Hamamboculeri.org: Alternatif Haber, Genel, 27 Temmuz 2002
Sansursuz.com
Financial Times´dan Kıbrıslı Rumlara Ağır Suçlamalar
İş çevrelerinin gazetesi Financial Times, Kıbrıs'taki Rum hükümet ve Kıbrıs Halk Bankası adlı Rum banka aleyhinde çok ciddi suçlamalara yer veriyor. Gazetenin neredeyse tam bir sayfa ayırdığı ayrıntılı haberinde, Yugoslavya eski cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç'in Bosna ve Kosova savaşları sırasında ambargo delme ve para aklama çabalarına Kıbrıslı Rum yetkililerin nasıl yardımcı oldukları anlatılmakta.
Financial Times, Kıbrıs'ın 2004 yılında Avrupa Birliği'ne tam üye olmak için müzakereleri sürdürdüğü bir sırada, Yugoslavya'ya yönelik Birleşmiş Milletler yaptırımlarının delinmesine büyük çaplı katkısının Kıbrıs'ın kara para aklama ile mücadele azmi konusunda kuşkular doğurduğunu belirtmekte.
Gazete haberini büyük ölçüde Birleşmiş Milletler Savaş Suçları Mahkemesi savcılığında görevli müfettiş Morten Torkildsen'in hazırladığı rapora dayandırmakta. Ancak Financial Times, bu raporda adı geçen Kıbrıslı Rum yetkililer ve bankacılarla da mülakatlar yapmış.
"İki savaşı finanse eden küstah Kıbrıs bankası" başlıklı haberde, 1992-96 yıllarındaki Bosna savaşı ile 1998-99 yıllarındaki Kosova savası sırasında Miloşeviç'in Birleşmiş Milletler ambargosunu delmek için paraları Kıbrıs'taki Kıbrıs Halk Bankası'na gönderdiği, bu bankanın da paraları adada kurulan paravan Yugoslav şirketlere devrettiği, bu şirketlerin çoğu İsrailli şirketlerden askeri malzeme satın aldıkları ve silah ve askeri malzemenin de Sırp ordusuna teslim edildiği çizelgelerle anlatılıyor.
Yugoslavya merkez bankası başkanına göre sadece 1992 ila 1994 yıllarında Kıbrıs'a aktarılan para miktarının 4 milyar doları aştığını anımsatan Financial Times, "Yaptığımız araştırmalar, Yugoslavya'nın ambargo delme girişimlerine karşı önlem almak yerine Kıbrıs'taki elit grubun bu girişimleri kolaylaştırdığını gösteriyor. Bu grup içindeki kilit isimler arasında Kıbrıs merkez bankası başkanı Afsentios Afsentiu, Halk Bankası Başkanı Kikis Lazarides ile seçkin bir avukat ve aynı zamanda 2000 yılından bu yana adanın ikinci büyük siyasi partisi, Demokratik Parti'nin başkanı Tassos Papadopulos da yeralıyor." diyor. Gazete, Miloşeviç'in ambargo delmesine yardımcı oldukları ortaya çıkan Kıbrıslı bankacı ve politikacıların yaptıklarından hiç de pişman görünmediklerini belirtiyor ve Halk Bankası Başkanı Lazarides'in "Biz yasadışı birşey yapmadık. Ne de olsa bankaların görevi para kazanmaktır" dediğini aktarıyor.
Financial Times, 1992 yılında Birleşmiş Milletler'in Yugoslavya'ya yönelik ambargosundan önce Kıbrıs'taki Yugoslav off-shore şirketlerinin sayısı bin dolayında iken, ambargo kararı ardından sayının 7 bine yükseldiğini belirtiyor. Yugoslavya'dan çimento torbalarına saklanarak getirilen nakit paraların yasal limitin çok üzerinde olmasına karşın Merkez bankasının buna ses çıkarmadığını yazan gazete, hem Halk Bankası hem de bu Yugoslav devlet bankası Beogradska Banka'nın hukuk danışmanı olarak görev yapan Tassos Papadopulos'un durumunu da ayrı bir makalede inceliyor.
"Miloşeviç'in karmaşık finans ağına takılan Kıbrıslı" başlıklı bu yazıda, 83 yaşındaki Glafkos Klerides'in ardından gelecek yıl Şubat ayında Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı için en güçlü adayın 67 yaşındaki Papadopulos olduğu kaydediliyor.
Eski bir EOKA örgütü üyesi olan Papadopulos'un 24 yaşında ülkenin en genç bakanı olduğunu ve Kıbrıs'ta sosyal sigorta sistemini kurarak sol kesimler arasında popüler hale geldiğini belirten gazete, İngiltere'de hukuk eğitimi görmüş olan siyasetçinin halen Şubat ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olabilmek için adadaki en büyük parti olan Komünist AKEL'in desteğini almaya çalıştığını kaydediyor.
Ancak, diyor, Financial Times, 'Papadopulos'un Miloşeviç yönetimiyle bağlantıları Kıbrıs'taki Batılı diplomatların sık sık şikayetine neden oluyor. Bununla birlikte Lefkoşa'daki Amerikan büyükelçiliği Papadopulos'u 1990'lı yılların ortasında kara listeye aldığı haberleri konusunda yorum yapmayı reddediyor." Financial Times, Amerikan büyükelçisinin 4 Temmuz milli gün resepsiyonuna Papadopulos'un davet edilmediğini ve resepsiyona çağrılmayan tek siyasi parti lideri olduğuna da dikkat çekiyor.