızlığını kazanmasına rağmen politik sorunlar ve dışgüçlerin müdahalesiyle Kıbrıs ikiye bölünmüşdür ve dünyanın en yoğun olarak silahlandırılmış ülkesidir. Kuzeyde Kıbrıs Türk askeri birlikleri yanında 30,000 civarında Türk askeri vardır. Güneyde Yunanistanın küçük bir birliği vardır ve 10,000 civarında askeri olan Rum birliklerine subay sağlamakdadır. Ara bölgeyi denetleyen 1,200 civarında Birleşmiş Milletler askeri yanısıra 1960'dan beri iki büyük askeri üssü olan Büyük Britanya adada 5,000 asker bulundurmakdadır.
3) Güneyde Kıbrıs Rumlarının büyük çoğunluğunun savaşa karşı olmasına rağmen devletleri savaş müttefiklerine yardım önermişdir. Son 20 yıldır bir araya gelen en büyük Britanya donanmasının ada açıklarında demirlemesine göz yummuşdur. Kıbrıs Türkleri de benzeri bir şekilde savaşa karşıdırlar ve özellikle adadaki güçlü Türk ordusunun varlığına karşı çıkmakdadırlar.
4) Görüşmelere baz olan yeni BM planı adadaki militarizmin azalmasını öngörmekdedir. Yeterli olmasada ilerde tam askersizleşdirmeye yardımcı olacağına inanıyoruz.
Yani Kıbrısda bir çözüm sadece adanın ve bölgenin stabilitesine, güvenliğine katkıda bulunmaz ayrıca genel olarak dünyadaki militarizme karşı bir darbe olur. Adamıza sahip çıkmalıyız ve bunu yapmak için dünyadaki halk hareketlerinin yardımına ihtiyacımız var. Bunu onlara anlatmalıyız.
New York'daki gösterinin benim için başka bir anlamı da vardı. Kendilerine Barış İnsiyatifi /Türkiye ,Peace Initiative/Turkey deyen bir grup Türkiyeli ile birlikte katıldım. Savaşa karşı 200 civarında Türkiyeliyi ve onların dostlarını toplayan bu hareket ilk defa ABD'de resmi Türk tezinin dışında bir hareketi sokaklara taşımayı başardı. Dünya halklarıyla, enternasyonalizmin böyle doruğa çıktığı bir günde devletlerimiz ne dese da halklarımız savaşa karşıdır demek için bir araya geldik. Dağıtılan bildirilerde:
DEVLETE RAGMEN, TÜRKIYE HALKLARI SAVASA KARSI!
Oysa Türkiye yurttaslarinin % 94’ü bu savasa “Hayir” diyor. Biz de bu hayir diyen ezici çogunlugun fikrini paylasiyor ve bir halkin onur, refah ve güvenligi, bir digerinin bombalanmasiyla, aç birakilmasiyla, korkutulmasiyla saglanamaz diyoruz! Bush’un bugün Irak’a saldirmasina, yarin bir baska “seytani” kovmaya girismesine seyirci kalamayiz. Bunu yapmak, tüm dünya halklari için onursuzlugu ve demokrasinin gerilemesini kabul etmek demek olacaktir.
TÜRKIYELI SAVAS KARSITLARININ “ÇIKARLARI”, KÜRESEL ADALETTE, ASKERSIZLESTIRILMIS BIR BARISTA, INSAN ÖZGÜRLESMESINDEDIR.
BU ÇIKARLAR HERHANGI BIR EKONOMIK KAR-ZARAR HESABINA YA DA MILITARIST “GÜVENLIK” SÖYLEMINE FEDA EDILEMEZ.
Tam da bu yüzden, bugün ABD ve dünya halklariyla birlikte yürüyoruz. Gelin savas çigirtkanlarina silahlarin çirkin gölgesinden kurtulmus bir dünyanin, baska bir dünyanin nasil insa edilecegini hep birlikte gösterelim.
Unutmaylım. Halklarımızın çıkarları ortakdır, sadece Kıbrıs'a bağlı mücadele olmaz. Başka mücadelelerda ayni şekilde geniş bir vizyona sahip olmalıdırlar.