Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 30 Ekim 2003

Ulus Irkad

 

Olumsuzluklar Birleşince

Devamlı olarak söylüyoruz bağımsızlığı olmayan, özgürlüğü olmayan, vesayet altındaki ülkelerde demokrasi olmaz diye...Seçimi kazanabilirsiniz. Kazansanız ne yazar ? Size binbir türlü engel çıkarabilirler. Herşey Kırmızı Kitapçıklara göre ayarlanmış değil mi zaten? İlkin karışmayabilirler. Size belli bir demokrasi de tattırabilirler. Sonra da esas yüzlerini gösterirler (90’larda ve 2000’lerde çok gördük). Onlara göre önemli olan kurdukları rejimin yıkılmamasıdır. Bu rejim yıkılabilir mi? Öyle kolay mı olacak yıkılması örneğin ? Yani seçim yoluyla diyeceğim...Yıkılabilir mi seçimle? İnanıyor musunuz buna? İnşallah ben haksız çıkarım diye devamlı yazıyorum zaten. Hiçkimsenin oyunda da gözüm yok inanın. Kimseye de şuna veya buna verin de demiyorum. Herkes gidip partisine oyunu kullanabilir. Ama ben bu işin bu kadar da kolay olacağına inanmıyorum. Ordan vuruyorum, burdan vuruyorum yaşadığımız son 30 yılı gözlerimin önüne getiriyorum ama olmuyor. Sağ kaybedecek mi? Bana göre AKP bile burada sağın kaybetmesine göz yumamaz. Adamlar “Biz demokrat muhafazakarız” diyorlar. 2007’lere kadar ellerinde sağdan da bir güç olduğunu göstermek için güçlü bir sağ partiye veya partilere ihtiyaçları var. Kaldı ki Türkiye’nin rejimine yön verenlerin kendi borularını çalanların etkisiz kalmasını isteyeceklerini sanmıyorum. Önemli olan hükümet değil zaten, rejim, yani militer bürokratik düzen... Birgün başka öbürgün başka konuşuyorlar. Ama kökten Türkiye’deki düzeni bozmak da istemiyorlar. Bana göre onların da hem Kuzey Kıbrıs’taki rejimin yaşamasında hem de Türkiye’dekinin menfaatleri var. Yani kökten bu rejimi sarsmaya cesaret edemezler diyorum. Şimdiye kadar yaptıkları buna kanıt değil mi? Örneğin Yakış “Çözüm olmazsa işgal olur” demedi mi? Sonra geri adım atan yine aynı parti olmadı mı? Hele Yedinci Uyum Paketi geçerken bir sene daha askeri bir sekreter MGK’ya hükmedecek kararını alanlar da aynıları değil miydi? Siz sanıyor musunuz ki bu kararın bile alınmasında Kıbrıs Sorunu ana hedef değildi? Hem elinizi vicdanınıza bir koyun ve söyleyin bana; şu anda Kuzey Kıbrıs’taki rejimi muhalefette rahatsız eden mi var ciddi bir şekilde?

Olayları ve de Türkiye’deki devlet yapısını çok iyi analiz etmek gerekiyor diye düşünüyorum. Eğer iyi analiz yapılmazsa yanlışlar ve de hüsranlar olur. AKP’nin de ideolojisi olan Sunniliğin bir zamanlar Osmanlı İdaresi’nin resmi ideolojisi olduğunu düşünmeniz gerekiyor. Şimdikiler, yani Osmanlıyı devralan İttihadçı bürokrasi gibi, Cumhuriyeti devralan askeri bürokrasi de nasıl ki “şeriat” korkusunu kendi menfaatleri için kullanıyor, Osmanlı zamanındakiler de aynısını yaptılar. Devlete sahip çıkan İttihad ve Terakki bürokrasisi de olunca ve de devletin ekonomik yapısından parazitlenmeye başlayınca bu defa da Osmanlıda “Şeriat geliyor” nidaları altında bürokrasi iş görmeye başladı. Halk “Şeriatçılar geliyor!” diye uzun yıllar kandırıldı. Ama tabi ki bu arada da halktan gizli çok işler yapıldı. Halk Yemenlerde evlatlarını kaybederken İttihad ve Terakkiciler hegemonyalarını devam ettirdiler(O zamanlar da İttihadçılara karşı çıkanlar faili meçhullere karıştılar). Şimdilerde de Türkiye Cumhuriyeti’ne sözde sahip çıkan Kemalist maskesi takmış olanlar tabu oldular diye hegemonyalarını devam ettiriyorlar ve de radikal bir çıkış yapan AKP’cileri de iktidarda esas kendileri olduğundan dolayı kolayca baskı altına alıp kendi bürokrasilerinin devamını sağlıyorlar. Bakmayın siz esasında Irak konusunda bile bürokrasi Kuzey Irak’ta kurulan Kürt devletinden dolayı ırak’a girmek istemiş ve bu işi de kılıfına uydurarak AKP’yi yıpratma ama kendi bürokratik menfaatleri için de Irak’a girme kararı almıştır. Sonuçta büyük kayıplar verilse bile yıpranacak olan AKP olacak onlar da tereyağından kıl çeker gibi bu vartayı atlatacaklardır. Oysa Türkiye’deki solun da hataları devam etmektedir. Kıbrıs’taki statüko için ağız açmayanlar “Irak’ta savaşa hayır!” diye gargara yapmaktadırlar. Şimdilerde değişen dünyaya en iyi Türkiye vizyonu verecek olanlar Türkiyeli solcular olmalıydı. Varolanlar ise milliyetçi ağızla dünyaya kapanmaya ve de baskıcı rejime destek vermekten başka bir iş yapmıyorlar.

Evet olayları iyice analiz etmemiz gerekmektedir ve Kuzey Kıbrıs’ın durumunun Türkiye’deki rejimle ilintili olduğunu da çok iyi görmeliyiz. Yani seçimlerde hangi parti kazanırsa kazansın bilhassa Mayıs 2004’ten sonra burada oldukça ciddi sonuçlar ortaya çıkacaktır. Belki de burada bir hükümet değişikliği ortaya çıkarsa TC’deki siyasi ve militer otoriteler veya asker sivil bürokrasi siyasal durumu taciz etmeye başlayacaktır. Ellerinden gelen her türlü zorluğu buradaki yeni hükümet için çıkarabilirler. Belki de Türkiye’deki AB üyeliği savunanlara bu davayı kaybettirmek için şu anda bile ellerinden geleni yapmaktadırlar. Nüfus taşıyarak dünya kamuoyuna ve Batı’ya “Aha işte istediğimizi yaparız be ne olacak?” diye yanıt da vermeye çalışmaktadırlar kimbilir. Halka bir hüsran yaşatmamak için doğruları, olabilecekleri haykırmak ve söylemek daha iyi değil mi? Açık açık seçimlerde müdahaleler de yaşayabiliriz. Zaten buralara kadar nüfus getirmek müdahale değil mi? Müdahalenin daniskasını yaşamaktayız. Marifet aday bulup çıkarmak değildir, esasında halka gelmekte olanı ve gelecek olanı da söylemek daha iyi. Halkı yeni mücadeleler için hazırlıklı kılmak gerekmektedir. Uluslararası alanda hukuksal mücadeleyi de gözden ırak tutmamak gerekmektedir. Aynen AKP gibi yapılan sadırıları sineye çekip sessiz kalmak ise ülkeye ne kazandıracaktır? O da merak konusudur.

Her halukarda seçim sonuçları ne isterse olsun Güney’le ilişkileri koparmamak en iyisi. Eğer seçimler beklendiği gibi olmazsa buradaki muhalefetin AB parlamento seçimlerini düşünmesi de gerekecektir. Kıbrıslı Türklerin şöyle veya böyle dünyaya açılacak bir penceresinin olması gerekmektedir. AB parlamentosu üyesi olacak iki Kıbrıslı Türk’ün( Elbette bu Kuzey’de ve başka yerlerde yaşayan Kıbrıslı Türklerin ortak kararları ile olacak ve de bu seçimin bile önemli olduğunu söylemek istiyorum) Kuzey’deki temsilcilerden bile daha etkili işler yapabileceğini düşünmekteyim. Kuzey’deki seçimlerde müdahale ve de etki yapmak istiyenlerin Kıbrıslı Türklerin elllerindeki avatajların da oldukça fazla olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Kıbrıslı Türkler son 30 yılda yaşadıklarını çok iyi tahlil etmelidirler. Son 30 yılda kendilerine oldukça acı çektirenlerin bunun artık devam edemeyeceğini ve de Kuzey Kıbrıs’taki işbirlikçileri de şöyle veya böyle artık güçlerinden birçok şey yitirdiklerini bilmelidirler. Şu çok iyi bilinmelidir diye düşünmekteyim: Bundan yaklaşık birkaç yıl önce Hürriyet gazetesi yazarlarından Ferai Tınç yazmıştı, aynen aktarıyorum;

“İnsan küserse toprak da küser”....

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org