Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 21 Ocak 2005 Ulus Irkad | ||
SEÇİMLER VE ÖTESİ Seçimler için yine yollara düşülecek. Yine aynı nutuklar ve yine bu seçimlere katılanların toplumu ne kadar sevdiklerini hiç durmadan dinleyeceğiz. Bu arada bizlere hayatında hiç selam vermemiş olanların selam ve övgülü sözcüklerini de duyacağız. Yine aynı oy tezgahları kurulacak. Oy satın almak için filanca politikacıların ne bileyim ya Maraş’ın hangi mahallesinde veya fakir ortamlarda bir kilo pirince veya şekere ne kadar oy aldıkları hikayelerini dinleyeceğiz. Ama doğrusunu isterseniz ben bu sahnelerin ne kadar riyakar ve teyatral olduğunu düşünmekteyim. Kaderine kendi halkının hükmetmediği, geleceği belli olmayan hala daha itfaiyesini bile dıştan başka bir otoritenin yönettiği bir ülkede herşey teyatral olmaz da ne olur? Sivilleşme sivilleşme denilmiş ama 30 yıllık kurulan statükonun dağılmadığı bir ortamın devam ettiğini görmekteyiz. Maalesef dıştan seyreden otoritenin bir parmak oynatışıyla idare ettiği ve dengelerle hafif tebessümlerle oynanıldığı bağımsızlık kozmetiği sürülmekte ve halk da buna inandırılmaya çalışılmaktadır. Camekanın önünde başka gerisinde de başka tiyatrolar oynatılmaktadır.30 yıldır oynatılan tiyatronun aynısı bu. Hiç ama hiç bir farkı yok. Sadece oynayanlar kendi kendilerini tatmin ediyorlar. Ama biz seyredenler de bunun bir tiyatro olduğunu bildiğimiz halde bizlere birileri her gün radyolardan veya medya yayın araçlarından bu Pollyannacılığı hep birlikte oynayalım diye moral desteğinde bulunuyor. İnanmayıp da “Kral Çıplak” diye bağırmaya çalıştığımız zaman ise bize tepki koyuyorlar ve bizim kişisel olarak böyle düşündüğümüzü bizim fikirlerimizin toplum içerisinde marjinal olduğunu belirtmeye çalışıyorlar. Efendim kendileri de biliyor esasında bu oyunda figüranlar olarak kullanıldıklarını, hatta zaman zaman karşılarına çıkan gerçekleri ters yüz ederek o inanmak istedikleri toz pembe rüyada yaşamaya devam etmek istiyorlar. Esasında toplumun solcu bilinen ama illa ki bu seçimlere katılıp ses vermek isteyen ama figüran olarak kullanılmaktan kurtulamayan partisi, grup veya kişilerin bu seçimlerde seçilseler bile veya seçilmeseler bile kullanıldıklarını bildiğini de fark edebilirsiniz. Aynı toplum 1974 öncesini ve 1974 sonrasını da yaşadığını ve 1981’de en güçlü olarak sesinin çıkmasına rağmen kısıldığı olayını yaşamıştır. Gerek seçimler sırasında veya sonrasında kimlerin seçimlere direk müdahalede bulunduğu da bilinmektedir. Türkiye’de şimdilerde AKP gerisinde derin devlet olarak bilinen gücün bulunduğunu da toplum biliyor. Bu seçimlerin sağdaki dengeyi sağlayıp 15 sene daha statükoyu devam ettirme operasyonu olduğunu da söylemeye gerek yok herhalde. Gereken fazlalıklar kırpılacak, dengelenmesi gerekn parti biraz daha dengelenecek ve ince ayar yapılacak. İnce ayardan sonra denge ile en ufak bir oynanma sırasında başka dengeler yaratılıp bir 15 senelik süreç daha tamamlanmaya çalışılacak. Herkes başarılı bir şekilde misyonunu yerine getirmiş veya yerine getirmektedir. Şimdikiler misyonlarını yerine getirmiş ve halk hareketini dondurmuşlardır. Bundan sonra zaten onlara göre tekrar bu hareketin başlamasına da fırsat verilmek istenmiyor. Kıbrıstürk toplumuna elli altmış senede bir gelen bir büyük dinamizm çok kolay bir şekilde kısa zamanda heba edilmiştir. Aynı hareketi bir defa daha yaratmak oldukça büyük bir gayret istiyor artık. Yani anlayacağınız amaç hedefi bulmuştur. Ne denmektedir? Bir kere daha bize oy verin ve size istediklerinizi yapalım deniyor. Bu memleketin insanının istediği nedir o halde? Geleceğini belirlemek değil mi? Peki geleceğimizi sedece seçim yoluyla belirlemek bu ülkede mümkün mü? Ben bizimkisi bir ülkede önce bağımsızlık, demokrasi, kendi geleceğimizi belirleme hakkı mücadelesinin öncelikle yapılması gerektiğini savunuyorum ve bu savaş bir nevi demokratik devrim hareketi olup, sonucunda din,dil,soy,etnik ve millet ayrımına son verip demokratik bir devlet kurulması şartlarını kazandıktan sonra seçimlere gidilmesini ve seçimlerle başa gelecek halk kesimlerinin yapılan bu devrimi daha iyi düzenleme koşullarını yaratma foksiyonunu sağlamalıdır. Bu temelde hareket edilmez ve vurdumduymaz bir şekilde sadece seçim yapıp mecliste sandalye paylaşım kavgasına devam edilirse sistem devam edecek ve statükoda bir milim değişiklik olmayacaktır. O halde ne yapılması gerekiyordu? Başından itibaren taktiksel ve stratejik hatalar işlenmiştir. Parti ayrımı gözetilmeksizin %65’lik oy yüzdesi korunmalı ve bu meclise yansıtılmalıydı. Tabi ki meclise yansıma yapılırken yukardaki şartlar uygulanmalı, memleket demokratikleştirilmeli, bağımsızlaşmalı, halk kendi geleceğini kendisi belirlemeliydi. Bunlar olmamıştır. Bunlar olmadığı için de birlikteliğin canına ot tıkanmamalıydı. Şu anda seçimlere giden partiler bu misyonlarından kaçmaktadırlar. Bu demokratik devrim kavgasına gitmek istememekte ve maalesef halkın bu kavgasını bıçaklamaktadırlar. Ortada verilmemiş bir kavga varken bu kavgayı yarıda bırakmak veya terketmek bana göre hükümetteki kibirli partinin yaptığı travmaya devam etmekten başka birşey değildir. Kuzey Kıbrıs’ın demokratikleşmesi için Kıbrıstürk halkının aynen iki sene önce olduğu gibi mücadele etmesinden başka bir alternatif yoktur. Lenin, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı kitabında demokratrik cumhuriyetlerden bahsetmektedir. Ve işçi sınıfına özgürlük tanınmaması durumunda böyle devletlerin demokratik olamayacaklarını savunmaktaydı. İsveç ve Norveç konusunda da aynı şartları getirdiğini bu kitapları okuyanlar ve içine sindirenler çok iyi bileceklerdir. Gerçek bir demokratik devletin de sosyalizme kapalı olmadığını aynı kitabı okuyanlar anlayacaklardır. Şu anda Kuzey Kıbrıs’ta hiç bir demokratik yapılanma ve şeffaflaşma olmadığına göre ve de Kıbrıstürk toplumu toplumsal varoluş koşullarında kötü bir durumdaysa ve şu ana kadar hiçbir mevzi elde edilmemişse, tüm otorite, seçim dahil, dıştan idare ediliyorsa seçimlerin ne manası vardır? Toplumsal varoluş koşullarında tüm toplumun dinamik güçlerinin birarada kavga vermesi yerine sırf kişisel ve partisel menfaatler için seçimleri toplumun gerçekı davasından uzaklaşmak için kullanmanın ne işlevi vardır? Amaç meclise girip topluma boş vermek midir? Sorabilir miyim? Şu anda vurdumduymaz davrananların gelecekte Kıbrıstürk toplumuna verecekleri büyük hesapları olacaktır. Bunu söylemek bir gereklilik oldu galiba... copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org
| ||