Militarism in the Football Field (Turkish)
I saw this article quoted from a feminist magazine in Turkey (Amargi) and the prominent Turkish anti-militarist web-site, http://www.savaskarsitlari.org. The author discusses her experience as a woman at the football field (the real one, i.e. soccer) and how it could be viewed as a militarist, anti-feminist activity. I have long had similar observations about institutionalized, commercialized sports. I am noting this issue here because many people on the "progressive left", "libertarian left", "anti-militarist left" (watch the quotes that are deliberately inserted here to point out the ambiguity of the terms) , specially from Cyprus are very much into football teams and what not. For example, many Turkish Cypriots still stop the time when a *Turkish* team plays an important game. What were they doing before the time stopped? They were discussing about Turkey's occupation of north Cyprus! Well. Why so excited about the success of a Turkish team? who knows. Anyway, this is just to irritate some people , heheh heh, the point is about militarism, about chavunism (male or national). Before I put the whole text in Turkish below, let me quote Chomsky: "Sports plays a socieatel role in engendering, jingoist and chavunist attitutes. They're designed to organize a community to be committed to their gladiators." ( http://www.thirdworldtraveler.com/Chomsky/Noam_Chomsky.html) and from "Understanding Power" quoted at http://terasima.gooside.com/article1sports2spectator.html and http://elliptic.typepad.com/elliptic_blog/2003/12/chomsky_on_spor.html ;
In fact, I have the habit when I'm driving of turning on these radio call-in programs, and it's striking when you hear the ones about sports. They have these groups of sports reporters, or some kind of experts on a panel, and people call in and have discussions with them. First of all, the audience obviously is devoting an enormous amount of time to it all. But the more striking fact is, the callers have a tremendous amount of expertise, they have detailed knowledge of all kinds of things, they carry on these extremely complex discussions...
...And when you look at the structure of them, they seem like a kind of mathematics. It's as though people want to work out mathematical problems, and it they don't have calculus and arithmetic, they work them out with other structures...And what all these things look like is that people just want to use their intelligence somehow...
Well, in our society we have things that you might use your intelligence on, like politics, but people really can't get involved in them in a very serious way -- so what they do is put their minds to other things, such as sports. You're trained to be obedient; you don't have an interesting job; there's no work around for you that's creative; in the cultural environment you're a passive observer of usually pretty tawdry stuff...So what's left?
...And I suppose that's also one of the basic functions it serves society in general: it occupies the populations, and it keeps them from trying to get involved with things that really matter. In fact, I presume that's part of the reason why spectator sports are supported to the degree they are by the dominant institutions.
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=35914
Rakibi Rapt Eyle, Yaylalar Yaylalar...
21-10-2006 bianet.org
"askerlik-eğitim gibi konuların gündemleşmesi, Birikim Dergisinin de bu gündemi güçlü analizlerle tartışmaya açması AMARGİ'de de konuyu feminist yöntemle güçlendirme isteği yaratmış... Dergi yazılarından biri, Gayal Tekin'in kaleme aldığı futbol ve militarizm üzerine"
Antimilitarist, feminist değilsek meşin yuvarlağın militarizme ve cinsiyetçiliğe ne kadar kan akıttığını fark edemeyiz. Antrenman biçimleri bizi hem kendimize hem de kadın kimliğimize yabancılaştırıyordu. Asker gibi yetiştiriliyor, erkekleştiriliyorduk.
AMARGİ Dergisi
21/10/2006 Gayal TEKİN
BİA (İstanbul) - Üç aylık feminist dergi AMARGİ'nin ikinci sayısı da çıktı. Türlü maddi zorluklara rağmen 5 YTL fiyatıyla raflarda yerini almayı başaran AMARGİ ilk sayının kadınlarca alınıp okunup sahiplenilmesinden çok memnun.
İlk sayının ardından "pek güzel olmuş" deyip rehavete kapılmayan AMARGİ bu sayıda eksiklerini gidermenin sorumluluğuyla da hareket etmiş.
Derginin kapağından da anlaşılacağı üzere bu sayıda dosya konusu militarizm üzerine yazılıp çizildi.
AMARGİ son zamanlarda militarizmin tartışılır olmasının umut verici olduğunu düşünüyor. Açılan davaların da etkisiyle, askerlik-eğitim gibi konuların gündemleşmesi, Birikim Dergisinin de bu gündemi güçlü analizlerle tartışmaya açması AMARGİ'de de konuyu feminist yöntemle güçlendirme isteği yaratmış...
Dergi yazılarından biri Gayal Tekin'in kaleme aldığı futbol ve militarizm üzerine.
Aslında dergide kadınların olduğu kadar erkeklerin de ilgisini çekecek, sorgulamaya itecek pek çok yazıdan sadece biri Tekin'in yazısı.
Tekin'in yazısına geçmeden önce bu sayıda yazan isimlere şöyle bir göz atıyoruz, liste uzun:
Pınar Selek, Filiz Koçali, Gamze Göker, Yasemin Öz, Talin Suciyan, Meltem Ahıska, Zeynep Direk, Ayşegül Altınay, Ayşe Durukan, Ümit Cizre, İnci Ağlagül, Nilgün Yurdalan, Esra Gedik, Nükhet Sirman, Collen Burke, Mahinur Taş, Gulrü Çakmak, Karin Karakaşlı, Evren Balta Peker, Dilşa Deniz, Sevilay Çelenk, Tuba Kancı, Melek Göregenli, Züheyla Topçu, Ramize Erer, Selma Acuner, Filiz Kerestecioğlu, Pınar İlkaracan, Evren Kaynak, Filiz Karakuş, Berivan Kum, Perihan Mağden, Aslı Zengin, Gül Yaşartürk, KAOS GL ve LAMBDA'lı kadınlar, Aksu Bora, Meltem Sanlav, Nesrin Cavadzade, İpek Çalışlar.
Yaylalar yaylalar
"Ay akşamdan ışıktır, yaylalar yaylalar
Yüküm şimşir kaşıktır, dilo dilo yaylalar
Komşu kızını zapteyle yaylalar yaylalar
Bizim oğlan aşıktır, dilo dilo yaylalar
Ayin önünde yıldız, yaylalar yaylalar
Nerden gelirsen baldız, dilo dilo yaylalar
Sen get de ablan gelsin, yaylalar yaylalar
Duramiram yalnız, diloy diloy yaylalar"
Futbol günümüzde milyonları peşinden sokaklara, statlara sürükleyen, toplumsal etkisi büyük bir spor dalı. Toplumun en önde gelen gündemi.
Transferler, futbolcuların yaşamı, maçlardaki pozisyonlar, hatalar hep konuşuluyor.
Çim sahada kramponlu militarizm
Bir de "futbolda şiddet" teması adı altında çeşitli tartışmalar gelişiyor. Bu şiddetin nasıl bir bütünlük içinde üretildiğini, militarizm, cinsiyetçilik gibi iktidar sistemleriyle nasıl eklemlendiğini hiç ele almayan bu tartışmalar, "şiddet kötüdür, dostluk, sevgi, kardeşlik..." gibi hamaset edebiyatıyla sürdürülüyor.
Çoğunluğumuz militarizm denilince, hep askeriyeyi, yeşil üniformalarıyla "vatanı, milleti" korumakla görevli "mehmetçiği" düşünürüz.
Değişik formalarla yeşil sahalara çıkan İki futbol takımının militarizmle ilişkisini kurmayız.
Çim sahalarda militarizmin var olduğunu ve cinsiyetçiliği ne kadar besleyip toplumun içerisinde kendini güçlendirdiği aklımızdan geçmez.
Antimilitarist, feminist değilsek, meşin yuvarlağın militarizme ve cinsiyetçi lige ne kadar kan akıttığını fark edemeyiz.
Futbol yaşantım boyunca, yukarıdaki türküyü/marşı, her antrenmanın başında, koşmaya başlar başlamaz, kadın futbolcu arkadaşlarımla beraber söyledim.
Askere giden ağabeyimin de aynı türküyü, "asker ocağında" spor yaparken söylediğini öğrendiğimde korkunç bir boşluğa düştüm.
"Hazııııır olmuyorum"
Bunun nedenini feminizmi okumaya başlayınca anladım.
Bu antrenman biçimleri, bizleri hem kendimize hem de kadın kimliğimize yabancılaştırıyordu.
Zaten hocalarımız da, sporcu disiplinini kışladaki disiplinle aynı tutuyorlardı. Asker gibi yetiştiriliyorduk, erkekleştiriliyorduk; fakat bütün bunların farkında değildik: "iyi bir asker ve iyi bir sporcu" aynı disiplinden geçiyordu...
Resmi karşılaşmalarda, iki rakibin yan yana, önde üç hakem şeklindeki sahaya giriş, zaten bir grup askerin yürüyüşünü andırıyor.
Ayrıca seyirciyi selamlama sahnesi var ki, ardını şu cümleler takip eder: "Atatürk ve Türk milleti adına saol, saol, saol"...
Hani komutan gelir askerlere der ya, "Nasılsın asker?.Saoool!"
Artık alışılmıştır ve her şey doğaldır.
Futbol kalabalık bir spor dalı; ancak bu kalabalıkla yapılan antrenmanların bütünü militer eğitimi çağrıştırır.
Futbolda rakipler uygun üniformalarla donatılarak, örgütlü talimler ve sportif etkinlikler aracılığıyla disipline edilir.
Antrenmanlar, resmi maçların perde arkasıdır, oradaki uygulamalar sporcuyu hazır hale getirir. Siz ısınmak için koşmaya başlarsınız ve koşmaya başladığınız anadan itibaren "ay akşamdan ışıktır, yaylalar yaylalar" diye başlar her şey. işte o "yaylalar"la bir savaşa hazırlanır sporcular.
Evet, gerçekten savaştır hazırlanılan. Çim sahalar da cenk başlar. Tribünler, kuşatılan insanların da gelip kuşatılmışlıklarını kustukları yerlerdir.
Kadın futbolcunun kadın olarak sahada kalması zor
Kışla ve çim sahaların benzer birçok yanı var. Örneğin her iki alanda çok az kadın var. Ben askeriyeyi değil ama futbol dünyasını iyi biliyorum.
O dünyanın içinde büyük bir kavga verdim. Sonuç iyi olmadı. Ne benim için ne de diğer kadın arkadaşlarım için.
Çim sahalarda top oynayan kadınlar var; ancak kadın sporcuların kadın kimliğiyle o sahada var olmaları çok zor.
Futbolda kadınlar, ne zaman egemen anlayışın dışına çıkmaya kalksalar, "Türk örf ve adetlerini eziyorlar" denilerek dışlanırlar.
Kışladaki kadınlar muhtemelen çim sahalardakinden çok daha azlar. Futbol gibi sosyal tarafı ağır basan bir spor dalıyla ilgilendiğimizden, arada bir, deyim yerindeyse, kendimizi silkeleyebiliyorduk.
Futbol, açık bir spor dalıydı ve biz bu açıklıktan besleniyorduk. Tabii hiç silkelenemediğimiz durumlar daha çok oluyordu; çünkü fazlasıyla "erkek" bir dünyadaydık.
"Kızım topa kız gibi vurmasana"
Çoğu zaman kendimizi yalnız ve nefessiz hissediyorduk.
Hatırlıyorum da, antrenörümüz, bir arkadaşımı topa onun istediği sertlikte vurmadı diye "Kızım topa kız gibi vurmasana" diye azarlanmıştı...
Orası erkeklerin alanı idi ancak öyle kabul görüyordun. Erkek cinsi bu sözlerle özendiriliyordu, aynı zamanda kutsallaştırılıyordu.
Sürekli "erkekler üstün" konusu iyi işleniyordu. Ayağına gelen bir topa gelişi güzel vurduysan ve kazara o top hedeflemiş olduğun kalenin az soluna ya da sağına giderse, vay haline...
İşte o zaman kadın olduğunu hatırlarlar ve başlar hırlamalar, horlamalar...
Sahada top oynayan sadece erkek de olsa, rakip takımın futbolcuları kadın olarak görülür. Tabii her türlü küfür rakibe haktır. Rakip düşmandır, düşman da kadındır. (GT/EZÖ)
[/cyprus]
permanent link: individual
||permanent link: story
||
permanent link: category