Ferdi says G/C's are quilty of irregularities in population censuses
It was a good laugh when I read Ferdi Sabit Soyer's (prime-minister of TRNC) column on Yeniduzen where he pretends all irregularities, settlers, deliberate alterations of the demographics of Turkish Cypriot community by Republic of Turkey are all things of past. His argument mainly rests on the population census CTP carried out and their legalization of the illegals on the island. He picks up a very "serious" tone, pretends to be scientific, puts together we numbers here and there. Explains why things are fixed inTRNC now --although one fails to understand how registering 46,000 work permits in a population of 264,000 does not simply strenghen the altered demographics argument -- remember, these people have families! Anyway, he then carries onto accuse the Greek Cypriots which is what his title -- "Pot calling kettle black: And the issue of Population" -- stresses. He picks up most of the main arguments that the T/C opposition including his own party used to raise -- irregularities in registration, handing out excessive amounts of citizenships, secrecy etc -- and tries to turn them around about foreigners in RoC. Rings a bell? Well, that is exactly the argument Denktas et al used to make too!
http://www.yeniduzengazetesi.com/index.php/cat/1/col/11/art/4017/PageName/Haberler
Tencere dibin kara;Ve nüfus meselesi....
Ferdi Sabit SOYERBAŞBAKAN
Geçtiğimiz aylarda bir nüfus sayımı gerçekleştirdik. Bu sayımın sonuçları önümüzdeki aylarda net olarak açıklanacak.
Nüfus yapısı, nüfus artış hızı ve nüfusla ilgili veriler bir ülke için son derece önemlidir. Örneğin Çin’de nüfus kontrolü için pek çok yörede bir çocuk zorunluluğu getiren düzenlemeler vardır. Bir başka ülkede ise doğurganlığı teşvik için çeşitli tedbirler öngörülmektedir.
Kısacası nüfus ve bir ülkenin muhaceret esasları son derece önem taşımaktadır. Bu hem ülke ekonomisinin planlanması hem de sosyal politikaların şekillenmesi için son derece önemlidir.
Ülkemizdeki durum
Örneğin bizde 1996 sayım sonuçlarını baz alarak yapılan projeksiyonlarda ülke nüfusumuz, 2005 için de facto olarak 220 bin olarak tahmin ediliyordu.
Sağlık, eğitim v.s gibi tüm altyapı projeleri de bu öngörüye göre ele alınmıştı.Ancak son nüfus sayımında de facto nüfus 264 bin olarak şekillendi. Doğal olarak 220 bine göre yapılan pek çok düzenlemenin “yetersizliği” de anlaşılmış oldu.Bu konu bölgesel düzeyde ele alınırsa; örneğin Girne ilçemizi, 44 bin nüfusa dayalı bir tahmini planlama ile ele almıştık..
Ama son nüfus sayımında Girne İlçemizin de facto nüfusu 61 bin 192 çıkınca, bu İlçemizde tahmini nüfusa göre yapılan tüm düzenlemelerin ne kadar dar kaldığı kendiliğinden ortaya çıktı.
Bu bakımdan nüfusla ilgili tüm veriler, ülke ekonomisi için son derece önem taşımaktadır.
Artık, son nüfus sayımından sonra ele alınan tedbirlerle tüm doğum, ölüm kayıtları ve giriş çıkış verileri merkezi düzeyde toplanıp, 2006 sayım sonuçları üzerinden ele alınması son derece önem taşımaktadır.
Sorunun planlama boyutu
Geçmiş iktidarların ‘nüfus’ konusunda izlediği yanlış siyaset nedeni ile hem ülke planlanmasında, hem de Kuzey Kıbrıs’taki nüfus bileşimi ile ilgili konularda, sayısız tartışma yaşanmıştı.Her seçim dönemi artan sayıdaki vatandaşlık dağıtımı ve giriş çıkışlardaki düzensizlik, ala keyfilik nedeni ile bu tartışmalara tuz biber ekildiğini de hâlâ dudaklarımızdaki acı tat ile hatırlıyoruz.
Böylece yalnızca dışta değil, ama içte de kendi yurttaşlarımız arasında büyük bir kuşku ve güvensizlik duygusunun yayılmasına sebep olunmuştur.
Hükümetimizin hem kaçak işçiliği, hem de keyfi vatandaşlık dağıtımını kurallarla durdurması yüzünden bu konu artık eskisi gibi tartışmaların en önündeki konu olmaktan çıkmıştır.
Bu alandaki tüm sıkıntıların ortadan kaldırıldığı iddiasında değilim. Ancak sorunun önemli ölçüde kontrol altına girdiği açıktır.
Tartışmanın siyasi boyutu
Bu konu özellikle Annan Planı tartışmaları içinde alevlenmişti. Kendi içimizde sırf “çözümsüzlük çözümdür” görüşünde olduğu için bazı çevreler, çözüme karşı tepki oluşturacaklar diye yıllar önce adamıza gelip yerleşen Türkiye kökenli insanlarımıza yönelik “top yekün dışa atılacaklar” diye propaganda yapmışlardı.
Güney Kıbrıs’taki statükocular da olayın tüm insani yanını göz ardı ederek, “hepsi gitsin” söylemi içinde bulundular. Bu iddialarını güçlendirmek için kuzeydeki nüfus yapısının tamamen bozulduğu iddiası ile çoğunluğun Türkiye’den gelen göçmenlerden oluştuğu propagandasını yaptılar.
Dolayısıyla konuyu insani temelinden uzak; insan denen kutsal varlığı siyasi gerekçelerle ırkçılığa kadar varan yaklaşımlarla göz ardı ederek ele almak yanlıştır.
Bu konunun hâlâ ırkçılığa varan yaklaşımlarla tartışılmasına, artık başka boyutlarla yaklaşmak gerekir.
Böylesi bir yaklaşım, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün yol açtığı ve biriktirdiği yeni sorunların; çözüm dinamiği içinde, insani ve demokratik tarzda sonlanması için de yeni bir düşünce ortamı yaratılmasına katkı sağlayacaktır....
Bu yüzden bu makalede olayın çok tartışılmayan boyutlarına da değinmek istiyorum..
Çalışma Bakanı’nın açıklaması ve durum nedir?
Sorunun bu hale gelmesinin esas sorumlusu, oy hesapları ile “Türkiyeli- Kıbrıslı” tartışmasını başlatan, konuyu sürekli siyasi demagoji aracı yapan ve “çözümsüzlük çözümdür” siyaseti uğruna meseleyi hamasete bulayıp ele alan, “çözümsüzlüğü” savunan anlayışlardır....
Aynı siyasi çizgilerin yıllar boyu, kaçak işçilik olgusuna göz yumması bir yana bu durumu adeta teşvik etmesi, tüm bunların üzerine de gelişi güzel vatandaşlık dağıtımı tabloyu tam bir krize çevirmiştir.Bir örnekle bu konuyu açalım ki dün ile bu gün arasındaki farkı okuyucu inceleme fırsatı bulsun..Ve hükümetimizin bu alanda gerçekleştirdiği köklü reformu da hissetsin.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem geçtiğimiz günlerde bir basın açıklaması yapmıştır.
Bu açıklamaya göre 2002’de Çalışma İzni alan işçi sayısı 5.828; 2003’te ise bu sayı 6.498 iken; 2004’te 12.429 kişi ve 2005’te ise çalışma izni alan işçi sayısı 46.010 olmuştur.
Aynı yıllarda Çalışma Dairesi’nin, çalışma izinsiz işçi tespit sayıları ise şöyledir.
2002’de 93 kişi, 2003’te yalnız 7 kişi, 2004’te 507 kişi ve 2005’te ise 726 kişi….
2003 ve öncesi ile sonrasında; hem çalışma izni alan insan sayısı; hem de kaçak işçi tespit sayılarını incelediğinizde, UBP’li iktidarların bu konuyu nasıl bir felakete döndürdüklerini görmek olanaklıdır..
Yıllardır bu yanlış siyasetler nedeni ile hep Kıbrıs’ın kuzeyi tartışılmıştır.Bu yüzden güneydeki durum ciddi olarak sorgulanamamıştır. Hep bu yanlış politikalar yüzünden önce kendi insanımızın vicdanında ve mantığında kuzeydeki sorun öne çıkmıştır. Bu yüzden soruna toplumsal akılla konsantre olamadık.
“Tencere dibin kara, seninki benden kara”
Güney Kıbrıs’ta ilginç bir durum vardır. Son seçimlerde gördüğümüz gibi güneyde seçmen kütükleri üzerinde, seçmenlerin doğum yeri yazmamaktadır. Neden?
Sürekli olarak kuzeydeki nüfus yapısı ile ilgili iddialar ortaya atan güneydeki yönetimin, buna son derece dikkat etmesi gerekmez mi?
O zaman akla başka sorular gelir.
Seçmen kütükleri üzerinde doğum yeri yazılmamasında herhalde gizlenmek istenen bir şeyler olduğu düşünülmelidir.. O zaman bazı verileri incelemek gerekir..n 1. Güneyde son yapılan milletvekilliği seçimleri öncesi basınımızda da yer alan bir haber vardı. Güney Kıbrıs’taki Pontuslular Derneği Başkanı, 30 bin Pontuslu adına konuştuğunu belirtip, siyasi partilerden sorunlarına destek talep edip, seçimlerdeki tavırlarını ve desteklerini ona göre şekillendireceklerini açıklamıştı.
Ancak bu derneğin 30 bin Pontuslu adına konuştuğunu iddia etmesi ve seçim öncesi bu ağırlıkla siyasi partilere destek vereceğini belirtmesi çok ilginçti.
Bizim açımızdan bu çok tanıdık bir tavırdır. Ancak bunun güneyden de böyle dile getirilmesi çok önemlidir..
Eğer bu derneğin 30 bin Pontuslu üyesi seçmen değilse, bunu neden yapsın?
Güney Kıbrıs’ta “Seçmen Kütükleri”nde doğum yerinin yazmasının nedenlerinden biri bu olsa gerek! n 2. Yunanistan’da, “K.C” vatandaşlarına dönük önemli avantajlar sunulduğu bilinmektedir. Ev ve araba alımında vergi muafiyeti gibi.
Bu bakımdan “K.C” vatandaşı olmak, Yunan vatandaşı olan biri için cazibedir. Üstelik geçmiş dönemde gasp edilmiş Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir Bakanlar Kurulu kararı ile Güney Kıbrıs’ta görev yapan Yunanlı Subay ve Erlere “Kıbrıs Cumhuriyeti” vatandaşlığına geçme hakkı tanındığı da bilinmektedir. Bundan kaç kişi yararlanmıştır?. Bu açık değildir.. Acaba seçmen kütüklerinde seçmenin doğum yeri bilgisinin bulunmamasının bir nedeni de bu mudur?n 3. AB İstatistik Enstitüsü’nün , AB ülkelerinin 2004 yılı nüfus yapılarına ilişkin statiksel verilerine göre, Güney Kıbrıs’ta toplam olarak 98 bin 100 yabancı uyruklu yaşamaktadır.
Güneydeki İstatistik Dairesi verilerine göre ise 1990 -2003 arasında güneye göç eden yabancı uyruklu sayısı 76 bin 769’dur. Aynı dairenin 1 Ocak 2005 verilerine göre güneydeki de facto nüfus 746.200 dür. Bu verilere göre doğum yeri bulunmamasının nedenleri daha bir anlaşılır olmaktadır.
n 4. Kıbrıs Rum Şirketler Mukayyitliği’nde 30 bin kadar Rus şirketin kayıtlı olduğu da aynı verilerle ortaya çıkmaktadır.
n 5. Güneyde evlilikler yolu ile veya yasal yollarla kaç kişi sonradan vatandaşlık kazanmıştır. Bu bilinmemektedir. Ama yine bildiğimiz bir başka haber vardır. O da Rum basınının yazdığına göre son yıllarda evliklerde her üç evlilikten biri yabancı uyruklu ile olmaktadır.
Seçmen kütükleri üzerinde doğum yeri bilgisi olmuş olsaydı, bu belirttiğimiz konularla ilgili olarak genel bir bilgi sahibi olurduk. Biz bunu seçmen kütükleri üzerinden kuzeyde genel olarak çözmüştük.
Güneyde bu seçmen kütüklerinde doğum yeri bilgisinin neden olmadığı bu verilerle gün ışığına çıkmaktadır. Sürekli olarak kuzeydeki nüfus yapısı ile ilgili demagoji yapanın, bu konuda hiçbir tartışmaya yer vermeyecek kadar “açık” olması gerekir. Kendi seçmen kütüğünde doğum yeri bilgisini dahi gizleyenin, saklayacak çok şeyi olduğu açıktır.
SONUÇ
Dolayısı ile artık bu konu her yönü ile tartışmaya açılmalıdır. Kuzey Kıbrıs’ta uluslararası sayım isteyen güneyin hakimiyetçi yönetimi, önce kendi seçmen kütüklerinde seçmenlerin doğum yerlerinin neden yazılmadığının bir izahını yapmalıdır.
Annan Planı’na “evet” diyen ve vatandaşlık konusunu açıklığa kavuşturan Kıbrıs Türk tarafı olarak, bu sorununun hem kuzeyde, hem de güneyde insani ve demokratik kurallar içinde çözme kültürü yaratılmasına katkı sağlamak istiyoruz.
Bunun için biz ev ödevlerimizi yapmaya devam edeceğiz. Son gerçekleştirilen nüfus sayım sonuçlarının yazımı biter bitmez, olanca açıklığı ile bu sonuçları açıklayacak; nüfusla, muhaceretle ve vatandaşlık ile ilgili tüm yasalarımızı titizlikle uygulayıp, bu konudaki demagojiye son vereceğiz.
Ama konunun tüm yalınlığı ile Kıbrıs genelinde ortaya çıkması için tartışmayı bilimsel esaslar üzerinde sürdürmeliyiz. Hem yapımızı hem insani ve demoktarik olanı birlikte korumalıyız.
Estonya’nın S.S.C.B döneminde nüfusunun %30’unun yıllar itibarı ile Rus kökenlilerden oluştuğu bilinmektedir. Önce ırkçı çıkışlar yaşasalar bile, Estonya bağımsız kaldıktan ve AB’ye üye olma sürecine girdikten sonra, bu konu önemli ölçüde insani ve demokratik temellerde çözüldü.Bunu herkes incelemelidir...
[/cyprus]
permanent link: individual
||permanent link: story
||
permanent link: category