Hamamboculeri.org: Alternatif Haber, Makale, 29 Agustos 2002
FERDİ SABİT SOYER
KLERİDES, DENKTAŞ VE "HAİNLİK" (*)
Kıbrıs Türk toplumunun siyasi yaşamında karşıtı ve farklılığı köşeye sıkıştırmak için ele alınan en önemli silah "vatan hainliği" olmuştur. Kim hangi görüşte olursa olsun bundan kurtulmamıştır.
Bu "hainlik" suçlaması yalnız egemen olanların "barış istiyor" diye sol güçleri "hain" ilan etmeleri ile sınırlı olmamıştır. "Hainlik" ilanı ile egemen olanlar birbirleri ile girdikleri siyasi rekabette de bu silahı çekmişlerdir.
Bir zamanlar Polis müdürü Niyazi Beye atılan çamur buydu.
Bir dönemler, Dr Fazıl Küçük içinde siyasi mücadelede rakibi olanlar ayni silahla onu vurmaya çalışıyorlardı.
Denktaş'ın, Küçük'e muhalefetinin doruğa çıkması ile TMT'nin daha radikal kanatlarının Doktor için ayni silahı çektikleri bir hakikattır. Sözlü ve yazılı karşı propaganda da Doktor'un kızının düğünü için pastayı Rum tarafından aldığına dönük düzeysiz suçlamalar ortalığı bir dönem sarmıştı. İşte bu siyasi çekişme içerisinde ise Doktor ve çevresi de Denktaş'a karşı ayni silah ile yanıt vermişti. 1963'te adayı terk ettiği, Ankarada zevk içinde yaşadığı ve Kleridis'in 1964 'te eşi ile çoçuklarını alarak Uçak alanına götürdüğü benzeri olayları, hep dile getirildi.
Yani "hainlik" suçlaması, yalnız egemen olanların sola, demokratik güçlere karşı kullandığı bir silah olmadı. Egemenlerin kendi aralarında çelişkilerde birbirlerine karşı çektikleri silah da bu oldu.
Yakın siyasi geçmişimizde 1992'de Denktaş, UBP'nin Gali Fikirler Dizisi çerçevesinde "hainlik" söylemininin hedefi idi. Eroğlu da daha sonra hele 1995 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Denktaş'ın hedefi olmuştur. DP Genel Başkanı Salih Çoşar da bundan payını, UHH nin yayın organı Volkandaki yüzü kapalı resimle desteklenen yayından almıştır.
1976 sonrası siyasi mücadelede ise bu silah ağırlıkla UBP ve Denktaş'ın elinde sola karşı kulanılan vahşi bir alete dönüştü.
Sol da bu kampanyanın malesef zeminine çekilmişti.Yine hatırlıyorum bu kampanyalara karşı da Denktaş'ın, Kleridisle ayni "masan locasına" üye olduğunun belgesini sol, çoğaltıp dağıtıyor ve onu Klerides'le olan bağı nedeni ile "milli" açıdan deşifre etmeye çalışıyordu.
Yani egemen olanların başlattığı hainlik kampanyasının sonuçta ülkenin siyasi yaşamını etkilediği ortadadır.
Mahkeme, Şener Levent ve Memduh Ener'e "hain kim" yazısından ötürü hapis cezası kesti. Bu ceza kabul edilmezdir.Ama zemin yine ayni temelde şekilleniyor. Denktaş'ın ailesini Klerides'in Lefkoşa hava alanına 1964'ün o karanlık günlerinde götürdüğü belirtiliyor. Kleridis bunu yine doğruladı.
1958'ten itibaren Kıbrıs'ta doğan tüm çatışmalarda benzeri binlerce güzel insani olay yaşanmıştır.. Bir Kıbrıslı Türk'ün veya bir Kıbrıslı Rum'un çatışma ortamında birbirine bir şıkışıklık anında yardımcı olması gibi pek çok olay vardır..
"Yarın" geçmişten ders alarak, çağın ve toplumlarımızın gelişmesinden elde ettiğimiz demokratik değerleri geliştirerek ve dün, çatışmalara karşın yaşanan insani güzellikleri de dikkate alarak kurulabilir.
Bu bakımdan yaşanan acılar kadar, iki toplumun bireyleri arasında yaşanan güzellikler ve insani değerler de önemlidir. Ben Klerides'in Denktaş'ın ailesini 1964'te alıp uçak alanına götürmesini de bir insani ilişki olarak değerlendiriyorum. Bu örnekler utanılacak yada siyasi rant elde edilecek örnekler olamaz.
Ama bu gün en basit bir teması ve görüşmeyi dahi "hainlik" olarak algılayan hakim ilişki bu geçmiş örnekleri hep gizlemek istedi. Şimdi bu örnekler "bumerang" gibi onlara da dönüyor. Önemli olan iki toplum arasındaki bireysel veya kurumsal ilişkileri siyasi atmosferlerin avantajı sayarak sağ yada sol "milliyetciliğin hainlik" çerezi yapmamaktır..
Keşke herkes ve özellikle eskiler konuşsa ve yaşanan acılarla birlikte çatışmalara karşın, Denktaş ile Klerides arasında olan insani ilişki örnekleri gibi yaşadıkları pek çok güzel örneği anlatsa. Dünyada Hümanizim savaşların acısı içerisinden nasıl gelişti dersiniz? Alın savaş esnasında dahi düşman askeri ile kurulan insani ilişkileri anlatan yaşanmış romanları, tiyatro ve sinama eserlerini ve herkes bir daha düşünsün….
(*) Bu yazı Yenidüzen gazeteinde 27.8.2002 tarihinde yayımlandı, yazarının izniyle Alternatif Haber'e iktibas ediyoruz.