Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 13 Kasım 2005 Ulus Irkad | ||
ÇÖZÜM İÇİN NE YAPILMALI VE ÇELİŞKİLER ELEŞTİRİLMELİ Bugün Güney Kıbrıs’ta oradaki Helen Milliyetçisi rejime karşı eleştiri getiren bütün demokrat aydın ve politikacılar esasında büyük bir sorumluluğu yerine getirmektedir. Peki ama bizim tarafta durum ne? Sadece Kıbrısrum kesimine eleştiri getirip kendi önündeki çelişkileri görmeyenler acaba demokratlıklarını yerine getirmekte midirler? Yani şunu söyleyelim Kıbrıslırumlar “Annan Planı’nı kabul ettik” deseler bizdeki durum ne olacaktır? “Biz de çözüme hazırız buyurun çözelim” mi denecektir? Ben hiç sanmıyorum. Bir yerlerden dürtükleyip bu işin uzaması için elden gelen yapılacaktır. Yani siz Annan Planı sırasında bile gerek Türkiye’nin gerekse bizim samimi olduğumuza inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum. Referansımı mı soracaksanız(Bazılarının son zamanlarda dediği gibi Niyazi Kızılyürek’in kitabı değil(!)) referansım Annan Planı referandumda onay almayınca daha bir gün bile geçmeden Girne şehrinde ve kıyılarda baş gösteren inşaat patlamasıdır. Yani bu adamlar bu kadar kısa bir zamanda nasıl hazırlandılar ve bu inşaat patlaması nasıl başladı? Normal düşünürsek bu anormal bir olaydır. Demek ki bizi yönetenler hayırın olacağını biliyorlardı ve hemen harekete geçtiler. Ikinci bir olay da bu adamların el altından samimi olmadıklarını göstermektedir. Samimi olmak için ne yapılmalıdır? Bunun yanında ben bu eleştirileri yaparken güney’in de bu olayda masum olduğunu sanmıyorum. Onlar da bir nevi 1963-64 yıllarında ellerine geçirdikleri haksız statükoların üzerine abanarak bugünkü ortamın oluşmasını sağlamışlardır. Sonuçta da her zamanki gibi arada kalan Kıbrıslıtürkler ezilmekte ve yeni beklentiler içerisine girmektedirler.Herkes bir Matsakis değildir. Bu çılgın vatandaş yaptığı hareketlerle tipik bir yunan Milliyetçisi olduğunu herkese isbat etmiştir. Matsakis gibilerin bizlere yani Kıbrıslılara verecekleri herhangi birşey de yoktur. Bu gibiler güvensizlik ve felaket getirebilirler. Matsakis’in yapacağı en onurlu hareket Güney’de Helen Milliyetçiliğine karşı savaş açarken Kuzey’deki demokrat ve aydınların da ona paralel olarak anti-işgal ve anti milliyetçi eylemler başlatmalarıydı. Matsakis gibilerin yaptığı ise sadece güvensizlikleri artırıp Kıbrıslıtürk ve Türk egemenlerin iddia ettiği gibi Güney’de bütün Kıbrıslırumların aynen Matsakis gibi olduklarıdır. Papapetrou gibi bir demokratın yaptığı ise gerçekten demokratlığa sığmaktadır ama bana göre de papapetrou CTP’ye fazla güvenmektedir. Şu anda MAT(Mehmet Ali Talat) ve CTP’nin yaptıkları Güney’deki milliyetçilikleri kullanıp ayrımcılığı ve taksimi devam ettirmek için meşru bir ortam yaratmaktır. CTP, “birleşme” sözcüğünü samimi olarak kullanmamaktadır. Aynen Kıbrıslırum liderlerden Giprianu veya Papadopulos gibi statükonun devamı için “Birleşme” sözcüğünü hukuksuzluğa kılıf olarak kullanmaktadır. CTP de statükonun partisidir. Ayrı bir devlet kurulmasından veya statükonun devamından yanadır. CTP, Türkiye ile Kıbrıstürk halkının aralarındaki çelişkileri ortadan kaldırmak yerine dondurmak için misyon yüklenmiş, bu çelişkilerin ortadan kaldırılması için bir icraat yapmadığı gibi ileride bir o kadar daha artarak devamı için de buzluğa kaldırılmalarını seçmiştir. CTP sorunları çözmemiştir, sadece dondurmuştur. Aynen Kıbrıs Sorununu buzluğa koyduğu gibi sorunları da buzluğa koymuştur. Ama dondurulan sorunlar çözülemezler aksine buzun etkisi kalktığında yeniden ortaya çıkarlar ve işin tuhafı belkide bu defa patlama noktasına da gelebilirler. Sonuçta da patlama toplumun kafasında da meydana gelebilir. Diyelim ki Güney’deki olumsuzluğun devamı vukuunda çözüm konusunda birşey yapamayacak durumdayız. Ne yapılmalı? Çok şey yapılabilir. Güney’deki demokrat, politikacı ve olumlu unsurlarla hangi parti ve grupta isterlerse olsunlar temasta olmak gerekmektedir. Bunun yanında eğitim alanında çalışan Güney’deki ilerici unsurlarla işbirliğine girip eğitim yoluyla yaklaşma çalışmaları yapılabilir. Güney’deki eğitim veya diğer meslek gruplarıyla sıkı temasta bulunup bir çözüm ve işbirliği içerisinde yeniden yakınlaşma(Reapproachment) toplantı ve eylemleri gerçekleştirilebilir. Her iki tarafta da anti milliyetçilik ve ayrımcılığa karşı görüşler geliştirilip bunlar eyleme konulabilir. Kuzey’deki anayasanın demokratikleştirilmesi için bir mücadele başlatılabilir. Bir AB ülkesi olunmasına rağmen hala daha Kuzey’de Türkiye’nin 12 eylül Anayasası yürürülüktedir ve bu oldukça hicap duyulacak bir durumdur. Kuzey’in demokratikleşmesi için her türlü mücadele yapılmalıdır. CTP bunları bile gerçekleştirmemiştir. UBP-Denktaş dönemlerinin statükosu Kuzey’de devamlılık arzetmektedir. Fanatik unsurlar dinmişlerse TC Derin Devleti böyle emrettiğinden dolayı dinme yaşanmaktadır. Yarın bir parmak oynatması ile bombalama ve kundaklama ve de cinayetler yeniden başlayabilir. Her iki tarafta da şövenizme, milliyetçiliğe ve de ırkçılığa karşı Sosyalizm için mücadele başlamazsa Kıbrıs’ta Matsakislerin palyaçoluğu devam edecek ve acılarla sorunlar da bitmeyecektir. Bizi gerçekten birleştirecek olan her iki taraftaki emekçi halkların böyle bir mücadeleye başlamalarıdır. copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org
| ||