Hamamboculeri.org: Alternatif Haber, Makale, 11 Agustos 2002
Yusuf Aydın
UNUTTURULMAK İSTENEN FAŞİZMİN KARA LEKELERİ
Kıbrıs'da Sosyalist Gerçek'in web sitesinden alınmıştır.
UNUTTURULMAK İSTENEN FAŞİZMİN KARA LEKELERİ
Yusuf Aydın
1958 yılı Ocak ayında EOKAnın Kıbrıslı Rum solculara karşı
başlattığı maskeli saldırılar, silahlı baskınlar, kahvehanelerden,
evlerden insan kaçırma, dövme, öldürme eylemleri, vatan hainlerinden
korunun ihtarları, 1958 Mayısında Türk yeraltı örgütü tarafından
Kıbrıslı Türk solculara karşı da başlatılıyordu.
Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum işçilerin birlikte
katıldıkları son ortak etkinlik olan 1958 yılının 1 Mayıs yürüyüşünde,
İngiliz-Amerikan emperyalizminin adayı ve ada halkını bölme planlarına
karşı çıkılmış ve işçi sınıfının Kıbrısın iç ve dış düşmanlarına karşı
güç ve iş birliği savunulmuştu. Bu olayı izleyen günlerde, özellikle
Kıbrıslı Türk ilericilere karşı başlatılan kanlı saldırılar ve sindirme
eylemleri, ne yazık ki siyasal geçmişimizin unutturulmak istene
sayfaları arasında yer almaktadır. O günlerde yaşananları, basın
kaynaklarından da yararlanarak, genç nesillere aktarmak istiyoruz.
TEK KULÜBÜNÜN EŞYALARI YAKILDI
4 Mayıs 1958 tarihli Bozkurt gazetesi, Rumca Haravgi
gazetesinin 1 Mayıs gösterisi ve ardından gelişen olaylarla ilgili
olarak şu haberi verdiğini aktarmaktaydı. TEK adlı Türk Eğitim Kulübünün
eşyalarının yakılmasına temasla şunları neşrettiğini bildirmekteydi:
Solcu sendikalarının 1 Mayıs gösterileri esnasında bazı
Türk fotoğrafçılarının durmadan resim aldıkları müşahade edilmiştir.
Daha sonra Türk semtinde TEK (Türk Eğitim Kulübü-Y.A.) kulübünün solcu
gösterilerine bir heyet gönderdikleri söylentileri yayılmağa başlamıştı.
Bu kulübün üyelerinin de Rum solcu sendikalarına satıldıkları iddia
edilmiştir. Gece saat 9da ise bu binaya hücum eden 30 kadar fanatik
Türk, kulüb eşyalarını sokağa fırlatarak yakmışlardır. Aynı gün Atatürk
Ortaokulunu ziyaret eden Türklerin lideri Dr.Küçük talebelere
komünistler ile hiçbir temasta bulunmamalarını söylemiştir.
SENDİKACI AHMET SADİ ERKURTA SİLAHLI SALDIRI
İlk öldürme teşebbüsü ise 22 Mayıs 1958de PEOnun Türk
Şubesi Başkanı Ahmet Sadi Erkurta karşı yapılmıştı. Ahmet Sadi evinden
çıktığı sırada, kapısı önünde kimliği meçhul üç kişi tarafından ateş
yağmuruna tutulmuştu. Yanında bulunan eşi yardımına yetişip Ahmet Sadiyi
bedeniyle korumaya çalıştığı zaman, suikastçiler silahlarını himayesiz
kadının üzerine boşaltmışlar ve her ikisini de kan revan içinde
bırakarak kaçmışlardı. Ama bir tesadüf eseri, ağır yaralar almış
olmalarına rağmen, her ikisi de ölümü atlatabilmişlerdi.
Ertesi gün yayımlanan 23 Mayıs 1958 tarihli Bozkurt
gazetesi, Solcu İşçi Birliklerinde çalışan Sadi Erkurt ile karısı
vurularak yaralandı başlıklı haberinde şunları kaydetmekteydi:
Dün sabah saat 8 raddelerinde Lefkoşaya bağlı Küçük
Kaymaklı köyünde...Sadi Erkurt ile karısı (Leman-Y.A.), sabahleyin
Lefkoşaya gelmek üzere evlerinden çıkmışlar ve kilise yolu üzerinde
Lefkoşaya gelecek bir otobüs beklemeğe başlamışlardır. Bu sırada kilise
tarafından iki meçhul şahsın gelmekte olduğunu gören Sadi Erkurt,
hareketlerinden şüphelenmiş ve karısına kaçalım, bizi vuracaklar diye
haykırınca, karı-koca kaçmağa başlamışlardır. Bu sırada arkadan gelen
iki meçhul şahıs onlara ateş açmışsa da birini kıçından, diğerini de
elinden yaralamış, fakat Sadi Erkurtun karısı ani bir şok geçirmiştir.
Hastaneye kaldırılan her iki yaralının da yaralarının ağır olmadığı
bildiriliyor...Ahmet Sadi Erkurt ile karısına vurulması haberi Rum
komünist çevrelerinde işitilir işitilmez, işçiler greve inmişler ve
Solcu Sendikalar Birliğinde toplanmışlardır...Yalnız Lefkoşanın muhtelif
yerlerinde çalışan yalnız solcu işçi birliklerine dahil olan işçilerin
greve iştirak ettiği bildiriliyor.
Halkın Sesi gazetesi de, 23 Mayıs 1958 tarihli nüshasında
olayı, Küçük Kaymaklıda vurma hadisesi başlığı altında vermekte ve şöyle
yazmaktaydı:
1 Mayıs günü Rumlarla beraber birkaç satılmışın
yaptıkları yürüyüş ile ilgisi olduğu söylenilen Ahmet Sadi, azılı
komünistlerden olup, Rum solcu sendikasının elebaşlarındandır. Resmi
olarak verilen haberlerde olayın siyasi mahiyet taşıdığı ve tecavüz
hareketinin Türkler tarafından yapıldığı iddia edilmektedir.
HARAVGİNİN HABERİ
Bozkurt gazetesinin 24 Mayıs 1958 tarihli nüshasında,
Ahmet Sadiye yapılan silahlı saldırı Haravgi gazetesinden şöyle
aktarılmaktaydı:
Dün bazı tecrübesiz caniler, caniyane bir teşebbüse
girişmişlerdir. Eski Sendikalar AKEL Türk Ofisi reisi Ahmet Sadiye iki
genç birkaç el silah atmışlardır. Bu arada Sadinin karısı, kendisini
müdafaa etmeğe çalışırken ağır surette yaralanmıştır. Bu haber üzerine
bütün Solcu Sendikalar üyeleri, işlerinden vazgeçerek AKEL binalarında
bir toplantı yapmışlardır. Bu vurma hadisesinin sebebinin, Türklerin,
Rumlarla işbirliği yapamıyacağını söyledikleri halde, solcu kutlama
törenlerine bu şahsın katılmasıdır. Bu arada Hulûs Çağlar isimli bir
solcu söz almış ve Türklere silahla cevap vermiyeceğini, sadece solcu
sendikalarda üye bulunanların 2000-4000 arasında olduğunu söylemekle
iktifa edeceğini söylemiş ve bütün komünistler tarafından
alkışlanmıştır.
Bu kanlı olaydan sonra, hayatının hiçbir şekilde güvenlik
içinde olmadığını gören Ahmet Sadi, ailesiyle birlikte Kıbrıstan göç
etmek zorunda kalmış ve Londraya yerleşmişti.
SIRA KİMDE?
Sendikacı Ahmet Sadiyi öldürme girişiminden iki gün
sonra, 24 Mayıs günü saat 10.45de Lefkoşanın Türk kesiminin tam
merkezinde silahlı tedhişçiler, herkesin gözü önünde bu defa da Fazıl
Önder Saraça ateş ettiler.
Fazıl Önder, daha 32 yaşında gencecik bir delikanlı idi.
1950 yılı ortasında Necati Özkanın İstiklâl gazetesinde öykü ve yazılar
yayımlamaya başlamış, yıl sonunda da Memleket gazetesinde Fıkralar
köşesine geçmişti. İstiklâlin 27 Mart 1951 tarihli nüshasında
Arkadaşımız Fazıl Önder ile bayan Zehra Ali geçen Pazar nikahlandılar
haberi var. 1 Eylül 1954 tarihli Hürsözden ise, onun Lefkoşa Türk Eğitim
Kulübü (TEK) Sekreteri olduğunu öğreniyoruz. Haberde TEKin, Kıbrıs Türk
Lisesi College bölümü için bir fakir talebeye KEOdan 1 meccanilik
projesi aldığı duyurulmaktaydı.
Fazıl Önder, 12 Aralık 1955 günü son 14. sayısı çıktıktan
sonra İngiliz sömürge yönetimi tarafından kapatılan İnkılapçı
gazetesinin sahibi ve yazı işleri müdürlüğünü de yapmıştı.
SOLCU BİR TÜRK VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜ
Bozkurt gazetesi, 25 Mayıs 1958 tarihli nüshasında şu
haberi vermekteydi:
Solcu bir Türk vurularak öldürüldü. Diğer bir solcunun da
Londraya kaçırıldığı bildiriliyor. Dün sabah saat 10.45 raddelerinde
Lefkoşada Selimiye Camii civarında meçhul bir şahıs tarafından vurulmak
suretiyle öldürülen 32 yaşındaki Fazıl Önder, şehrimizde solculuğu ile
tanınmıştı.
Bundan bir hafta evvel cemaat aleyhine olan
hareketlerinden vazgeçmesi için kendisine ihtar yapılmış ve bir
açıklamada bulunması istenmiştir. Fazıl Önder böyle bir açıklamada
bulunmıyacağını ve idealinden fedakârlık yapmıyacağını söylemiştir.
Hadise şöyle cereyan etmiştir: Fazıl Önder, dün sabah
Küçük Kaymaklıdaki evinden kalkarak Lefkoşaya gelmiş ve dükkanında
ortağı ile birlikte çalışmaya başlamıştı. Saat 10.45de meçhul bir şahıs,
makine başında çalışmakta olan Fazıl Öndere üç el ateş açmış ve isabet
kaydetmiştir. Fazıl Önder kurşunları yediği halde mukabele etmeğe
davranmış ve bu sırada arkasına bir de kama işlenmiştir. Bu kama, Fazıl
Önderin ölümünden sonra hastahanede zorlukla çıkarılmıştır.
Yaralandıktan sonra hastahaneye kaldırılan Fazıl Önder orada ölmüştür.
Yayınlanan resmi bir tebliğde 38lik bir tabanca kullanıldığı ve
tahkikatın devam ettiği bildirilmektedir.
Diğer taraftan Sadi Erkurtun vurulduğu gün solcu
işçilerle birlikte bir konuşma yapan Hulûsi Çağların Rumlar tarafından
Londraya gönderildiği haber veriliyor.
25 Mayıs 1958 tarihli Halkın Sesi gazetesi de, olayı
Lefkoşada vurma hadisesi başlığı altında vermekte ve 32 yaşındaki Fazıl
Önderin öldüğü olayı şöyle aktarmaktaydı:
Bazı meçhul şahıslar ellerinde 38lik bir tabanca olduğu
halde, dört el ateş açmışlar, fakat isabet kaydedememişlerdir. Tam bu
sırada başka bir meçhul şahıs, onu bıçakla yaralamış ve ölümüne sebeb
olmuştur. Hadise Müftü Asım Efendi ile Ayasofya sokakları kavuşağında
olmuştur. Küçük Kaymaklılı olan Fazıl Önder, bir komünist uşağı olmakla
tanınmıştı. Haber verildiğine göre, polis mesele etrafında soruşturmalar
yapmaktadır.
Aynı tarihli Halkın Sesi gazetesinin 4. sayfasında şu
kişilerin solcu sendikadan istifa ilanları yer almaktaydı: Ahmet Ali
Gök, Kâmil Tuncel, Mehmet Ali Topal.
Türk yeraltı örgütü,, geride dul bir eş ve öksüz bir
çocuk bırakan Fazıl Önderin korkunç bir şekilde öldürülmesinden üç gün
sonra bir bildiri yayımlayarak, cinayetin kendileri tarafından
işlendiğini açıklamış ve Kıbrıs Rumları ile aynı örgütlerde yer alan
bütün Türklerin de aynı şekilde temizleneceği tehdidinde bulunmuştu.
İSTİFALAR VE AÇIKLAMALAR
25 Mayıs 1958 tarihli Bozkurt gazetesinde yer alan bir
başka haberde, PEO üyesi İpsoslu Yorgos Yasunis adlı bir solcunun daha
öldürüldüğü duyurulurken, 17 Mayıs 1958 tarihli nüshasında da şöyle
denmekteydi: Dün sağcılarla solcular arasında kanlı çarpışmalar oldu.
Mağusada solcu bir Rum öldürüldü.
25 Mayıs 1958 tarihli Bozkurtta, Küçük Kaymaklılı Kamil
Tuncelin Rum İşçi Birliğinden istifa ettiğine ilişkin bir açıklaması yer
almaktaydı. Tuncel, 27 Mayıs 1958 tarihli Bozkurtta çıkan ikinci bir
açıklamasında şöyle demekteydi:
Geçen günkü beyanatımı ne bir tehdit, ne de bir tazyik
altında yapmış değilim...Rum semtine sığındığım şayiaları asılsızdır.
İlk fırsatta Türk sendikalarına üye olacağım. Rum sendikaları siyasi
maksatlarla istismar ediliyor. Geçmişte Rum sendikaların, Türk
azalarının siyasi maksatlar için yapmış oldukları gösterileri protesto
ederim. Siyasi bakımdan Türk cemaatının davası olan taksim fikrine
sarsılmaz bağlılığımı beyan eder ve bütün Türk cemaati ile bu dava
uğrunda çalışacağıma söz veririm.
27 Mayıs 1958 tarihli Bozkurtta ayrıca, 33 kişi adına
Leymosun Türk Mavnacılarının şu açıklaması yer almaktaydı:
Leymosun Türk Mavnacılar Birliğine aza olduk. Solcu Rum
Sendikalarıyla hiçbir ilgimiz yok... Milli liderlerimizin izinde
yürüyeceğimize şerefimiz üzerine söz veririz.
BİR VURMA HADİSESİ DAHA
28 Mayıs 1958 tarihli Bozkurt gazetesi şu haberi
vermekteydi:
Dün akşam Abdurrahman Candaş ile Ayakebirli Hasan Yaman
Ali yaralanmışlardır. Candaş kol ve bacağından, Hasan yalnız bacağından
yaralandı. (A.Candaşı vuran kişi olan Hasan Yaman Ali, dövüşme esnasında
kendi kendini vurmuştu.-Y.A.) Bir Türkün tutuklandığı haberi resmen
doğrulanmadı.
AÇIKLAMALAR BİRBİRİNİ İZLİYOR
Bozkurt gazetesinin 29 Mayıs 1958 tarihli nüshasında şu
açıklamalar yer almaktaydı:,
İbrahim Hasan: 15 Ekim 1956dan 30 Mart 1957ye kadar
Omoniya Kulübünde futbol oynadığımı ve bir seneden beri Omoniyadan
istifa ettiğimi, kayıdlı bulunduğum TEK Spor Kulübü ile hiçbir ilişkim
olmadığını, bugünden itibaren Türk cemaatına ve sporuna yararlı olmak
için elimden geldiği kadar çalışacağıma söz veririm.
Abdurrahman Cemal: Bir buçuk seneden beri Rum İşçi
Birliklerinden istifa ettim.
Halil Fikret Alasya: Hiç bir zaman Rum İşçi Birliği ile
alakan olmadı, hatta 3 yıl önce kunduracılığım zamanında komünist olan
o birliğin dükkanıma ve Türk muhitine yerleşmemesi için onlarla aylarca
mücadele ettim...Benim parolam yalnız Türk büyüklerine itaat etmek ve
onların emirlerini tatbik sahasına koymaktır.
Raşit Derviş: TEKin alelade azasıyım. PEO üyesi olmadım,
son zamanlarda TEKten istifa edip Yeşilada Kulübüne aza oldum. Benim
hiçbir zaman komünistlerle hiçbir surette alakan olmamıştır ve
olmıyacaktır da.
Ahmet Salih: Kayıtlı bulunduğum Rum sendikasından
bugünden itibaren istifa ettim. Türk İşçi Birliğine kaydedildim.
Tabelacı Cahit Ahmet: Daha evvelce yapmış olduğum
açıklamaya ilaveten, Türk milletinin Milli hareketi ile el ele ve Taksim
fikri üzerinde beraber olduğumu, cemaatime betekrar söz verir, aslında
yabancı hiç bir teşekküle hiç bir zaman kayıtlı bulunmadığımı açıklarım.
AHMET YAHYANIN AÇIKLAMASI ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜN ÇIKTI
Bozkurt gazetesi, 30 Mayıs 1958 tarihli nüshasında
Bildirik başlığı altında Ahmet Yahyanın şu duyurusunu yayımlamaktaydı:
Ben aşağıda imza sahibi Defteralının kalfası Ahmed, İşçi
Birliklerine kayıd edilmediğim gibi, solcu temayüllü birisi de değilim.
Ben daima halkımıza ve Liderlerimizin çizdiği yoldan yürüdüğümü ve
yürüyeceğimi beyan ve ilan ederim.
Halkın Sesinin 30 Mayıs 1958 tarihli nüshasında ise Ahmet
Yahya ile ilgili şu haber yer almaktaydı:
Akşamki hadise: Dün gece saat 3de aldığımız gayri resmi
malûmata göre, Ortaokulun karşısındaki Dedezade Hanında berber kalfası
Ahmet Yahya meçhul şahıslar tarafından vurularak öldürülmüştür. Polis
tahkikat yapmaktadır.
31 Mayıs 1958 tarihli Bozkurtta ise Solcu bir Türk
vurularak öldürüldü başlıklı haberde şöyle denmekteydi:
Evvelki akşam sabaha karşı Lefkoşada Eski Saray
Sokağındaki bir Handa yatmakta olan Ahmet Yahya adındaki bir berber,
meçhul şahıslar tarafından vurularak öldürülmüştür. Ahmet Yahyanın bir
solcu olduğu bildirilmektedir. Ahmet Yahya odasında ve kendi yatağında
tabanca ile vurulmak suretiyle öldürülmüştür.
Berber Ahmet Yahya, 1 Mayıs akşamı yakılıp yıkılan TEKin
Yönetim Kurulu üyelerindendi ve o da komünist eylemci iddiasıyla aynı
tedhiş örgütünün adamları tarafından öldürülmüştü.
HARAVGİNİN İLGİNÇ YORUMU
30 Mayıs 1958 tarihli Bozkurt gazetesi, bir gün önceki
Haravginin şu yorumunu aktarmaktaydı:
Türkler bir taraftan, Rumlar ise başka yönden ellerine
geçirdikleri tabancalarla milliyetçi olduklarını isbat etmeğe
çalışmaktadırlar. Bu iki fanatik halk topluluklarının bir ve aynı
idealleri mevcuttur. O da ellerinden geldiği kadar solcu öldürmektir.
Bir taraf Mukadderatı Tayin Hakkını böyle yapmakla garanti edeceğini,
diğer taraf da yani Türkler, solcu, daha doğrusu kendi görüşlerine göre
komünistleri öldürmekle Taksimde muvaffak olacaklardır. Diğer taraftan
İngilterenin yapacağı yeni açıklama ile vaziyetin ne olacağı henüz belli
değildir.
LİDERLİĞE SADAKAT AÇIKLAMALARI
Bozkurt gazetesinin o tarihlerdeki çeşitli nüshalarında
yayımlanan ayrı ayrı açıklamalarıyla, solcu olmadıklarını ve Kıbrıs Türk
liderliğinin politikasıyla uyum içinde olduklarını duyuran kişiler
şunlardı:
30 Mayıs 1958: İrfan Cafer.
31 Mayıs 1958: Arif İ.Bolkan (Açıklamaya gerek yok, 10
yıldır cemaata hizmet ediyorum), Bodamyalı Hilmi Mehmed Emin Karabardak,
Derviş Osman, Baflı Aziz Zihni, Bodamyalı Ahmet Hüseyin, Hamit Mandrezli
Mahmut Ahmet, Galatyalı yol memurları Mehmet İzzet ve Hasan Nafi,
Bodamyalı Mehmet M.Ramadan, Muttayakalı Mustafa Ali, Yalyalı (şimdi
Lefkoşalı) döşemeci Hasan Haşim.
1 Haziran 1958: Ahmet Osman Sümer (Rum Kunduracılar
Birliği ile 26.5.58den beri ilgim yok), Muhammed Halil (1 Ocak 1958de
istifa ettim), Arif Emir Hüseyin (Küçük Kaymaklı), Hasan Tayıb
(Alifodez), Şevket Cemal (Aretyu), Mustafa Hüseyin Kusedda (Mora), Ekrem
Mehmet (Limasol), AliYusuf (Luricina), Salih İbrahim (Mağusa), Nafi Aziz
(TEKte birkaç defa oynadım ve derhal yanlışlığımı anlayıp, Çetinkayaya
kaydoldum), Hasan Mustafa (Çoktan istifa ettim), Ali Ömer, (Ortaköy),
Behlül Hüseyin (Argaca), Hasan Salih ve Ahmet Yusuf (gazete satıcıları),
Mustafa Mulla Mehmet (Yeni Işık Bar sahibi-1944den beri istifa ettim),
Hüseyin Hasan, Mehmet Niyazi, Necati Hasan (Limasol), Salahi Mustafa
(Girne), Ahmet Hüseyin, Leman Ahmet Sadi (Ben aşağıda imza sahibi Leman
Ahmet Sadi, hiçbir birlik ve sendikada yazılı bulunmadığımı ve daima
Türk tezini desteklediğimi ve Türklerle bir arada yaşamak azminde
olduğumu umumun malumatı olmak üzere açıklarım.)
2 Haziran 1958: Ayten İsmail (Küçük Kaymaklı), Vasfiye
Ahmet (Küçük Kaymaklı), Münir Mustafa Yorgozlu, Turan Ahmet (Limasol),
Misli Hüseyin (Minareliköy), Serpil Mehmet (Küçük Kaymaklı), İsmail Ali
Gunni (Luricina),, Hasan Ali (Kunduracı), Mehmet Salih Bafidi.
3 Haziran 1958: Ekmekçi Ethem Hüseyin, Yeniceköylü Nazil
İbrahim ve Emine Salih, Hüseyin Şemi, Salih Hasan Hüseyin, Mehmet Hasan
Artimili, Yakup Mustafa Vadilili, Mehmet Emir Ali (Luricinalı-şimdi
Dizdarköy), Hasan Muharrem (Küçük Kaymaklı), Hüseyin Ahmet (Somoloflu),
Lefkoşalı Cevdet Menteş Kunturacı, Kunduracılar Hasan Rasıh (Abohor),
İrfan Mustafa (Balikitre) ve Hamit Kemal (Lapta), kahveci Mustafa
İsmail, Mustafa Şaban, Yenağralı Hasan Osman ve Ahmet Cemal Bekir,
Vadilili Hüseyin Naci, Mustafa İbrahim Dima (Luricina), Osman M.Yusuf,
Baf Hükümet Zahire Komisyonu Türk İşçileri, Alfa Kundura Fabrikası Türk
İşçileri.
BİR OKURUMUZA CEVAP
Bozkurt gazetesi, 3 Haziran 1958 tarihli nüshasında Bir
okurumuza cevap başlıklı bir açıklama yayımlamaktaydı. Bozkurt, Geçmişte
Kıbrıs Türkleri arasında komünist sayısının 3-5i geçmediğini iddia
ediyordunuz. Son günlerde gazetelerde çıkan açıklamaların çokluğundan
endişe duymaktayım diyen okuyucusuna şu yanıtı vermekteydi:
Biz eski iddialarımızda israr ederiz. Kıbrıs Türkleri
arasında komünist sayısı 3-5i geçmediğini iddia ederiz. Bunu katiyetle
söyleyebiliriz. Açıklamalarda bu şahısların hepsinin de komünist olduğu
ifade etmez. Bunların çoğu...maişet temini için vaktile Rum İşçi
Birliğine kaydolmuşlardı...Temiz Türk çocuklarına komünist lekesini
vurmağa hakkımız yok. Okuyucumuza, yanlış düşüncesini tashih etmesini
rica ederiz.
BİR ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS DAHA
5 Haziran 1958 günü 6-7 kişilik bir grup, İnşaat İşçileri
Sendikası Yönetim Kurulu üyelerinden Hasan Aliye saldırdılar. Canını
kurtarmak için tarlalara kaçan Hasan Alinin peşini bırakmayan katiller,
onu kurşun yağmuruna tutmuşlardı. Ancak kurşunlar isabet kaydetmemişti.
Hasan Aliyi döven tedhişçiler, onu işçi sendikasına bağlı kalmakla
suçluyorlardı.
15 Ekim 1965 tarihli Zafer Kıbrıs Türkünündür gazetesinin
1958de solcu Türklerin temizlenmesi harekâtı olarak nitelendirdiği bu
terör dalgasının bir diğer kurbanı, Leymosunlu berber Ahmet İbrahim idi.
Suikastçiler, 30 Haziran 1958de Türk ve Rum toplumları barış içinde bir
arada yaşayabileceklerini söylediği için 46 yaşındaki Ahmet İbrahimi
tabanca kurşunlarıyla katletmişlerdi.
SOLCU TÜRKLERİN ÖLDÜRÜLMESİ SÜRÜYOR
Bozkurt gazetesi 1 Temmuz 1958 tarihli nüshasında bu
haberi şöyle vermekteydi:
Leymosunda dün sabah berber Ahmet İbrahim, EOKAnın
kurşununa kurban gitmiştir...Pavlo Melâ Caddesini takiben Trakya
Sokağından geçerken, bisikletli bir Eokacı tarafından atılan 5 kurşunla
yaralanmış ve hastahaneye kaldırıldığı sırada ölmüştür. Kasabaya hemen
sokağa çıkma yasağı konmuştur. Yasak bu sabah 6dan itibaren
kaldırılacaktır.
Ahmet İbrahimi vuran Eokacı değil, Türk yeraltı örgütüne
mensup bir Kıbrıslı Türktü. Ama 3 Temmuz 1958 tarihli Bozkurtta bir
açıklamanın yayımlanması ilginçtir. Ben aşağıda imza sahibi Suna Ahmet,
1.7.58 tarihli Cyprus Mailde çıkan, babamın Türkler tarafından
öldürüldüğünü iddia eden Leymosun Rum Belediye Başkanı Partasidesin
iddiası nedeniyle açıklama diye başlayan yazıda, Ben ve babam, hiçbir
Türk Teşkilatından ihtar veya tehdit mektubu almadık. Aksine Rum
semtindeki dükkanımızı terketmemiz istendi Rumlar tarafından. Dükkan
arıyorduk. İsnatlar yalan, iftira ve düşmanlık kampanyasının açık bir
ifadesidir denmekteydi.
Aynı tarihli Bozkurtta, Leymosunda kanlı çarpışmalar
olduğu, 20 Türk ailesinin Türk semtine geçtiği, 20 Haziranda vurulan
Nihat Mehmeti hastaneye taşıyan İsmail Cambulatın yaralandığı
duyurulmaktaydı.
Bozkurt gazetesinin 4 Temmuz 1958 tarihli nüshasında bir
başka solcu Türkün saldırıya uğrama haberi yer almaktaydı, ama saldırgan
Türk değil de, Eokacı olarak gösterilmekteydi:
Dün Leymosunda Arif Hulusi adında bir Türk, maskeli Eoka
tethişçilerinin silahlı tecavüzüne uğramıştır. Ateş açmışlarsa da isabet
kaydedilmiyerek kaçmışlardır.
Bir Rum kuruluşunda çalışan Arif Hulusi Barudi, önce
tehdit mektuplarıyla yıldırılmak istenmiş, sonra da 3 Temmuz 1958de
Leymosunda Birinci Belediye Pazarı içinde bulunduğu sırada, silahlı
kişiler tarafından kurşun yağmuruna tutulmuştu. Ancak atılan
kurşunlardan hiçbiri isabet etmediğinden, Arif H.Barudi ölümden
kurtulmuştu.
Bu cinayetler ve daha başka baskılar karşısında Kıbrıslı
Türk emekçiler, Rumlarla birlikte örgütlü oldukları ortak sendikalardan,
çiftçi birliklerinden ve benzeri kuruluşlardan ayrılıp, Rumlarla her
türlü ilgiyi kesmek ve kendi kabuklarına çekilmek zorunda kalmışlardı.
Bu insanlık dışı yöntemlerin sonuçlarından kendilerini kurtarabilmişler;
susmayanlar, susturulamayanlar ise ya öldürülmüş, ya da yurdunu terkedip
yabancı ülkelere sığınmak zorunda bırakılmışlardı. (Ayrıca bkz. Victims
of fascist terrorism, Nicosia 1964, s.5-8 ve A.An, Kıbrısta Fırtınalı
Yıllar 1942-1962, Lefkoşa 1996, s.81-86))
ZORLU: KIBRIS KOMÜNİZMİN SIÇRAMA TAŞI HALİNE GETİRİLEMEZ
Bozkurt gazetesi, 22 Kasım 1958 tarihli nüshasında
manşetten şu haberi vermekteydi:
Kıbrıs komünizmin sıçrama taşı haline getirilemez. Zorlu,
hükümetimizin görüşünü açıkladı. Akdenize açılan yollardan faydalanmak
isteriz. Komünist tehlikesi karşısında adayı bir üs olarak kullanmak
hakkımızdır.
Haberin devamında, BM görüşmeleri için New Yorkta bulunan
Türkiye Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlunun, sabık Amerika
Cumhurbaşkanının Basın Müşaviri ile görüştüğü ve konuyla ilgili olarak
bir bülten yayımlandığı duyurulmaktaydı. Zorlu şöyle demekteydi:
Bağımsızlık enosistir, tanınırsa Ortadoğudaki durum daha
da kötüye gidecek...Bağımsızlık cemaatlara değil, milletlere verilir.
Bir Kıbrıs milleti diye birşey mevcut değildir. Burada birbirinden
tamamen ayrı olarak yaşıyan iki cemaat vardır. Türkler Türkiye ile,
Rumlar ise Yunanlılar ile birleşmek istiyorlar. İktisadi kaynakları
olmıyan Ada için bağımsızlık tanımak bir felaket olacaktır.