Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 30 Ağustos 2003

Ulus Irkad

 

NE KADAR İNANDIRICI OLACAKLAR ve GÜNEYLİ GÖÇMENİN AHI...

NE KADAR İNANDIRICI OLACAKLAR ve GÜNEYLİ GÖÇMENİN AHI...


Belli ki Kıbrıs Türk halkına 30 yılda kan kusturanlar yeni yeni hareketler içerisinde. Aradan geçen 30 senede zavallı Güneyli göçmeni sadece topraklarının ve mallarının feragatnamesini almak için bir zamanlar arayanlar ve daha sonra eceliyle başbaşa bırakanlar şimdilerde, yok efendim, Güney’deki mallar Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından istimlak edilmiş de, yok efendim, Güney’deki mallar Kıbrıslı Rumlar tarafından barbarca ortadan kaldırılmış da, yok efendim, bu hareketler değil 30 yıl içerisinde daha 1963’lerden beri devam ediyormuş da... gibisinden zavallı ve mazlum politikalar üreterek Kıbrıslı Türkleri hatırlayamadıkları 30 yıl içerisinde bir defa daha legal olarak Kıbrıs’ı bölmek için senelerden sonra yine hatırlamış. Şimdi yeniden sormak lazım: Daha 1970’li yılların sonlarında Eşdeğerde Mal komisyonlarında Güney’den gelen göçmenler tazmin edilmeden “Eşdeğer Mal Komisyonunda veya diğer önemli noktalarda görev yapanlar tazmin edilmeyecektir” diye yasalar veya tüzükler varken mal kapişarisine girenler kimlerdi? Güneyli Göçmen daha oturacak bir ev bile bulamadan çeşitli terendazlıklarla kendi dalkavuklarına ve de partizanlarına mal kapişarisi başlatanlar kimlerdi? Güneyli göçmeni aradan geçen 30 yılda anımsamayanlar şimdilerde hangi sebeplerden dolayı mallarının değer ettiğini anladılar? 30 yıldır Güneyli göçmenlerin kapıları bile çalınmadı ne o şimdi mi hatırladınız efendiler? Niye acaba? Sebebi ne bu aşna fişnelerin? Aradan geçen bunca senede Güneyli göçmenlerin birçoğu artık bu samimiyetleri belli olan efendilere ne kadar güvenebilir? Vakıfları da şimdi hatırladılar. Vakıflar konusu niye şimdiye kadar amımsanmadı da bugünlerde ortaya çıkarıldı? Uluslararası hukukun daha tam olarak onay vermediği bazı icraatlar niye başlatıldı? Ya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, esas amacı toplu takas yapıp 1974 sonrası mal kapişarisini haklı çıkarmak olan bu gibi girişimlere onay vermezse ne olacak? Zaten Güneyli göçmenlerin 1980’li yılların başlarında tazmin edilemedikleri ve de bir de bankalardaki Kıbrıs Parası operasyonlarından sonra kara toprağa girdiklerini ve de ahlarının seslerini ve de duygularını şimdilerde torunları ve de akrabalarının taşıdığını bilmeyen yok gibidir. Öncelikle Kıbrıs Rum malları üzerinde oluşturulan sahte mutlulukları yaratanların yargılanması ve de hesap vermesi gerekmektedir. Hukuksuzluklara hukuksuzluk katacak olanlar son otuz yılın hesabını vermeye hazır olmalıdırlar.


Anlayacağınız binbir dereden su getirerek statükolarını devam ettirmek istiyorlar. Kıbrıs Türk halkına ve de Kıbrıs toplumlarına inat paylaştıkları toprakları kurtarmaya çalışmaktadırlar. Kapıları bunlar açmamıştı. Açılmasından da oldukça rahatsızdırlar. Ama şimdi de bu statükodan elde ettikleri avantalarını ve de başkalarının insan haklarını ezerek aldıklarını korumaya çalışmakta bu yüzden de binbir dereden su getirmeye çalışmaktadırlar. Şu hale bakın: Halkını çok seven milliyetçiler; bunca seneden sonra halkını kapı önüne bu şekilde mi koyacaktınız? Bir elbise ile aldınız ve de bir şortla kapı önüne bıraktınız. Hani İsviçre söylemleri? Nerede kaldı Sayın Ecevit’in toz pembe iyi niyet muştuları... Nerede kaldı Kuzey Kıbrıs’ı İsviçre’ye benzetmeler... Ellerinden geldiği kadar Kıbrıs Türkünü Doğu Anadolu’nun seviyesine getirmeye çalıştılar. Paketler hep Kıbrıs Türk halkının aleyhine çalıştı. Her evin önünde iki araba varmış; her evde buzdolabı varmış; her evde uydu anten varmış diyerek Kıbrıs Türkünün yaşamı, boğazı sıkılarak sona erdirilmeye çalışıldı. Kıbrıs Türkünü sevmek bu muydu? Niye Kıbrıs Türk halkı UBP’cisinden DP’cisine ve de bilimum muhalefet partilerine kadar bugün Güney’den Kıbrıs Cumhuriyeti kimliği ve de pasaportu almaya koyuldu? Sizden mi yoksa kendi kendinden mi bıktı? Demek ki 30 yılda bu topluma gereken güveni verememişsiniz ki sizlerden kurtulmak için kendinin de birzamanlar kurduğu Kıbrıs Cumhuriyeti haklarına dönmeye çalışmaktadır. Hade nerede kaldı o gerin gerin gerinmeler? Hani o gurur? Gerdanla gurur çok iyi birbirine uyuyordu. Halka “Kıbrıs Cumhuriyeti pasaportu almak yasak değil isteyen gitsin alsın” diyen kimdi? O halde halk Kıbrıs pasaportuna hücum edince niye korktun da İstanbul’dan engellemeye çalışıyorsun? Amacın ne? Amacın cezalandırmak mı? Kimin kimi cezalandıracağını tarih gösterecek. Sen değil...


Belli ki telaş büyük. Bu aslında bir yıkımı da göstermekte. Ama yıkılmakta olanlar yıkıldıklarını pek de hissedemiyorlar. Hala daha aynı söylemlerle ve hamasetle bu işi götüreceklerini sanmaktadırlar. Deprem ve yıkım aslında büyük de olacak. Onları hiç ama hiçbir zemin kurtaramayacaktır. Sovyetlerdeki yıkımın da farkına varamamıştı bürokrasi. Fakat çözülme başladığı anda neye uğradığını şaşırmıştı. Endişe ve telaş içerisinde verilen tavizler genelde yıkımların bir yansımasıdır. Nitekim Soveyt bürokratları da bazı cumhuriyetlerin tekrar bağımsızlık kazanmasını kabul etmişlerdi ama çorap söküğü gibi arkası gelmişti. Çünkü bozuk bir temel üzerine kurulan güvenlik devletleri esasında kendi halklarının da onayını alamazlar. Ve liderler hem arkaları hem de önleri ile uğraşırlar ve de barajın deliği açılınca suyun akışını engellemek oldukça zor olmaktadır. Kapıları açtılar ama kapatamayacaklar. Mal değişimi dediler ama arkasını getiremeyecekler. Amaçları kendi hukuksuzlukları ve de haksızca almış oldukları malları korumak. “Senin malın benim malım, ama benim malım da benim malım” diyorlar kısacası. Bu felsefeye kim pey verecek ki? Partizanlar ve de 30 yıldır avantadan geçinenler belki... Ama bu partizanların Güney’deki mal varlığını çok merak ediyorum. Ya Güney’de kimler mallarını sattı? Ben bu sıralarda bu bilgilerin de açıklanmasını talep ediyorum. 30 yıldır hiç tazmin edilmemiş ve de bir çözümün olmasını bekleyen çok insan var. Onlar da bu yönetime güvenmiyor. Bu insanları kim tazmin edecek. “Değişimi ben yapacağım çünkü haksız yere mal alanları da koruyacağım” demek isteniyor galiba. Bu görüş çalışmayacak. Uluslararası hukuk gene etkili olacak. Uluslararası hukuk ne diyorsa o olacak. Güney’deki haksızlıklar da buradakiler de ancak böyle hallolabilir.


“İskan adalatesizliğinden öldüm” diyen mezar taşları haksızlıklara devam etmek isteyenlerin yakalarını bırakmayacak. “Mazlumun ahı yerde kalmaz” sözünü bazıları kulaklarına küpe yapsınlar.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org