Hamamboculeri.org: Alternatif Haber, Genel, 27 Eylul 2002
Kamu hizmeti komisyonu önünde şarkılarla protesto eylemi
Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) ve iki toplumlu koroda şarkı söyleyerek “barış çığırtganlığı” yaptıkları gerekçesiyle Kamu Hizmeti Komisyonu Disiplin Mahkemesi tarafından suçlu bulunulan öğretmenler, dün Kamu Hizmeti Komisyonu önünde bir “protesto” eylemi gerçekleştirerek “Güzel günler hangi dağın ardındadır?” şarkısını Kamu Hizmeti Komisyonu’na itafen söyledi. Eylem sonunda İki Toplumu Koronun Kıbrıslı Türk üyeleri ve eyleme katılan herkes “Barış Şarkıları” söylediler. Yaklaşık 250 kişinin katıldığı eyleme Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili Kadri Fellahoğlu da katılarak suçlu bulunan öğretmenlere destek belirtti.
KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ve KTOEÖS Başkanı Ahmet Barçın eylemde birer konuşma yaparak Eğitim Bakanlığı ve Kamu Hizmeti Komisyonu’nu sert bir dille eleştirdi.
Eylemde ilk konuşmayı yapan KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil öğretmene yapılan bir ayıbı protesto etmek için toplanıldığını belirterek ayıbın öğretmene ve Kıbrıs Türk halkına yapılan bir hakaret olduğu söyledi. Var olan bir senaryonun hayata konulduğunu dile getiren Elcil senaryonun “Kıbrıs Türkünü yok etme” senaryosu olduğunu kaydetti. Bu fikre var oldukları sürece karşı çıkıp mücadele edeceklerini vurgulayan Şener Elcil Kamu Hizmeti Komisyonu ve üyelerinin bu senaryoya alet oldukları için protesto ettiklerini dile getirdi.
KTOEÖS Başkanı Ahmet Barçın da yaptığı konuşmada Kamu Hizmeti Komisyonu’nun Cumhurbaşkanı Denktaş’ın atadığı bir komisyon olduğunu söyleyerek Komisyonun tüm yaptıklarının sorumlusunun Denktaş olduğunu vurguladı. Barçın konuşmasında şöyle dedi:
“Yüzyıllar boyu Kıbrıs’ta varoluş kavgası veren Kıbrıs Türkü çözüm ve Avrupa Birliğine üyelik konusundaki karşı konulmaz istemini açıkça ortaya koymuştur.
Çözüm ve Avrupa Birliğine üyelik istemimize tahammülü olmayanlar zincirine, tarafsız olduğu anayasada ortaya konan Kamu Hizmeti Komisyonu da katılmıştır. Sendikal izinle Türkiye’ye gittiler ve barış türküleri okudular diye barış düşmanı odaklardan aldığı talimatlarla öğretmenimizi suçlu bulan Kamu Hizmeti Komisyonu icazetli olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Yaratılan devlet terörü ile Kıbrıs’ta çözüm ve Avrupa Birliği isteyenler baskı altına alınmaya çalışılmaktadır. Başta Sn. Denktaş olmak üzere bir avuç besleme gerçekte Kıbrıs’ta çözüm ve Avrupa Birliği üyeliğini istememektedir. Sn. Denktaş görüşme masasında oyalama taktiği uyguladığını ve tüm dünyayı aldatmaya çalıştığını barış şarkıları söylediler diye öğretmene ceza vermekle ispat etmektedir.
Kamu Hizmeti Komisyonunun yapısı bugün bütün toplumda tartışılmaktadır. Yaptığı bütün atamalar emir-komuta zinciri çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bu ve buna benzer olaylarda yine aynı yöntemle çalışan Bakanlıkların yönlendirmesi ile kendilerini yargıç yerine koyan, hesapta devletin bir organı olduğunu iddia eden bu ucube yapı artık tarihin çöplüğüne gitmelidir. Çözüm ve Avrupa Birliği ortamında vizyonlarının olmadığının farkında olan bu kurumu oluşturan kişilerden tarafsız ve adaletli kararlar beklemek abesle iştigal etmektir.
Kamu Hizmeti Komisyonu Denktaş’ın atadığı bir komisyondur ve tüm yaptıklarının sorumlusu Denktaş’tır.
Kıbrıs
Türküne esir hayatını layık gören ve siyasi rehine gibi kullanan Sn.
Denktaş’tan da farklı bir yaklaşım beklemek yanlış olurdu. Yıllardan
beri Kıbrıs’ta ayrılıkçı politikaları ile ülkemizi sömürge haline
getiren ırkçı yaklaşımları ile başkalarının kan ve gözyaşı üstüne
politika yapanlara artık dur demek gerekmektedir. Uzaktan kumanda ile yönetilen
bu bir avuç işbirlikçi yaptıkları ile Kıbrıs Türküne artık zarar
vermekle kalmayıp bölgemizde savaş çıkartabilecek kadar çılgınlığa yönelmişlerdir.
Bu anlayış Türkiye’nin yüzyıllardır devam eden batılılaşma isteğini
engelleyen ırkçı, gerici çevrelere hizmettir. Dillerine egemenliği dolayıp
politika yapanlar, Kıbrıs Türkünü kendi ülkelerinde mahkum durumuna düşürerek
cezalandırmaktadır.
Kıbrıs’ta barış görüşmelerini kendilerinin başlattıklarını iddia edenler tam bu ortamda bu yöntemlerle inandırıcılıktan çok uzaktırlar. Kıbrıs Türk halkı üzerinde oynanan oyunların farkına varmıştır. Bu çağdışı zihniyet halkın barış ve AB istemini bastırmak, barış mücadelesi veren herkesi susturmak gayretindedir.
Bütün çabaları boşa çıkacaktır. Bu tür olaylarla barış isteyenlerden intikam aldıklarını zanneden bu kişiler sonlarının geldiğinin farkındadır. Bu düşünce ile çağdaş değerlerle yaşamak isteyen Kıbrıs Türklerine saldırmaktadırlar.
Bu suçlama tamamen siyasidir. Kendilerince söyledikleri gerekçeler bu siyasi saldırıyı gizlemek içindir.
Denktaş ve işbirlikçileri ne yaparlarsa yapsınlar, barış şarkıları söyleyenleri “Barış Çığırtkanlığı” yapmakla suçlasınlar, kısacası ellerinden geleni artlarına koymasınlar. Çözüm ve AB mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Yani onların deyimiyle “Barış Çığırtkanlığına” devam edeceğiz.
Kamu Hizmeti Komisyonunda suçlu bulunan bu öğretmeler Kıbrıs Türk halkının vicdanında barış mücadelesi veren aydın ve barışçı insanlardır. Halkının refahı, mutluluğu için mücadele eden, barışa bir yudum katkı koyan üyelerimiz, iki toplumlu koronun elemanları ile birlikte onurlu mücadelelerine devam edeceklerdir.”
KUZEYDE DEMOKRASİ BU KADAR: SUÇ – BARIŞ ÇIĞIRTKANLIĞI!
Hatırlanacağı gibi hafta içinde İki toplumlu Barış Korosu’nda yer alan beş öğretmen, Eğitim Bakanlığı’nın suçlamaları üzerine toplanan Kamu Hizmeti Komisyonu Disiplin Mahkemesi tarafından “suçlu” bulunmuştu. KTÖS üyesi Nursal Vahip, Alev Özgü ve Hatice Mesutoğlu ile KTOEÖS üyesi Emine Gazi ve Asiye Özdevrim’le ilgili “suçlu” hükmünü açıklayan Kamu Hizmeti Komisyonu, “suçun cezasını” daha sonra açıklayacak.
Eğitim Bakanlığı Teftiş Dairesi Müdürlüğü tarafından 3 Temmuz 2002 tarihinde kaleme alınan 159/2000 sayılı beş sayfalık “suçlama metni”nde, iki toplumlu Barış Korosu’nda şarkı söyleyen öğretmenler “barış çığırtkanlığı” yapmakla suçlanıyor, “devletin birlik ve bütünlüğünü ortadan kaldırmak, milli politikaya ters davranışlar içinde olmak” gibi suçlamalar getiriliyor.
Eğitim Bakanlığı Teftiş Dairesi Müdürlüğü Müfettiş ve Soruşturma Memuru Mehmet Savaş Horoz’un beş sayfalık “Suçlama metni”ne dayanılarak Kamu Hizmeti Komisyonu Disiplin Mahkemesi tarafından alınan “suçlu” kararları Salı günü öğleden sonra açıklandı. “Suçlama” metninin “ilginç” bölümleri şöyle:
*** 16.5.2002 tarihli Milliyet Gazetesinde: “Sınır Tanımayan Türkler” başlığı ile İki Toplumulu Koro’nun biri Türk diğeri Rum iki şefi’nin olduğu. Daha önce Pile’de vermek istedikleri konserin askerler tarafından engellendiği.(Ek. 8. A.B)
*** 17.5.2002 tarihli Yenidüzen Gazetesi’nde başka hususlar yanında Özgürlük ve Dayanışma Partisi Genel Başkanı’nın koro yetkililerine teşekkür ettiği ve okunan şarkılar içinde sözleri Neşe Yaşın’a ait şarkının dizelerinin verildiği. (Ek.9)
*** 18.5.2002 tarihli Yenidüzen Gazetesi’nde: “Düşman Çatlattılar” başlıklı yazıda “Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasında güvensizlik var, bir araya gelmelerine imkan yok” diyenlere inat bir araya gelerek yemek yedikleri Türkçe ve Rumca şarkılar söyledikleri haberlerine yer verilmiştir. (Ek. 10)
*** Dışişleri ve Savunma Bakanlığı 26 Haziran 2002 tarih ve DS: 6/97 sayılı yazısı ile “İki Toplumlu Koro” faaliyetlerine 1997 tarihinden itibaren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, ara bölgede veya ada dışında Dışişleri ve Savunma Bakanlığınca izin verilmediği bildirilmiştir. (Ek.23)
*** Sendika bu çeşit bir siyasal faaliyete katılmak ve üyelerinin katılmasını sağlamakla değiştirilmiş şekli ile 13/1971 sayılı Sendikalar Kuralına aykırı davranarak suç işlemiştir.
*** Aynı Kuralda yer alan “Sendika tarifinin: “...üyelerinin müşterek iktisadi, sosyal ve kültürel menfaatlerini korumak ve geliştirmek için kurdukları mesleki teşekküller” olduğu yapılan faaliyetin ise bu tarife hiçbir şekilde, siyasal bir faaliyet olduğu Sendikanın ve Yönetim Kurulu üyelerinin suç işledikleri açıkça görülmektedir.
*** Sendikanın Sendikal faaliyet olarak göstermek istediği bu etkinlik, siyasal faaliyet kapsamını da aşmış Anayasa ve Ceza Yasasında belirlenen devletin birlik ve bütünlüğünü ortadan kaldıracak bir noktaya gelmiştir.
*** Sendika ve Öğretmen olan Sendika Yönetim Kurulu üyelerinin de faaliyete katılan ve soruşturma konusu olan Öğretmenler gibi itham edilmeleri ve haklarında soruşturma açılması gerekir.
*** İlgili Öğretmenler Disiplin Soruşturmasına konu fiileri işlerken başka kişi ve kuruluşlardan menfaat temin ederek siyasal faliyete katıldıkları, uçak biletleri, vize paraları, otel ve yemek paralarının öğretmenlere temin edildiği tespit ve bu nedenle yasanın 72. maddesine aykırı davrandıkları görülmüştür.
*** İlgili Öğretmeneler yasanın 71. maddesine de aykırı davranmışlardır. Yapılan bu faaliyet sendikal bir faaliyet değildir. Bu faaliyetin Sendika tarafından yapılmasına da izin verilmez. Bu nedenle Öğretmenler Bakanlık ve Devlet politikasına aykırı olarak 71. maddede belirtilen izinsiz demeç ve bilgi verme yasağına aykırı davaranarak devlet ve Bakanlık politikası ile çelişen ile çelişen bilgi ve demeçler verdiklerinden 71. madeye de aykırı davranmışlardır.
*** “...sendikal etkinlik şemsiyesi altında sağlam temellere dayalı kalıcı bir barış için iki tolumlu görüşmelerin sürdürüldüğü bu hassas dönemde Türkiye’de kayıtlı siyasal bir parti olan Türkiye Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin (ÖDP) düzenlemiş olduğu etkinliğe barış için iki toplumlu koro ile katılarak konser esnasında ve sonrasında barış çığırtkanlıkları yapmakla Türk tarafının barış istemeyen taraf olarak lanse etmekle ve Devletimizin belirlemiş olduğu anayasanın başlangıç hükümleri ile özünde ve sözünde düzenlenen milli politikya ters davranışlar içerisinde bulunarak suç işleyen 70. maddede belirtilen ‘Siyasal etkinliklerde bulunmak ve herhangi bir siyasal partinin veya kişinin yararını veya zararını amaçlayan bir davranış veya eylemde bulunmak için görevlerini kötüye kullanan’ adı geçen öğretmenler... Öğretmenler Yasası’na aykırı davranmakta, cezalandırılmalarını bilgi ve tensiplerinize arz ederim...”