Turgut Durduran|Ana Sayfa


Hayvanlar Adası, 19 Eylul 2001
Turgut Durduran

Şok, Acı, Sinir, Nefret Ya Daha Sonra?

Bir hafta önce yer yerinden oynadı. Binlerce insan can verdi. Amerikan devleti, halkı ve dünya üzüldü. Dünya medyasının, ekonomisinin devi olduğu için reaksiyonlar ve etkiler da büyük oldu. Bu arada bir sürü şey oldu, bunları sıralamam şimdi zor. Bazı noktalara değinmeye çalışacağım.

Bu defa olayların ortasında izleme şansına sahip oldum. Bilmem buna şans denirsa tabii. Her zaman Kıbrıs'da olan olaylara burdan bakıp yorumlar yaparken bu defa Kıbrıs'dan gelen yorumları burdan görmüş oldum. Şaşdım ve üzüldüm da bir kısmına. Klasik medyamız her zamanki nutuklarını attı, ordan burdan aldığı fotoğraflarnan haber yerine şhow yapdı. Alternatif medya diye geçinen ve insancıllıgdan bahseden Avrupa gazetesi da bunu akılları sıra "anti-emperyalizm" yapmak için fırsat buldular. Amerika ektiğini biçdi deyenlerden Amerikan halkı emperyalizmin meyvalarını yeyip refah içinde yaşar onun için onlara olanlar bizi ilgilendirmez deyenler gadar değişik yorumlar yapıldı. Bunlara en güzel cevabı Birikim yazısında çok güzel özetledi; "Solun özünde “insan” vardır ve hiçbir ideoloji bir çocuğun gözyaşlarından daha değerli değildir!" Sonra Sevgül gendi yazısında olayların insani yüzünü sordu. Haberlerde insanlar yok dedi.

Neysa benda şimdi bir güçük katkıda bulunayım buna;

Bir kere Amerikan halkı Amerikan devletinin elindeki olanaklara, zenginliklere bakıldığında hiç da refah içinde yaşamaz. Bu yanlış bir anlayışdır. Amerikan halkı kapitalizmin köklerinde yatan artı-değerlerin, gelir dağılımındaki aksaklıkların en acı şekilde göründüğü bir halkdır. Ayni sokakda dolar milyonerleri ile evsizler kahve içerler. Evimin bir blok ötesindeki süpermarket'den U Penn'in zengin öğrencileriynan devletin verdiği yemek kuponlarıynan yemek yeyebilen insanlar beraber alışveriş yaparlar. Bu refah değildir. Bu emperyalizmin ekmeğini yemek değildir. Bunu merak edenler Howard Zinn'in "A People's History of the United States" 'inden alıntılar bulabilirler internetde. Ayni Amerikan halkı yavaş yavaş uyanmaya da başlayıyor. Buna tekrar değineceğim.

İnsan yüzü... Evet özellikle ilk gün televizyonlar defalarca yıkılan binaları gösderdi. Ama sonra "insani yüz" ortaya çıkdı. Bu yüz yanan mumlarda, el ele tutan insanlarda, psikolojik yardımda, kayıplarını arayan insanlardaydı. Bizim alıştığımız ganlı ganlı cesetler, kafalarını duvarlara vura vura ağlayan anneler yokdu. Bu yüz sonra itfayecilerin, gan verenlerin yüzlerine dönüşdü arasıra. Şimdi da bayrak dutanlara dönüşdü. Amerikan değerlerine inanan inanmayan herkesin bayrak asması gerekirmiş. Kiliseler, camiler, sinagoglar televizyona geldiler. Ama bu yüz de büyük bir eksiklik da var. World Trade Center'in lokantacıları, kapıcıları, sekreterleri bu yüzler arasında çıkmadılar. Orta halli Amerikan ailesi yerine gat gıravat geyinmiş patronları gördük ağlarken. Ya da çocukları için ağlayan aileleri. Bu yüzün içine Amerikanın her tarafında saldırıya uğrayan Araplar, Hintliler ve başka aklınıza gelebilecek her Ortadoğulu veya ona çok az olsun benzeyenler ancak yeni yeni girmeye başladılar. Bush televizyonlarda "crusade" ilan ederken onlara karşı davranışlar değişir mi bilemeyceğim. Bu yüzlerin arasında kutlamalar yapan Filistinliler da vardı Bir türlü görüntüler gerçek ni yalan mı anlayamadım. İçimdeki ses bana "evet kutlama yapan Filistinliler oldu" der ama. Bu Filistinlilerin görüntüleri yalanmış en azından bazı kanallarda eski görüntüler "dedikoduları" anlatmak için kullanımışlar. Bu yaygın görüş. Ama gene da --- kapısına "Sayın müşterilerim, biz Ortadoğulu değiliz. Biz Hintliyiz ve sizin gibi gurur duyan Amerikanız" diye yazı asıp bayraklarnan donatsa bile --- saldırıların önüne geçmiyor. Görünüşe göre saldırıya uğraycak olan Afganistandaki sade insanın yüzü da yok burda. Bilgisayarından Bin Laden resmi olanlar sağda solda eşgermeye başladılar. Afganistandakiler şu anda insan değiller.

Başka neler var? Savaş tamtamları tüm güçleriynan çalınmakda. Savaşın tanımını, tarihini hiçe sayarak "savaş" ilan edildi. Amerikan halkıynan beraber tüm dünyanın da "ya Amerikan hükümetinin yanında ol --- ya da karşısında ol" seçeneğini yapması beklendi. Evet terröristlerden nefret ederlermiş. Onları koruyan ülkelerden da nefret ederlermiş. İkinci dünya savaşında Almanyayı ve Japonyayı "tümden yıkım" ancak dize getirmiş gerekirse burda da onu yapacaklarmış.

Evet ... Şok, Acı, Sinir ve Nefret... Önce ard arda sonra hep beraber ortalıkda gezen duygular.

Ya daha sonra?

Savaş... Terrörizmi tertemiz edecekmiş. Pakistanın diktatörüynan işbirliği yapmak veya Afganistandaki Taliban dışındaki gruplarnan ortaklaşa çalışmak aniden "caiz" oldular. Tek seçenek savaşmış. Özgürlüklerine aşırı düşgün Amerikanlar bunu o kadar olağandışı gördülerki özgürlüklerinden ödün vermeye bile razı oldular. "Attack on America" diye başlayan hikaye "America United", "America Raising", "America at War" diye devam ediyor. Evet "birleşmiş" Amerika. Tabii normal hayatına da dönecekmiş bu "birleşmiş" Amerika. Stok marketlerine bakıp da "yahu bu adamlar ne diye hisselerini satıyorlar? ne diye şirketler batmaya başladılar" diye düşününceye dek "hmm öyle mi acıba?" deyebilirdim. Sonra uçak şirketleri onbinlerce insanı işden çıkarmaya başladılar. vs vs.. Evet yaşasın kapitalizm!

Bu savaş kazanılabilir mi, kime garşıdır, hangi metodlar gullanılır vs türündeki sorular gizli kaldılar tabii. Medya içinsorgulama yanlış "milli birlik" gerekliymiş çünkü

Barış?.... Hakkında bu gadar laf ettiğimiz Amerikanın savaş karşıtı en güçlü hareketleri çıkartan, Seatlle'ları yaratan yer olduğunu da unudmaylım. Umut var. Okullarda, kiliselerde, sokaklarda uyanıp barış için gösderi yapanlar var. Organize olmaya çalışıyorlar. En büyük zorluklarından birisi da "savaşmaycaksak ne yapacağız? Bu gözü dönmüş insanları gucaklamaknan, sevmeknan gendimizi nasıl koruyacagıg?" sorusuna cevap vermek. Bu uyanan zümrenin fark ettiği bir başka şeyda yukarda görünmez dediğim yüzlerden Ortadoğuluların da insan olduğu ve onların korunması gerektiği. Evet sokaklar yavaş yavaş "Araplarla dayanışma" gösderileriyle, gonuşmacılarnan, dükkanları yağmalananlara yardım edenlernan dolmaya başladı.

Savaş karşıtı hareket yavaş yavaş gendini toparlamaya başlayıyor. 29 Eylül'de İMF karşıtı gösderiler için yapılan hazırlıklar akıllara geldi. 29 Eylül Amerika çapında barış gösderileri günü oluyor. Washington DC'ye İMF gösderisi için gidmeye hazırlananlar kaynaklarını barış için gullanmaya garar verdiler. Göreceğiz. Vietnam karşıtı gösderilerde Washintonu dolduran Amerikanlar gene bunu yapabilecekler mi? Okullar arasında ortak örgütlenmeler da başladı. Sol gruplarda gendilerine geliyorlar politikalarını uygulamaya başlayıyorlar.

Evet bu anda ciddi bir savaş olasılığı varken savaş karşıtı hareketin gendine gelmesi çok önemli. Savaşlar başga yerlerdeyken ya da yokken savaşa garşı olmag golay. Ama şimdi muhaliflerin üzerlerinde baskı varken, tehlikeler varken bunu yapmak daha önemli. Bu hareketin ant-globalizasyon hareketindeki gibi enternasyonal olması da gerek. Amerikanın askeri harekatlarına yeşil ışık yakan devletlere halklarının sınırlama uygulaması, "hayır biz savaşmak isdemiyoruz" demesi , direnmesi gerekli. Yani bir Kıbrıslılar olarak Kıbrısdaki liderliklere, Türkiyeye, Yunanistana "HAYIR" demeyi bilmeliyiz. Sıra bize da gelebilir.

Savaş karşıtı hareketin deneyimli yazarları da ortada. Chomskyler, Zinnler, Edward Saidler yazmaya devam ediyorlar. Onların Amerikan medyası, Amerikan tarihi, Amerikan ideolojisi hakkında söylediklerinin her gün test edildiğini görüyorum. Gene Sharp'ın şiddet gullanmadan ülkelerin koruması hakkındaki yazılarını okuyorum ve bu günkü duruma nasıl uygulanabileceğini görüyorum.

Şimdilik bu gadar. Amerikadan bakılınca olanlardan bir kısmı böyle göründü. Vazgeçilmez haklar, özgürlükler, antimilitarizm vs vs. Bunlar ışığında bakında yaşanan kanlı olayların çözümü kansız olmalıdır diyorum. Etrafda sıkça gezen bir söz; "Göze göz, dişe diş deyerek davranmak sonuşda iki kör yaratır, belkida hepimiz kör oluruz!"


Turgut Durduran|Ana Sayfa