Yağmur ıslatır
güneş yakar
çiçek vazodadır
aşk beyaz camda
yada roman da
Dişiliği ayıptır
kişiliği
kayıp
bulamayıp bir tek cevap
vazgeçmiştir soru sormaktan
onbir yaşından beri
goğüs kafesinin altındaki ses
hiç tepki vermez sözlerime
gözlerime
bir an bile bakamaz
sessiz duramaz
oturamaz
yalnız başına
kalkamaz
gidemez
bomboş bir odada
elleri de boşşa eğer
kalamaz
oysa ne yazık
dudakları ne kadar kırmızı
gözleri, saçları ne kadar kara
ne kadar beyaz bacakları
yazık omzu, çenesi
yazık beline gelip kıvrılan saçları
Eren Nazım