Kimse bilmiyor
kendi ritmimde yürüyorum
üşümüş su sesi
yalnızlık kemerleri
Bir öyküde büyüyorum
utanmış çocukluğun
küllenmiş sözleri
Üşüyorum
kendi rüzgarımda
korku şehrinde ölü
siren
Yenilmişim
zaferin çekirdeği
düşlerime düşüyor
Kırılmışım
ışık ışık zerrecikler
saçlarımda gün ateşi
Yıkılmış kentler
kağıtlarda kan izleri
Düşman dediklerinin
acılarından geçtim
Ben düşman dedikleri
Herşey öylece durur orda
sözcükler birbirine yamanır
renkler buluşup başkalaşır
ses dalgalanır
Anlam sonsuz bir yolculuktayken
sorular boşluğa ulanır
Gecedir
pencereden bakar korku
ölüm kağıtlara saklanır
Ben üşürüm
dünyanın ayazında
ıpıssız bir ada
Ürkerek düşünürüm
günü ve zamanları
başımda çocukluğun ölü çocukları
kurşunu vurur
kadın çığlıkları
Kendi cenazemi düşünürüm
(Ölüm alıp götürecektir
kimseye anlatamadıklarımı)
Gündönümü kararların
sen olsan korkmazdım
bir düşü koklardım
ömürden kaçmazdım
Sen olsan
unuturdum
tarihin ağrısını
Yoksul bahçemde
ışık nehirleri
Sen olsan
akardım gece yarısı
Kendimi işiteyim diye
söyledim
bütün şiirleri
bunca gürültü içinde
Damla damla sözcükler
hayat üzüntüsüne
Yitirdim yenik düştüm
sızının şiddetiyle
doğdum yeniden
kanatlandı öfkeden
devrim atları
Bilmezlerdi
nasıl korkardım
kendi şiddetimden
Sen anlardın
söylemeden bilirdin
sen benim yollarımdan geldin
Üşümüş anılardır anlattıklarım
Yalnızdım
bazan bir sevince karıştım
Güzeldi
yine de seni aradım
Kaç kez yalnız öldüm senin
şehrinde
ışıklarıyla söndürdü beni
gece
Kaç kez bekledim
(Neden bekledim?)
Trenler haykırdı
Gemiler geçti
Silahlar haykırdı
Tanklar geçti
Şehirler öldü senin
şehrinde
Ben sevdim
senin sevdiklerini
baktığın yere baktım
ağzını açtın
ben konuştım
Bağırdım
ses senin sesin
Boş bir söz ama
fırlar yüreğimden
Dön bana
Bana dön bütün gidişlerden
Mevsimler geçer haritamdan
düşüncemin dehlizleri
gözlerinde dinlenir.
Sana kavuşunca ertelerim
ölümü
tutunurum dallarına
düşerken boşlukta
Düşlere yakın durup beklerim
gemilerini
Ölümden uzaklaşır çünkü
bekleyen sevgili.