Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 8 Aralık 2005

Ulus Irkad

 

ESARET ALTINDA SEÇİM OLURSA

Başbakanından Cumhurbaşkanına kadar konuşan konuşana. Güney’de bir resmi ideoloji var/mış. Derin devlet Güney’de tüm özgürlükleri ortadan kaldırmış. Kıbrıslırumlar tüm örgütlerine kadar Güney’deki resmi ideolojinin ve derin devletin tahakkümü altındaymış. Duyanlar Kuzey’de her şeyin güllük gülistanlık olduğuna inanacaktı. Ama haklıydılar. Meydanlarda aslan kesilmişler, statükonun gitmesi için “Barra” çekmişlerdi. Daha seçime gitmeden ağızlarından Kuzey’de aynen UBP gibi “Milli takım” anlayışı yaratacakları ve buradaki statükonun gerçek yüzünün görülmemesi için ellerinden geleni yapacakları da ortadaydı. Mesela Lokmacı Barikatı’nın alttan kamuflajlı görüntüsü bu ülke gerçeğine de çok benzemekte. Zatıalilerinin yaptıkları da hep bir gizlemeden başka bir şey değil. Her iki taraftaki olumsuzlukları eleştirseler amenna. Gazete ve yabancı basına verdikleri demeçler de aynı paralelde buluşmaktaydı. Kuzey’de özgürlük vardı ve bu özgürlükten zerre zerre faydalanmaktaydık. Ortalığı bir Tv’deki bir zamanlar onlara sövüp sayan bir sakallı zatla uyuşturucu tütsüye boğmuşlardı. Her şey güllük gülistanlıktı. Öyleydi de, bunca ahali niye meydanları doldurmuştu? Öyleydi de, televizyon ve radyolardan bunca bağırmanın alemi neydi? Ama bana göre bunların dışında muhalefet diye gösteri yapanlarda da büyük falsolar vardı. Yani meclise girecekler de ne olacaktı? Onların durumu daha mı farklı olacaktı. Ama onlar da bu manzaraya katkı koymaya başladılar. Bile bile lades oldular. Hatta içlerinden bazıları boykota karşı tavır da koyarak gün ,sabah, akşam hangi tv veya radyo kanalı isterse olsun boykot yapılmaması için halka çağrılar yaparak, egemenlerin ve esas statükonun etkili olması ve bugünkü durumun yaratılması için katkıda bulunmaya çalıştı ve katkıda bulundu da…

Hatta artık seçim yarışından pes edenler açıkça “Çözüm isteyen partilere oy verin” diyerek MAT’a ve CTP’ye oy çağrısı da yaptılar. Söz birliği etmişçesine boykota karşı hepsi de çalışmaya başladı. “Ben da MAT gibi Türkiye’ye gidip görüşecem” diyenlerden bir tanesi bu arzusuna sahip olurken geldikten sonra dut yemiş bülbüle döndü. Ve daha sonra da seçimlerden bir milletvekili alarak emeline vardı. Sabah akşam “boykota hayır” çağrısı yapan bir tanesi ise yerine oturdu ama yine de eski partisi ondan yardım mı istedi yoksa o mu bu elçiliğe soyundu, geçenlerde bu elçilikten de ağzının payını aldı. “Her şey güzel olacaktı”. “Kimlerdi be bunlar!”, “Yes be Annem”di. Ama sonuçta bu ülkede seçimle adı ne isterse olsun eskisinin tıpkısı bir yavru ortaya çıkarak kendi benzerleri ile bile sırf statükonun devamı için kavga etmeye başladı. Statükonun yeni efendileri de eskileri gibiydiler. Delil ve isbat mı istersiniz. 30 Yıllık arşivleri bir araştırın bakalım. Şu demeçlere bir bakın. Demeçler eskiden statükoya biat edenlerin verdikleri demeçler değil mi? Askeri harekat idare edenler mi istersiniz, yoksa her gün elde kılıç Güney’e savaş ilan edenler mi? Dilin kemiği yok ya…Vur Allah vur. Hele hele verilecek olan demeçler de önceden ihale ediliyorsa buna da söylenecek bir şey yok. Kitle partisi ne demek? ANAP da kitle partisiydi. Sonuçta ne oldu?Ülkede sorunlar bitti mi? UBP döneminin sorunları devam etmiyor mu? Sadece karhaneler mi var? Ya şu kumarhaneler ve Betting ofislere ne demeli? Nereye gidiyor buralarının paraları? Devletin karı var mı? Çok önceleri bu gibi kara para merkezlerinden devletin kar etmeyeceğini yazmıştım. Bundan yaklaşık on sene önceydi galiba. Ben şimdiye kadar böyle yerlerin faydasını görmedim. Ama günden güne kanunsuzluklar artmakta. Neredeyse eroin ticareti ortaokullara kadar indi. Toplum değişim istiyordu ama Susurluktan başka bir şey bulmadı. “Kıbrıs’ta barış engellenemez” desek bir kişiyi bulacak mıyız meydanlarda onu merak ediyorum. Son günlerde AB de düşmanımız oldu artık. Bizimkiler neredeyse ona da savaş açacaklar. Hani “evet” dedik de her şey tamamdı? “Yahu “evet” demekle hiçbirşey olmaz” dediğimizde bize küsenler ve ismimize çizik attırma tehditleri attıranlar şimdi nerede? Hele bizim sendikada bana saldıran ve küfür eden ne alemde? Yeniçağ’da çıkan makaledeki resmimin yerine UHH liderinin resmini yapıştırıp okullara dağıtan çoktan pes etti.

Ben tekrar bu refiklere birkaç soru sorup düşünmelerine yardımcı olmak istiyorum:

Güney Kıbrıs’ta özgürlük yok da bizde var mı? Daha da fazla düşünmeleri için; Esaret altında seçim olur mu? Bizde özgürlük varsaydı bunca çektikleri sıkıntı şimdilerde neden acaba? Her şey Lokmacı’daki Sırat Köprüsü’ne benzemez ama…

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org