Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 22 Ekim 2004

Ulus Irkad

 

KIBRIS SORUNUNDA GERÇEKLER VE AYRINTILAR(1)

TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE KIBRISLITÜRKLER

Kıbrıslıtürkler diğer Osmanlı toplumları gibi milliyetçiliğe çok geç kavuştular. Eski müslüman toplumlar ümmetçilikten ve sosyo ekonomik yapılarından olacak 19.yy’da birçok toplumun kavuştuğu milliyetçiliğe bir bujuvazi oluşturamadıkları ve kapitalizme de çok geç kavuştuklarından ötürü çok geç milliyetçiği kavuştular ve kavuştuklarında da eskiden kendi idarelerinde olan Hristiyan toplumlar onları ekonomik bakımdan çoktan geçmiş bulunmaktaydı.Kıbrıslıtürk kimliği üzerine konuşmak oldukça güç bir şeydir aslında. Herşeyden önce, kimlik belirlenmesi,sosyal-ekonomik ve siyasal bir dinamiğin sonucudur. Sayılan dinamiklerin cılız olduğu toplumlarda, bir kimlik biçimlenmesinden çok, kimlik kargaşasına rastlanılıyor. Kimlik tartışmaları, kapitalist toplum düzeni ile tarih sahnesine çıkmıştır. Feodal toplumlarda “Ulusal kimlik” yoktur.

Kapitalist toplum düzeninin, Batı Avrupa’da tarih sahnesine çıkması ve “Ulusal Kimlik” biçimlenmesi adeta aynı şeydir. Bir Fransalı, Fransız Burjuva Devrimi ile Fransız olmuştur. Fransa Burjuvazi Devrimi ise Fransız burjuvazisinin ulusal devlet kurma eylemidir. Ve bu eylemi besleyen, sosyal-ekonomik ve siyasal koşullar vardır.

Kıbrıs, kuşkusuz ne bir Batı Avrupa ülkesi ne de iç dinamiği ile, kapitalizm ve uluslaşma yaratan ülkelerdendir. Çok köklü bir sömürge tarihine sahip olan Kıbrıs, sömürge toplumların ulusal kimlik kompleksi içinde ele alınmalıdır.

Sömürge toplumlar, feodal veya prekapitalist ilişkilerin egemen olduğu toplumlardır. Ayrıştırıcı bir modern üretim potansiyeli olmadığı için, bu toplumlar heterojen (dağınık) bir yapı ve mozaik görüngüler sergilemektedir. Şeyhlikler, kabileler, milliyetler ayrı ayrı varolabilmektedirler. Bu farklılıkların iç içe girip yoğunlaşması ve bir “bütüne” ulaşması, sömürgeci güce karşı sürdürülen kurtuluş hareketi, “Bağımsız Devlet” kurma mücadelesi, “bütün bir ideoloji ve kimlik” yaratabilir. Daha ilk bakışta Kıbrıs’ın klasik bir sömürge toplumu olmadığı göze çarpmıyor. Kıbrıstürk Kimliği üstüne konuşmak bu bağlamda zordur. Çünkü, Kıbrıs bu alanda oldukça kendine özgü bir ülkedir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun 1571 yılında adayı işgal edip Müslüman nüfusu iskan etmesi, Kıbrıs’ın mozaik görünümünü yoğunlaştırdı. Hristiyanlar ve Müslümanlar iç içe yaşamaya başladılar. Osmanlıların bu tarihte Kıbrıs’ı ele geçirmesi ile adaya gelen Kıbrıslıtürkler, bu trajik tarihi yaşayan Kıbrıslırumlarla, daha doğrusu Rumca konuşan eski yerlilerle karşılaştılar. Kıbrıslırumlar, Kıbrıslı kimlik adına adadan ne almışlardsa, Kıbrıslıtürkler de onu aldılar. Esasında şunu da koymalı; Kıbrıslılar tarihsiz bir halk da değildirler. Ne var ki, Rumca konuşan Kıbrıslılar, adaya daha sonra yerleşen Türklere ideolojik bir Kıbrıslı kimlik vermedi, veremezdi. Daha Osmanlı Döneminden ortaya çıkıp, “Megalo İdea-Enosis” politikasıyla koşut bir Helen kimliğine sarılan Kıbrıslırum burjuvazisi tarihsel şansını kaçırdı. İkinci şansı da, 1930-1950 yılları arasında, yine Enosis komplosuna yenik düşen Kıbrıslı işçi sınıfı kaçırdı.Üç asırlık Osmanlı döneminde Kıbrıs, silik bir yer işgal ediyordu. Birkaç ayaklanma ve 1921 katliamları ötesinde anılmıyordu bile. Osmanlı tarihi içinde “sürgün yatağı” olarak biliniyordu. Osmanlı sarayı Namık Kemal’i çekinmeden Kıbrıs’a sürebiliyordu. Nasıl olsa sakin bir yer diye. Kıbrıs’ın Müslüman nüfusu, politik ve entellektüel bakımdan tam bir durgunluk ve kısırlık içindeydi. En önemli karakterler Kıbrıslı Mehmet Paşa ve Kamil Paşa idi. Birincisi dört kez, ikincisi üç kez olmak üzere başvezir olmuşlardı. En önemli edebiyatçılar olarak ise, Müftü Hasan Hilmi Hoca (1782-1847) ve Kaytanzade Nazım (1857-1924) anılıyordu. Birincisi, II. Mahmud’a yazdığı methiye ile tanınıyor, ikincisi ilk roman yazarı ve şair olarak biliniyor. İlk İngiliz raporları Kıbrıslı müslümanlardan “quite uneducated” oldukça cahil olarak bahsediyor. Kıbrıs’ta ilk basılan kitap 1788 tarihlidir ve Archimandrite Kiprianos’un Kıbrıs tarihi adlı kitabıdır. İlk telif hakkı yasası 1887’de yürürlüğe girdi. İlk Türkçe kitap ise 1892 kayıtlıdır. 1914 yılında kayıtlı 600 kitabın 50’den azı ve kısmenTürkçedir. Bunlar arasında en çok dikkati çeken, Ziver Bey’e ait 1894 kayıtlı, 80 sayfalık Kıbrıs Tarihi’dir.

Kıbrıs’ta İngiliz egemenliği dönemi, Kıbrıslılar için en önemli tarih dilimidir. Bu dönemde Kıbrıslılar, büyük ölçüde Kıbrıslı olmaktan çıktılar. Bundan İngiliz sömürge yönetimi pay sahibidir. Ancak, çokça söylendiği gibi tek sorumlu Sömürge Yönetimi değildir.. Kıbrıs Yukarı sınıfları, çıkarları ve yönelişleri esas belirleyici olmuştur. Kıbrıslı’ların kimliksizliği veya yapay kimliğinin oluşumu,yukarı sınıfların siyasal yönelişleri ile yakından ilgilidir.

Osmanlı toplum örgütlenmesi daha önce belirtildiği gibi, millet sistemine dayanamıyordu. Egemen milletler durumunda olan müslüman topluluk, imparatorluk hükümeti ile özdeşti. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışı, müslümanların toplumsal örgütlenmelerinin de çöküşü oldu. Hristiyan topluluklar bu çöküşten bu anlamda etkilenmedi ve özerk biçimde ayakta kalmayı başardılar.

Kıbrıs, Osmanlının çöküşünden etkilendi. Osmanlı artığı bürokrasi, İngiliz yönetiminin bir organı haline geldi. Zaten Osmanlı yönetimi, İngiltere’ye karşı kuşkulu davranmayı “vatan hainliği” sayıyordu. 1870’li yıllarda, padişahın özel sekreteri konumunda olan Sait Paşa, ingiliz büyükelçisi A.H. Layard’a yazdığı bir mektupta şöyle diyordu: “Türkiye’nin güçlü ve bağımsız bir imparatorluk olarak devam etmesinden yalnız İngiltere’nin çıkarı olduğu konusunda ekselansların görüşüne tamamen katılıyorum.”

Osmanlı’nın çöküşü, geleneksel müftü atamalarını etkiledi. Bundan böyle atamaları İngiliz Yönetimi yapıyordu. 1 Ocak 1928 tarihinden sonra müftülük makamı kaldırıldı. Evkaf dairesine bağlı olarak bir fetva emini atandı. Şer-i mahkemeleri evkafa bağlanarak İngiliz yönetimi altına alındı. Bundan böyle, müslüman bürokratlar, İngiliz yönetimi tarafından atanıyor ve kontrol ediliyordu. Kıbrıs’ta geleneksel liderlik bir imparatorluğun sahipliğinden çıkarak, başka bir imparatorluğun buyruğu altına giriyordu. 1882 Anayasası Kıbrıs’taki müslümanların siyasal üstünlüğüne son verdi. Oluşturulan Kavanin Meclisinde halk tarafından seçilen, üç müslüman ve dokuz hristiyanın yanısıra yönetim tarafından atanan altı İngiliz üye yer almaktaydı(1).

DİP NOTLAR

(1)Yukardaki yazı Edebiyatta Kıbrıs Türk Kimliği adlı kitaptan yararlanarak yazılmıştır.

-DEVAM EDECEK-

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org