I saw this quote and liked it,make your own comments. full text follows:
"İnsanlar birbirini sivil itaatsizliğe çağırmalı. Kimse ordu için silah kuşanıp askere gitmemeli. Herkes reddetetmeli ama benim çağrım sadece askere gitmeyin çağrısı değil, aynı zamanda silah almayın, katil olmayın, tartışalım çağrısıdır. Kan kanı doğurur. Bu çılgınlık bir an önce durmalı."
"People should invite each other for civil disobedience. None should hold arms for any army. Every should refuse but my call is not only a call for refusal to go to the military but also refuse holding arms, refuse being a murderer, a call for discussion. Blood calls for blood. This madness should immediately stop.!"
http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=1&ArsivAnaID=32642
Kardeşlerimize silah çekmeyelim'
27-04-2006
gundemimiz.com-BİRGÜL ÖZBARIŞ
"İnsanlar birbirini sivil itaatsizliğe çağırmalı. Kimse ordu için silah kuşanıp askere gitmemeli. Herkes reddetetmeli ama benim çağrım sadece askere gitmeyin çağrısı değil, aynı zamanda silah almayın, katil olmayın, tartışalım çağrısıdır. Kan kanı doğurur. Bu çılgınlık bir an önce durmalı."
"Türkiye'nin ordu tarafından iç savaşa sürüklendiğine dikkat çeken antimilitaristlerden total/vicdani retçi Mehmet Tarhan, Kürt-Türk halkalarına birliktelik çağrısı yaparken, vicdani retçi Ercan Aktaş ve Gürşat Özdamar ile total/vicdani retçi Doğan Özkan, tüm gençleri Kürtlere karşı silah çekmeyi reddederek askere gitmemeye çağırdı. Askere gitmenin insan öldürmek anlamına geldiğini belirten antimilitaristlerle yaptıkları çağrı üzerine görüştük."
Diyarbakır'da çıkan son olaylarda 4'ü çocuk olmak üzere 18 kişinin kurşunlanarak öldürülmesini protesto ederek ilk kez tüm gençleri askere gitmemeye çağıran vicdani retçi Halil Savda'ya antimilitaristlerden destek geldi. Türkiye'nin ordu tarafından iç savaşa sürüklendiğine dikkat çeken antimilitaristlerden total/vicdani retçi Mehmet Tarhan, Kürt-Türk halkalarına birliktelik çağrısı yaparken, vicdani retçi Ercan Aktaş ve Gürşat Özdamar ile total/vicdani retçi Doğan Özkan, tüm gençleri Kürtlere karşı silah çekmeyi reddederek askere gitmemeye çağırdı. Askere gitmenin insan öldürmek anlamına geldiğini belirten antimilitaristlerle yaptıkları çağrı üzerine görüştük.
Savaş ve şiddet karşıtı bir hareket olarak sizin pencerenizden bakıldığında Türkiye nasıl bir ortama sürükleniyor?
Ercan Aktaş: Bölge'de OHAL'siz bir sürece girildiği belirtiliyordu. Ancak OHAL Bölge'de hiç sona ermedi. Devlet Kürt halkının taleplerini dikkate almadı. Akabinde 14 gerillanın kimyasal silahlarla öldürülmesi olayı bardağı taşıran son damla oldu. Bu olmasa başka bir şey Kürt halkında bardağı taşıracaktı. Ancak 14 gerillanın kimyasal silahlarla öldürülmesi kafalarda soru işareti oluşturuyor.
Diyarbakır'da başladı ve İstanbul'a kadar devam etti. Bu olaylar Kürtlerin dikkate alınmayarak haklarının görmezden gelindiğinin açık bir sinyaliydi. Kürtler ise sokaklara dökülmekle karşı uyarıyı verdi. Devletin kullandığı ve en usta olduğu yöntem şiddettir. Bu nedenle Kürtleri rahatlıkla şiddet ortamına çekebileceklerini hesapladılar. Erdoğan'ın 'kadın ve çocuk ayırımı yapılmaksızın' kelimesini kullanması ve sonra çıkıp dünya barışından bahsetmesi kimseye inandırıcı gelmez. Kürtlerin elinden barış taleplerine ilişkin bütün araçları alınmak isteniyor ve geride sadece şiddet dili bırakılıyor.
Artık Türkiye'nin milli güvenlik belgesiyle yönetildiği açığa çıkmıştır. Kürtlerin nefes alabilme alanları daraltıldı ve şiddet alanına çekildi. Kürtler bunu görmeli ve şiddetten uzak durmalı. Militarizmin bu oyununu boşa çıkarmalıdır.
Şiddet havası metropollere nasıl yansıyacak?
Sokağa çıkan Kürtlerin kimsenin durduramayacağı Diyarbakır'daki olaylarda ortaya çıktı. Bu halkın bir uyarısıydı. Bu nedenle siyasiler buna müdahale ederek şiddetten uzak demokratik bir ortam için adım atmalı. Aksi durumda Türkiye'deki militarist yapı başlamak üzere olan için savaşla ciddi anlamda rahatlamış olacak. Çünkü kanla besleniyorlar. Çünkü artık milliyetçilik hat safhaya ulaşmış ve Kürt halkına karşı yok etme politikası yayılmaya başlamış durumda. Kürtlerin metropollerde bulunmaları rahatsızlık uyandırıyor. Bu nedenle linç girişimleri hız kazanıyor. Sokakta biri başka birine 'Bu Kürt'tür, teröristtir' diye bağırması yeterlidir. Bir kaç saniye içinde o insan linç edilerek öldürülür.
Militarizm için artık herkes asker ve herkes militarizmin temsilcisidir. Çünkü istedikleri zaman herkesi Kürtlere karşı kışkırtabiliyorlar. Verilmek istenen mesaj ise 'Kürtler akıllı olmazsanız sizi de Rum ve Ermeni halkları gibi linç ederek katlederiz' demektir.
Peki yaratılan şiddet havası nasıl ortadan kaldırılabilir?
Kürtler üzerinden yıllardır milli bilinç ruhu oluşturulmaya çalışıldı. Ancak hiç bir şekilde sonuç alınmadı. Ardından yeniden asker devreye girdi ve şiddet tırmanıyor. Kürtler de artık kendilerini öldürtmeden açık meşru bir şekilde araçlar oluşturmalı. Barış söylemiyle barış gelmez. Barış iç çatışma sırasında bir suskunluk değildir. Kürt cephesi de bunu geliştiremedi ve militer yapıların şiddet dili güçlendi. Herkes bu şiddete dur demek için kendi sokağından, mahallesinden başlayarak bir şeyler geliştirmeli.
Kime karşı silah kullanıyoruz? Kürtler Türklerin düşmanı olamaz. Bu nedenle kardeşlerimize silah çekmemek için herkesi askere gitmeyi ret etmeye çağırıyorum. Birilerinin elimize silahı vererek kardeşimize silah çekmemize izin vermeyelim. Bu ülkede artık açıkça herkes 'savaş istemiyoruz askere gitmiyoruz' demelidir. Askere gitmeyi ret etmek bu savaşı durdurmanın en önemli adımıdır.
Ordu güçleri sınırlara askeri yığınak yapmaya hız verdi. Askerlik karşıtı biri olarak bu durum nasıl değerlendiriyorsunuz?
Total/vicdani retçi Mehmet Tarhan: Evet Türkiye iç savaşa adım adım sürükleniyor. Diyarbakır'da yaşanan olaylar başlı başına bir vahşetti ve sadece orada değil Türkiye'nin her tarafına benzer durumlar hakim.
Şemdinli'de başlayan süreç aslında bir doruk noktasıydı. Diyarbakır olayları öncesinde ise şiddet ortamı için hazırlıklar vardı ve tehlike 'geliyorum' dedi.
Çünkü militer güçler barış ortamında kan kaybediyordu ve şiddet ortamının yaratılması için yollar arandı. Ordu ve PKK karşı karşıya bir çatışma ortamına girmiş bulunuyor. Her iki tarafta şiddet kullanmaya başladı. Bir Kürt olarak üzerimde şu an baskı oluşturulmuş durumda. Canım yanıyor. İç savaş en büyük korkumdur. Taraflardan birinin dili ile konuşmaya başladığımız anda şiddet sarmalığından çıkamayız. Devletin dilinin şiddet olduğu herkes tarafından biliniyor. Şiddete sevk etme durumu var ve halk tabii ki doğal olarak tepkisini koyar. Ancak Kürt hareketi bu şiddet diliyle konuşmamalı. Ben Türk Silahlı Kuvvetleriyle uzun yıllar uğraşmış ve uğraşmaya devam eden biriyim. Şiddeti nasıl uyguladıklarını yakından gördüm.
Görevlerden söz ettiniz. Bu durumda kimin üzerine ne tür görevler düşüyor?
Halk ayaklanması gerçekleşirse büyük bir katliam olur ve bu tek taraflı değildir. Türkler ve Kürtler her yerde birlikte yaşıyor. Bu kör şiddete dönüşebilir. Artık kırk katır mı kırk satır mı noktasına gelmiş durumda. İntikamlar birbirini doğurur. Artık başka bir yerden konuşmak gerekiyor. Halkın kendisin çıkıp barış söylemlerini sahiplenmeli. Çünkü şiddetten ordu karlı çıkıyor. Şiddet dışında bir diyalog yolu açılmalı. Türkiye Cumhuriyet tarihi boyunca şiddetle kendisini var etti. Ancak takke düştü kel göründü. Ordu eleştirilir bir duruma gelerek kutsallığını yitirmeye başladı. Ordunun yaşamın bütün alanlarındaki hakimiyeti sarsılmaya başladı. Ancak ardından Diyarbakır ve Bağcılar olayları bomba gibi düştü. İnsanlar kamplaşmaya başladı. Ordunun amacı da buydu. Çünkü birbirleriyle uğraşan insanlar her zaman daha kolay yönetilirler. Çıkan muhaliflerinde başı ezilir. Barıştan bahsetmek artık çok daha tehlikeli bir hal aldı. Her iki tarafın da şartsız silah bırakması gerekiyor. Ordunun kutsiyetinin tartışılmaya başlandığı çatlaktan bu tartışmayı derinleştirelim. İnsanlar birbirini sivil itaatsizliğe çağırmalı. Kimse ordu için silah kuşanıp askere gitmemeli. Herkes reddetetmeli ama benim çağrım sadece askere gitmeyin çağrısı değil, aynı zamanda silah almayın, katil olmayın, tartışalım çağrısıdır. Kan kanı doğurur. Bu çılgınlık bir an önce durmalı.
Herkes şiddete karşı olmalı
Sadece askere gitmemek ve reddetmek çözüm olur mu?
Gürşat Özdamar: Sadece antimilitarist olmak bu durumda tam yeterli değil. Savaş olmasın barış içinde yaşayalım demek savaş karşıtlığı değildir. Anti emperyalist, anti polis, anti milliyetçi, anti faşist olmak durumundayız. Şu anda iki tarafın birbirine yönelttiği silahlara ya da çocukların öldürülmesi sonucu çıkıp savaşa karşı durmamız yeterli değil. Türkiye'nin tamamına hakim olan bir ordudan söz ediyoruz. Bu çok güçlü bir aygıttır. Ekonomik olarak insanlar zaten şiddet görüyor, açlıkla terbiye ediliyor. Buda bir savaş aygıtıdır. Bölgeye dayatılan en güçlü silahta budur. Ben Kürt değilim ama ordu benim de üzerimde başka türlü bir şiddet kullanıyor. Yaşamımın her alanında orduyu karşımda görüyorum. Ordu olduğu sürece şiddet bitmeyecektir. Kimseye hesap vermeyen sorumsuz bir alandır. Herkes kendisi üzerinden şiddet yaratılmasına engel olmalı. Şiddete karşı bir set çekilmeli. Öncelikle herkes 'ben şiddet istemiyorum' diyerek kendisini ikna etmeli. 'Ordunun insan kaynaklarını kurutalım' sesi yüksek söylenmeli artık. Elinde silah tutanda, silah tutmayı düşünende kendisine sorular yönetmeli. Askerlik demek insan öldürmek katil olmak demektir. Öncelikle buna karşı durulmalı. Eğer gerçekten şiddet istenilmiyorsa askere hayır demeliyiz. Bu çerçevede kardeşlerimize karşı şiddet kullanmamak için herkesi askere gitmemeye çağırıyorum.
Bir çocuğu kalbinden vurmak!
Arkadaşlarınız Diyarbakır'da şiddettin temellerinin atıldığını belirtti. Pekin neden Diyarbakır tercih edildi?
Total/vicdani retçi Doğan Özkan: Diyarbakır'daki çocuklar sürekli asker ve polislerce şiddet görmüştü ve şiddet dilini öğrenmişlerdi. Köyü yıkılmış, kayıp vermiş, mağdur olmuş, tabi ki tepkisini ortaya koyar. 3 yaşındaki çocuğu kalbinden vurmanın tek bir anlamı var; 'Bunun intikamını al, şiddete başvur' demektir. Çünkü asker sorgulanmaya başlamıştı ve bu olayları kışkırtmak gerekiyor. Tek amaç Kürtlerde intikam duygusunu geliştirmekti. Çünkü yaptıkları hesaba göre Diyarbakır da insanlar öldürülürse Kürtler, İstanbul da bunun intikamını alacaktı. Bu çok ciddi bir durumdur. Bunun önünü alabilmek için ordunun yaratmak istediği oyuna gelmemek gerekiyor. Türk siyasileri de intikam diliyle konuşuyor. Türkiye'de kan isteyen kesimi Mehmet Ağar temsil ediyor ve böyle devam ederse önümüzdeki dönem kan ağası olarak mecliste de yer alır. Çünkü meclise girerse ordu tekrardan gücünü kazanmaya başlayacak. Ancak Şemdinli açığa çıktı ve ordunun hesapları suya düştü. Bu kez Diyarbakır'da halka saldırdı. Amaç şiddet ortamına zemin hazırlamaktı. Başarılı da oldu. Orada asker polis halka ateş attı. Gençler bu durumu görmeli. Askere giderek bu şiddete ve ölümlere alet olmamalılar. Çünkü öyle bir devlet zihniyeti var ki karşımızda çatışmaların dışında ölen askerlerin neden öldüğü hiç bir zaman açıklamadığı gibi gizli tutuyorlar. Artık herkes bunu görmeli ve ordunun insan kaynaklarını kurutmalı.
Yani öldürülen ya da ölen asker sayısı kamuoyuna doğru yansıtılmıyor mu?
Hayır. Türkiye'de ölümler ve hak ihlalleri dillendirilmiyor. Özellikle kaç askerin öldürüldüğü ordu tarafından asla açıklanmaz. 2005 yılı olaylarını örnek göstersek kaç askerin öldürüldüğü bilgi edinme hakkında bile açıklanmayacak kadar gizli tutuluyor. Ölen askerler sadece çatışmalarda ölenler değil. Eğitim zayiatı ve intihar sonucu ölenlerin sayısı oldukça yüksektir. Ancak bu sayı hiçbir zaman açıklanmaz ve sessizce gömülürler. Arkadaşımız vicdani retçi Halil Savda geçtiğimiz günlerde bir bildiri yayınlayarak bu duruma herkesi dur demeye çağırdı. Bizlerde arkadaşımızın bildirisini destekliyor ve ilk adım olarak herkesin orduya hizmet aracı olmamak için askere gitmemeye çağırıyoruz. Böylelikle ordunun insan kaynakları ortadan kaldırılmış olur. Başlatılmak istenen iç savaş ancak böyle durdurulabilir. Vicdani retçilik orduyu çok zayıflatan bir harekettir. Bu nedenle herkes askere gitmemeli ve ret etmeli. Gelin bu akıtılan kanı hep birlikte durduralım. Herkesi askere gitmemeye bir daha haykırarak çağırıyorum.
[/random]
permanent link: individual
||permanent link: story
||
permanent link: category