Hamamboculeri.org: Alternatif Haber, Genel, 8 Agustos 2002
Kıbrıs Alternatif Haber
ŞENER LEVENT VE MEMDUH ENER MAHKUM OLDU
(T.A.K.):-Avrupa Gazetesi, 29 Temmuz 1999 tarihinde köşeyazarı Memduh Ener’in “Bir Numaralı Vatan Haini Kim” yazısı nedeniyle “neşren hakaret sucu” işlemekten mahkum oldu.
Mehkeme, 1 numaralı sanık Avrupa gazetesini 2 yıl süreyle 5 milyar TL şahsi kefalete; Yazıişleri Müdürü Şener Levent ile yazı sahibi Memduh Ener’i de aleyhlerine getirilen iki ayrı davadan ayrı ayrı 6’şar ay hapse mahkum etti.
Mahkeme, Avrupa gazetesiyle ilgili şahsi kefaletin Yazıişleri Müdürü Şener Levent tarafından imzalanmasına emir verdi.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Yargıcı Ömer Güran tarafından bugün saat 13.00’de açıklanan cezaların infazına bugünden itibaren başlandı.
Yargıç Ömer Güran, karardan önce çağdaş hukuktaki cezalandırma ilkelerini sıralaryarak, hakaret suçunun basın yoluyla işlenmesinin suçu ağırlaştırıcı bir durum olduğunu söyledi.
Güran, suçun hangi araçla işlenmesi kadar kime karşı işlendiğinin de önemli olduğuna işaret ederek, suçun Denktaş’a karşı işlendiğini, bunun da işlenen suçu ağırlaştırdığını kaydetti.
Yargıç Ömer Güran, sanıkların suçlu bulunmalarına rağmen, suçu hafifletici bir adım atarak mahkemeden özür dilemediğini, nedamet getirmediğini ifade ederek, hapislik cezasının tüm bunlar göz önünde tutularak verildiğini kaydetti.
Kararın okunmasından sonra Şener Levent ve Memduh Ener, cezalarını çekmek üzere Merkezi Cezaevi’ne götürülmek üzere tutuklandılar.
YBH Yürütme Kurulu endişesini dile getirdi
Yeniçağ: Bu arada konu ile ilgili açıklama yapan YBH Yürütme Kurulu bu tür davalarda hapislik verilmesinin istisnai olduğunu belirtti ve endişeyle karşıladıklarını açıkladı.
Basın Emekçileri Sendikası BASIN-SEN’den, Afrika yazarlarının hapse atılmasına sert tepki: “Basın tarihimize kara bir sayfa daha eklendi”
Afrika gazetesi yazarları Şener Levent ve Memduh Ener’in dün hapse atılmasına Basın Emekçileri Sendikası BASIN-SEN Yönetim Kurulu sert tepki göstererek, “basın tarihimize kara bir sayfa daha eklendi. Karar, yasal olmakla birlikte meşru değildir. Düşünce ve düşüncenin ifadesi mahkum edilemez” dedi.
BASIN-SEN’in açıklamasında şöyle denildi:
“Basın tarihimize bugün kara bir sayfa daha eklendi. İki basın emekçisi, Şener Levent ve Memduh Ener 1999 yılında yayımlanan bir yazı sonrasında yargılanarak mahkemece “suçlu” bulundu.
Basın tarihimizin en uzun mahkumiyet kararı olan bu kararı kabul etmek mümkün değildir. Hiçbir evrensel değerler sisteminde suç sayılması mümkün olmayan bir yazının, İngiliz Sömürge Dönemi’nden kalma ve İngiliz Valiliği’ni korumak amacı ile yapılan bir yasadan dolayı suç sayılması ise, kabul edilemeyecek bir diğer yönü ifade etmektedir.
Söz konusu yazıda yazar düşüncelerini ifade ederken bir yargıya varmak yerine, yargıyı okuyucuların verebilmesi için yalnızca belli sorular sormaktadır. Mahkemenin bu yazıyı etüt ederek, bir kişiye yönelik hakaret edildiği sonucuna varması ise bizce zorlamayla ulaşılacak bir sonuçtur ve nesnellikle hiçbir bağlantısı yoktur. Verilen bu karar, 1929 yılında çıkarılan mevcut sömürge yasasına göre yasal olmakla birlikte bizce meşru değildir.
Kararın bir diğer yönü ise gelecekle ilgili olarak açacağı karanlık kapılardır. Söyle ki; bugün bu kararla birlikte basın ve düşüncenin ifade edilmesi özgürlüğünün önü tıkanmaktadır. Buna bağlı olarak da Kıbrıs Türk Basını’nın bütün kalemleri benzer kararlarla mahkum edilmekle karşı karşıya bırakılmıştır.
Bugün gelinen noktada insanlık ailesinin bir üyesi olma mücadelesi toplumun tümü tarafından verilirken, toplum olarak bu ve benzeri kararlarda çağın gerisine itilmek istenmekteyiz.
Aynı şekilde bugün insanlık ailesinin evrensel değerler anlamında ulaştığı en yetkin yapı olan Avrupa Birliği’ne gir girmek için ortaya konan çabaların yoğunlaştığı ve yolun sonunun görüldüğü bugünlerde, böylesi bir kararın verilmesi ciddi soru işaretleri taşımaktadır.
Öte yandan aynı yapıya katılma sürecini yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde kabul ettiği “basın yoluyla işlenen suçlarda hapislik cezası verilemez” ilkesine karşı bizler, 1929’dan kalma çağdışı yasalarla düşüncelerini açıkladılar diye basın emekçilerini hapishanelere doldurmaya çalışıyoruz.
Toplum vicdanında da kabul görmesi mümkün olmayan bu karar Yüksek İdare Mahkemesi’nin 23 Şubat 2001 tarihli kararında da mahkum edilmektedir. 24 sayfadan oluşan ilgili karar metninde aynen şu ifadelere yer verilmektedir.
“Bu maddelerin halen ceza yasamızda yer alması toplumun geldiği gelişime düzeyine ve çağımıza uymamaktadır. Yasa koyucularımız tarafından bu konuda karar verilmesi gereken hususlar vardır. Koloni devrinden kalan yasalarımızı uygulayıp çağın gerisinde kalmaya devam edecek miyiz? Yoksa küreselleşme sürecinde çağdaş yasaları hukuk sistemimize kazandırarak çağdaş dünyada yerimizi alacak mıyız? Bu tür yasalar günümüzde gelmiş olduğumuz noktada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine uymamaktadır.”
“İngiltere’de uygulanan Anglo-Saxon hukuk sisteminde yakın geçmişte temel hakların uygulanmasını sağlayan İnsan Hakları Yasası ile Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu yasallaşmış ve İngiltere’deki hukuk sisteminin bir parçası haline gelmiştir. KKTC’de uygulanan hukuk sistemi aynidir. Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu’nun huzurumuzdaki konu ile ilgili ne gibi kurallar içerdiğine, hangi hak, özgürlük ve sorumluluklar öngördüğüne değinmek yerinde olacaktır.
Basına tanınan geniş ifade özgürlüğünün kısıtlanması gereken halleri Avrupa Mahkemesi gayet dar çerçevede yorumlamayı tercih etmiştir. Bunun nedeni ise şöyle savunulmaktadır: Kamuoyunu ilgilendiren konularda (matters of general interest) basının verdiği bilgilerin herkesi katılımcı bir ruhla tartışmaya yönlendirdiği, bunun da demokratik yapılarda gerekli odluğu için gelişi güzel engellenmemesi anlayışı ile hareket etmek gerekmektedir. İfade özgürlüğünün engellenmesi halinde, basının çalışması ile toplumda genel tartışmalara gelişigüzel yol açabileceği konularda çekimser kalması durumunu yaratacaktır. Bu ise sakıncalıdır. Yasalarca basına verilen ifade özgürlüğünün kısıtlanması halleri çok dar çerçevede yorumlanması ve düşünülen kısıtlama basının toplumdaki görevlerini gözeterek buna uygun bir şekilde yapılması gerekmektedir.”
“Dünyada ifade özgürlüğünün tanınması sadece sözde değil uygulamada da olması gerekir. Dünyada değişen normlar, basının veya başka ve daha geniş anlamda medyanaın faaliyetlerini yerine getirirken görevinin ne olduğunun ya da ne olması gerektiğinin, çerçevesini çözmek zor değildir. Hukukun üstünlüğünü gözeterek demokrasiye ve katılımcı ruha destek vermek amacıyla yukarıda değinilen bilinç içerisinde tartışma ortamı yaratmak ve halkı doğru şekilde bilinçlendirmek görev ve sorumluluğu hatta özgürlüğü ile hareket edilmelidir.
Basının bu konudaki özgürlüğü geniş olduğu kadar görev ve sorumluluklarının da oldukça ağır olduğunu belirtmek isterim.”
Yüksek İdare Mahkemesi kararında da belirtildiği gibi Basın Emekçileri Sendikası olarak bizler, çelişkilerle dolu çağdışı bu kararı meşru bulmuyor ve kabul etmiyoruz. Düşünce ve düşüncenin ifadesi mahkum edilemez / edilmemelidir.
Bu bağlamda başta basın emekçileri olmak üzere tüm sivil toplum örgütlerini ve toplum kesimlerini düşüncelerini en net bir biçimde ortaya koymaya tavır geliştirmeye davet ederiz.
Hem evrensel anlamda hem de toplum vicdanında çağdışı olarak nitelenen bu yasaların değişmesi kaçınılmazdır. Bu anlamda yasalarımız evrensel normlara ulaştırılana kadar KKTC meclisini, geçmişte olduğu gibi süratle çıkaracağı özel bir yasayla, iki basın emekçisinin serbest bırakılmasını sağlamaya çağırıyoruz.”
ÇAĞ-SEN: “DÜŞÜNEREK, ÜRETEREK YAZAN KALEMLERİ SUSTURMAYA ÇALIŞANLARIN YARATTIĞI DÜZENLER YIKILACAKTIR.
Cag-Sen Başkanı Cemaliye Volkan’da yaptığı açıklama ile olayı kınadı. Açıklama şöyle:
Başta Yurttaşlık Hakları olmak üzere düşünce ve basın özgürlüğüne tahammül edemeyen gerici ve çağdışı düşüncenin mimarları, ülkemizi her alanda cehenneme çevirmişlerdir.
Toplumu hainler-vatanseverler diye bölük-pörçük bir hale getiren bu faşist zihniyet, ülkemizin içinde bulunduğu olağanüstü hal koşullarında, 39 yıldır halka ve dünyaya “demokratik”, “sivil”, “insan haklarına saygılı” bir düzen diye sunarak kendi kendilerini aldatmakta, halkı ve dünyayı da kandırdıklarını zannetmektedirler. Halkı bilgilendirmek için kalemini oynatanları ise militarizmin desteği ile “sakladıkları çirkin yüzlerini” sergiledikleri için hazmedememekte ve uzun bir süreden beri kalemlerini susturmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Faşist güçlerin bu çabalarına son zamanlarda bazı “sol” güçler de katkı koyarak başta Şener Levent olmak üzere AVRUPA-AFRİKA gazetesi yazı ailesine karşı saldırmaktadırlar. Hal böyle iken 1999 yılından beri sürdürülen davanın sonuçlandırılarak hapis cezasının bugün verilmesi dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
Sendikamız ÇAĞ-SEN; başta Düşünce ve Basın Özgürlüğü olmak üzere, İnsan Haklarına aykırı her türlü baskı ve teröre karşıdır. Bu bağlamda AVRUPA-AFRİKA gazetesi genel yayın yönetmeni Şener Levent’e ve Memduh Ener’e olağanüstü hal koşullarında verilen bu hapis cezasının faşist güçler tarafından “Toplumsal Muhalefete Vurulmuş Darbe” olarak değerlendirir, kalemlere ve düşüncelere zincir vurmaya çalışan düzenlerin yıkılmaya mahkum olduğunu bir kez daha yineleriz.