-Herkes öyle çok ihanet etmişti
ki
sessizce kurdum yüreğimi
ihanet gününe-
Hiçbir şey fark etmezdi
sabahlara yalnız uyandığımda
düşlerle kavga ederdim
ruhumu düşürdüğüm yerde
Sen öptüğünde de inanmadım
korkak bir kaçamaktı
suçluluğu kutsal halkaya
taşınacak
Aldırmazlıkla davrandım
ve hızla üfledim ateşi
aşka açan çiçeği susuz bıraktım
Sevgi sözlerinden ödüm patladı
üşüyordum açıkçası
güneşe dönmüştüm yüzümü
yine de hiçbir sarılışa
inanamazdım
Şimdi
bu şiiri yazıyorsam
geçmiş bütün sevgililerimin
hangi kadınların yanında
uyuduğunu düşünerek
yalnızlıkta parlayan bir
gururla
kimseye sarılıp uyumak istemezdim
(İstemez miydim
yalan da olsa?)
Geleceğe yol alan ayrılıklarda
gözyaşlarına dönecek öpüşleri
ruhumun tarihine işledim
bütün ayrılık acılarını
birer birer ağladım yastığıma
Hayret ki
hiçbir düş vermedin
bana
buzdan dudaklarım kırıldı
kardan kadın sevişti
kardan adamla
Oysa büyülü bir dili vardı
sessizliğimizin
müzelerde konuşan tablolar
gibiydik
gece bekçisi anlamasın diye
seviştiğimizi
soyut bir dokunuşta söyleşirdik
Şimdi zaman
uykusuzluğumda çalıp duran
çan
ne olur sanki yanımda olsan
yüreğim hep gitmeye
hazır
yalnızlık hep tetikte
Bir bilsen neleri bilmediğini
ufuk çizgisinin ötesinde
beni yönlendiren zaman
En azından bu şehirde
sevmem bir daha
sen zaten bir korkaksın
karşı konulmaz çağrısına
tenin
yenildin sadece
bağışlatıcı bir kabuktu
aşkın
Sor istersen
herşeyi anlatırım
özgürlük mutlaka
en çağdaş sorunsal
senin de güzel boynuzların
olacak
İşitmedin mi yoksa
romantik aşkın öldüğünü
cenaze töreninde yüzyılın
bu bir yılbaşı şarkısı olacak
Ne istersen söyle
artık inanmaz kalbim
tarihsel mirasını taşır
geçmiş ihanetlerin
Küçük aile şirketlerinin
yatak odalarında
gizli antlaşmalar
ve yeni çocuklar yap sen
Siz uyurken
ruhum yıldızlara tutunup
dolaşıyor şehri
biliyorum benimle sevişmeyi
tercih ettiğini
Yarın yüzüme nasıl bakacaksın
sana yalnızlığımı anlatırken
otur ve bu şiiri
oku sen
dökülen sözcükleri
ben toplarım yerden
Ağlayabilirim
sakın sarılma
bu perde kapanır
mutsuz sonla.