Yeni Çağ Gazetesi'nde Bu Hafta Çıkan Yazısı, 3 Eylül 2004

Arif Hasan Tahsin

 

YETER Kİ TOHUM, ÇÜRÜK OLMASIN

Papazlar, hocalar, sahnede gene…

Hocaların bugün, Kıbrıs’ta bir söz hakkı yok.

Ama nasıl olduysa oldu ve, Baf’ın Girit-Marut köyünde boy gösterdiler papazların yanında…

Yazılanlara göre Girit-Marut bir Linobambaki köyü idi…

Karma bir köydü madem, bunun anlamı şudur: Bir kısmı Müslümanlığı, bir kısmı Ortodoksluğu kabul etmiştir zamanında… Lozan Antlaşması’ndan sonra yani.

Kimler böldüydü bu köyü ikiye?

Hocalarla papazlar.

Niçin?

Papazlarla hocalar bir rekabete girmişlerdi Lozan Antlaşması’yla… Müslüman ve Ortodoks olmayanları, Müslüman, ya da Ortodoksluğa çevirmek için.

O nedenle bir çok yeri, ikiye böldüler.

Ve böylece, kardeşi kardeşe, düşman ettiler…

Ortodoks olan ayrıca Rum, Müslüman olan da ayrıca Türk sayılınca, bölünme çifte oldu.

Girit-Marut köyünde de böyle oldu ve, insanları birbirlerine kırdırdılar sonuçta… Rum-Türk adı altında…

Gazetelerde, hocalarla papazların Girit-Marut’ta birlikte çekilmiş olan resimlerini gördük. Ama teferruat yok.

Oysa papazlarla hocalar hazır bulunmuşken, iki düşman kampa böldükleri bu köyün insanlarından özür dilemeliydiler.

Özür dilediler mi acaba?

***

Kıbrıs sorununun temelinde de Ortodoks Kilisesi vardır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Kıbrıs sorununun görüşmeler yoluyla çözümünü engelleyen Kıbrıs Ortodokslarının Başpiskoposlarıdır.

Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamaya (ENOSİS yapmaya) kalkışan bunlardır. EOKA yer altı örgütünü koran da bunlardır.

Ama sorunun kaynağı kuşkusuz Kıbrıs değildir.

Fransız İhtilali ile ortaya çıkan “ulus devlet” modelini, Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmak için kullanmaya karar verince İngilizlerle Fransızlar ve Ruslar geldi gündeme Ortodoks işi…

Rus Ortodoks Kilisesi’nin Yunan Ortodoks Kilisesi’ni, daha sonra da Balkan Ortodokslarını harekete geçirmesinin çerçevesi budur.

Ama her şey olup bittikten sonra, yani Osmanlı İmparatorluğu yıkıldıktan 32 yıl sonra, yine Ortodoksluk temelinde Kıbrıs’ta bela çıkarmanın anlamı var mıydı?

Hazır, Osmanlı İmparatorluğu yıkılırken Kıbrıs’ta, bir tek insanın burnu kanamamış, Kıbrıs ülke olarak genel tahribattan kendini kurtarmış iken…

Halka, doğru yolu göstermesi gereken bir kurumdu Kıbrıs’ta Kilise… Ve, işte gösterdiği yol.

Kan, göz yaşı, yakma-yıkma…

49 yıldır süren bir rezalet…

***

O bakımdan Omorfo’da, Kıbrıs Kilisesi ile başlayan ilişkiye karşı çıkmamak gerekir.

Belki Kilise’nin Kıbrıs meselesinde eskisi kadar bir ağırlığı yoktur ama, Ortodokslukta Kilise’nin ağırlığını yok saymak da büyük hatadır.

Kıbrıs’ta Kilise’nin anlaşmadan yana tavır koyması, bir dereceye kadar da olsa bir yarar sağlayacaktır.

Ortodoks-Osmanlı İttifakı, Osmanlı İmparatorluğu’nu doğurdu altı yüz yıl da yaşattı…

Ortodoks-Türk İttifakı’na gidilebilir mi?

Ekonomik çıkarlardır belirleyici olacak olan…

Zemini vardır…

Omorfo toprağına da diyecek yoktur…

“Adam eksen biter” cinsinden…

Yeter ki tohum, çürük olmasın…

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org