Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 3 Mart 2006

Arif Hasan Tahsin

 

BRAVO!

BRAVO!

Denktaş Bey’i kutlamak lazım.

Gerçi bol bol kutlandı,

Ve bol bol ödüllendirildi ya,

Kendisine bol bol unvanlar da verildi.

Ama gerçek hızmetleri için değil aldığı ödüller.

Denktaş Bey hala daha konferanslara çağrılır Türkiye’ye…

Kıbrıs konferansları…

Dinleyenler ne anlarlar Denktaş Bey’in konferanslarından bilmem.

Denktaş Bey “bağımsızlık” der muradettiği bağımsızlık değil. “Egemenlik” der muradettiği egemenlik değil.

Ya da bunların ne anlama geldiklerini bilmez.

İşin kolayını buldu.

“Ben Türk’üm, Kıbrıs da Türkiye’nin malıdır” der ya, öyleysa bağımsızlık, Kıbrıs’ın Türkiye’ye bağlanması, egemenlik ise, Türkiye’nin Kıbrıs’ı boyunduruğu altına alması demek olur Denktaş Bey’in söylemleriyle…

Hatay modelidir muradettiği yani…

Bir puntuna getirip hiçolmazsa Kuzey parçasını olsun Türkiye’ye bağlamak. Hepsi de olabilir. O zaman mars olur.

Hatay’ın insanının Cumhuriyetini Türkiye’ye bağlamakla başına ne haller geldi Denktaş Bey’in umurunda mı?

Son günlerde yazılanlara söylenenlere bakılırsa, Kıbrıs’a Türkiye’den en büyük göç Hatay’dan oldu.

Dernekleri da var.

K.K.T.C.’yi yaşatacaklarını da ilan ettiler.

Ne yapsın insanlar?

Denediler ve gördüler?

Neyi?

Hatay Cumhuriyetini Türkiye’ye bağlamanın ne demek olduğunu…

Yaşatsalardı bu hallere düşerler miydi?

Onlar da BM fonlarından, AB’den ve saireden, I.M.F.’den yardım alarak paşa, paşa geçinip gideceklerdi.

Bilemedin İskenderun Limanını 6. filoya açarlar, Amerikan deniz piyadelerine dinlenme olanağı sağlarlar ve, şimdiki gibi, yaban ellerde ekmek peşinde koşmazlardı.

Deneyimsizlik işte…

Ama şimdi akılları başlarına geldi.

Geldi de deneyimlerini bize sunuyorlar.

Teşekkürler…

***

Her neyse…

Denktaş Bey’in asıl başarısı, toplumu yokoluş sürecine sokmasındadır.

“Bir toplumun beli nasıl kırılır, yok oluş sürecine nasıl sokulur”, Denktaş Bey’in uzmanlık alanıdır.

Bu alanda Ordinariüs Prof.’luk ünvanı tartışmasız hakkıdır…

Amerikan Üniversiteleri ile İngiliz Üniversitelerinin dikkatine…

Bu bilgilere en çok onların ihtiyaçları var da…

***

Geçtiğimiz Çarşamba akşamı Hasan Kahvecioğlu’nun Kanal “T”deki programını izlediniz mi?

Keşke izleseydiniz…

Anket sorusu şuydu; Avrupa Birliği’nin bizim için onayladığı parayı alalım mı, almayalım mı?

Aslan kesildi bizim ahali…

Sanırım “almayalım” diyenlerin oranı %90’ın üzerindeydi.

İki görüşün sahipleri omuzomuzaydılar.

Annan Planı’na “evet” deyenlerle, “hayır” deyenler.

Bir başka deyişle, “tüzükler ayrıldı madem almayalım. Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden gelecek madem almayalım. Para alan emirde alır, almayalım” gerekçeleri büyük ağırlıktaydı.

“Avrupa Birliği’ne girmek ister” denen %65, buharlaştı galiba…

***

Bilirsiniz. Denktaş Bey, 1974’den sonra, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Merkez Bankası’ndan geçecek gerekçesiyle, Kıbrıs’ın geneline yapılan yardımlardan Türkçe konuşan Kıbrıslıların payına düşen milyarlarca doları reddetti.

Adam toplumu iyi şartlandırdı. Kendi kuyusunu kendi kazar hale getirdi.

Programa bağlananlardan birisi “Selimiye’nin önünde mendil açıp daha fazlasını toplayacağını bağıra bağıra söyledi.

Anlayacağınız Denktaş Bey kanatlandırdı bu toplumu…

Ne derler?

Karınca kanatlanınca, sonu yakın olur…

Eseriyle iftihar etsin Denktaş Bey! Bravo.

copyleft (c) 2001-05 hamamboculeri.org