Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 22 Ocak 2004 Ulus Irkad | ||
KUZEY KIBRIS’IN PARADİGMALARI Kuzey Kıbrıs’ta seçimler bitti ve yeni hükümetimiz de kuruldu. Neredeyse bu ülkede seçimlerden başka sorun yok demek gerekecek. Buradaki sorunun seçimlerden ve hükümetin değişmesinden başka birşey olduğunu dışarıdan bakan herhangi bir yabancı söyleyebilir. Seçimler sırasında da söylenenler bundan farklı değildi. Seçim sırasında Sayın Akıncı biraz farklı konuşmaya çalıştı ama sonuçta o da ayni mekana hizmet etti diyebiliriz. Meclis’e girip kavgayı Meclis içerisinde yapma hedeflendi de diyebiliriz. Peki ama Kuzey Kıbrıs’taki sorun Meclis içerisine girip kavga vermekle mi sınırlıdır? Meclis içerisinde sahip olacağınız manevra gücü olmayan daracık kısıtlı mekan size ve halka ne kadar hizmet verecektir? Yani Meclis içerisine girilirse sorun çözülecek mi? Pek tabi ki gerçekten özgürlüğü ve de gerçek bir burjuva demokrasisi olan ülkeler için Meclis bir mücadele alanı olabilir. Ama ya bizimkisi gibi 30 senedir havanda su dövülen bir Meclis için ne kadar etkili bir mücadele aracıdır bu Meclis? Yani ülkenin bağımsızlığı, egemenliği, insan hakları, demokrasisi, özgürlüğü bu aşamada elde edilip artık seçimlerine müdahale edilmeyecek mi? Ne münasebet? Daha önce bu baskıları yapanlardan herhangi bir tövbe mesajı alanınız mı var? Veya bu güçlerin üzerine mi gidildi seçimlerin gerçekleşmesi ve de Meclis’e girilmekle? Veya Meclis içerisinde bu güçlere karşı bir kavga mı verilebilecek sanıyorsunuz? Yukarda yazdığımız önemli öğeler elde edilmeden Meclis’in de önemsiz bir öğe durumuna gelebildiğini hepimiz bilmekteyiz. Geçen gün radyolardan birini dinlerken vatandaşların çoğunluğunun devletin resmi radyosunun değişmesi üzerinde fikir yürüttüklerini duydum. Peki ama devlet radyosunun bu yapısı sizce bu aşamada seçimlerdeki sonuç elde edildikten sonra ortadan kaldırılabilecek mi?Şöyle de söyleyebiliriz: Bu ülkenin kaderi iki dakikada Bayrak Radyosu’nda reform yapmakla da değişemez. Hem herkes de bilmekte; Bayrak Radyo istasyonundan hangi güçlerin sorumlu olduğunu bilmeyen mi var? Olaylara gerçek bir tahlil getirmeden gerçeklere yaklaşılamaz Kuzey Kıbrıs’ta. Ve insan buna da şaşar: Arkadaşların bazıları bu ülkedeki müdahaleleri yeni keşfetmiş gibi ortaya çıkarlar ve bir gece düzenleyerek “Bu seçimlerdeki müdahaleler şimdiye kadar yapılanların en büyüğüydü” diye de serzenişlerde bulunurlar. Canım kardeşim sen bu ülkeye nereden geldin? Sen bu ülkede 1981’leri, 1990’ları yaşamadın mı? Yoksa arabasına bomba konulmayanlardan mısın? Be kardeşlerim müdahalelerin olacağı ve de otuz yıldır bunları yaşadığımız bal gibi ortadaydı ve siz buna da aldırmadınız. Sanki de 1990’larda yurtdışında yaşıyordunuz da kabineye yeni atanan bakanlar gibi ülkeye yeni geldiniz ! Siz de Danimarka büyüsüne kapıldınız. Halbuki bizim ülkemizde Danimarka’daki toz pembelik yok. Yani sen ülkende kan kusturulduğuna kulaklarını kapayacak, bu ülkede analiz yapamayacak, sırasında en devrimci ayaklarına yatacaksın ama daha sonra da bunları bilmezlikten gelip bu ülkede hiçbirşey yaşanmamış gibi “Aman da bu seçimlerde müdahaleler yaşandı” diyeceksin. Kanser nerede diye bir doktor olarak kanserli organı tespit etmeyecek ve de daha sonra hayatın kanser yüzünden bitmeye doğru giderken, “Evet herşeyin müsebbibi o hastalıktı” diyecek ama bir türlü gerçeği dile getirmeyeceksin. Kardeşlerim, yoldaşlar, seçimlere aday olarak girenler veya oy verenler, sizlere sesleniyorum. “Özgür bir ülkede yaşıyorum” diyebilir misiniz? Eğer yaşıyorum diyorsanız vallahi da billahi da bu görüşünüze saygı duyacağım. Ama ortaya çıkıp da müdahalelerden bahsedecekseniz bu müdahalelerin nereden kaynaklandığını da bize açıklayın. Özgür olan bir ülkede müdahale olur mu? Müdahale olan bir ülkede seçim olabilir mi? Müdahale var ve de özgürlük de yoksa söyler misiniz bana siz niye bu seçimlere boşu boşuna katıldınız? Hani o dergilerde yazdıklarınızı da çıkarın önünüze ve öyle konuşun. Projeler uygulanmamış oralarda da ondan oy alamamış arkadaşlarımız. Karşınızdaki güç leblebi yemez herhalde. Yani projeler uygulansaydı arkadaşlarımız bu seçimleri alacaklardı. Özgür ülkenin güzel insanları projelerle kalkınmış olsaydılar şimdiye arkadaşlarımız meclisteydi. Vay be vay! Koca Danimarka; Koca Almanya! Saksonya Bölgesi’ne de o burjuva devrimlerinden mütevellit meclislerinle proje uygula da seçim kazanalım! Arkadaşlar siz nereden geldiğinizi veya ne olduğunuzu öncelikle iyice tanımlayın lütfen. Bundan yaklaşık ondört sene önce çıkardığınız o sol dergilerinize bir bakın şöyle birkaç dakika. Nasıl bir ülkede yaşadığınızı öncelikle bir saptayın. Öncelikle ülkenin dünya hukuk tanımlamasındaki yeri nedir? Mesela çok uzağa gitmeye gerek yok, şu tazminatını alan ve de evine geri gelmek için mahkemeden onay alan Titina Loizidou kararını bulup orijinalinden bir okuyun. Kuzey Kıbrıs hakkındaki mütalaayı öğrenin. Eğer bundan sonra da Kıbrıs sorunu buzluğa kaldırılacaksa ne isterse olsun sonuçlarına sebep olanlar katlanacaklar. İkincisi şöyle bir etrafınıza bakın. Ülkenizde her yere özgürce gidebiliyor musunuz? Hade fazla üstü kapalı da konuşmayayım. Örneğin ava gitmek için her bölgeye girmeniz için serbestiyet alabiliyor musunuz? Hade onu da bıraktım. Bu ülkede öyle her istediğinizi yazabilir misiniz? Mesela ülkenin siyasal gerçeğini... Mesela Nilgün Orhon gibi tanımlamalara girebilir misiniz? Veya devlet memuruysanız ve de o sihirli sözcüğü yani memleketin gerçek siyasal tanımını yazarsanız başınıza neler geleceğini biliyor musunuz? Elbette biliyorsunuz... Ama bir defa da bir milletvekili olsak, bir defa da Karl Marks’ın tanımladığı gibi olan o yere biz de girsek vehmine kapılarak milletvekili olmak istediniz ve o kanserli hastanın gerçek teşhisini yapmak istemeyen ama daha sonra hasta kanserden ölünce suçluluk duygusu duyan doktor gibi ortaya çıkarak “Bu ülkede son seçimlerde şimdiye kadar gerçekleşmeyen müdahalelerle karşılaştık” teşhisini koydunuz. Kardeşim, Sayın Durduran size 28 Haziran 1981 sonrasında başına neler geldiğini, kimlerin kendisine neler dediğini anlatmadı mı? Bu anıların yayımlandığı “Ortam” gazetesi(1981) veya “Özgürlük” dergileri(1986-89) koleksiyonları sizlere yardımcı olacaktır. Onları bir daha okuyun. Haklı olduğumuzu göreceksiniz. Kıbrıslı Türk’ün ve bilhassa aydın arkadaşların bir defa daha kendi kendilerini sınamaları gerekiyor. Çünkü hafıza kaybımız oldukça işimiz daha da güçleşecek galiba...
copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||