Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 26 Şubat 2004 Ulus Irkad | ||
GELİŞMELER VE SONUMUZ NE OLACAK Daha bir sene önce Güney Kıbrıs AB üyeliği için çok zor anlar yaşarken ve Kıbrıslı Türklerin de hem çözüm ve de AB üyeliği kazanmaları için fırsatlar varken bu fırsatları mirasyedi hovardalığı ile harcayanlar şimdilerde New York görüşmelerinden sonra gol atıp önde oldukları hissine kapılıyorlar. Daha önce yedikleri golleri unutanlar bana göre şu anda olsa olsa 90. dakikada şeref golü atmış sayılabilirler ki maç da ya 2-1 veya 3-1 mağlubiyetle bitmiş sayılacak. Sen eline geçen fırsatları iyi kollamazsan daha sonra gol atmaya çalışırsın ama maç bitmiş sen de küme düşmüş bir takım olursun. Peki ama Kıbrıs’a aktarılan görüşmelerde ne yapılmaktadır? Yani taraflar samimi mi davranmaktadırlar? Bizimkilere göre Papadopulos vakit kazanmaktadır. Elbette Papadopulos vakit kazanacak. Daha önce belli ki sıkışıklıktan Sayın Denktaş’ın çıkışları ile kurtulmuş ve artık rahatlamıştır. Belki son zamanlarda da biraz sıkışmış vaziyettedir ama bizimki de ona sıkışma imkanı tanımamaktadır. Bildik çıkışlarına daha ilk günden mehter marşı ile başlamıştır. Tarihte ilk defa AB görüşmeleri ve çözüm konusunda iyi bir fırsat yakalayan Kıbrıs Türk tarafı 40 yıllık açığı kapayacağı sırada Türkiye’deki militer kastın ve de Kıbrıs’taki izdüşümü rejim savunucularının daracık menfaatleri için masada meze yapılmaktadır. Hiç merak etmeyin bu durum hala daha devam etmektedir. Bana göre seçimler sonrasında da birşey değişmemiştir. Seçim sonuçları da politik doğrultuyu veya Kıbrıslı Türklerin rehineliğini değiştirmemiştir. Hala daha dikkat edilirse Kıbrıslı Türklerin gelecekteki menfaatleri yerine Kıbrıs Türk liderliği Türkiye’nin menfaatlerini masaya getirmekte, içte ise Güney’de AB normları konuşulup muktesebat tartışılmasına rağmen Kuzey’de bu konuda herhangi bir hareket görülmemektedir.Görülen o ki Kıbrıs konusu masada bir al ver inadı içerisindedir ve Türkiye’nin üyeliği için kullanılmaktadır. “Türkiye garantördü ve buraya Kıbrıslı Türklerin menfaatleri için gelmişti” denilmektedir. Hatta bazı Türkiyeli politikacılarla bizdeki aynı paralelde olanlar bize güvenlik ve mutluluk ve de huzur getirildiği üzerinde hemfikirdirler. 1990’lardan beri aydın insanların evleri ve de arabalarında patlayan bombalar bunun öyle olmadığını göstermektedir. Güvenlikten sorumlu olanlar bu eylemleri yapanları yakalayamamaktadırlar. Eroinciler ve morfinciler yakalanmakta, polis politik olmayan konularda uzmanları bile şaşırtacak sonuçlara vararak tutuklamalar yapmakta ama Kuzey Kıbrıs’ta politik konularda olan olaylarda ise bir parmak oynatılamamaktadır. Ama tabi ki ters olanlar da olmaktadır. Örneğin Soldan eylemler gelince ilgililer bunları önleyebilmekte veya baskı altına alabilmektedirler. Bir solcu aydın koğuşturulmaya görsün yargılanması veya işkence çekmesi için çeşit bin türlü kurnazlıklar yapılmaktadır. Bir memlekette bu kadar çifte standart nereden gelmektedir? Niye çifte standart kararlar alınmaktadır? Solcuyu döven bozkurtları şikayet eden solcu aleyhine derhal dava açılmakta ve şikayet eden yani dayağı yeyen suçlu çıkmaktadır. Bu mentalite neyin ürünüdür? Uluslararası hukuk veya hukuk tanımlamasını tam yapacak resmi merciler var mı bu ülkede? Avrupa’da hukuk tanımlamasına göre hukuk vatandaşın devlete karşı korunması diye algılanmaktadır. Bizde olanlar bu tanımlamanın dışında olduğumuzdur. Peki AB görüşmeleri veya Annan Planı çerçevesinde bir çözüme doğru giderken ülkede olanlar bizim dünyaya veya AB normlarına uyabileceğimizi göstermekte midir? Güney Kıbrıs bugün ekonomik alanda tüm hazırlıklarını bitirmiştir. Eğitim alanında pürüzler bulunmaktadır ama son zamanlarda o konu da geniş alanda tartışmaya açılmış ve bir yapılanmaya doğru gidilmektedir. Elbette ki uzun bir dönemdir alışılanı değiştirmek kolay değildir. Güney’de de aşırı milliyetçi ve şöven yaklaşımlar eğitimde beyinleri yıkamıştır. Oradaki tarih kitaplarında bu şöven , ırkçı ve milliyetçi yaklaşımları ortadan kaldırmak kolay değildir. Ama hiç olmazsa son zamanlarda Güney’de bunlar tartışılmaktadır. Şurası gerçek ki kısa zamanda yeni tarih kitaplarını yazmaya doğru gidecekler. Bizde ise değil böyle bir proje bunları konuşanlar veya öneri ileri sürenler bile koğuşturmalara uğramaktadırlar. Yani bizdeki liderlik kendini hukuksal alanda değiştirmeden görüşmelere bile zoraki oturduğunu belli etmektedir. Hala daha değişik düşünen unsurlar vatan haini olarak nitelenmekte ve resmi ideoloji bağlamında toplumdan dışlanmaya çalışılmaktadırlar. Değişime uyma tabi sadece egemenler bazında ele alınmamalı. Toplum da değişime ayak uydurmalı. Bu konuda aydınlar ve siyasal örgütler önemli bir rol üstlenmeli. Ülkedeki değişik merkezlerde aynen Güney’de olduğu gibi seminerler düzenlenmeli, halkın ve öğretmenlerin ve de aydınların geniş çerçevede bu seminerlere katılmaları sağlanmalıdır. Bu seminerlerde üretilecek fikirler kayıda alınmalı ve öneriler olarak ortaya çıkmalıdır. AB’nin binlerce sayfa tutan muktesebatı içerisinde her örgüt kendi mesleğiyle ilgili olanları bularak okumalı ve bilgilenmelidir. Kıbrıs Türk toplumunun dünyaya entegre olması ancak böyle sağlanabilecektir. Mevcut gelecek ani bir çözümde Güney ve AB ile uyum ancak böyle sağlanabilir. Önemli olan şimdiden hazırlıklı olmaktır. Bütün bir toplum adına tek bir kişinin konuşması veya fikir yürütmesi zamanı çoktan geçmiştir. Eğer görüşmeler şu veya bu nedenden ötürü akamete uğrarsa Kıbrıs Türk toplumu muhakkak bunu affetmeyecektir. Kimin kime gol atması önemli değildir. Önemli olan bir uyuşmanın, bir uzlaşmanın ortaya çıkmasıdır. Daha önceki fırsatları birer birer harcayan TC destekli Kıbrıs Türk liderliği bu momentte daha da dikkatli olmalıdır. Bu momentin kaybedilmesi sonucu “Biz gereken tavizi verdik, ama Kıbrıslı Rumlar vermedi” demek kendilerini sorumluluktan kurtaramaz. Peki sormazlar mı adama; “Sen süreç devam ederken ele geçenleri niye heba ettin?”diye. Seçimlerin sonrasında toplumsal olarak fazla birşey kazanmadığımız ve de rejimin derin yüzünün devam ettiği gerçektir(Sayın Mehmetali Talat’ın evinin bombalanması konusu buna en açık örnektir). Ama süreci yine etkileyecek olanın da Kıbrıs Türk halkı ve de temsil edildiği güçler olduğu da ayrı bir gerçektir. copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||