Gizli bir oda buldum kendi içimde
çok uzak çok öte boyutlar içinde
hiç konuşmadan ayan beyan
oluyordu her şey
bir göle dalıyorduk
hayat açılıyordu derinlerde
ışıltılı cam odalarda
kaygıların kaynağı olan
her şey
sen beni sarıyordun hiç
dokunmadan
içimin sesini işitiyordun
büyüyle
birbirimize bakıyorduk
düşünmeler nasıl görürse
birbirini
öyle bir bakış işte
anlamanın gizli sezgisi
içinde
ben söylemiyordum hiçbir
şeyi
sözcükler yanıltan oklarını
saplamasın diye
bir nur içinde izliyordum seni
gövdem yumuşacık ilerliyordu
senin akıntının sihrinde
sen o odalara girecektin
ve keşf edip birer
birer beni üzen şeyleri
düğümlenmiş damarlarımı
çözecektin
usta bir ten dokunmacısı
gibi
Orada öylece yüzüyordum
Senin sevincinin inanılmazlığıyla
bin yıldır aradığım birşey
varmış da
kavuşmuşum gibi sisler
ardında
Ve ömür
kimbilir kaç gündüz kaç gece
zamanın ev ödevleri
o bitmek bilmez telaş
tembel, suçlu bir öğrenci
gibi oturuyordum dünyada
öfkeyle bağırıyordu öğretmen
hayat
Birden fark ettim bekliyordun beni
dersliğin çitlerinin
yanında
kaçıp gitmek için
çok uzaklara
o sonsuz rüzgar tarlalarına
Şimdi ben senin
kollarındayken
yaramaz bir yasa kırıcı
gibi
çırpınan kanatların arzularında
vurulup düşene dek uçarız
belki
fısıltılarımızın ormanında
Sevgilim ruhumda bekle beni
hayatın böldüğü her noktamı
öpüp birleştirsin
diye
dudaklarının sırlı iksiri