Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 27 Haziran 2003 Ulus Irkad | ||
AYAK SÜRÜMEK VE BİR VARTAYI DAHA ATLATMA POLİTİKASI AYAK SÜRÜMEK VE BİR VARTAYI DAHA ATLATMA POLİTİKASILoizidou konusunda Türkiye ve bizdeki egemenlerin uluslararası hukuktan almış oldukları tokat derecesindeki ders onları oldukça sarsmışa benziyor ki hemen yenilgilerini kamufle etmek için binbir dereden su getirmeye başladılar. Efendim, kendilerini Kuzey’de ayrı bir mahkeme oluşturacaklarmış da bu mahkeme uluslararası organlar tarafından tanınacakmış da yakında Kıbrıslı Rumlar bu mahkemeye başvurarak ya takas ya da tazminat konusunda tatmin edileceklermiş da... Bana göre de ve bazı basın yayın kuruluşlarına göre de zevahiri kurtarmak olarak görüldü bu yeni durum. Kaldı ki Türkiyeli yetkililer de tazminatı ödeyeceğiz derken AİHM’ye bir şart öne sürmediler. Zaten isteseler de bu kabul edilmeyecekti. Yani anlayacağınız işler yaş... Belli ki Kuzey Kıbrıs’taki rejim artık su koyvermeye başladı. Açıkgözlük yapayım derken daha da fazla fireler vermekte. Ve şunu da söyleyelim Loizidou Davası aşamasında Kuzey Kıbrıs’taki bütün yapı da incelendi ve hatta dikkat edilirse buradaki insan hakları ihlalleri bile bu dava sırasında ele alındı. Kuzeyin siyasal anatomisi de ortaya çıkarıldı. Buradaki insan haklarına saygı ne durumdadır diye araştırmalar da yapıldı. Dava sonrasında yapılan açıklamalarda da Kuzey’deki bütün insan hakları ihlallerine atıfta bulunuluyor. Bir de buradaki yapının açıkça ismi konmuş. Uluslararası hukuka göre Kuzey Kıbrıs’taki askersel rejimin hukuk literatüründe başka bir ismi yok. AİHM raporlarında bile açıkça ismi geçmekte. Bu konuda da hiçbir itiraz ortaya konulmamış. Uluslararası hukuk artık bunu bile bir emsal olarak kabul ediyor. Bunu değiştirmeden siz hangi hukuksal önlemi ortaya koyacak ve hangi başarıyı göstereceksiniz. Size kim inanır ki? Ve hiçkimse bu ilerlemeyi değiştiremez. Peki ama tüm bunlar olurken buradaki rejimin anatomisi kendi vatandaşlarına karşı yaptığı davranışlarda da ortaya çıkmıyor muydu? Ya gerek Kormacit’teki ve gerekse Karpaz’daki azınlık durumunda olan Maronit ve Kıbrıslı Rumlara karşı da insan hakları ihlalleri görülmüyor muydu? Elbette görülüyordu. Lenin’in bilimsel olarak kanıtlanmış bir öngörüsü vardı: “Başka halkları ezen bir devlet kendi halkını da ezmektedir” diye. Ne kadar da doğru... Hele son on – onbeş yılda Kuzeyde yaşayan muhalif kesimlere karşı sürdürülen kırdırma politikası dillere destan olmadı mı? 1990 yılından sonra yaklaşık onbine yakın Kuzey Kıbrıslı İngiltere’ye siyasi sığınma hakkı almadı mı? Niye İngiltere’ye siyasi sığınma yaptı bu insanlar? Sadece ekonomik durumlardan ötürü mü? Ya politik durumlar? Son onbeş yılda sol muhalif kesimlere karşı yapılan yıldırma operasyonlarında karşı taraftan yakalanan ve soruşturmaya tabi tutulan birilerinin adını duydunuz mu? YKP ve CTP’ye karşı bomba koyan düşük yoğunluklu savaş uzmanlarının soruşturulduklarını duydunuz mu? Kutlu Adalı cinayeti ne oldu? Hani balistik inceleme sonuçları? Susurluk soruşturmaları sırasında Kıbrıs’ta bu soruşturmalarda isimleri geçenlerin soruşturulduğunu duydunuz mu? Kıbrısla ilgili enformasyona niye önem verilmedi? Mesela Susurluk üzerinde yazılan kitaplarda Kıbrıs’taki bağlantılar üzerinde oldukça söz edilmektedir. Bu yazılarda geçen isimler üzerinde araştırmalar yapıldı mı? Örneğin Behçet Cantürk’ün(Bu kişi mafya lideri idi ama daha sonraları bir faili meçhul cinayete kurban gitti, cinayetin failleri daha sonra hiç bulunmadı) anılarında Kuzey Kıbrıs için oldukça ilgi çeken kısımlar bulunmaktadır. Behçet Cantürk buradaki üst mevkilerde adı geçenleri suçlamaktadır. Eroin trafiğinin buralardan da geçtiğini söylemektedir. Bu trafikte yer alan bu üst mevkideki önemli kişiler kimlerdi? Türkiye’de bile Kıbrıs’ta oldukça tanınan bazı üst mevkideki(O sıralarda emekli olmuşlardı) kişilerin bu soruşturmalar başlar başlamaz buralara kadar geldiklerini ve daha sonra döndüklerini ama Susurluk kurullarına açıklama yapmayı reddettiklerini görmekteydik. Bu kişilerin bu soruşturmalar çerçevesinde Kıbrıs’la ilgileri neydi? Bu insanları Kıbrıs’a çeken buraya kadar gelmelerine sebep olan kaynaklar nelerdi? İnsan gerçekten merak ediyor. Ve bir de baktık ki bu Soruşturmalar örtülerek buradaki ve Türkiye’deki soruşturmaları takip eden veya bu konular üzerinde korkusuzca yazı yazan kesimlere saldırılar başlatıldı. Ama işin garibi güya buradaki ve de Türkiye’deki Susurluk soruşturmalarını yakından izleyen bir dergi, sahibi ve partisi de güya bir zamanlar karşı olduklarını söyledikleri güçlerle birleşerek yurtsever insanların üzerine hem Kuzey Kıbrıs’ta hem de Türkiye’de saldırılara girişmiş. İki toplumlu faaliyetleri ve barışı savunan güçlere karşı saldırılara girişerek psikolojik harbin bir örneğini göstermekteydi bu zat ve partisiyle dergisi. Son otuz senede Kuzey Kıbrıs’ta yüklü bir şekilde insan hakları ihlalleri oldu. İhlalleri yapanlar çok ilginçtir ki her zaman için bu perdenin devamlı müdavimleri oldular. Türkiye’deki Susurluk hakkında çıkan kitap ve dergileri okursanız aynı kahramanları her perde açılışında ve kapanışında da bulabilirsiniz. İnsan haklarını, hukuku ve demokrasiyi zedeleyenler esasında aynı kahramanlardır. Her zaman için de beşibir yerde olarak karşımıza çıktılar. Esasında koruyoruz dedikleri “KKTC”yi de hep kendileri bu hareketleri ile kırıp geçirdiler. Kuzey Kıbrıs’taki demokrasinin bir türlü oluşamamasının arkasında da kendilerinin vukuatları vardır. Şu anda başta Şener Levent ve diğer yazarlara karşı yüzlerce davanın açılması normal bir durum mudur? Kuzey’deki rejimin belli bazı insanları hedef alarak kara listeler hazırlaması normal bir davranış mıdır? Yoksa bu belli bir klinik vakanın bir tezahürü müdür? Sanırım beyin hasta olunca her türlü insan hakları ihlalinin olması da normal oluyor. Kuzey Kıbrıs’ta 30 yıldır sürdürülen politikalar son Loizidou davası ile iflas etmiştir. Derhal halka ve sivil demokratik örgütlere dayalı bir yönetim kurularak Kıbrıs’ta bir çözüm olmalı ve vakit geçirilmeden Kuzey’de de AB normlarının uygulanması için sesimizi yükseltmeliyiz. Bu olgular gerçekleşmeden Kuzey Kıbrıs’ta iktidar olmak her zaman için boşuboşuna bir çaba olacaktır. Bu memleket bizim platformu bir kere daha tarihsel misyonunu yüklenmelidir. copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org
| ||