Turgut Durduran|Ana Sayfa


Hayvanlar Adası, 11 Eylul 2001
Turgut Durduran

Terrorizm Kapıyı Çalınca

“Kissingervari Hayvanlar III” diye yazmayı planlardım bu haftaki yazımı. Henry Kissingeriın ABD’de yargılanma olasılığını anlatacakdım. Suçu da Şili’de darbeye hazırlık yapmak için bir kaçırma ayarlamak ve sonuçda bir generalin katledilmesine yol açmak. Yani yabancı bir ülkede terrorist bir saldırı düzenlemek.

Sabah 9am civarlarında ev arkadaşlarımın bağırmalarıynan uyandım. E-mailime baktığımda “World Trade Center’i izleyin... İnanılmaz!” diye bir mesaj gördüm. O anda daha ne olduğu belli değildi. Televizyonda yanan dev binayı seyrederken ikinci bir uçak diğer binanın göbeğine çarptı. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. “Gosgoca” ABD’nin her köşesi ne yapacağını bilmeden reaksiyon gösdermeye başladı devlet ve insanlar.

“Okulu terkedin. Evinize gidin. Evi şehir içinde olanlar daha uzaklara gitsinler” bunları saldırıdan saatler sonra duydum. Terrorizm işde --- daha fazla ne olabilirdi?

Doğru dürüst bir yorum yapmam olanaksız. Haberler karmaşık, ben yorgunum, etrafda şok ve panik var.

Evet terrorizm ABD’nin kapısını çalmaknan galmadı, kapıyı gırıp içeri girdi ve evi yernan bir etti. Dünyanın her köşesinde binlerce insanı sinirlendirmeknan. Her olayda sağa sola füze sallamaknan. Sovyetlere karşı gerillalar beslemeknan. Nükleer füzelere karşı kalkan gurmagnan. Bunlara benzer diğer hareketlernan koruma olmadığını en acı şekilde gördü Amerikan halkı ve tüm dünya.

Binlerce masum insanı bu şekilde bir intahar saldırısında öldürebilecek bir örgüte karşı bomba sallamanın anlamı varmıydı? Olur mu hiç. Konu halkından sorumlu olan bir ülke değil! İlk andaki görünüşe göre tepki bombalama oldu. Kabül bombalanmış gibi görünüyor. Televizyon kanallarının karmaşık haberlerinden gerçekleri öğrenmek imkansız ne yazık ki.

Terröristler suçlu. Kesinlikle dünya çapında kara para aklamadan tutun silah ticaretine kadar bu tür örgütlerin finansmanını sağlayan mekanizmalarnan ve indoktrinasyonnan mücadele edilmeli. ABD’nin red ettiği uluslararası mahkemlerden, uluslararası ırkçılık vs vs ye karşı mücadele gereki. Bu tür bir düzenlemeyi yapan bir terörist örgüt inanılmaz derece güçlüdür, enformasyon, eğitim kapasitesi, bütçesi çok büyükdür. Böyle bir örgütün beli gidip kamplarnı bulup bombalamaynan değil gerek ideolojik, gerek parasal , gerek halk desteğini yok etmeknan olur. Bunu da ancak o insanların ekonomik ve sosyal durumlarını geliştirerek yapabilirsiniz. Ne yazın ki şu ana kadar bu tür şeyleri önermek yerine ABD bürökratları, medya kahramanlık türküleri okumagdalar. Biz güçlüyüz, bizim ordumuz dünyanın en güçlü ordusu hikayeleri okumagdalar. Belki da Afganistanı belki da başka ülkeleri tekrar taş devrine bombalamayı düşünmekteler.

Bunun yanında ABD’nin en altından en üstüne gadar bürokrasisinin yenilenmesi gerekli. Böyle bir şeye izin vermelerinden dutun sonrasındaki kurtarma, koruma operasyonları nükleer savaşa hazırım deyen bir ülkenin yüz karasıdır. ABD’de bir öğrenci olarak hükümetlerine kızgınım bu yüzden. ABD vatandaşı olsam bunun hesabını sorardım hükümetimden.

Medya her zamanki gibi – son seçimlerin saçmalıklarından ders almamış, Oklohoma bombası sonrasında yaşananları unutmuş gibi – işleri düzene sokacağına dramatik görüntülernan, yalan yanlış haberlernan, havaya ateş açıp kutlama yapan Filistinlileri gösdermeynan insanlardaki acıyı, siniri körüklemekde. Her köşeden kan bağışı yapılmalı ilanı gelirken “nerde kan verebilirim?” sorusuna cevap vermek için yarım saatimi harcamak zorunda galdım (aldığım cevap Avrupa da yaşamıssam son 10 senede kan vermemem gerekliymiş oldu). BBC’nin haberleri en mantıklı haberleri verdi gün boyunca.

Bu arada bir not. Galiba nükleer savaş durumunda gullanılmag üzere alınan önlemlerden en düzgün çalışanı internet oldu. Cep telefonları, normal telefonlar çalışmazken World Trade Center’de sıkışıp galanlardan e-mailler geldi.

Üzgünüm.. Televizyon bayrakların yarıya inmesinden. Philadelphia’nın hedef olmadığından bahsediyorlar. Kiliseler dua okuyacaklarmış. Bu mu önemli şimdi?

Evet terrorizm dünyanın başkentini vurdu. Birisi bir newsgroup’a “bu adamlar terrorizmin kitabını yeniden yazdılar” dedi. Gerçekden doğru. Herhalde bütün ABD’yi donduracak, terrorize edecek , orayı bırakın Avrupada ve dünyada bir sürü yerde binbir önlem alınmasına neden olacak terrorist saldırı düşünülemezdi bile. Bugün gördüğüm sahneleri filimlerde bile görmedim. Ayni anda Manhattanın göbeğinde iki gökdelene, Pentagon’a ve Pennsylvania’nın ortasında bir köye uçaklarnan saldırı yapmak senaristlerin bile aklına gelmedi. Zavallı Manhattan’a uzaylılar, King Konglar, Godzillalar saldırdı ama bu daha olmadıydı. Ama bu gerçcek.

Başka bir not. Denktaş New York’a gelmemeknan “paçayı gurtardı” ama Klerides gurtaramadı. Kanadaya gönderilen bir uçuşdaymış. Herhalde Kıbrıs’ın sırası golayına gelmez artık. Gelmeli ama! Bu bize da dersdir. Türk ordusunun güvenliğinde yaşadığımıza inanmaynan gendimizi gandırırık. Gan dökmeyi gerçekden isdeyen birine engel olmak çok zordur. İnsanları dehümanize etmek olası oldukça kimse güvende değildir. Adamızda düşmanlık yerine dostluk beslemeliyiz ki böyle şeyleri yapmayı düşünenler marjinalize olsunlar. Yapamasınlar.

Sadece buda değil. Yurdumuzu kara para aklama cennetine çevirmekden de vazgeçmemiz gerek. Bakın Janes Defense Weekly ne diyor Kıbrıs hakkında Bin Laden ve takımının Avrupadaki gruplarına geçtiğimiz haftalarda yapılan müdaheleleri anlatırken:
Cyprus

Meanwhile, last Sunday Cypriot authorities in Nicosia announced they were examining the matter of bank accounts said to have been opened by Bin Ladin for the purpose of financing terrorist operations. Attorney General Alekos Markides has instructed the specialist anti money- laundering unit to initiate investigations.

It is noteworthy that a former member of the Bin Ladin network, Sudanese national Jamal Ahmad al-Fadl, had declared during his trial in New York on 6 February that the network had opened bank accounts in Cyprus, which they considered a safe base for the purpose of buying and shipping weapons. Markides opined that the Sudanese 'penitent' may have been alluding to the network as having deposited money in the northern (Turkish occupied) sector of the island, which since 1974 has been divided into two parts. The announcement to initiate the investigation comes as a result of pressure from Washington, according to a report by the Greek Cypriot paper 'Aletheia'.
(URL: http://www.janes.com/security/international_security/news/jiaa/jiaa010411_1_n.shtml )

Bütün bunlar olurken gendi evimda aklıma geldi. Terrörizm iki kez bizim kapıyı da çalmışdı. Gırık camlar arasında buldum evimi. Bir defasında arabamız yolun ortasına sıçramışdı. Kutlu Adalının ailesinde değilim. Öyle olsam kan kokusunu da hissetmiş olacakdım çok yakınımda. Bu devlet terrörüydü. Bugün burda olanların yanında çok güçük galmasına rağmen gözlerimin önüne geldi o geceler.

Doğal felaketlerden sık sık bahsedildi haberlerde. Bence doğru değil bu. 2. Dünya savaşında Londra’da, Dresden’de, Tokyo’da, Hiroşima da yaşananlara daha çok benzer bugün olanlar. Pearl Harbor’daki gibi süpriz oldu. Diğer örneklerdeki gibi binlerce insanı vurdu, bir şehri darmadağın etti.

Uyanın. Güçlü gibi görünseniz da düşmanlarınız oldukça. İnsanları sinirlendirdikçe, onlara acı çekdirdikçe hiç bir zaman rahat olmaycaksınız! İnsanların ve devletlerin çıkarları kapitalizmin para çarklarında değil tüm (evet TÜM!) insanlığın refahında, insan haklarına uymakda, demokraside yatar. Manyaklar, aşırı uçlara kaçan insanlar her zaman olacak ama çıkarları gözetilen halklar onların peşinde goşmaycaklar. Evlerinden, yurtlarından edilmiş olmasaydı Filistinliler bugün kutlamalar yapmaycaklardı.

Ölenlerin ailelerine, dostlarına ve bütün dünyaya başsağlığı dilerim. Acı çekenlere geçmiş olsun dilerim. Bütün bunlar masum insanların başına geldi. Üzgünüm.

Ve sözümü Howard Zinn’in Libyanın bombalanması üzerine yazdıklarıynan bitireyim. Kahramanlar hala daha ayni, taktikler da benzer. Umarım ders alan olur bunlardan.


Terrorism Over Tripoli
by Howard Zinn, 1993 from the Zinn Reader, Seven Stories Press
Indeed, I tremble for my country when I reflect that God is just." Thomas Jefferson wrote that in Notes from Virginia.

Those words came to mind as I listened to the announcement from our government that it had bombed the city of Tripoli.

We live in a world in which we are asked to make a moral choice between one kind of terrorism and another. The government, the press, the politicians, are trying to convince us that Ronald Reagan's terrorism is morally superior to Muammar Khadafi's terrorism.

Of course, we don't call our actions that, but if terrorism is the deliberate killing of innocent people to make a political point, then our bombing a crowded city in Libya fits the definition as well as the bombing-by whoever did it-of a crowded discotheque in Berlin.

Perhaps the word deliberate shows the difference: when you plant a bomb in a discotheque, the death of bystanders is deliberate; when you drop bombs on a city, it is accidental. We can ease our conscience that way, but only by Iying to ourselves. Because, when you bomb a city from the air, you know, absolutely know, that innocent people will die.

That's why Defense Secretary Weinberger, reaching for morality (his reach will never be long enough, given where he stands) talked of the air raid being organized in such a way as to "minimize" civilian casualties. That meant there would inevitably be civilian casualties, and Weinberger, Schultz and Reagan were willing to have that happen, to make their point, as the discotheque terrorists were willing to have that happen, to make theirs.

In this case, the word "minimize" meant only about a hundred dead (the estimate of foreign diplomats in Tripoli), including infants and children, an eighteen-year old college girl home for a visit, an unknown number of elderly people. None of these were terrorists, just as none of the people in the discotheque were responsible for whatever grievances are felt by Libyans or Palestinians.

Even if we assume that Khadafi was behind the discotheque bombing (and there is no evidence for this), and Reagan behind the Tripoli bombing (the evidence for this is absolute), then both are terrorists, but Reagan is capable of killing far more people than Khadafi. And he has.

Reagan, and Weinberger, and Secretary of State Schultz, and their admirers in the press and in Congress are congratulating themselves that the world's most heavily-armed nation can bomb with impunity (only two U.S. fliers dead, a small price to pay for psychic satisfaction) a fourth rate nation like Libya.

Modern technology has outdistanced the Bible. "An eye for an eye" has become a hundred eyes for an eye, a hundred babies for a baby. The tough-guy columnists and anonymous editorial writers (there were a few courageous exceptions) who defended this, tried to wrap their moral nakedness in the American flag. But it dishonors the flag to wave it proudly over the killing of a college student, or a child sleeping in a crib.

There is no flag large enough to cover the shame of killing innocent people for a purpose which is unattainable. If the purpose is to stop terrorism, even the supporters of the bombing say it won't work; if the purpose is to gain respect for the United States, the result is the opposite: all over the world there is anger and indignation at Reagan's mindless, pointless, soulless violence. We have had presidents just as violent. We have rarely had one so full of hypocritical pieties about "the right to life."

In this endless exchange of terrorist acts, each side claims it is "retaliating." We bombed Tripoli to retaliate for the discotheque. The discotheque may have been bombed to retaliate for our killing 35 Libyan seamen who were on a patrol boat in the Gulf of Sidra-in international waters, just as we were.

We were in the Gulf of Sidra supposedly to show Libya it must not engage in terrorism. And Libya says-indeed it is telling the truth in this instance-that the United States is an old hand at terrorism, having subsidized terrorist governments in Chile, Guatemala, and El Salvador, and right now subsidizing the terrorism of the contras against farmers, their wives and children, in Nicaragua.

Does a Western democracy have a better right to kill innocent people than a Middle Eastern dictatorship? Even if we were a perfect democracy that would not give us such a license. But the most cherished element of our democracy-the pluralism of dissenting voices, the marketplace of contending ideas-seems to disappear at a time like this, when the bombs fall, the flag waves, and everyone scurries, as Ted Kennedy did, to fall meekly behind "our commander-in-chief." We waited for moral leadership. But Gary Hart, John Kerry, Michael Dukakis and Tip O'Neill all muttered their support. No wonder the Democratic Party is in such pathetic shape.

Where in national politics are the emulators of those two courageous voices at the time of the Gulf of Tonkin incident in Vietnam- Wayne Morse and Ernest Gruening-who alone in the Senate refused to go along with "our commander-in-chief" in that first big military strike that launched the ten-year shame of Vietnam?

And where was our vaunted "free press"? After the bombing, a beaming Schultz held a press conference for a group of obsequious reporters in Washington who buttered him up, who licked at his flanks, who didn't ask a single question about the morality of our action, about the civilians killed by our bombs in Tripoli. Where are the likes of I.F Stone, who did in his little newsletter for so many years what no big American daily would do-raise hard questions? Why did Anthony Lewis and Tom Wicker, who sometimes raise such questions-melt away?

Terrorism now has two names, world-wide. One is Khadafi. One is Reagan. In fact, that is a gross simplification. If Khadafi were gone, if Reagan were gone, terrorism would continue-it is a very old weapon of fanatics, whether they operate from secret underground headquarters, or from ornate offices in the capitols of the superpowers.

Too bad Khadafi's infant daughter died, one columnist wrote. Too bad, he said, but that's the game of war. Well, if that's the game, then let's get the hell out of it, because it is poisoning us morally, and not solving any problem. It is only continuing and escalating the endless cycle of retaliation which will one day, if we don't kick our habits, kill us all.

Let us hope that, even if this generation, its politicians, its reporters, its flag-wavers and fanatics, cannot change its ways, the children of the next generation will know better, having observed our stupidity. Perhaps they will understand that the violence running wild in the world cannot be stopped by more violence, that someone must say: we refuse to retaliate, the cycle of terrorism stops here.


Turgut Durduran|Ana Sayfa