Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 3 Haziran 2004

Ulus Irkad

 

KIBRIS KOMÜNİST PARTİSİ VE TARİHİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA -2-

Haralambos Vadilyodis yine bir makalesinde de şöyle yazmaktaydı(1):

“Meclisin İçerisinde bu durum gayet açık olarak bellidir. Bütün Rum milletvekilleri –Galadopullos’dan maada- Meclis’te fakirlik meselesini gündeme getirip hükümetten buna bir çare bulmak çağrısında bulunmak cesaretini gösteremediler. Bunu yapmak fırsatçılara ters düşüyor. Böylelikle soykırım demek olan Enosis’i ve yalnız Enosis’i istemeyi yeğlediler. Bir taraftan emperyalist zihniyete karşı fakirlikle mücadele etmekten kaçındıkları için soykırımı yapıyorlar, öteki taraftan da emekçi halkın hiç değilse emeğinin karşılığını vermek de istemiyorlar. Bunların (halkın) devamlı surette yokluk içinde yüzüp aç kalmalarını ve kutu içindeki Enosis otu ile beslenmelerini istiyorlar. Enosis parolası emekçinin direnişini kırmak ve şikayet etmelerini engel olmak için ortaya atılmıştır. Kitleleri emperyalistlere karşı direnmek, haklarını aramak için selameti bugünden başlayarak KKK saflarına katılmakla bulabileceklerine inanmalarını istiyor ve çağırıyoruz. Enosis parolası aynı zamanda İngiliz emperyalistleri tarafından Kıbrıs emekçilerini bölmek için kullanılan bir silahtır. Kıbrıs’ta yaşayan yalnız Rumlar değildir. 1/5 oranında Türkler de vardır ve Rumların sahip olduğu kadar onlar da Kıbrıs’a sahiptirler. Enosisçiler istedikleri kadar onların yerli olmadığını savunsunlar. Açık olan birşey varsa o da Kıbrıslı Türkler hiçbir zaman Yunanistan’a bağlanmayı istemiyorlar. İstememelidirler. Herne kadar sayıları elvermiyorsa da Enosis’e alternatif olarak Türkiye’ye bağlanmak istiyorlar. Kıbrıslı Türk yetkililer bu çizgiden hareketle iki yol düşünüyorlar. Yanlış olan bu hareketi inşallah yapmazlar. İngilizlere yardımcı olmak ve ayırımcı politikalarını gütmek, aynı zamanda Türk emekçilerini de bu yola sürüklemek... Bunu İngiliz yetkililer de taktiklerine uygun olduğu için kullanacaklar...”

KKK’NIN HEDEFLERİ

KKK’nın hedeflerini resmen açıklayan Program’da ilk defa olarak, sosyal ve ekonomik işler yanında, açık siyasal tavırlar da yer almaktaydı. Bunlardan bir tanesi de orta sınıf ve kilise tarafından desteklenen Enosis konusuyla doğrudan bir zıtlık arzeden, Kıbrıs’ın bağımsızlığı için mücadeleye destek verme tavrıydı. Bu tavır, Kıbrıs Türk kitlelerini KKK saflarına cezbetmişti(2).

Neos Anthropos , kısa yayın yaşamı süresince büyük muhalefet de cezbetmişti. Muhalefet, önce işçi kuruluşlarına, o zamana kadar artık çok iyi bilinen komünistlere ve Kıbrıs İşçi Hareketinin “kalesi” olan Leymosun İşçi Merkezi’ne karşı mücadele ile başlamıştı. Leymosun İşçi Merkezi’nin “1 Mayıs” duyurusunda şöyle denmekteydi:

“1 Mayıs, dünyadaki fakir insanların bir kutlama günüdür. Bu günde ırk veya dini ne olursa olsun bütün işçiler, işçi ideolojisinin kurbanlarını anmak için kardeşlik içinde bir araya gelirler, güçlerini gösterirler ve yöneticilerinden, hayattaki haklarını talep ederler. Hiçbir işçi, hiçbir fakir emekçi ve işçi hareketine karşı sempatisi olan hiçbir vicdanlı ve eğitimli kişi, bu toplantıdan uzak durmamalıdır, işverenlerin baskıları ve zenginlerin bizi sömürmesi, bizi, yani Türkleri ve Hıristiyanları birleştirmelidir. Bundan böyle ırksal nefret ve dinsel fanatizm nedeniyle bölünmüş değiliz. Bunlar artık geçmişte kalmıştır. Şimdi hepimiz birer kardeş gibi, bu hayatta bize ait olan haklar için talepte bulunacağız. Kuruluşlarımızı tanıyan, bize 8 saatlik iş günü sağlayan ve bizi sefaletten ve işverenlerin açgözlülüğünden koruyacak olan çalışma yasalarına ihtiyacımız vardır.”(1.5.1926)

Kıbrıs Komünist Partisi, sömürge yönetiminin ve muhalefetin yarattığı işçi aleyhtarı bir atmosferde, Ağustos 1926’da resmen kuruldu.

KKK’nın “ekonomik ve siyasal durum” üzerinde olan görüşleri, aşağıdaki alıntıda tipik olarak yansımaktadır(3):

“KKK, Kıbrıs’ın kapitalist ve emperyalist İngiltere’nin elinden kurtuluşunu hedefleyecek olan, İngiliz aleyhtarı birleşik cephenin oluşması için elinden gelen herşeyi yapacaktır. Yabancı bir fetihçinin ayakları, bu küçük adamızın toprakları üzerinde durduğu sürece, Kıbrıs halkının yararına herhangi bir değişikliğin getirilemeyeceği, bugün, daha önce olduğundan çok daha fazla açıktır. Ancak özgürlğümüzü kazanıp, ingiliz emperyalizminin köleleri olmaktan artık çıktığımız zaman ekonomik alanda da rahatça soluk alabileceğiz... Ve işte bütün tarafların çabalarını şimdi bu doğrultuda yapmaları gerekir. Ama sonuç getirmesi isteniyorsa, bu çabalar, birlik halinde yapılmalıdır. Hangi hizibe bağlı olursa olsun, ister orta sınıf veya işçi sınıfından, Rum veya Türk olsun, bütün İngiliz aleyhtarı unsurların yabancı egemene karşı mücadelede işbirliği yapmaları bir görevdir.”

İngiliz yönetiminin 50. yılına, yani 1928’e gelindiğinde, Kıbrıs’taki emekçilerin sayısı 25,000’e ulaşmıştı. Bunun on bini tarım işçisi olup, altı ile yedi bini (önemli sayıda Kıbrıslı Türk de içinde) Amiandos ve Skuriotissa madenlerinde çalışan maden işçileri idi. Bazı işçiler, doğrudan maden şirketlerine, bazıları da alt-müteahhitlere bağlı olarak çalışmaktaydılar. 1928 yılındaki günlük ücretler, hala daha açlık düzeyinde idi: Erkekler 3 şilin, kadınlar da 1 ile 7 kuruş (0.5-3 sent) arasında alıyorlardı. Asbest madeninde çalışanlar, mandra ve kulübelerde çok yoksul koşullarda yaşamaktaydılar. 1928-1932 arasında günlük ücretler sürekli azalmış ve sonunda 1906’daki düzeye ulaşmıştı, yani erkekler için 9 kuruş (4.5 sent), kadınlar için 6 kuruş (3 sent).

Kötü çalışma koşulları ve siyasal görüşleri temelinde hem Rum, hem de Türk işçilerin kovuşturulmaları yüzünden, Leymosun işçi Merkezi, sömürge hükümetine bir memorandum göndererek, diğer şeyler yanında 8 saatlik işgünü, görevde iken meydana gelen kazalarda işçilere ve ailelerine (ölüm halinde) tazminat ödenmesi hükmü; herhangi bir işçinin haksız olarak görevden atılması durumunda tazminat ödenmesi hükmü; çalışan kadın ve çocukların korunması hükmü ve son olarak kasaba ve köylerde işçi ve tarım işçilerine uygulanmakta olan polis kovuşturmasına son verilmesi talep edilmekteydi(4).

Amiandos’ta önceden yapılan bir grevi desteklemek için 1 Eylül 1927’de gerçekleştirilen bir greve, 1,000 işçi destek vermiş ve madencilerin çalışma saatlerinin 10’dan 9 saate indirilmesi başarılmıştı.

İkinci grev, 25 Temmuz 1929’da yer almıştı. 6,000 maden işçisi işlerini durdurduğu için bu grev de başarılı idi ve taleplerini ilerletmek için bir gösteri düzenlediler. Talepler arasında, daha kısa çalışma günü, ücretlerde artış yapılması ve istedikleri yerden ekmek satın alma hakkı vardı. Son talep, Amiandos şirketinin işçilerini, şirketten ekmek almaya zorlaması üzerine ortaya konmuştu. Şirketin ekmeği daha pahalı olup, sadece 250-300 dirhem ağırlığındaydı. Grevin bir sonucu da, ekmeğin kalitesini yükseltmek ve tane fiyatını 60’tan 50 mil’e (5 sent) düşürmek olmuştu. Aşağıdaki alıntı, 1929’daki grevde KKP’nin katılımını tanımlamaktadır(5):

“Henüz yeni kurulmuş olmasına ve birçok üyesinin polis gözetimi altında bulunmasına rağmen, bu yeni parti, ada çapında önemli bir grevi örgütleyebilmiş ve Temmuz 1929’da 6000 maden işçisi işlerini durdurmuştu. Şirket binası dışında bir gösteri düzenlemişler ve daha kısa iş günü, daha iyi ücretler ve istedikleri dükkandan ekmek satın alma özgürlüğünü talep eden sloganlar bağırmışlardı. Şirket işletmesi, işçilerden tekrar işlerinin başına dönmelerini istemiş ve bütün taleplerinin tatmin edileceğine dair vaadde bulunmuştu. Ama işçiler, şirketin sözüne güvenmeyi reddederek, grevlerini sürdürmüşlerdi. Birçok işçi tutuklanmış, ceza görmüş ve hapsedilmiş, bazıları işten atılırken birçoğu da sürgüne gönderilmişti.” (T.W. Adams, Akel: The Communist Party of Cyprus, California, 1971,s.17)

Grevin başarılı olmamasına rağmen, bu olay Kıbrıs işçi hareketinde bir dönüm noktası idi Ekim 1931 olaylarından sonra(Tarihte 1931 İsyanı diye geçmektedir, Olaylar sırasında İngiliz Valisi’nin konağı da halk tarafından yakılır) KKK’nın iki lideri, 8 sağcı lider ve kilise temsilcileri ile birlikte sürgün edildi. Vadilyodis daha sonra Sovyetlere geçmiş ve burada Stalin’in tek ülkede Sosyalizm teorisine karşı çıkmıştı. Vadilyodis’in de kaderi diğer muhalif Sovyet devrimcileri gibi olmuş ve Stalin tarafından Kafkaslara sürüldükten bir müddet sonra orada ölmüştü. Sürgüne uğrayan KKK liderleri Londra’da aşağıdaki duyuruyu yayımladılar(6):

“KKK, bir yıllık sağlıklı bir çalışmadan sonra, dinamik olarak durumunu yükseltmek, işçi sınıfını örgütlemek ve onun siyasal etkisini devrimci sınıf bilincini geliştirme durumuna gelmişti. Kitlelerin kendiliğinden ayaklanmasına destek olacak tek parti idi. Parti, emekçi halkı, yani hem Rumları, hem de Türkleri örgütleyip, İngiliz boyunduruğu ve sömürüsünden, yerli toprak sahipleri ile faizcilerden uzak, işçi ve tarım emekçilerinin özgür bir Cumhuriyetini kurma doğrultusunda, mükemmel devrimci bir yolda gitmeleri için onlara kılavuzluk yapmaya çabalamıştır. Ayaklanmanın kanla bastırılması, partimizin birçok aktif üyesinin tutuklanması ve Kıbrıs’tan “yaşam boyu” sürgün edilmemiz, devrimci çalışmalarımızı veya KKK’nın güçlendirilmesi mücadelemizi durdurmayacaktır.KKK, işçi ve köylülerin ekonomik taleplerinin derhal yerine getirilmesi, “Ulusal-Enosis” liderlerinin ihanetini ve onların karşı-devrimc i “Yunanistan’la Birleşme” sloganlarını önlemek ve işçi ve köylülerin Özgür bir Kıbrıs Cumhuriyeti için birleşik cephesi mücadelesine devam edecektir.” (KKK’nın iki sürgün lideri Haralambos Vadilyodis (Vatis) ve Kostas Skeleas)

Ekim olaylarından sonra, Ronald Stross’un yerine gelen yeni İngiliz Valisi Sir Richmond Palmer’in diktatörlüğü başladı. “Palmerokrasi” döneminde önemli sayıda işçi kuruluşu ortadan kaldırıldı ve Rum ve Türk komünistleri ile işçi hareketinin liderleri ya hapsedildi, ya da sürgüne gönderildi(7).

15 Ağustos 1933’de, KKK’yi ve öteki parti örgütleri yasadışı ilan etmek için ceza yasası değiştirildi. Birçok yasalar halkın özgürlüğünü sınırlandırdı. Bu önlemler, yani 1931 ile 1944 yılları arasında geçirilen 28 tane kötü şöhretli “özgürlükçü olmayan yasa”, Kıbrıs’taki işçi hareketini çökertmede başarılı olamadı(8).

DİP NOTLAR

(1) Özgürlük Dergisi,s.33, Mayıs 1989.

(2) Sosyalist Gerçek Gazetesi,sf.10,Mart 1997

(3) Agy,sf.10.

(4) Agy,sf.10.

(5) Agy,sf.10

(6) Agy,sf.10.

(7) Agy,sf.10

(8) Agy,sf.10.

-DEVAM EDECEK-

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org