İçimden
ağlamamak geliyor,
terlemek gelmiyor içimden.
Sıra beklmek gelmiyor,
gidip Asal Şubeye.
Asalı, aslı,
işin esası
elimden neler neler geliyor
içimden hiçbirşeyler gelmiyor
aklıma bahaneler geliyor
elektrik ve sular gelmiyor.
Birde
sevgilim var,
yüksek tabaka, usanır,
gözlerim yüksek tavanda,
uyanır
her gece yarısı.
Sevgilimin saçları saman sarısı
ama hiç bilmiyor Nazım'ı
kirpikleri usanır da usanır.
Hava
sıcak,
kan ter içinde baldır bacak,
geldiler gelecekler derken
bir geldiler,
kaldılar.
İnsanlar,
başkarının avizelerini aldılar,
evlerinde kaldılar,
daldılar,
kendi evleri sandılar.
Sandıklar
dolusu yemeni neye yarar?
Kırmızı erik unutulduysa,
ve turunç macunu
dama atmışlar babucunu,
molehiya ayıklamak yerine
kupon kesiyor kadınlar.
Adamlar, adamakıllı
baygınlar, bitkinler,
bitkisel
bir yaşamda gibiler.
Bitliler, bitsizler, etliler, etsizler.
Sünnetlilerle
sünnetsizler
bir savaşa girmişler
işler
esgisi gibi
olmamış
bir daha
"Aha
bu gadarcık yerdir,
gamaşalar!"
derdi dedem.
"Aha
bu gadarcığıdım
göç etdiğimizde."
der abim.
"Aha
bu seksenikinci kanalda
TV programında duydum."
diyor küçük kardeşim.
Dişim,
dilim damağım kuruyor
ve bir Temmuz gecesi daha
Lefgoşa'da saat onikiyi vuruyor.
Eren Nazım