Hayvanlar Adası, 11 Temmuz 2003

Turgut Durduran

 

Sizda mı Birleşemeyenlerdensiniz?

"Büyük mitingler dönemi" (BMD) diye bir şeyi duymaya alışdım. Hoşuma da gitti. Bir seçim alemi geldi o dönemi kapadık "birleşme dönemi" (BD) açarmış gibi şu şekilde birleşmeli, öbür şekilde birleşmemeli diye bir tartışmaya başladık. Önde giderim, en güçlü benim diye havalara giren CTP erken erken ben sizinan birleşmem ama kapılarımı size da açarım diye bir şey açıkladı birleşme meraklılarına. Sonra oturdu bir da kurultay toplayıp "Birleşik Güçler" diye bir şey ilan etti. İlan ederken sağcısını solcusunu hepsini çağırıp çorba gibi bir şey yapacağını da açıkladı. Ansızın "Yeni Kıbrıs" lafına da sahip çıkdı. Malum Yeni Kıbrıs Partisinin sloganları çok dillere düştü bugünlerde "bu memleket bizim" değil mi yani? Öbür tarafdan önce gendileriynan birleşmeyenlernan gavga edip sonra "Barış ve Demokrasi Hareketi" diye bakın bir birleşdik, halkın sesini dinledik dedi TKP, KSP, BKP ve son zamanların popüler lafcığı "sivil toplum örgütleri". İşin garibi özellikle KSP ve BKP gerek politikalarına, gerek önceki polemiklerine bakınca şimdi BDH'nın ortaya koyduğu orta (moderate) politikalara nasıl ısınmış kalacaklar? CTP'nin ortaya attığı "Türkiye ile el ele AB üyeliği" ya da doğrusu Türkiyeyi gızdırmadan muhalefet işinde zaten uzmanlaşmış TKP'yida yanlarına alarak nasıl farklı olduklarını iddia edecekler? Ticaret odası da malum "liderliğine" oynardı halk kitlesinin bu BMD'de ağzını açıp tek liste gereklidir dedi. Bunlarında aslında "Annan planı ve AB" gibi ne tarafa çeksen çekilir bir politikanın ötesinde bir alternatifleri yok. Tüm zamanların mızıkçısı YBH'da biz vazgeçmeyik bu gadar yıldır söylediklerimizden, siz aniden güçlendiniz zannediniz diye seçimlerden medet mi umalım dedi ve saflar belirginleşdi. Daha da değişmeler olabilir önümüzdeki aylarda. Denktaş ve takımı, Erdoğan ve takımı zaten paçayı sıyırdmak için cambazlıklar planlamaya devam ediyorlar.

Ama sonuçda şu veya bu şekilde seçimlerin Bu Memleket Bizim platforumum, Geleceğimizi Kurtarma Operasyonunun sonu olduğu ya da onları kızağa çektiği doğru değil mi? Bir adım geriye çekilip bu "birleşme" denen çırpınışların neleri getirip neleri götürdüğüne bakmak gerekmez mi? Büyük laflar etmek golaydır ama bunları edeceğik diye eylemlere kilit vurursak ortada ciddi bir çarpıklık yok mu? Bu sorular beni çok rahatsız ederler. Aktivist kimliğimnan düşününce "zaten birleşdiydiniz, meydanlarda toplanmayı başararak, bir isim altında eylemler yaparak" demekde haksızmıyım? Hem birleşmeden bahsedip hem bu birlilkteliği parça parça edenlere "aherim eyi ettiniz" deyemem. Demeycem da zaten.

"Sivil Toplum Örgütü" (STÖ) diye bir alem dillere düştü bizim hem ayrıyık dediğimiz hemda göbekten bağlı olduğumuz "anavatanımızda". Yabancılarda , özellikle bizi seyreden Batı Avrupalılar da ciddiye aldılar. Zannedilerki bizim STÖ'ler harıl harıl isimlerindeki amaçlar için çalışan, partileri aşabilen, örgütlerdirler. Birazcık destek verdiler. Bizda havalara girdik. Goca goca listeler yayınlarık birleşmiş, birleşmemiş seçim planlarımızda. Ama esas meydanda toplanan halkın bu STÖ'lerden kat kat değerli olduğunu, insanın en önemli faktör olduğunu unutmakda zorlanmıyor(lar/uz). Tabii durum böyle olunca politik partilerin ne olduğunu da unudup "birleşiiiinn halk bunu isder" ya da "biz ayrı galacagık parti olarak ama herkes bizim altımızda birleşsin gene da" diye çağrılar yapmak da doğaldır. Eğer halk bu ikisinden birini yapmak isdersa zaten gendi yapacakdır. Ali veya Veli çağrı yapdı diye değil. Bir politik partinin ille da o zamanlarda rüzgar nerden esersa o yöne eğilip gılıktan gılığa girmesi gerekmez. Öyle yaparda doğrular diye ortaya sürdüğü değerlerden taviz verirsa mücadelesini gerçekde kaybetmiş demekdir. Politik parti olduğunu iddia edip herşeyini Kıbrıs sorununa ve daha doğrusu onun yüzeysel bir anlatımına -- "çözüm ve AB" -- dayandırmak garip birşeydir. Bir eksiklikdir. Böyle örgütlere birleşin ya da ayrılın diye çağırı yapmak da bu garipliği kabullenmekdir.

Sizda mı Birleşemeyenlerdensiniz?

Sizi bilmem ama ben birleşemeyenlerdenim. Türkiyenin suyuna gidelim da bize da yer verilsin deyenlernan da Stalinist rejim kuracağım deyenlernan da politik partiler, seçimler bazında birleşemem. Birleşmem. Sokakda eylem yapmak başkadır. Seçime girmek başkadır. Birincisinde asgari prensipler, amaçlar uğrunca anlaşmak, işbirliği yapmak yeterli olabilir ikincisinde Kıbrıs sorunundan, ekonomiye, kürtajdan, askerliğe her konuda bir devleti yönetmek için talip olmak, planlar üretmek gereklidir. Eğer halkı ikna edemezsam benim görüşlerim doğrultusunda şamarı yer otururum. Tabii demokrasi varsa. Seçimlerden medet umanlar demokrasinin varlığını da kabul etmek zorundadırlar. Arada kaldıkları için birşeyler uydursalarda benim gibi inatçı, muzur adamları ikna edemezler. Halkın bir bireyi olarak benim çağrım birleşin değildir. Sen beni temsil etmek zorundasın eğer sana oy verirsam, etmezsan seni tepetaklak ederim, çünkü güç bendedir. Bende olmalıdır. Benim tehdidim, uyarım budur.

Fokusumuzu kaybettik, mücadelemiz yavaşladı, birlikteliklerimizi da kaybettik. Ama akıllanmadık.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org