Turgut Durduran|Ana Sayfa


Hayvanlar Adası, 12 Nisan 2002
Turgut Durduran

İleriyi Görebilmenin Önemi; Oslo Barış Süreci

Filistin de olaylara kritik göznan bakanların (mesela Edwad Said) çok önceden tahmin ettiği kopma noktasına varıldı. Sahte barışin, Filistinlilerin en temel isteklerini gözardı eden bir anlaşmanın kaçinılmaz sonucu demişlerdi ve ne yazik ki haklı çıktılar.

Filistinliler Hamas gibi aşırı uçların yaptıklarının esiri haline geldiler. Arafat ve güç arsızı grubu elde ettikleri sahte otoriteyi bile koruyamaz oldular. Yarım yamalak, istemeden yaptıkları güvenlik önlemlerinin kendi halkarının hayatıyla oynadığını kabul etmediler.

Bunlar olurken Kıbrıs Türklerinin ve Türkiyenin aklı karışdı. Mesela Ecevit'in jenosit oluyor demesi artık herşey çığrından çıktıkdan sonra oldu . Sam Amcanın dostluğu, Suriye düşmanlığı diye İsrailnan yapılan ortaklığın gözden geçirilmesi gerekti. Ciddi bir değişme olacağı yok. Zaten Denktaş ve Mümtaz Soysal gibiler Kıbrıs için ders almamız gerek lafları edip, Kıbrıs'da Rumlardan ayrı yaşamamız, onların bize vereceği bir devlete güvenmeylim gibilerden laflar ettiler.

Bence bizim alacağımız dersler bunların dediklerinin tam zıddıdır. Askeri müdahelelernan, işgalnen, göçmenlernan, araya duvarlar çekmeynan, diktatörlük kurup davanızı yürütüyorum demeynan ne ezen ne da ezilen rahat edemez, sorunlar çözülemez. Şöven yönetimler askeri gücü ellerinde tutsalarda halkların iradesini yok edemezler. Yarım asır göcmen kalınsa da göçmenler yokdur denemez (bkz Denktaş'ın çok yakında söyledikleri). Her "barış" kalıcı barış değildir. Halklar refah içinde olmadıkça yapılana barış denemez. Halkı örgütleri kişileri barış sürecinin parçası değillersa imzalanan anlaşmalar anlamlı olacak diye bir şey söylenemez. Nobel barış ödülü almaynan barış yapıcı olunmaz. Ve daha neler neler.

Ezilen Filistinliler ikinci bir intifada başlatmak zorunda kaldılar. Bunu yapanlar Arafat'ın etrafındakiler, ya da Hamas'ın katilleri değildi. İnternet'de dolaşan resimlerdeki küçük çocuklar, anneler yani halkın kendisiydi. Ortaya politikalar koyup, isteklerini, haklarını araycak diye güvendikleri yönetim kokuşmuş olsa da sokaklara dökülmek gerektiğinde döküldüler. Sonunda "barış" onlar için bir lüks oldu. Yedi gün kimseyi öldürmeyin o zaman bizda sizinle konuşuruz dendi. Bomba patladı, intahar saldırısı oldu, cezasını bütün bir halk çekdi.

Alacağımız dersler, Kıbrıs'ta duvarlar çekip arkasında yaşamak değil (Filistinlileri kafeslere kapadılar, şehirlerini işgal ettiler vs. Noldu? İsrail daha güvenli bir yer mi oldu? Filistinliler devletlerine sahip mi oldular?). Kıbrıs'da göçmenler göçdüler, olan oldu artık deyemeyiz. Halkımız ekonomik, sosyal zorluklar aldında yaşayıp, sürekli dışarı kaçsa da gene bizim güvenliğimiz sağlandı da denilemez.

Hiç bir zaman zorbalıknan kazanılanları rahat rahat yaşayamazsınız. Ganimetler elbet bir gün biter. Ezilenler elbet bir gün kafanıza taş atmaya çalışırlar.

Taa 1994'de Edward Said demişki: "Önümüzdeki yolun çok zor olacağına dair herhangi bir şüphemiz olmasın. Pespembe yardım, kalkınma önerilerinin bir peri masalı kadar gerçek olduğunu göreceğiz. Ancak bu noktaya toplum olarak nasıl geldiğimiz gerçeğinden de kaçamayız ve yapmamız gereken bu noktadan öteye gitmeyi bilmekdir. Bu çok zor bir amaçdır, bizi zorlayacakdır. Böyle devam etmek çamura daha fazla batmakdır, zorla kazandıklarımızın kaybedilmesidir, lüzumsuz yere nice daha kurbanlar vermemizdir. Değişim sadece ciddi davranış ve politika değişiminden gelecekdir. Bunun olması için FKÖ liderliğinin istifa etmesi gereklidir." (Edward Said, "İleri gitme Zamanı (Time to Move ON)", The Nation, Feb 14th, 1994)

Kıbrısda da böyle ileriyi görenler oldu. TMT zamanında vuruldular (mesela Gürkan ve Hikmet), sonraları hain oldular, mahkemelere düşdüler, arabaları, evleri bombalandı. Umarim Kıbrıs'dakiler Filistin-İsrail'dekilerden daha etkili olmayı başarırlar.


Turgut Durduran|Ana Sayfa