Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 6 Şubat 2005 Ulus Irkad | ||
ELEŞTİRİDEN KORKANLAR “Senin adının üzerine bir çizik attık, bundan sonra herşeyden dışlanacaksın” diyordu arkadaş. Sankide UBP dönemini anımsatırcasına. Üstelik de ekliyordu “Sen statükocularla bir görünüyorsun. Partimizi eleştirmekle statükocu oldun, Artık seni herkes öyle görüyor.” Demekteydi. Parti öyle karar almış. Artık ismim kara deftere yazılmış, bundan sonra hiç hayır etmeyecekmişim. Öyle diyordu demokrat ve ilerici olduğuyla öğünen ve militan gençlerine Che Guevara şapkası giydirip, devrimci marşlarla sokaklarda müzik çalan modernci, ilerici partinin(!) militanı arkadaşım. Şimdi ben bu tehdide ne deyim? Şimdi bu parti veya başka partiler seçimle meclise girip ülkenin sözde kaderiyle bir beş sene daha söz sahibi olacak(!) ve ben bu sahte seçimle bu ülke insanı bir defa daha zeflenecek diye benim demokratik hakkım ve kişisel insiyatifim olan boykotun propagandasını yapamayacağım. Onun seçim için propaganda yapma hakkı var, benim ise boykotun propagandasını yapma hakkım yok mu? AB normlarına ne oldu? Belli ki çok bozulmuşlar. Hele o radyolarına “Boykot” talebi için telefon etmem de oldukça bozmuş onları. Bu arada fiziki saldırıdan tutun her türlü ağızlarına gelen kelimeyi sizin için kullanacaklar ama siz ağzınızı açıp da onlara yanıt vermeye çalıştığınız anda suçlu durumuna düşmüş, onlara sövmüş duruma da düşersiniz. Ama işin önemlisi zaten sizin eleştirmeniz onlara göre küfür etmek anlamına geliyor. Yazık! Başkalarına fikirlerini açıklama hakkı vermeyen ve eleştiriye hoşgörüsü olmayan emekten yana solcu parti olur mu? UBP’nin 30 yıl üzerimizde kurduğu o baskıcı faşist yönetimle bu mentalitenin tehditleri arasında ne fark vardır söyleyebilir misiniz?Lenin’in 1917 Devriminden sonra sendikaları çağırarak onu ve partisini acımasızca eleştirmelerini istediğini bunlar biliyorlar mı? Sosyalist ve devrimci partilerin en birincil görevlerinin kendi içlerindeki demokratik merkeziyetçiliğin bir gereği olan özeleştiri çarkının çalıştırılması olduğunu ne zaman öğrenecekler? Eğer bir parti yanlış içerisindeyse ve eleştiri çarkı içte çalışmayıp devamlı yanlışlar yapıyorsa onu kimler uyaracak? Hade onu da bırakalım; Bir ülkenin veya partinin kötüye gidişini birileri dıştan görüyorsa ne yapabilir? Onu eleştirecekler, onu uyaracaklar. Uyarmak da eleştiri yoluyla olmayacak mı? Eleştiri kötü mü? Eleştiri niye yıpratır? Veya eleştiri ne zaman yıpratıcı olur? Eğer kendi içinizde sağlam bir yapıdaysanız niye eleştiriden korkacaksınız? Eleştiriden kimler korkar? Konuşmaktan tartışmaktan korkmak ve sorunları geleceğe havale etmek ne getirir veya ne götürür? Tamam denebilir ki şu anda ülke şartları oldukça önemli bir süreçten geçiyor ve partinin eleştirilmemesi gerekiyor. Çünkü eleştiriye ayıracak lüksümüz yok? Yahu kardeşim eleştiri her zaman için olmalıdır. Çünkü sen önemli olan sorunların üzerine gitmeyip ülkede hükümetçiliğe soyunmuşsun ve senin icraatların artık beni de ülke halkını da etkilemektedir. Hade sadece parti içerisini boşverelim ama sen artık partini değil topluma yön verme bahanesiyle başa gelmişsin ve sırasında da toplumun temel sorunlarını çözmek için sözler de vermişsin. Örneğin İTEM yasasını ben uygulamamıştım.Bileşik Faiz yasasını da... Ama bu yasaların geçmesi ve uygulanması da memlekette çeşitli sorunlara yol açmış, ülke insanları iflaslarla karşı karşıya kalmışlardı. O seneler bankalardan borçlanan bazı insanların ne gibi zorluklarla karşılaştıklarını söylemeye gerek yok herhalde. Arkadaşım devam ediyor: “Sağcılar gelip bizlere Ulus Irkad’ın bugünkü yazılarını okuyun demektedirler ve senin yazıların partimizin yıpranması için araç olarak kullanılmaktadır”. Peki kardeşim benim sağla işbirliğimi mi savunacaksın. O sağcılarla ben daha önce mücadele etmedim mi? Onları da eleştirmedim mi? Sen de onlara benim onları eleştirdiğim yazılarımı göster. Şimdi sağcıları değil de sizi eleştirdiğimiz için bu hoşunuza gitmiyor mu? Söyler misiniz; sizi eleştirmek sağcılık veya gericilik yapmak mı? Peki eleştiriye karşı olmakla nasıl AB üyesi olacaksınız ? Avupalılığın Aydınlanma çağının eleştiri ile başladığını birileri öğretmedi mi size? Yani şimdi sağcılar benim yazılarımı okuyacaklar veya seni eleştirdiğimi okuyacaklar diye yazmaktan mı vazgeçelim? Yani sen şimdi tabu musun? Eleştirilmeyecek misin? Eleştiriden korkan demokrat veya ilerici olur mu? Ben Pan Türkist miyim? Veya Kontrgerilla ajanı mı? Statüko partileri ile birlikte koalisyonu ben mi kurdum? Bütün sivil insiyatif örgütlerini buzluğa ben mi kaldırdım? Güney’le diyaloğu ben mi kestim? Yani sen şimdi bu seçimlerde bir defa daha halktan yapamayacağın taahhütler altına gireceksin ki öyledir, Türkiye’nin izni dışında İtfaiye bile statükoda değişikliğe uğratılamaz, ve bana ortalığı sivilleştireceksin diye sözler vereceksin. Peki bundan iki sene önceki sözler nereye gitti? Halkın önünde verilen sözlere ne oldu? Tabi ki ben sadece tek bir partiyi de eleştirmiyorum. Lider diye bilinen ve solcu geçinen bir tanesi gün sabah akşam o radyo senin o televizyon programı benim gezip boykot uygulayacak kitlelere “Teslim ol” çağrısı yapıyor. Ve daha da seçimci-koltukcu tayfası olduğunu ortaya çıkarıyor. Sosyalist diye bilinen bir diğeri ise “HAVET” politikası ile artık gülünç duruma düşmüş. Acınacak durumda. Birgün söylediğiyle bir saat sonra söyledikleri arasında bile çelişkiler bulunuyor. “Bu memleket bizim” diye ta Kanarya Adalarında kükreyen bir tanesi ise şimdilerde Tayyip Başbakan’la görüştükten sonra “Kuzuların sessizliğini” oynamakta. Kardeşim malum bir gazetede anket yaptırılmış ve anket sonuçlarına göre oylarınızın gittik sonra arttığı ortaya çıkmış. Oylarınız da %35’lerin üzerinde. Anlayamadığım bu yüksek başarıya rağmen marjinal diye devamlı suçladığınız bir partinin hazırladığı broşürlere bile hoşgörünüz yok. Onları da bulduğunuz yerde parçalamakta hatta bu broşürleri dağıtanları da yumrukla tehdit etmektesiniz. Anladık. Hep siz konuşmalı, biz de dinleyip kafa sallamalıyız. Anladık 20’ye yakın koltuk kazanıp bir 25 sene daha sizden farklı olmayan diğer sağ veya sol denilen partilerle ülkeyi idare edeceksiniz. Memleket yönetimleri de bugünkü bu tezgahla parklardaki tahtaravalli politikaları ile idare edilecek ve Kıbrıslıtürklere sadece muştu dinlemek kalacak. Kıbrıslıtürklerin self determinasyon hakkı üzerinde hiç kafa patlatılmayacak. Anladık; bunlar sizin hoşunuza gitmiyor. Siz UBP’nin kafasını büküp memleketi idare ettiği gibi birilerine kafanızı büküp aynı devranı devam ettirmek istiyorsunuz. Söyler misiniz ? Bu memleketin halkı bu yalanlarla ne kadar daha idare edilecek? İdare edilecekse bile zor olmayacak mı? Ne dersiniz? Hade Kolay gele... copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org
| ||