Turgut Durduran|Ana Sayfa


Hayvanlar Adası, 2 Eylul 2001
Turgut Durduran

Geçdiğimiz Hafda Kıbrıslının Hayatı

İlk önce yeğenim ve hamamböcüleri.org yazarı Hasan Öreğe ve ailesine (ailemize) başsağlığı dilemek isderim. Geçen hafda trafikden bahseden bir yazı yazdıkdan sonra geçirdiği kazanın haberini aldım. Ne yazık ki trafik affetmiyor. Ailemizden kaybeddiklerimizin yakınlarının gendilerine iyi bakmasını, anılarını yaşadıp hayatlarını olabildiğince normal sürdürmelerini isdediklerinden eminim. Bunu daima aklımızda dutmalıyız.

Geçdiğimiz hafdalarda ayrıca gazetecilik ahlağı diye bir şeyden haberi olmadığını zaten bildiğimiz gazetelerimizden birinde hamamböcüleri.org ve yazarımız Sevgül Uludağ manşetleri kapladı. Akılları sıra Sevgülü deşifre ediyorlarmış Türklüğün “savunucuları”. Deşifre ettikleri da “ganı bozuk” olduğu ve çeşitli ülkelere yolculuklar yaptığı. İyi güzel “deşifre” etsinler --- nasıl deşifre etmekse bu! Sevgül yazılarında sürekli gittiği yerlerden bahsetmez mi? --- ama ahlaksızlık yapınca o savundukları Türklüğü ayaklar altına alıp çıtır çıtır ezmekden çekinmediklerini çok iyi gösdermiş olurlar. Ahlaksızlıkdan başka birda aslan örgütlerimiz konu haggında yeterinde tepki gösdermezlermiş diye şikayet ettiler. Ama buna “hedef gösderme” deyince olmadı. Gösdermemiş olsunlar isderlersa keyifleri bilir. Zaten bizim aslan örgütlerimiz ellerine gılınçlarını almış Türklük dünyasını korumaya sefere çıkmışken başkalarının hedef gösdermesine mi ihtiyaçları var? Ben UHHci olsam çok alınırdım. (Not: http://kibrisli.hamamboculeri.org adresinde yazilari okuyabilirsiniz )

Güçük adamızda hedefler geziyorlar zaten. Tema Irkad aylar once tehditler aldığını söyleyen yazılar yazmışdı. Geçdiğimiz hafda arabası yanarken uyandı (28 Ağustos, 2001). Üç gün sonra (31 Ağustos 2001) Yenidüzen gazetesinde “Analizlerim” diye eski bir polis olarak gördüklerini, bildiklerini yazdı. Diğer bombalama, kurşunlama olayları gibi ortada ciddi bir araştırmanın bulamaycağı hiçbir şey yok. En büyük sorun bu hareketin arkasındakilerin ne kadar “korumalı” oldukları. Kıbrıslı gazetesinde her gün “biz kimseyi hedef gösdermeyik” diye lafazanlık yapan yazarlara gerek yok yani. Tabii bu arada Tema’nın ailesinden Ulus Irkad’ın da o gazetede “meşhur” edilenlerden biri olduğuna dikkat etmeliyiz herhalde.

Bir da barışnan ilgili miting oldu. 1 Eylül yerine görüşmelernan bağdaşılsın diye önceden barış için meydanlara gitti insanlar. Sonra sağda ve solda az insan geldi, çok insan gitti tartışması başladı. Esas konu neydi? O mitingde söylenenler, oraya gidenlerin, onu organize edenlerin üzerinde anlaşdığı noktalardı. Bunu unutmamak lazım. Bakalım ne demişler. İşde kabul ettikleri metin:

Sayın Kofi Annan, BM. Genel Sekreteri, New  York,ABD
 
1 Eylül 2001
 
Biz   aşağıda   imza   sahibi   41   sivil   toplum   örgütü   ve   siyasi   parti
(Bu Memleket Bizim Platformu), 1 Eylül Dünya Barış gününde, yurdumuz Kıbrıs adasını yeniden bütünleştirecek erken, adil ve yaşayabilir bir çözüm çağrımızı yineleriz.
 Buna göre :
-         Toplumlararası görüşmelerin BM gözetiminde derhal başlatılmasını;
-         Kıbrıs’ta ilgili BM kararları ve 1977-1979 Doruk Anlaşmaları çerçevesinde, iki bölgeli, iki toplumlu, siyasal eşitliğe dayalı Federal bir Cumhuriyet kurulması için çaba harcanmasını;
-         Güven Yaratıcı Önlemlerin hayata geçirilmesi için çaba harcanmasını;
-         Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan nüfusun büyük bir çoğunluğunun iki bölgeli, iki toplumlu Federal bir çözümden yana olduğu ve çözümle birlikte AB’ye girmek istediği dikkate alınarak, görüşmelerin bu zeminde sürdürülmesini;
-         Bunun için de BM Genel Sekreteri olarak, görüşmelerin yeniden başlatılması için iki taraf arasında geliştirmeye çalıştığınız yeni inisiyatife tam destek verdiğimizi;
-         Denktaş’ın güttüğü bölücü ve ayrılıkçı politikaları örgütler olarak onaylamadığımızı vurguluyoruz.
-         Bu önemli dünya barış gününde sizi, Sayın Genel Sekreter, uluslararası toplum adına harekete geçerek Kıbrıs Türk toplumunun yok edilme sürecini üst düzey anlaşmaları ve ilgili BM kararlarına dayalı hakça ve yaşayabilir bir çözümle durdurmaya çağırıyoruz.
-         Bugünkü statükoyu reddeden örgütler olarak, Kıbrıs’ı uygar dünyanın bir parçası kılacak çözüm için savaşım kararlılığımızı yeniden belirtiyoruz.
-         İki toplum liderinin, dar milliyetçi ve uzlaşmaz siyasetlerden vazgeçmelerini, kalıcı bir çözüm için gerekeni yapmalarını, 1977-1979 Doruk Anlaşmaları temelinde bir çözüme ulaşmak için olumlu çaba harcamalarını talep ediyoruz.
 
 BU MEMLEKET  BİZİM PLATFORMU

Tartışacaksak bunları tartışmamız lazım. Katılanlar az mı çok mu konusu da önemlidir ama bu memleket de onbinlerin katıldığı mitingler da gördük, sayılarnan bu işin olmaycağını. Demokrasinin olmadığı, yabancı bir ülkenin kontrol ettiği bir devletin vatandaşlarının sokaklara dökülmesine gulak asmadığını bilmezmiyig? Onun için bu söylenenler üzerinde anlaşabilir mi bu platform ve bunları tek tek ele alıp üzerlerine gidebilir mi? Bu soruyu sormamız lazım gendimize.

Bir kaç hafda önce da solda birlik laflarıynan ilgili bir yorumda bulunduydum. Hamamböclerinde Birikim Özgür da yazdı bu konuda. Ben yazımı yazarken bu gadar “ciddi” olarak bu konunun üstüne gidilmeye hazırlanıldığını fark etmediydim. Hafda içineki haberlerden “solda birlik” konusu için TKP, CTP ve YBH’nın bir araya geldiğini ve bir birlerini yemeye hazır olduklarını gördüm. Sevindiğim bir konu var ama o da “güç birliği” lafının ortada geziyor olması. Tamam işde yukardaki metni gabul etti mi platform? Eddiysa ordakiler üzerinde güç birliği yapılsın. Mesela ....

Dün güzel bir projenin da hayata geçdiğini gördüm. Amaçları, “Birbirimizin acısını kabullenmek. Birlikteliğimizi eski dostları ve köylüleri bir araya getirerek kutlamak” diye açıklandı. İlk etap da Kıbrıslılar dostlarını görmek isdediklerini söyleycekler ve onları görmek için hazırladıkları yazılar sembolik olarak açıklanacak ve en sonunda dostlarıyla buluşmaları sağlanmaya çalışılacak. Proje hakkında ayrıntılı bilgiyi http://www.peace-cyprus.org/septemberproject/ adresinde görebilirsiniz. Devletler, aslan örgütlerimiz filan ne düşünürlersa düşünsünler Kıbrıslılar insandırlar ve insanlıklarını böyle davranışlarnan gösderirler. İnsanları insanlıkdan çıkarmaya çalışanlar utansınlar. Birbirimizi görmemize, birbirimize konuşmamıza engel olanlara her birlikde sembolik da olsa böyle karşı çıkarak, duvarları delerek garşı çıkalım.

Evet Kıbrıs’da hayat devam ediyor. Kıbrıslının hayatının mücadelesinin güçük bir hikayesi gibi bu olaylar. “Bu memleket bizim” lafına tam sahip çıkıp bütün bunlara da benim deyceğim.


Turgut Durduran|Ana Sayfa