Hayvanlar Adası, 4 Nisan 2001
Turgut Durduran

Gerilla Böcek -- Zapatistalardan Durito

Özgürlük savaşı silahlı mı olsun silahsız mı olsun diye tartıştığım ev arkadaşıma silahlı savaşın gereksiz, yanlış ve çağdışı olduğunu söylerken Zapatistaların (daha doğrusu EZLN'in altında organize olmuş Chiapas yerlilerinin) mücadelesini örnek gösderdiydim. Bir arkadaşımın yaptığı bir araştırma ve son günlerde Zapatistaların başkente yaptıkları karavan yolculuğunu görünce dikkatimi daha da çektiler. 1994 Ocağında ayaklanıp bazı kasabaları işgal etmelerinden sonra sadece iki hafda kadar silahlı çatışma oldu. Daha sonra "silahımız sözümüzdür" deyip silahlarını indirdiler. Meksika hükümetinin paramiliter örgütlerle, ordu ve polisle yaptıklarına rağmenda bundan ödünç vermediler. Finansmanlarını komünel tarım vs ile sağlamaları ve uyuşturucu, silah ticareti gibi 'geleneksel' gerilla yöntemlerine başvurmamaları. İnterneti effektif olarak gullanıp mücadelelerini oraya taşımaları. İnsan hakları ve insancıl örgütlerle olan yakın ilişkileri ve daha bir çok ilkleriyle dünya çapında destek gördüler.

Meşhur kayak maskesi ve konuşurken ağzına alıp da yakmadığı piposuyla Subcommandante Marcos onların sembolü haline geldi. Şiirsel yazılarıyla politikasını, bölgesinin ve halkının sorunlarını anlattığı yazılarında Marcos'un en iyi dostlarından biri Durito adını verdiği bir böcek. Neoliberalisme garşı olan savaşlarından dutun ekonomik kaos'u tartışan Durito bir hamamböcüsü olan benimda ilgi alanıma tabii ki girdi. Benim "sohbetlerimden" daha iyi gonuşduğu da kesin!

Sözü Duritoya vermeden önce gerçek kimliğini gizli tutan Marcos gendi hakkında ne demiş bir bakalım:

"Marcos San Fransisco'da bir homoseksüel, Güney Afrika da bir siyah, Avrupada bir Asyalı, Ysidro'da bir Chicano, İspanyada bir anarşist, İsrailde bir Filistinli, San Sristobalın sokaklarında bir Maya yerlisi, Almanyada bir Yahudi, Polonyada bir çingene, Quebec'de bir Mohawk, Bosnada bir pasifist, Metroda 10pm'de bekleyen bir bekar kadın, topraksız bir köylü, batak mahallelerde bir çete üyesi, işşiz kalmış bir işci, mutsuz bir öğrenci ve tabii ki dağlarda bir Zapatisdadır. Marcos direnen ve "YETER!" deyip konuşmaya başlayan --ki çoğunluklar susup dinlemeli -- bütün sömürülmüş, marjinalize olmuş ve ezilmiş azınlıklardır. Konuşmaya yol arayan bütün tolerans gösterilmeyen gruplardır. O güç veren ve egemenlerin rahatlarını bozan her şeydir!"

Marcos'u da tanımış olduk. Şimdi sözü dostum böcek Duritoya vereyim. 27 Ağustos 1995'de yazdığı bir mektubu anlatsın size;


Chiapas Meksikadakilerle dayanışma gösteren Brescia, İtalyadaki toplatının Erkek ve Kadınlarına.
Tüm Dünya Halklarına
Yazan: Don Durito de la Lacandona, Mexico.De:

Kız ve Erkek Kardeşlerim:

Gezgin şövalye, yanlışları düzelten, dişilerin rüyası, erkeklerin örneği, insanlığı inanılmaz, kişiliksiz başarılarıyla yücelten bu ırkın sonuncu, en büyük ve örnek üyesi, ayın savaşcısı böcek Lacadonalı Don Durito size yazıyor.

Benim güvenilir yardımcım sizin "SubMarcos" dediğiniz kişiye emredip size günümüz diplomasinin bütün gereklerini yazılı olarak getirmesini söyledim. Sadece acil müdahele güçlerini, ekonomik paketleri ve para uçuşlarını yazmasın dedim. Ama geneda ruhunuzu genişletip, akıllarınızı iyi ve asil düşüncelerle doldurmak için size yazmak isdedim. Bu amaçladır ki size aşağıdaki zengin ve önemli hikayeyi gondereğim. "Nefes kesen bir gece için hikayeler" (Stories for a Night of Asphyxiation) -- olanaksızca yayınlanmak üzere -- kolleksiyonundan bir hikaye; Küçük Fare ile Kedinin hikayesi.

Bir zamanlar çok acıkıp da küçük bir evde, küçük bir mutfakda ki küçük bir peyniri yemek isteyen bir fare vardı. Kararlı adımlarla minicik mutfağa küçük peyniri almaya ilerlerken yolunun üstünde kediye rast geldi. Korkuyla kaçdı ve peyniri alamadı. Küçük mutfakda ki küçük peyniri almanın yollarını düşünurken aklından geçirdi:

-- Küçük bir tabağa biraz süt koyacağım ve küçük kediler azacık süte dayanamadıklarından gelip içmeye başlaycak. O içerken bende küçük mutfakdaki küçük peyniri yiyeceğim. Evet çoook güzel bir fikir.

Ve sütü bulmaya gitti. Ama gel gör ki süt da mutfaktaydı ve gene kediyle karşılaşıp kaçmak zorunda kaldı. Bu defa acıba sütü nasıl alsam diye bir plan yaptı:

-- Tamam. Çok çok uzağa biraz balık atacağım. Küçük kediler balığı çok sevdiklerinden onu yemeye gidecek. Onu yerken bende peyniri alıp yeyceğim. Çoook güzel bir fikir!

Ve biraz balık aramaya çıktı. Ne yazık ki o da küçük mutfağın içindeydi ve kediyle karşılaşıp kaçmak zorunda kaldı.

Ulaşmak istediği herşey; biraz peynir, biraz süt ve biraz balık, istediği herşey o küçük kedininin gitmesine engel olduğu mutfaktaydı. YETER ARTIK! dedi ve bir makinalı tüfek alıp kediyi vurdu. Minicik mutfağa varmıştı ama balık da, süt da , peynir da yenilmeycek halde çürümüştüler. Kedinin olduğu yere dönüp onu parçaladı. Arkaşlarını da çağırık müzik, dans eşliğinde kedi kebabı yapıp yediler ve mutlu oldular.

Ve tarih başladı... Hikaye de burda bitti, mektup da. Size hatırlatmalıyım. Ülkeler arasındaki ayrımlar sadece "kontraların" suçlarını normalleştirmeye, savaşlara anlam katmaya yararlar. Sınırların üzerinde olan açıkça iki şey vardır: birincisi modernlik altında gizlenen ve bütün dünyaya mutsuzluk getiren suçlar, diğeri da utanmanın sadece dans ederken hata yapınca ortaya çıktığı ve aynaya her baktığımızda görmediğimiz bir dünya. Birinciye son vermek için ikinciyi yaymak ve onun için daha iyi olup mücadele etmek gerek. Gerisi kolayca takip eder ve genelde kütüphaneler, müzeler doldurur. Dünyayı işgal etmek gerekmez, onu yenilemek yeterlidir!

Evet.. Sağlıklı olun ve bilin ki sevgi için yatak sadece bir bahanedir, dans için müzik bir dekorasyondur. Ve mücadele için milliyetçilik sadece ortamın getirdiği bir kazadır!

Güneydoğu Meksika dağlarından,

Lacandonalı Don Durito, Ağustos 1995


Evet böcü dostum sık sık söylediğim "anlayan anlar" kapsamına giren bir hikaye anlattı bize. Anlayan anlar!


Turgut Durduran|Ana Sayfa