Hayvanlar Adası, 4 Ekim 2003 Turgut Durduran | ||
Dünyayı Terk Edelimmişik.. Milliyetçiliğe ve Savaşa karşı~ İki Toplumlu Girişimin haberleri son zamanlarda seçim haberlerini bile bastırmayı başardığı olduq. Yıllardır iki toplumlu aktivitelerin ortaya koyduğu hareketin kullandığı iki toplumluluk teriminin arkasında daha politize, daha radikal eylemler ortaya koydular. Birikim hernekadar tırnak içinde yazsa da kendine aktivist deyen ve daha yurt dışında yoğrulmuş biri olarak şimdiye kadar yapılan eylemler bence turnayı tam gözünden vurdular. Zaten hep söylemişimdir muhalif bir eylemin hedefi ne kadar iyi bulduğu karşı tarafın ne kadar baskı uyguladığıynan, ne kadar tehditler yaptığıynan ölçülebilir. Bu metriğe göre bu eylemler gerek zamanlama (her ne kadar CTP Gençlik öyle düşünmese da), gerek yöntem olarak da çok başarılı oldular.Yalnız polis tarafından engellenen, saldırıynan tehdit edilen barış kampı sonrasında yazılan bir yazı çok hoşuma gitti. Yazar madem ki milliyetçiliğe karşıymışık o zaman dünyayı terk edelimmişik diye buyurdu. Herkes madem olimpiyatlarda bayrak asar, marş söylermiş, o zaman milliyetçiymiş. Tabii yazarın aklının ucundan bile geçmemiştir herhalde bizim milyarların döndüğü, reklama, pazarlamaya dayalı böyle sportif olaylara da şüpheynan bakıyor olabileceğimiz. Tıpkı ayni gazetelerde madem Türklerin yaptıklarına ses çıkardınız, o zaman Rumların yaptıklarını destekliyorsunuz demektir gibi mantık yürütürken yanımıza aldığımız Rum muhalilerin duruşlarını bilemediği gibi. Milliyetçiliğe karşıyım dediğimde kolonizme karşı yakın tarihde savaş vermiş ve zornan yarı feodal bir düzende asimile edilmeye çalışılan yerlerden (mesela Hindistanın "Hindulaştırma karşıtı hareketlerin güçlü olduğu bölgelerinden veya mesela Kürdistandan) gelen solcu, radikal arkadaşlar da mutsuz olurlar. Onların daha büyük, daha güçlü millete, devlete karşı verdikleri mücadele için milliyetçilik gerekli bir silahdır. Zaten bizim aşırı milliyetçi, gurtçuklar da "emperyalizm", "mandacılık" laflarını ağızlarına dolayıp, "yeşillenmiş" (evet eski terimleri kullanmaya devam ediyorum) solcularımıznan beraber "azınlık olmayız" diye bas bas bağırmazlar mı? Hayır, yeryüzünü terk etmeyceğiz. Tam tersine, havasıynan, suyuynan, toprağıynan, insanıynan, hayvanıynan, bitkisiynan ona sahip çıkacağız. Kısa vadeli olası kazanımlar için milliyetçilik yapıp da başkalarını aşağı görmeyi kabullenmeyceğiz. Savaşlarda ölenler da bizim için değerlidirler. Yıldızların altında barış kampı yapacağız derken çevreye karşı bir duyarlılık sergilemiş de olacağız. Milliyetçilerin, savaş çığırtkanlarının karşısında dururken, onlara verdiğimiz rahatsızlığı köşe yazılarından, ellerinde tuttuklari polis gücünün baskısından göreceğiz. Burda "biz biz" diye söyledim durdum ama bunlar olurken Kıbrısdan çok uzaklardaydım. Ama gene da bu hareketin parçası olduğumu hissettim. Çünkü dünya bizim, iletişim olanaklarını kullanıp bir bütünün parçası olmak için mesafeleri tanımamayı yavaş yavaş da olsa öğreniyoruz. İrakda, Filistinde ki işgale karşı çıkmak da nerden çıkdı kendi yurdumuz işgal altındayken diye sorgulayanlara da ayni şekilde cevap veriyoruz. Bütün insanlık, bütün dünya bizim. Yurdumuzda isgal var veya yurdumuzda seçimler oluyor diye başka yerlerde insanların ezilmesine sessiz kalamayız. Geleneksel kalıpların dışina çıkmayı gerekdiren bir duruşdur bu yukarda saydıklarım. 11 Eylüllerin (çoğul çünkü ABD'ye yapılan saldırının yanında Allendenin devrilmesinin de yıldönümü olduğunu vurgulamak isdiyorum), 12 Eylülün ve tabii 9 Eylülün yildönümlerinin hemen sonrasında bunları düşünmenizi sağladıysam, bir iki dakika da bu tarihleri niye ortaya attığımı düşünün.
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||