Turgut Durduran|Ana Sayfa


Hayvanlar Adası, 6 Haziran 2002
Turgut Durduran

Türkün Dostu, Düşmanı, Haini, Kahramanı III: Arif Hasan Tahsin

Daha önce yazmışdım (Türkün Dostu, Düşmanı, Haini, Kahramanı I, Hayvanlar Adası, 13 Mayis 2001):

"Neysa, biraz düşünelim önce. Bir insan topluğunu (din, millet, dil, ırk vsye göre insanları ayırmak isdemem.) sevip sevmemek onun dostu olup olmamak ne demek? Benim inandığım bazı basit prensipler ortaya atılabilir:
O topluluðun

  • demokratik, özgür bir ortamda evrensel, Birleþmiþ Milletler (ve Kýbrýsýlar için Avrupa Birliði) insan haklarý, özgürlükler, siyasal haklar vb normlarýna uygun bir hayat yaþamasý için
  • ekonomik çýkarlarý için
  • kendi içinde ve tüm dünya ile barýþ içinde yaþamasý için
  • kültür, tarih, doðal güzellikleri ve kaynaklarýnýn korunmasý, geliþtirilmesi için
  • bürokrasisinde, devlet yapýsýnda vs olan bozukluklarýn, çöküþmüþlüðün giderilmesi için
  • refahý, huzuru, can güvenliði için
  • eksikliklerinin düzeldilmesi için

  • uðraþ vermek. Bütün buralardaki hatalarý ortaya atýp eleþtirmek, çözümler üretmek."

    Bunun ışığında "hainlerden" ve "Türk düşmanlarından" bahsetmişdim. Kıbrıs Türklerinin "hainlerine" baskılar sık sık yapılmakda. Tek tek bakıldığında -- özellikle dışardan -- bunlar çok önemli gibi görünmeyebilirler. Ancak Kıbrıs Türk toplumunun üzerinde yaratılan baskıya toplu halde bakınca bunun amacı, sürekliliği ve etkileri ortaya çıkar. Yurt dışında "Kıbrıs Türkleri bunları bunları isterler...." diye yazılanların çoğunun yaratılmış sahte demokrasi oyununun sonuçları olduğunu görürüz. İfade, düşünde, toplanma vs özgürlükleri olmadan nasıl demokrasi olur? Bunlar olmadan oynanan demokrasicilik oyununda seçilenlerin -- bazan atananların -- söyledikleri bizi temsil eder gibi gösterildiklerinde sahtekarlık olur.

    Bu hafta Kıbrıs Türklerinin ünlü hainlerinden birisinden bahsedeceğim. Üzerinde çalışdığım bir proje için görüşdüğüm Arif Hasan Tahsin ya da Arif Hoca. Arif Hocanın görüşlerini, yaptıklarını beğenenler var, beğenmeyenler var. Bu tarafı beni ilgilendirmez. Ancak kendisine karşı bazı baskılar yapıldığını biliyorum ve bunları belgelemek gerekli. Bunu yapmak içinde ona bazı sorular sordum. Aşağıda sorduğum sorular ve verdiği cevaplar.

    TD: Ogretmenler sendikasinin kuruculari arasindasiniz. Ogretmenler sendikasi her zaman liderlik aleyhtari davranislariyla un yapmistir. Kurulmasindan dort yil sonra yonetim kurulunun asker-sivil yoneticiler tarafindan istifa ettirildigini gordum. Bunu kisaca bir anlatabilirmisiniz? Neden bu saldirilara maruz kaldi sendika? Donemin Kibris Turk liderligi ile aranizdaki sorun neydi?

    AHT:Ogretmenler sendikasi kurulusundan kisa bir sure sonra, toplum sorunlari cozulmeden,ogretmenlerin sorunlarinin cozulemeyecegini gormus,o nedenle mucadelesini toplum sorunlarinin cozulmesi yonunde surdurmeyi karara baglamis ve o yonde tavir koymustur.Liderlige ve askere gore,bu davranis komunistlikti.Ve komunist harekete son vermeleri gerekirdi.Sendika acisindan da toplum sorunlarinin cozulebilmesi icin oncelikle askeri yonetime son verilmesi,ve demokrasinin kurallarinin gecerli kilinmasi ile beraber toplumun kendi kendini yonetme hakkini elde etmesi gerekirdi.Asker ve sivil yonetimle takisma,zitlasma,bu cercevede giderek tirmandi.Ama asker ve sivil yonetimin halka soyledigi suydu:
    “Ogretmenler sendikasini,komunistler ele gecirdi,komunistlerden temizlemek gerekir.”
    Secimle,yonetim kurulunu ele gecirme denemeleri Mart 1972’de,basarisiz olunca,ogretmenleri istifaya zorladilar.Istifa ettirdikleri ogretmenlerle de,milliyetci ogretmenler sendikasi kurma cabasina giristiler.Yapilan gorusmelerde,bize su onerildi:
    “Siz istifa edin,aday olmayin,o zaman bu sendika yeniden toparlanir” Sonucta su hususta anlastik:Yonetim kurulu olarak biz istifa ettik.Dr.Kucuk’un RR.Denktas’in ve bayraktarin,ucunun birden,onaylayacaklari 30-otuz kisi sadece aday olabilecekti.Genel kurul da yonetim kurulunu bu otuz kisi arasindan sececekti.Genel kurulu,sendikalar mukayyiti yonetecekti.Bu cercevede,4 haziran 1972 ‘de genel kurul yapildi.Genel kurulda,30 kisi arasindan eski yonetim kurulu olarak,bizim onayladigimiz kisilerin disinda bir tek kisi kazandi.Ve boylece,yeni bastan mucadeleye basladik.1973’te de aday olmamiza da izin verilmedi.Biz de,yonetim kurulu sayisindan fazla bir arkadasin aday olmamasini sagladik ve secimden sonra bir arkadasin istifa etmesi sonucu,yerine ben atandim.Ayni zamanda da,sendika sekreterligi gorevine secildim.

    TD: Bu yukarda anlattiklarinizla ilgili elinizde herhangi bir belge, eski gazete yazisi var mi? Veya okunmasi gereken yazi, kitap, konusulmasi gereken insan var mi onereceginiz?

    AHT:Halkin sesi gazetesinin arsivinde bu konu gorulebilir.Neriman Cahit’in de sendikanin hazirlatip yayinladigi iki ciltlik “KTOS tarihi” kitaplarinda da bu gunlere ait genis bilgi vardir.Bu konuda Turgut Avsaroglu,Yasar Tevfikler,Esat Varoglu’na, ve tabi ki sendikanin arsivine de basvurulabilir.

    TD: 1974 Mart ayindaki tutuklanmanizi da anlatabilirmisiniz? Hangi kosullar altinda oldu? Petrol Zamlari ile ilgili yayinladiginiz bildiride ne demistiniz da liderligi bu kadar rahatsiz etti?

    AHT:Yukarida da dedigim gibi,askeri ve sivil yonetimin yasaklamalarina ragmen,benim sendika yonetimine girmem ve sekreterlik gorevini ustlenmem,bir ofke yaratmistir.Ancak hemen belirtmem gerekir ki,Dr.Kucuk artik yerinde degildir,cumhurbaskan muavinliginde RR Denktas vardir.Petrol zammi ile ilgili soyledigimiz ve bahane olarak gosterilen sozler sunlardir:
    “Dunyada gorulecegi gibi,bu konuyla basedemeyen hukumetler,istifa etmektedirler”.Zamanin askeri kumandaninin gosterdigi tepkiden anladigim kadariyla,bu bildirimiz yonetimi istifaya davet olarak anlasilmistir.Ancak,anlasilan odur ki,sendikamiza karsi bu tavrin asil nedeni,subat 1974’te okullarin tatil oldugu sirada,Ankara’da basbakanlik gorevine gelen B. Ecevit’i Esat Varoglu ve Turgut Avsaroglu ile birlikte Ankara’ya gidip,kutlamaya calismamiz esas nedeni teskil etmistir.O gunlerde,Ozel Harp dairesinin basinda bulunan Kemal Yamak’in mudahalesi ile,Kibris’a Ecevit’i kutlamadan donusumuzde,bizim yoklugumuzda profesor Aldikacti’nin orta egitim ogretmenler sendikasinda duzenledigi toplantida,”Turkiye hukumeti ile burdaki yonetimin disinda hic kimse gorusemez “sozleri ile bu anlasilmaktadir.Isin acikcasi,Turkiye’de o siralarda solcu bilinen ecevit’in basbakan olmasi,burdaki yonetimi(sivil-asker)ciddi surette tedirgin etmisti.Ve burdaki sol bilinen cevrelerle iliski kurulmamasi icin,tedbir almaya karar verilmisti.Bildirimiz,bahane edilmis, once gorevli bulundugum Ataturk ilkokulu’ndan telefonla Bayraktar tarafindan arandim.Bana o gunku gazeteleri gorup gormedigimi sordu,hakaret etti ve makamina gitmemi istedi.Makamina gittim,yan dondu,cekmecesini acti ve bana “evvela edepsizsin ve de terbiyesiz” dedi.Hakaretlerini epeyce surdurdukten sonra,bu bildiriyi gidip geri cekmemizi istedi.Sonra “anladin mi?” diye sordu.Ben de kendisine:”an-la-ya-ma-dim” deyince,”defol!”diye bagirdi,ben de oradan ayrildim.Ogleden sonra, toplanan sendika yonetim kuruluna durumu anlattim.Sendika yonetim kurulu uyelerimizden Emireli Ozkilinc:
    “Bu ,sendikamizin icislerine karismaktir.o nedenle muzakeresiz reddini oneririm” dedi.Yonetim kurulu da bu oneriyi oy birligiyle kabul etti,boylece bayraktarin emri reddedilmis oldu.ertesi gunu,gunlerden pazardi,sabah sabah lefkosa’yi terkettim.cunku tutuklanmam icin emir verilecegini tahmin ettim.Aksam’a dogru Lefkosa’ya dondugum zaman,polisin beni aradigini duydum.Bir arkadasimla beraber polise gittim.Polis bana: "Git da o emir geri alindi” dedi.Birkac gun sonra,cumhurbaskani muavini Denktas’in makaminda butun sendikalarin katildigi bir toplanti vardi.Orda Osmanli’nin Kibris’i Ingilize kiraladigini ,konusmamada belirttigim gerekcesi ile, bir gun sonra sancaktarlik binasina yonetim kurulu olarak “toplanti var” diyerek cagrildik.ve bizzat bayraktar’in hakaretlerinden sonra verdigi emirle sarayonu polisine goturulup hucrelere tikildik.Ben,Argun Kortan,M.Bodamyali,Bekir Hincal,Oguz Karatas,Mehmet Manavoglu..Emirali Ozkilic mucahit oldugu icin,askeri hucreye goturuldu.Ertesi gun,ben ve Emirali Ozkilic haricindeki diger arkadaslar serbest birakildilar.Emirali Ozkilic 45 gun hapis cezasiyla cezalandirildi ve mucahitlikten cikarildi.Ben,sekiz gunluk tutukluluktan sonra,kefalete baglanip,serbest birakildim.sonra da serbest mahkemede kapali celse olarak yargilanmaga basladim.ıddialara gore,Turkiye’ye hakaret etmistim.

    TD: Askeri mahkemede yargilanmistiniz ve uc ay hapis cezasi aldiniz. Hapisteyken 20 Temmuz geldi ve sizi gene mucahit yaptilar. Simdi o gunleri dusununce sizi hapse atan askeri yonetimin ayni zamanda sizi mucahit olarak kullanmasini nasil yorumluyorsunuz?

    AHT:Askeri savciya gore,Ingiliz Kralicesine hakarete suc idi.Duruma gore,Kralice’nin yerine,Turkiye konulabilirdi.ben de o madde uzerine yargilandim ve iki askerin bir de sivil yargicin teskil ettigi mahhkeme heyeti beni suclu bularak uc ay hapse yolladi.Sivil yargic,Kibris Cumhuriyeti bakanlarindan Fazil Plümerdi.fazil Plumer imzalamasa,bu karar hukumsuz olacakti.20 Temmuz sabahi,agir hukumluler haric,mucahitlige gonderildik.Mucahit arkadaslarim bana,buyuk anlayis gosterdiler.O nedenle,senin soyledigin durum olmadi.

    Bu sure icerisinde,maasim tumden kesilmisti ve ozel sektorden mucahitlige alinanalar dahil herkes odendigi halde bana hicbir odeme yapilmadi.Eylul 1974’te ogretmenler terhis olurken,beni de terhis ettiler.Ancak,beni hapesettiren bayaraktar,yeniden hapse alinmami istedi.Neden yeniden iceriye alinmadigimi ogrenmem mumkun olmadi.Kim engel oldu bilmem.Bir tahminde bulunmam gerekirse,yeni Bayraktar’in gelip gorevi devralmasi diyebilirim.

    TD: Gelelim bizi esas ilgilendiren doneme. 1982'de meshur "Cirkef Yataginin Ortasinda Gulistanlik Olmaz" yazisini yazdiniz. Iki ay hapis cezasina carptirilmaniza ragmen uc gun sonra hapisten cikarildiniz. Ozel bir af yasasi sayesinde oldu bu. Yazida anlatilanlari, davayi, davada getirilen iddialari ve bu af yasasinin niye gecirildigini anlatabilirmisiniz?

    AHT:O yazi nedeniyle,mahkemelere hakaret ettigim ittiasiyla mahkemeye verildim.Ve mahkemeye hakaret ettigim gerekcesiyle 60 gun hapis cezasina carptirildim.Basin ve bircok kurulus,beklemedigim kadar tepki gosterdi.Benim bilgimin disinda,o siralarda baskani bulundugum ogretmenler sendikasinin genel sekreterin Bekir Hincal ile yurutme kurulu uyeleri,partilere ve milletvekillerine ziyaretlerde bulunmuslar ve af yasasi icin kulis yapmislar.Ben durumdan meclis toplanmadan bir gece once zamanin icisleri bakani Esber Serakinci’nin hapishaneye gelip,beni durumdan haberdar etmesiyle haberdar oldum.Benim gorusumu -af konusundaki -istedi.Kendisine,af yasasina karsi oldugumu soyledim.Ve,boyle birsey yapilmamasini rica ettim.Ertesi gece yasa cikmisti ve beni,herkesin uyudugu bir saatte diger mahkumlarin haberi olmadan tahliye ettiler.

    TD: Bu yukarda anlattiklariniz ile ilgili elinizde yazilar, belgeler var mi? Mesela orijinal yazi var mi bir yerlerde? Bunlari anlatan okunacak kitaplar, konusulacak kisiler kimler?

    AHT:Cirkef yataginin ortasinda gulistanlik olmaz baslikli yazi,ayni basikli kitabimda vardir.Mahkeme kararinin tutanagini almak bugune kadar aklima gelmedi,isine yarayacaksa sorabilirim.

    TD: Gazeteciler Cemiyetinin ortadan kaldirilmasini anlatabilirmisiniz? Neler oldu? Kimlerin direk mudahalesi vardi?

    AHT:Gazeteciler Cemiyeti yonetim kurulu,daha once planlanmadan,solcu gazetecilerin eline gecti.Cogunluk solcu olunca,bir sagcinin baskan secilmesi hususunda (Akay Cemal),yapilan telkinler reddedilmis ve baskanliga ben secilmistim.Bunun uzerine bazi gazeteciler,benim goruslerime katilmadiklarini soyleyerek ve halkin sesi gazetesine ilan vererek istifa ettiler.Arkasindan,basbakan Dervis Eroglu,resmi gazetede yayinlanma-mak uzere,aldigi bir hukumet karariyla,gazeteciler cemiyetinin yetkilerini,Gazeteciler Birligine devretti.En onemli yetkisi de,basin kartlarindaki soz hakkiydi.Boylece,cemiyet etkisiz hale getirildi ve bizden sonra da,bu cemiyette gorev alanlar dahil herkes,gazeteciler birligine uye olmak suretiyle cemiyeti kaptama yoluna gittiler.Bir sure once gazeteciler birligindeki gorus ayriligi nedeniyle gazeteciler cemiyeti yeniden hayata gecirildi .Durumun ne oldugunu su anda ilgi gostermedigim icin bilmem.

    TD: Secimlerde cumhurbaskanligina aday oldunuz -- yanilmiyorsam iki defa -- bu iki secimde size karsi baskilar, tehditler oldu mu? Ozellikle Turkiye'den ne tur dis mudahaleler yapildi?

    AHT:Birinci adayligim sirasinda,1985’te Turkiye’den bir hayli mektup ve telgraf aldim.Hakarete ve tehdit icerigi vardi bunlarda.Ayni zamanda o secimde,aleyhime bir suru dava getirildi.Ancak secimden sonra bu davalarin tumu savcilik tarafindan geri cekildi.Ikinci adayligim 2000 yilinda oldu ve herhangi bir sekilde tehdit almadim.

    TD: Avrupa Gazetesindeki yazilarinizla ilgili acilan davalari anlatabilirmisiniz? Yazida anlatilan neydi? Davalarda neler iddia edildi? Para cezasini toplamak icin girisimlerde bulunuldu mu?

    AHT:”Uc Hata ve Kurdun Kanunu” basligi altinda Avrupa’da yazilan yazi nedeniyle Denktas bey tarafindan dava edildim. Iddia,Denktas beye hakaret ettigim seklindeydi.Yazida anlatilan,zamanin guvenlik kuvvetleri kumandaninin(Kemal Yavuz) gorevden ayrilirken,uc hata yaptigini ve bunlarin: “Denktas’i yeniden sectirmek,denktasi yeniden sectirmek ve denktasi yeniden sectirmek oldugunu “soyledigini yazmis ,ek olarak da,Kemal Yavuz pasa’nin Denktas’in bizim hakkimizda raporlar yazdigini soyledigi yazilmistir.Ayni yazida,Kemal Coskun’un(bir zamanin bayraktari)Denktas beyin, kendisini, Ruma ihbar ettigini soyledigi,o nedenle de Denktas beyle aralarinda tartisma oldugu da belirtilmekteydi.Sonucta,25 milyar TL.tazminat odemem icin mahkemece karar verildi ancak,Sener Levent’in yazdigi uc Kenan Inatci’nin yazdigi bir,yazinin davalari da birlestirildigi icin,tazminat 125 milyar olarak tesbit edilmis,bir sure sonra da,altmis milyar faiz eklenmek suretiyle 185 milyar Tl e cikarilmistir.ayrica,Denktas beyin avukatinin ucreti de bize yuklenince,toplam 200 milyara cikti. Kisi olarak hepimiz,bu toplam miktardan sorumlu tutulduk .Yani ,kimde bulursa bu miktarin hepsini almak hakkina sahiptir yasal olarak.boyle olunca da kisi olarak mukellefiyetimiz,200 milyara dayandi.Haciz memurlari,birkac kez,geleceklerini soyledikleri halde bugune kadar gelmediler.Denktas bey birkac kez,televizyon ekranlarindan bu parayi istemedigini soylemekle beraber,vazgectigine dair herhangi bir resmis islem yaptirmamistir.Sikayetci taraf,bizim suclu olmamizi kanitlamak durumundan cikartilmis ve mahkeme bizim sucsuz oldugumuzu kanitlamamizi istedigi icin mahkemede sikayetci taraf, gazeteleri emare olarak sunmanin otesinde Denktas beyi tanik olarak cagirmakla yetinmistir.O nedenle taraflar arasinda mahkemede ciddi bir tartisma da cereyan etmemistir.

    TD: Butun bu olaylar yasanirken gerek devlete, orduya bagli, gerekse direk olarak bagli olmayan cevrelerden nasil tehditler aldiniz? Elinizde bunlari belgeleycek yazilar, notlar, tehdit mektuplari var mi?

    AHT:Yoktur,tehdit almadim.

    TD: Bu kadar degisik saldiriya, davaya, baskiya maruz kalan bir insan olarak kendinizi guvende hissediyormusunuz? Gerek kuzey Kibris'da, gerekse disarda sizi korumaya calisan insanlar, orgutler var mi? Yeni bir ihlal oldugunda enternasyonal topluma ulasabilecekmisiniz? Eger korunmuyorsaniz, ulasamiyorsaniz, sizce bu kuzey Kibrisdaki aktivistlerin, politikacilarin ve genel olarak muhaliflerin surekli karsilastiklari bir problem mi?

    AHT:Beni korumaya calisan insanlar ve orgutler yoktur.1950’den baslayarak,bu ulkede yasanan olaylar nedeniyle,bu tur duygularin,guven duygularinin yoksunu olduk anlasilan.Guvendeyik veya degilik dsuncesi o nedenle kafami cok ender mesgul eden bir olaydir.Ulasabilecegim enternasyonal bir topluluk oldugunu zannetmem.Her ne halisa,bunca yil,bunca olay yasanan bu ulkede enternasyonal toplumu hic gormedik.Ilgilenilmedi yani.Bu toplumda olup biten olaylar karsisinda enternasyonal dedigimiz toplum suskun kaldi,ne sesi cikti ne solugu ne de nefesi ulasti bize.Son elli yili askin donemi yasayan toplumumuzun insanlarinin normal ulke insanlari gibi dusunup davranabildiklerini soylemek mumkun degildir.Neredeyse,insanligimizi unuttuk.

    TD: Bilmedigim, unuttum olaylar var mi anlatmak isdediginiz? Verebileceginiz eski yazilar, belgeler, oneriler var mi? Anlattiklariniz, yasadiklarinizi belgeleriyle sunmak bizce cok onemli.

    AHT:Surekli olarak yasadiklarini yazan bir kimseyim.Ozel olarak ilgi duydugun baska birsey varsa,her zaman sorabilirsin,yanitlamaktan memnuniyet duyarim.Tekrar tesekkurler.

    İlerde bu yazılar serisine başka Kıbrıslı Türklerden bahsederek devam edeceğim.


    Turgut Durduran|Ana Sayfa