Hamamboculeri.org: Alternatif Haber, Genel, 5 Agustos 2002
Kıbrıs Alternatif Haber
Ticaret Odası öncülüğündeki sivil toplumun çağrısı: "Kıbrıs sorunu 2002 yılı sonundan önce çözülmelidir"
Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın çeşitli sivil toplum örgütleriyle birlikte biçimlendirdiği metine son şekli verilirken, örgütlerden toplanmakta olan imzalar da yarın tamamlanıyor. “Kıbrıs Türk sivil toplumunun ortak vizyonu” başlığını taşıyan metinde “Kıbrıs sorunu 2002 yılı sonundan önce çözülmelidir” deniliyor. Hazırlanan ortak metin şöyle:
Kıbrıs Türk Sivil Toplumun Ortak Vizyonu:
Kıbrıs’ta siyasi çözüm bulma çabalarına yönelik görüşme sürecini ve çözümle birlikte kurulacak yeni Ortaklık Devleti’nin Avrupa Birliği üyeliğini destekliyoruz.
Kıbrıs sorununun çözülmemiş olması Kıbrıslı Türkleri olumsuz etkilemekte ve yoğun göçlere neden olmaktadır. Sorunlarımızın çözümü için Kıbrıs’ta Çözüm ve Avrupa Birliği üyeliğine ihtiyacımız vardır.
Kıbrıs Sorunu 2002 yılı sonundan önce çözülmelidir. Bu aşamada, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için şartlar hiç olmadığı kadar müsaittir.
Kıbrıslı Türkler’in eşitliğine dayalı anlaşma yapması ve AB’de eşit temsiliyet şartlarını yakalaması, 2002 yılı sonundan itibaren ortadan kalkabilecektir.
2002 sonuna kadar çözüm olmaz ve Kıbrıslı Rumlar tek taraflı üye olurlarsa en fazla zararı Kıbrıslı Türkler ve Türkiye halkı görecektir
Kıbrıs’ta “Çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği” Türkiye halkının, Kurtuluş savaşı sonrası en büyük projesi olan Avrupa Birliği üyeliğinin önündeki en zor sorunlardan birini ortadan kaldıracaktır.
Kıbrıs sorununun çözümü, Türkiye Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini rahatlatacak ve Türkiye’ye üyelik görüşmelerini başlatmak üzere takvim verilmesini kolaylaştıracaktır.
Çözümün ana kriterleri:
- Belirlenmiş sorumlulukları ve egemenlik kullanımları olan ve tarafların siyasi eşitliğine dayalı yeni bir Ortaklık Devleti’nin oluşturulması,
- Kıbrıs adasının kuzeyinde ve güneyinde, belirlenmiş sorumlulukları ve egemenlik kullanımları olan ve eşit haklara sahip Parça Devlet’lerin (component state / constituent state) oluşturulması,
- Avrupa Birliği üyeliğinin gerektirdiği egemenlik kullanımlarının Avrupa Birliği’ne devredilmesi,
- Çözümün, Garanti Antlaşmaların devam ettiği bir ortamda, ve bir paket halinde oluşturulması,
- Yeni Ortaklık Devleti’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri yürütmeye yeterli seviyede, etkin yasama, yürütme ve yargı organlarının ve uluslararası tek yasal kimliğinin olması,
- Kıbrıs’ta toprak ve mal mülk sorununun, büyük boyutta yeni göçler yaşanmayacak şekilde çözülmesi gerekmektedir.
Biz, Kıbrıslı Türk Sivil Toplum Örgütleri, Kıbrıs sorunun 2002 yılı sonuna kadar çözülebileceğine ve AB üyeliğinin gerçekleşmesinin mümkün olduğuna inanmaktayız.
ORTAK DEKLERASYON
Kıbrıs’ta “Çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği” Kıbrıs Türk halkını aydınlık geleceğe taşıyacak, Türkiye halkının, Kurtuluş savaşı sonrası en büyük projesi olan Avrupa Birliği üyeliğinin önündeki en zor sorunlardan birini ortadan kaldıracaktır.
Kıbrıs sorununa, taraflarca kabul edilebilen ve yaşayabilir bir çözümle birlikte, Kıbrıs’ın bir bütün olarak Avrupa Birliği’ne üyeliği, yatırımdır, üretimdir, iştir, bilim ve teknolojidir, sosyal güvenliktir. Özgürlüklerin, refahın, güvenin artmasıdır. Göçlerin durması, yurt dışındaki vatandaşlarımızın geri dönmesidir. Dünyadan izole edilmemizin sonudur. Bugün içinde bulunduğumuz ortamda, daha çok çalışarak, daha fazla fedakarlık yaparak sorunlarımızı çözmemiz mümkün değildir. Bunun için bir değişime ihtiyacımız vardır. Bu değişimin adı “Çözüm ve Avrupa Birliği”’dir.
Ekonomik durum: Kıbrıs Türk halkı olarak çok zor günler yaşamaktayız. Kıbrıs Türkünün bünyesine uygun olmayan ekonomik yaptırımlar, ambargolar, kötü ekonomi yönetiminin çalışanların hak ve menfaatleri üzerine yarattığı gerilemeler, kaçak iş gücü sorunu, kayıt dışı ekonomi, zamlar, banka krizleri, devalüasyonlar, ulaşım ve iletişim sorunları, ülkemizin dünya turizim pazarından gerekli payı alamaması, ürettiklerimizi satacak pazar bulamamamız, yüksek vergiler, haksız rekabet ortamı, enerji ve diğer girdilerin pahalı oluşu, ekonomimizin her gün daha kötüye gitmesini sağlamış, halkımızda mutsuzluk ve geleceğe yönelik umutsuzluk yaratmıştır. Ücretlilerin maaşları, yüksek enflasyon karşısında sürekli erimektedir. Her gün daha da fakirleşmekte, gıda, sağlık, eğitim gibi en temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz duruma gelmekteyiz. Dar gelirliye kaynak olmadığı için artış yapmazken kıyak emeklilik yasasını düzeltiyoruz iddiası ile, yirmiye yakın siyasiye iki trilyonluk kaynak aktarılmıştır. Büyük kaynaklar harcayarak eğittiğimiz gençlerimiz ülkemizde iş imkanı yaratamadığımız için göç etmektedir. Gençlerimizi kaybetmek geleceğimizi kaybetmek demektir. Binlerce çalışanımızın her gün çalışmak üzere Rum kesimine geçiyor olması da ayrıca ekonomimizin getirildiği durumun bir göstergesidir. Çiftçimiz, hayvan üreticimiz, esnafımız, zanaatkarımız, sanayicimiz, tüccarımız, turizmcimiz, işadamımız yüksek faizler, haciz ve cezalar altında zor günler yaşamakta, birçok işyeri kapanmaktadır. Sivil toplum örgütleri olarak yapısal reformlar için yaptığımız sayısız öneriler, hükümetlerce dikkate alınmamıştır. Kıbrıs sorununun çözülmemiş olması ekonomik, siyasi, idari ve sosyal faaliyetlerimizi olumsuz yönde etkilemektedir.
Kıbrıs Sorunu 2002 yılı sonundan önce çözülmelidir. 2002 yılı sonunda Kopenhag zirvesinde “Kıbrıs” dahil on ülkenin üyelik müracaatları sonuçlandırılacaktır. Ya yıl sonuna kadar Kıbrıs’ta bir çözüm ve yeni Ortaklık Devleti Avrupa Birliği üyesi olacak veya Kıbrıslı Rumlar tüm Kıbrıs adına üye olacaktır. Genişleme süreci AB için hayati önem taşıdığından, on aday ülkenin üyelikleri, tek paket antlaşma şeklinde ve tümü bir oylama ile gerçekleşecektir. Yunanistan faktörü ile, çözüm olmaması halinde bile Kıbrıslı Rumların tek taraflı üyeliğinin gerçekleşmesi, görüşmelerde esnek taraf olarak algılanmaları devam ettiği sürece, mümkün olacaktır.
Kıbrıs sorununa çözüm bulmak üzere devam etmekte olan görüşmeler sürecini son bir şans olarak kabul ediyoruz. Bizi temsil etmek üzere görev verdiğimiz tüm siyasileri, sesimize kulak vermeye çağırıyoruz. Kıbrıs sorununa çözüm ve Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleştirilmesini sivil toplum olarak istiyoruz ve bekliyoruz. Kıbrıslı Türklerin, demokratik, çağdaş, şeffaf ve hesap verebilen, erk sahibi bir yönetimi hak ettiğine inanıyoruz. Siyasi tercihlerimiz ne isterse olsun, toplum olarak geleceğimizi uygun şartlarla, Kıbrıs sorununun çözümü ile birlikte Avrupa Birliği’nde görüyoruz.
2002 yılı sonuna kadar Kıbrıs Sorunu çözülmez ve Kıbrıslı Rumlar tek taraflı üye olurlarsa, Türkiye - AB ilişkileri ve Türkiye - Yunanistan ilişkileri bozulacak, Türkiye ekonomisi ve KKTC ekonomisi daha da kötüye gidecek ve Türkiye halkı ile Kıbrıslı Türkler daha da fakirleşecektir. Bu sıkışıklıktan çıkmanın yolu ne kendi kendimizi yönetme talebimizden vazgeçmek, ne de 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti antlaşmalarının bize kazandırdığı siyasi eşitlik ve kurucu ortaklık haklarını Rumlara teslim etmemizi gerektirmez. İçinde bulunduğumuz dönemde müsait dış nedenlerden dolayı yıl sonundan önce tüm tarafların kabul edebilecekleri ve haklarımızı koruyan, Garanti Antlaşmaları ile güvenliğimizin sağlandığı bir çözüme ulaşmak mümkündür. Bu dönemde üzerimize düşeni yapmaz ve uzlaşmaz taraf olarak algılanmaya devam edersek, Kıbrıs Rum kesimi Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tek başına AB üyesi olacaktır. Bu durumda, kaçınılmaz gün geldiğinde, Kıbrıslı Rumlar, Türkiye’nin üyelik sürecini onaylamak için Kıbrıs’ta aşırı taleplerde bulunacak ve işte o zaman hiç birimizin kabul etmeyeceği, Kıbrıslı Türklerin uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklarını ortadan kaldıracak politikalarını hayata geçireceklerdir.
Ortaklık Devleti’nin Özellikleri: Yeni Ortaklık Devleti’nin, AB ile ilişkileri yürütmeye yeterli seviyede, etkin yasama, yürütme ve yargı organlarının ve uluslararası tek yasal kimliğinin olması gerekir. Çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği neticesinde, bazı egemenlik yetkilerinin Avrupa Birliği başkenti Brüksel tarafından, bazı egemenlik yetkilerinin Ortaklık Devleti ve geri kalan egemenlik yetkilerinin de eşit Parça Devletler (component state / constituent state) tarafından kullanılacağı üç kademeli egemenlik kullanımı olmalıdır. Dış ilişkilerin, AB ile ilişkilerin, ekonomi ve parasal politikaların yeni Ortaklık Devleti’ne devredileceği ve ayrıca tarafların iki ayrı egemen devlet elde etmek gibi talebi olmayacağı taahhüt edilmelidir. Belçika devlet modeli iyi bir çerçeve olabilir.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası gözlemciler, Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için devam etmekte olan görüşmelerin yavaş seyrinden şikayet etmektedir. Yeni bayrağı, yeni marşı, yeni ismi ile birlikte, belirlenmiş sorumlulukları ve ortak egemenliğe dayalı paylaşılmış yetkileri ile Avrupa Birliği üyesi, siyasi eşitliğe dayalı yeni bir Ortaklık Devleti ile adanın kuzeyinde ve güneyinde kendi bölgelerinde belirlenmiş sorumlulukları ve egemenlik yetkileri ile parlamentoları olan Parça Devletlerin (component state/ constituent state) bir paket dahilinde oluşturulacağı, garanti sisteminin, parça devletleri (component / constituent) de kapsayacak şekilde devam edebileceği ve bu yapının AB tarafından da kabul edileceği uluslararası gözlemciler tarafından yazılı ve sözlü olarak ifade edilmektedir. Bu sonuca ulaşılmasının avantajlarını ve ulaşılmamasının risklerini masadaki iki liderin anladığını ümit etmek isteriz.
Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için şartlar hiç bir dönemde olmadığı kadar uygundur. Toprak ve mal mülk mübadelesi gibi önemli konuların da süratle konuşulması gerekmektedir. Zaman sınırlıdır. 11 Aralık 2002 de Kopenhag’da yapılacak Avrupa Birliği zirve toplantısından önce sorunun çözülmesi gerekmektedir. Gelinen noktada, Türk tarafının tüm dünyaya antlaşma isteyen taraf olduğunu performansı ve yaklaşımları ile göstermesi gerekmektedir. Şimdiye kadar bu başarılamamıştır. BM Güvenlik Konseyi, ancak bu sayede bizim aleyhimize kararlar üretemeyecektir.
Kıbrıs Türk halkından ne kadar ısrarlı barış talepleri gelirse, müzakere masasında pozisyonumuz o denli güçlenecektir. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere tüm Kıbrıs Türk halkının, barış istediğimizi dünyaya haykırması gerektiğini, bunu yapabilirsek yabancı devletlerin, siyasilerin, ve diplomatların bizi "uzlaşmaz" olarak niteleyemeyeceklerini iddia ediyoruz. Sivil toplumun konuşmasından bazı çevreler son derece tedirgindir. Onların tercihleri, direktif alan, telkinlere göre hareket eden sivil toplumdur. Biz, sivil toplum olarak, ülkemizin ve halkımızın çıkarları neyi gerektiriyorsa o yönde fikir üretmeye, konuşmaya ve baskı unsuru olmaya devam edeceğiz. Çağdaş toplumlarda ve özellikle parçası olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliği’nde Sivil Toplumun konuşması ve fikir üretmesi desteklenir ve teşvik edilir. İyi niyet göstergesi olarak Kıbrıs’ta iki toplumun temaslarını kolaylaştırıcı tedbirler alınmalıdır. İmzalanacak antlaşmaya hayat verecek halkların birbirini tanımasına fırsat verilmelidir. İki toplumlu temaslardan zarar değil fayda sağlanır.
İki lidere çağrımızdır: Her iki liderin devam eden görüşme sürecinde karşılıklı olarak yapıcı bir rol oynaması bir gerekliliktir. İki taraf da ortak bir çözüm için karşılıklı fedakarlıklarla al – ver sürecine girmekten çekinmemelidir. Çünkü al – ver süreci sonucunda ulaşılacak çözüm her iki halka da büyük faydalar sağlayacaktır. Böylece Doğu Akdeniz’de barış, işbirliği ve ortaklığın yeni dinamizmini getirecektir. Bu da yalnız Kıbrıs’ın iki halkına değil ama tarih ve coğrafyanın yan yana yaşamaya zorunlu kıldığı Türkiye ve Yunanistan halklarının da 21. yüzyılın gerektirdiği barış ortamında yaşamasına katkı sağlayacaktır. Bu fırsatı değerlendirmemeniz halinde Kıbrıs’ın yeni bir Ortaklık Devleti olarak AB’ye girmesi mümkün olmayacaktır.
Kıbrıs’ta, toprak ve mal mülk sorununun, büyük boyutta yeni göçler yaşanmayacak şekilde çözülmesi gerekmektedir. Toprak sorununun, esas itibariyle takas ve tazminatlar yolu ile çözülebileceğine inanıyoruz. Tek taraflı AB üyeliğini elde etmek Rum halkına da mutluluk getirmeyecektir. Rum tarafının sürekli korktuğu, adanın bölünmesi kalıcılaşacaktır. Yaşam kalitesi sadece milli gelirin yüksekliği ile değil, istikrarlı ve güvenli bir ortamda yaşamayı da gerektirir.
Kıbrıs’ta çözümün sağlanması için AB, BM, ABD gibi, Kıbrıs sorununda etken olan taraflara sesleniyoruz: Her iki tarafa eşit davranınız. Kıbrıs sorununun çözümü, Türkiye - Yunanistan ilişkilerinin iyileşmesini, Türkiye - AB ilişkilerinin iyileşmesini ve AB genişleme sürecinin sorunsuz gerçekleşmesini sağlayacaktır. Dolayısı ile bölgeselin de ötesinde, Kıbrıs sorunu global bir istikrar sorununun çözülmesi anlamına gelecektir. Bizce sorunun çözülmesinde anahtar rol oynayacak faktörlerden birisi de Türkiye’ye Kopenhag siyasi kriterlerinin gerektirdiği yasal düzenlemeyi yerine getirmesinden hemen sonra giriş görüşmelerini başlatmak üzere tarih verilmesidir. AB yi, Kıbrıs Sorunu’nun çözülmesini kolaylaştırmak amacı ile Türkiye’ye Kopenhag Kriterlerini yerine getirmesinden hemen sonra giriş görüşmelerine başlama tarihi vermeye çağırıyoruz.
Demokrasilerde yaşanması doğal olan sorunların, Türkiye’nin geleceğini aydınlatacak şekilde aşılacağını umit ediyoruz. Gerek Türkiye halkının gerekse Kıbrıs Türk halkının çağdaş bir yapıda refah düzeyi yüksek, demokrasi ve insan haklarına saygılı hukukun üstünlüğü prensiplerine uyulan birer yapılanmaya kavuşması için Kıbrıs’ta Çözümün ve AB üyeliğinin gerçekleşmesi ve Türkiye’nin de AB üyeliğinin önünün açılması gerekmektedir. Türkiye’de iç siyasi gelişmeler ne olursa olsun, iki konuda sağduyulu davranılacağından eminiz. Kopenhag Kriterlerinin siyasi bölümünün yerine getirilmesi, ve Kıbrıs konusunun iç politika malzemesi yapılmaması gerekmektedir. Yıl sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözülmesi için tüm siyasi partilerin oy kaygısı ile değil sorumluluk duygusu ile, çözüme katkı koymasını bekliyoruz.
Türkiye sivil toplum örgütlerine sesleniyoruz: En az bizim kadar ağır ekonomik şartlarda yaşam mücadelesi veren Türkiye halkının vergilerinden sağlanan ve yıllar içinde milyar dolarları geçen mali kaynaklar, hem Kıbrıs Türkünün refah seviyesinin yükseltilmesinde kullanılmamış, hem de KKTC de kötü ekonomik gidişi durduramamıştır. Haziran ayında, Türkiye Cumhuriyeti’nde sayıları ikiyüzü geçen örgütün, Türkiye’nin AB konusundaki kararlılığını ortaya koyuşunu takdirle izledik. Benzeri bir iradeyi, Kopenhag Kriterlerinin zamanında yerine getirilmesi ve Kıbrıs sorununun zamanında çözülmesi için ortaya koyuyor olmanızı da taktirle takip ediyoruz. Bu konuda, sizlerle dayanışma içinde olduğumuzu ve her türlü işbirliğine hazır bulunduğumuzu bilmenizi isteriz.
Zaman, küçük ayrılıklarımızı ön plana çıkarma zamanı değil, “Kıbrıs’ta Çözüm ve AB üyeliği”nin gerçekleşmesi için güç birliği zamanıdır. Kıbrıs sorununa çözüm ve Avrupa Birliği üyeliğini sivil toplum olarak istiyoruz. Görüşmelerin bu doğrultuda devam etmesini ve yıl sonundan önce netice alınmasını bekliyoruz. Karşı tarafın çözüm istemediği gibi bir durumla karşılaşılması halinde bunun, Birleşmiş Milletler ve diğer Uluslararası gözlemciler tarafından yanılgıya imkan vermeyecek şekilde iyi algılanmasını sağlamak masadaki görüşmeci heyetin görevidir. Geleceğimizin belirleneceği görüşme sürecinin aksamaması için son derece duyarlıyız.
Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına saygı, şeffaflık, hesap verilebilirlik, iyi yönetişim gibi çağdaş değerlerin sağlıklı çalışması için siyasilerin etkisi altında olmayan serbest iradeli sivil toplum örgütü yapısının güçlü ve sağlıklı olmaya ihtiyacı vardır. Araştırmalar, yukarıdaki değerlerle ekonomik gelişmişlik arasında birebir ilişki olduğunu belirlemiştir. Biz Kıbrıslı Türkler olarak hem yukarıda bahsedilen çağdaş değerlere ulaşmak için hem de refah düzeyimizi süratle yükseltmek ve yıl sonuna kadar çözümün gerçekleşmesi için herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini bir kez daha önemini işaret eder, zamanında varılacak çözümün herkes için yararlı olacağını ancak Kıbrıslı Türkler için varolma ile yokolma sorunu, Türkiye için de çağdaşlaşmanın gereği olduğunu bir kez daha vurgularız.
Türkiye halkının % 70 ten fazlası geleceğini AB de görmektedir. Kıbrıs Türk halkının % 90 dan fazlası geleceğini “Çözüm ve Avrupa Birliği üyeliği”nde görmektedir. Kıbrıs Türk ve Türkiye halklarının kaderi Kıbrıs’taki görüşme masasında belirlenecektir. Kıbrıs Türk ve Türkiye halklarının ezici çoğunluğunun hayati önem taşıyan bu isteklerini yerine getirmek, 2002 sonuna kadar mümkündür. Tarihi fırsatın kaçırılmaması için Kıbrıs Türk halkı olarak tüm ağırlığımızı koyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Ayni hassasiyeti Türkiye’deki sivil toplumun da göstereceğinden eminiz.
Belirlenmiş sorumlulukları ve egemenlik kullanımları ile iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir Ortaklık Devleti ve adanın iki bölgesinde, belirlenmiş sorumlulukları ve egemenlik kullanımları ve eşit siyasi haklara sahip Parça Devletler’in (component state/ constituent state) bir paket halinde, Garanti Antlaşmasının devam ettiği bir ortamda oluşturulması ve yeni Ortaklık Devleti’nin Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleşmesi biz sivil toplumun isteğidir.
Yukarıda ifade edilenler ışığında aşağıda imzası olan ve Kıbrıs Türk halkının büyük çoğunluğunu kucaklayan sivil toplum örgütleri olarak, adil ve kalıcı bir çözümle birlikte, Avrupa Birliğine girecek, gençlerimize bu güzel adada parlak bir gelecek kuracağız.
Biz Kıbrıs Türk halkı olarak kararımızı verdik; Kıbrıs Sorununu çözüp Türkiye halkının Avrupa Birliği yolundaki en önemli engellerinden birini kaldıracağız.