Hayvanlar Adası, 7 Mart 2001
Turgut Durduran
"Dünyanın Şefi" ve Kıbrıs
Gene devrik cümleler gurup garşınıza çıkma vakdi geldi. Kıbrısta bayram vakti. Nerde o esgi bayramlar vs vs nutuklarını dinleme vakti. Bir hafda evvel beklenmedik (!) bir kriznan anamızın ekonomisi dağıldı tabii ki yavrunun da durumu çok içaçıcı değildi. Neysa biz böcülüğümüze bakalım.
Kissingervari hayvanlar deyip anladdıydık daha önce bu hayvan çeşidinin Şili de Vietnam da maarifetlerini. Bu hafta bayram tatiliymiş diye uzaglara sesi kısılan Kıbrıs ile ilgli başarılarından bahsedecegig "Dünyanın şefi" ve Kissingervari hayvanlara ismini veren hayvanın. Hitchens'in makalesinin ikinci bölümüne dayanır bu yazı. İkinci bölümde bir fotoğraf var 1974 yılında Henry Kissinger ve Makarios yanyana. Resimdeki Kissinger "Watergate" skandalından dolayı Kıbrısnan yeterinde ilgilenemediğini söyleyen Kissinger. Bu Kissinger ki özellikle Watergate zamanında "dünyanın şefi" durumuna geldiydi. Yani "secretary of state" olduğunda "başkana ulusal güvenlik konularında özel asistanlık" görevini bırakmamış ve dolayısıyla 40 komitesinin (CIA'in gizli hareketlerini onaylayan komite) başkanlığı ile "secretary of state" (dışişleri bakanlığına eşdeğer) ayni anda yapmış, sonra Ulusal Güvenlik konseyinin başkanı olarak da bütün gizli servis ve enformasyon planını görmüş bir kişi. Başkan Nixon paçayı kurtarmaya çalışırken o bu görevleri üstlenmiş durumdaydı. Nixon meşgulken ne isderse yapabilecek durumdaydı. En azından Hitchens öyle iddia ediyor.
Makariosu da özellikle sevmeyen bir tür hayvan çeşidi bu. Makarios için Kıbrıstaki tansiyonun ana sebebi diyor anılarında. Herne kadar Makarios bir toplum lideri olarak, bir de cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan bir kimse olarak Kıbrısta olanlardan sorumluysa da 1970lerde Kıbrısta olan bitenin kontrolu artık iki toplumdan değil askeri bir cunta ile yönetilen Yunanistanla darbeler arasında gidip gelen Türkiyedeydi. Hitchens'e göre Makariosun "gitmesi" Kissinger için çok önemliydi. Cuntacıların onu göndermek için yaptılarından ve yapmayı planladıklarından da haberdardı. Ama Makarios'un nasıl gideceği önemli değildi. En vahşıi en hukuk tanımaz yöntemlerin bile Kissingerin kitabında kabul edilebilir olduğunu zaten Şili ve Vietnam örnekleri çok güzel gösterdiler. Amerikan dışişleri bakanlığının Kıbrıs sorumlusu Thomas Boyatt Mayıs 1974'de (yani 15 Temmuz'a çok az gala!) bir yazı göndererek Kıbrısta bir darbe planlandığını , bunun nedenlerini ve nasıl gelişeceğini detaylıca anlattı. Ayni yazıda ABDnin sessiz kalmasının cunta tarafından bir çeşit onay olarak kabul edildiği da yazardı. Yazıdan haberi olduğunu ve alınca "şoka" uğradığını Kissinger da gabul etti zaten. Ayni notda Türkiyenin bunu takiben adaya çıkarma yapacağını da beklediklerini söylediydi. Kissinger Suriye ile İsrail arasında mekik diplomasisi yaparken almış bu notu. Not ayrıca 3 Haziranda bütün dışişleri bakanlığı personelinin okuduğu bir gazete de da yayınlandı. Bunları yapacak olanın da İoannides adındaki "manyak" olduğunu da burda not etmeg lazım. Yani Türkiye Yunanistan savaşı, basit bir Amerikan uyarısı türünde şeyler bu adamı geri çeviremeyebilirdi. Nitekim Kıbrısın kan gölüne dönmesinde tetiği çeken bu adam koltuğunu koruyamaycak hale geldi.
Daha önce bahsettiğin Wrong Horse (Yanlış At ) kitabında ve bu konuda yazılmış diğer kitaplarda da bahsedilen bir başka ilginç nogda daha geldi aglıma. O dönemde devletin pratikde yöneticisi olan İoannides , Amerikan diplomasisi tarafından bazan -- nedense "zor" konularda özellikle-- sadece bir "polis" olarak gabul edilip onun yerine devlet başkanı olarak onun guglalığını yapan birisiyle görüşülürdü. Sadece CIA'in direk ilişkisi vardı ve İoannides CIA'ye güveniyordu. Yunanistandaki Amerikan diplomatları da bu konuda uyarılar göndermekdeydiler. Ama gene da bazan gazara (!) hatalar olurdu. Kıbrısnan ilgili da bir sürü hata olmuş. Hatırlaylım. Kissingerin konumu neydi? Hangi görevleri yürütmekdeydi? Eeee herhalde Kissingerin bundan haberi yokdu (!).
Bunlar da yetmediysa Temmuz başında daha ılımlı görüşleri olan Yunan dışişleri bakanlığının üst düzey yöneticilerin istifa etmeleri ve Makarios'un o "meşhur" mektubu da "ipucu" olmadılar mı?
Olmamışlar deyiyor bizim hayvan türünün isim babası Kissinger. Darbe sonrasında soru sorulduğunda "bilgiler sokaklarda değildi ya!" diye cevap veriyor. Sağır sultan bile duymuş olsa da!
Darbe sonrasında da Kissingerin "dostlarının" dostu Sampson başkan olunca nedense onun hakkında da hiçbirşey bilmez gibi davranmayı yeğledi Kissinger amcamız. Ayrıca Kıbrıs'ta bu tür olayları anlatan kitapların ortak bir görüşü Ameriknın özellikle Kissingerin direktifleri üzerine Sampson'un hükümetini de facto olarak tanıdığıdır. Ne de olsa Amerikan diplomasisi sürekli olanın bir ülkenin diğerinin içişlerine karışması, orda darbe yapması değil Yunanistan içişleri ile ilgili olduğunu söylemekdeydi. O zaman Yunanistanın darbe hükümetini tanımagdan çekinmeyen Sam Amca Kıbrıstaki darbecileri da neden tanımasın ki?
Kissinger ve Amerikan gizli servislerinin, diplomasisinin Kıbrısta o dönemde neler yaptıkları hakkında söylenecek söz, atılacak daş çok var. Ancak kısa kesme iddiasında bulunmadan önce bir ilginç örneği da agdarayım. 2 Ekim 1974'de Kissinger yıllardan sonra ilk Amerikan-Çin ilişkisini oluşturan bir toplantıda Kıbrıs konusunda bir yazı verdi. Yazıda Çin hükümetinin Kıbrısta olan bitenlerden gendini sorumlu dutuşuna cevap veriyordu. "Makarios'a karşı değildik" (daha sonra kendi anılarında karşı olduğunu kabul etti), "darbe olduğunda Moskovadaydım" (hayır değildi) , "benim görevlilerim gizli servis raporlarını ciddiye almadılardı" (hem gendi hem Makarios da almamış. Herhalde Makarios o meşhur mektubunu ciddiye almadığı için yazıp bütün dünyaya açıklama yapmıştı?) gibi şeyler söyledi. En güzeli da "Sovyetlerin Türklere adayı işgal etmelerini söylediğini de biliyorduk" iddiasında bile bulundu. Hıchhens burda çok güzel yazdı "...ve bu NATO ordusu tarafından, Amerikan yardımıyla yapılmış ilk Sovyet yapımı işgaldi".
Burda yazanlarda tarihsel hatalar olmuş olabilir. Sorumlusu da agdardığım için benım ve gaynaklarım da orta da. Onun için hata olmuşsa özür dilerim. Ancak Kıbrısda bir çözüm olsa da olmasa da hayatlarını gaybeden, acı çeken, göçmen olan, yıllarca baskı gören insanların haklarını aramamız gerektiğini unudmamız gerek. Sorumuluların kimler olduğunu ortaya çıkarıp gene böyle şeyler olmaması için gerekli önlemleri almalıyız. Dünyanın polisi rölüne bürüp sağa sola bomba yağdıran Sam Amcanın memleketimize ne gadar burnunu sogduğunu da bilmeliyiz. "Bu memleket bizim!" derken "emperyalizme hayır, egemenlerden hesap soracağız" sloganlarını atarken sırf "klasik" solcu sözleri için söylemediğimizi. "Emperyalist" diye tanımladığımız ülkelerin özellikle Amerika ve İngilterenin Kissingervari hayvanlar tarafından yönetildiği dönemler olduğunu ve bunların dünyanın her köşesinde insan hak ve özgürlüklerini "özgür dünya" uğruna hiçe saymaya hazır olduklarını unudmamız gerek. Sloganlar boş yere atılmış değiller. Onlara garşıysanız da onları tekrarlamak niyetindeysanız da tarihin iyi ve kötü yönlerini aglınızda dutmanız ve bu sloganların ne anlama geldiğini öyle değerlendirmeniz gerekli.
Komplo teorisi üretip sorumluğu ada halkından ve "anavatanlardan" atmak niyetinde değilim. İnsanlar her ne gadar arasıra gugla olsalar da davranışlarından sorumludurlar. Devletler da diktatörlük olsalar da haklarını sorumlu gılarlar.