-Bir gece dolunay
yedi küçük yavru verdi sana-
Ayaklarına dolandılar
sevgi istediler senden
yedi küçük köpek yavrusu
ve ikimiz vardık o sahnede
anıların alevinden çıkmış
yeni yabancılar
Yedi küçük yavru gibi
aynı odada girip
hayatına
gerçek iterken yüreğin
çektiği
dokunuşun bana ateşe dokunur
gibi
Sonra herşeyi boşverip
hayata inanmak için akan sular sevişmesi
mucizenin ardısıra yolculuk
gövdenin yükselirken
büyülenmesi
aşkın belleğine mühürlü
an
kavuşan iki heyelan
Bal tadındaydı da neden
sen beni öpünce
başka kadınlar ağlardı hep
almaya gelirlerdi
seni
sevincimin kapısından
Sen bana bakınca
gözkapaklarını örterdi başka
kadınlar
biz sarılınca
unutur gibi olurduk
bir an
yine de hiç kaçılmazdı
odaya dolan hıçkırıklardan
Küçük şaşkın bir yavru
gibi
sığınırdım sana
için elvermezdi
uzaklaştırmaya
Bense binbir
gece masalları anlatırdım
o ölü kadınlar evinde
sarılışımız hiç bitmesin
diye
Tıbkı o yavrular gibi
bağlanmaktan korkardın bana
da
sevgiyle dokunurken
çekerdin elini
başka bir yuva arardın bırakmaya
Kaçıp kaçıp sana geldim
beni bıraktığın yerlerden
üşümüş bir yavru
gibi
vardım yanına
Çaresiz çırpındın
acıdın, sevdin
ama almadın içeriye
ikimiz kapalı bir kapının
iki yanında
dinledik birbirimizi
Bir an açtın kapıyı
kucağına aldın
sarılır gibi bir
hataya
sonra fırlatıp attın
hiç bakmadan
ardına
Şimdi
sakatlanmış bir iç çekiş
ezilip geçilmiş bahçe
ve tutkunun ışığının körelttiği
gözlerle
hiç bitmeyen binbirinci
masalı anlatır aşk
yaralı üzgünlükler prensine.