Hayvanlar Adası, 3 Ekim 2001
Turgut Durduran
“Kıbrıs Barış Günü”
Geçtiğimiz hafta sonu 30 Eylül “Kıbrıs Barış Günü” ilan edildi. Yüzlerce belki de binlerce Kıbrıslı eski dostlarıynan buluştu, gençler arkadaşlarını gördü, insanlar birbirleriyle görüşdüler, konuşdular, eğlendiler. Orda olmasam da neler olduğunu fotoğraflardan, e-maillerden yaşamış oldum. Bu festival de 30 Eylül “Kıbrıs Barış Günü” ilan edildi. Bütün bunlar “Birbirimizin Acısını Paylaşmak” ve “Arkadaşımı Görmek İstiyorum” projelerinin parçalarıydılar.
Bir hafta önce da bir panel yapıldı ve iki toplum arasındaki çatışmalarda ölen Kıbrıslıların tarihi konuşuldu ve bir saygı duruşu yapıldı. Burda ana fikir Türkler Rumları, Rumlar Türkleri öldürdü. Evet bir birimizi öldürdük, birbirimizden nefret ettik, birbirimize acı çekdirdik.Bunlar gurur duyulacak şeyler değiller ancak kabul etmemiz gereken şeyler. İlerde tekrar yaşanmaması için neler olduğunu bilmek, onları kabul etmek gerek. Yaraları açık insanlar kalmaması gerek. Suçluların bulunması, cezalandırılması da önemli ama mutlaka olması gerekir diye bir şey yok.
Ayrıca binlerce sembolik olarak hazırlanmış yazı, resim toplandı. Bunlarda Kıbrıslılar “Arkadaşımı Görmek İstiyorum” dediler. Yani sınırları, duvarları, kesik telefon hatlarını vs kırıp geçmek isdedi Kıbrıslılar. En azından arkadaşlarını görebilmek için.
Evet bütün bunlar gelecekde sınırların olmadığı, adanın toplumlarının beraber yaşadığı bir Kıbrıs'ı yaratmak için yapılan çabaların parçaları.Bunun gizlisi saklısı yok. Memleketi gurtaracak UHHcilerin, halkını “temsil” eden cumhurbaşkanı Denktaş'ın hiddetini da çekdiklerine göre doğru birşeyler yapıyor olmalılar. Organizasyona ve aktiviteye saldırmak yetmedi tek tek kişileri da ele alıp klasik terör havası estirildi.Estirildi ama gene da Kıbrıslılar buluşdular. Halkına senin çocukların “seks eğitimi” alırlar, gızlarımızı “Rumun gucağına atarık” gibi hakaretler yağdıran bir Cumhurbaşkanının ve onun yarı-yasal örgütlerinin hiddeti bu. Çekemedikleri da Kıbrıs BARIŞ günü...... kilit kelime BARIŞ burda.
Hakaret dedim diye yanlış anlamayın. “Rumnan” arkadaş olduysa, beraber olduysa bir kız veya bir oğlan bunda yanlış bir şey yok. Evet beraber yaşaycaksak bu insanlarnan insanca yaşamanın parçası olan herşeyi yapacağız. Akılları sıra hakaret ediyorlar bunları söylemeknan. Gendi insanlarına hakaret eden “seçilmişler”, gendi insanları terrörize eden “seçilmişler” bunlar. Gendilerine halklarını kontrol etmeyi ve onların barış isdemelerini çekemeyenlerin “sorumluluğu” bu görünüşe göre.
Ne yazık ki “sorumluluklarını” uygulama şansları da var. Burda bahsettiğim savrulan tehditler ve sonrasında atılan bombalar. 30 Eylül'ü “Kıbrıs Barış Günü” ilan edenler barışın ve huzurun bu şekilde de tehdit edildiğinin farkındadırlar ve tepkilerini gösdermekdeler. Tepkiler yeterli olmayabilir. Bu konuda laf etmenin yararı yok hareket gerekli. “Kıbrıs Barış Günü” ilan edecek gadar ilerleyebildiysa “iki toplumlu hareket” bunu sürdürmesini sağlamalıyız.
“İki toplumlu hareketin” insanlara erişebildiğini açıkca görebiliyoruz. Kıbrıs'ın sorunu ve çözümü hakkında politik düşünceleri olan birisi olarak bu hareketinattığı adımların politik düzeyde de pekiştirilmesi gerektiğine inanırım. İnsancıl yönlerin ele alınmasının sadece insancıl, demokratik yönetimlerden, düşmanlık yerine ortaklaşa çalışmaya dayalı sistemlerden geçtiğini ve bunların toplumların isteği yönünde olması gerektiğini eksik sakat demokrasimizin ortasında sunmamız gerekli. Aramıza örülen duvarları aşmayı başardığımız diğer Kıbrıslılarnan ortak politik mücadelelere girmeliyiz. Bir Kıbrıslı Türk olarak benim üzerimde yönetim olarak etkisi olmasa da ben Kıbrıs Cumhuriyetini her yaptığından sorumlu tutarım. Çünkü benim Kıbrıs üzerindeki haklarım yönetimlerin sınırları ve politikalarına hediye edilmiş değildir. Övüne övüne silahlarını gösderen bir yönetimi benim kaynaklarımı bana garşı silahlanmak için gullandığı için sorumlu dutarım. Ayni şekilde bir Rumun da Kıbrıs Türk liderliğini yaptıklarından sorumlu tutabilmesi gerek. Onun için gerek sembolik gerek pratik olarak ortaklaşa politikalar üretilmeli. Çevreden, insan haklarından, işçi haklarından, fakirlikden, göçden duttun onlarca önemli konuda hem şimdi, hem gelecek de ne isdediğimizi bilmeliyiz.
Bunlar da lafnan olmazlar. Hareket gerek, örgütlenme gerek. Sürekli kriz içinde yaşadığımız için sürekli reaksiyoner olmamız gerekmez.
Herkesin Kıbrıs Barış Günü kutlu olsun. Umarım en yakın zamanda Kıbrıs'a barış gelir ki sembolik barış günlerine ihtiyacımız galmaz. Eğer bu gün sizin için da bir şey ifade ediyorsa düşünün, etrafınıza bakın eğer bulursanız barış için çalışan bir örgütlenmeye girin, bulamazsanız gendiniz da gurabilirsiniz!
http://www.peace-cyprus.org/septemberproject/