ana sayfa > dosyalar > Filistinli Genclerin isyani
Ana Sayfa       Hamamböcüleri Ne?       English       Dosyalar       Arama       Site Haritası       Arşiv

Filistinli gençlerin isyanı...

 Röportaj: Sevgül Uludağ

“Tankların ve uçakların karşısında, bir tek taşlarımız var”

***  Han Yunus Mülteci Kampı’nda dünyaya gelen, çocukluğunu savaş oyunları oynayarak, İntifada’da taş atarak geçiren 23 yaşındaki Hüseyin Dahalan, YDÜ’de elektrik-elektronik mühendisliği okuyor, “Ben gencim. Yaşamak istiyorum ama yaşayamıyorum. Benim annem öldüğünde, babam öldüğünde ben ne yapayım? Kardeşim ölürken ben onu izliyorum, ne yapabilirim? Tabii ki karşılığında birşey olacak... Bunun karşısında bir kadın gidiyor, kendi kendini patlatıyor. Aslında o kendini patlatmak istemiyor ki, kim canını vermek ister? Kimse... Ama birşeyimiz kalmayınca, birşey yapmalıyız, bunun için savaşıyoruz...” diyor

Han Yunus Mülteci Kampı’nda dünyaya gelmiş. Henüz 23 yaşında olsa da, bir halkın sesi olmayı, Filistin halkının acısını, direnişini ve isyanını yansıtmayı başarıyor...

Annesi-babası Hamamı’dan 1948 göçmeni olduğu için Han Yunus Mülteci Kampı’nda dünyaya gelmiş... Asla bir çocuk olamamış, yalnızca savaş oyunları oynamış... Şimdi bir televizyon ekranında oyun oynayan çocuklar gördüğünde sinirlendiğini anlatıyor...

15 yaşındayken taşlarıyla direnirken, bir İsrail kurşunuyla bacağından vurulmuş... Ailesinin gönderdiği parayla  Yakın Doğu Üniversitesi’nde elektrik-elektronik mühendisliği okuyor... Adı Hüseyin Dahalan. Bütün yüreğini ortaya koyup konuşuyor:

 

“BİR TEK TAŞLARIMIZ VAR...”

“Hiçbirşeye inanmıyorum... Hiçbirşeye... Çünkü dünyada benimle aynı yaştaki gençler hayatını yaşıyor, istediğini yapıyor... Bir tek Filistinli gençler hiçbirşey yaşamıyor, bir tek gençler değil, çocuklar, kadınlar normal bir hayat yaşamıyor... Neden? Nedenini ben size söyleyeyim... 50 senedir savaşıyoruz, kimse bize yardımcı olmadı. Kimsenin bir yorumu yok Filistin hakkında... Neden? Filististinlilerin bir devleti olacaksa, bütün Arap ülkeleri hakim olacak, Araplar buna inanıyor. Ve Filistin devleti olmaması için çalışıyorlar... Bizde bir deyim var güçle alınanı güçle geri almak lazım. Elimizde şu anda silah yok... Tankların ve uçakların karşısında bir tek taşlarımız var. Ya da hafif silahlarımız var... Onlara zarar vermiyoruz... Ama sesimizi herkes duysun diye bunu yapıyoruz. Biz Filistinliyiz ve Filistin bize aittir, başka bir insanlara ait değil, İsraillilere ait değil, bunu herkes bilsin... Sonsuza kadar savaşacağız. Barışı istiyoruz, hem de çok istiyoruz çünkü normal insanlar gibi yaşamak istiyoruz. Ben gencim. Yaşamak istiyorum ama yaşayamıyorum. Benim annem öldüğünde, babam öldüğünde ben ne yapayım? Kardeşim ölürken ben onu izliyorum, ne yapabilirim? Tabii ki karşılığında birşey olacak... Bunun karşısında bir kadın gidiyor, kendi kendini patlatıyor. Aslında o kendini patlatmak istemiyor ki, kim canını vermek ister? Kimse... Ama birşeyimiz kalmayınca, birşey yapmalıyız, bunun için savaşıyoruz...

Anlatmak istersem bir ay da anlatabilirim, bir sene de anlatabilirim ama anlatmanın bir faydası yok... Biz savaşıyoruz... Barışı çok istiyoruz ama barışın karşısında elimizde ne olacak? Küçük bir parça değil tek Filistin istiyoruz.

“MEZUN OLUNCA GİDİP SAVAŞACAĞIM”

 

Ben elektrik-elektronik mühendisliği okuyorum, gelecek dönem mezun olacağım. Mezun olduktan hemen sonra Filistin’e gideceğim ve savaşacağım. Filistin için canımı veririm ben, farketmez benim için canımı vermek, eğer gelecekte birşey olacaksa, yaparım. Gelecek kuşak çocuklar yaşasın, ben yaşamasam da olur, ama emin olayım iyice onların yaşamasından...”

“ÇOCUKLUĞUMU YAŞATMAYAN KİMDİR?”

 Han Yunus Mülteci Kampı’nda geçen çocukluğunu anlatıyor:

“Savaş oyunu oynuyorduk, bu kadar... Bütün dünyadaki çocuklar gibi çocukluğumuzu yaşamadık hiç. Ben iki yaşındayken hep savaşla ilgiliydim, şimdiye kadar da savaşla ilgiliyim... Çocuklar gibi yaşamak istemez miydim? Onu da hissediyorum... Görüyorum televizyonda çocuklar oynarken ama sinir oluyorum. Neden? Çünkü ben çocukluğumu yaşayamadım. Yaşatmayan kimdir? Sorumlu olan kimdir? Bir tek Şaron değil, İsrailliler değil, bütün dünya sorumludur... Köpekler ölse, insanlar ah bakın köpekleri öldürüyorlar diye ayağa kalkarlar... İnsanlar ölüyor Filistin’de... Her gün insanlar ölüyor... Onların yorumları nerede? Bu yüzden hiçbirşeye inanmıyorum... Kim ne söylerse söylesin, hiçbirşeye inanmıyorum... Savaş, bu kadar, başka birşey yok... Memleketimizi almak istiyorsak, konuşmak, dayanışma bir işe yaramaz, tek şey silahtır. Neden? Çünkü onlar, Yahudiler bunu istiyor. Barışı istiyorlarsa, gelsinler, barışsınlar. Dünyada barış istemeyen var mı? Yok... Ben barış istiyorum, hayatımı yaşamak istiyorum ama yani şu anda benim abim altı senedir bana para yolluyor, eğitimim için... Altı sene eğitimimden sonra ya gidip kendimi patlatacağım, ya silah kullanacağım... Nasıl bir his olabilir bu? Birşey yapmak istiyorum da, elimizde birşey yok...”

 

“İKİYÜZ SENE ÖNCE YAŞAMIŞ İNSANLAR GİBİYİZ...”

 

Han Yunus Mülteci Kampı’nda tek katlı evler olduğunu, hiç modern bir hayatın olmadığını anlatıyor:

 

“İkiyüz sene önce yaşamış insanlar gibiyiz kampta.. Çocuklar doğduktan sonra sokaklarda oynuyorlar, onlara bakacak kimse yok... Annesi kendi dertleriyle uğraşıyor, babası bir iş bulup çalışmaya çalışıyor... Savaş altındayken doğmuş bir çocuk nasıl bir kültür alabilir? Hayat kötüdür yani... Herkes bize “teröristsiniz” diyor... Bir çocuk, silahlı bir adam karşısında taş atarken terörist olabilir mi? Ona inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum... Akıllı insanlar böyle birşey nasıl düşünür, onu anlamıyorum... Amerika’daki, Avrupa’daki insanlar bize terörist deyince ben çok şaşırıyorum. Onlar çok ileriye gitmişler, kendilerini aklı çalışan insanlar olarak kabul ediyorlar, dünya da onları öyle tanıyor ama bu konuda geri zekalılık yapıyorlar, bir çocuk silahlı bir adam karşısında nasıl terörist olabilir? Böyle birşeyi nasıl kafalarından geçirirler, onu anlamıyorum... Biz yaşadığımız için kendilerine söylüyoruz ve haklarımızı biliyoruz, buna inanıyoruz. Bu yüzden inşallah bir devletimiz olacak ama barışla olmayacak, kanla olacak...”

“HİÇBİRŞEY DUYMAK İSTEMİYORUZ”

Filistin’le dayanışma amacıyla düzenlenen etkinlikleri değerlendiriyor:

“Bazı insanlar Filistin için birşey yapmak istiyorlar... Ne yapıyorlar? Bir gösteri yapıyorlar, İsrail bayrağı falan yakıyorlar, ne sanıyorlar? Tamam biz Filistin için herşeyi yaptık, hadi eyvallah, bitti... Bunu istemiyoruz biz... Eğer Filistin sorununa inanıyorlarsa, birşey yapacaklarsa, gelsinler ve savaşsınlar ama yalancı olmasınlar... Artık bıktık, hiçbirşey duymak istemiyoruz...”

 

Filistin’den gelen haberlere karartma uygulandığını, bütün dünyanın Filistin’de olup bitenlerin ancak %20’sini görebildiğini söyleyen Hüseyin Dahalan, şu anda olup bitenleri anlatıyor:

 

“ÖLÜLER TOPLU MEZARLARA, GENÇLER BİLİNMEYEN YERLERE...”

 

“Çok ağır bir tablo var ama Yahudiler kimse görmesin diye yasaklıyorlar, kimse görmesin, duymasın diye... Dünya karanlıkta kalsın diye... Bir hafta önce öldürmüşler 300 kişi, sokakta kalmış ölüler, yaralılar, kimse yardımcı olmamış onlara... İki gün önce büyük bir mezar kazıp topluca gömmüşler... Onların hakkını kim verecek? Biz yerine getirmezsek, bizden başka kimse getiremez... Bir kamp, Cenin kampına girmişler, 10 bin kişi... Aralarında yaralılar var, ölüler var, evlerini bırakıp başka yere gitmiş olanlar var... İsrailliler gençleri toplayıp başka bir yere götürmüşler, kimse bilemiyor nereye götürüldüklerini... On-onbeş bin kişi hayatını kaybetti, onların hakkını kim getirecek? Yeniden söylüyorum, biz getiremezsek, bizden başka kimse getiremez. Nasıl getiririz? Canlarımızla... Anlatılacak çok şey var... Ama kısaca şunları söyleyeyim: bütün hastanelere girmişler, yaralı olanları almışlar ve öldürmüşler, doktorlara saldırmışlar, herşeye saldırmışlar. Herhangi birşeyin canı varsa öldürmüşler. İnsan hakkı nedir? Onu anlamıyorum... Ya insan hakkı var ya yok, yoksa kimse konuşmasın, televizyonlara çıkmasın, biz Filistinliler için şunu yapıyoruz demesin, onları duymak istemiyoruz... Kimse çıkmasın ve konuşmasın... Para da istemiyoruz, yiyecek, içecek istemiyoruz... Biz topraklarımızı istiyoruz. Benim şehrim Hamamı, güvercin demek, onu geri istiyorum...”

 

***  Filistinli Öğrenciler Birliği Başkanı Cihad Cabaril:

 

“İsrail’de barış isteyenler şimdi Şaron’a karşı harekete geçmelidir”

 

***  “İnanıyoruz ki İsrail’de barış isteyen insanlar vardır, bizimle birlikte yaşamak isteyen insanlar vardır, bizsiz yaşayamayacaklarını da biliyorlar, biz de bunu biliyoruz, sayıları da az değildir. Ancak bu seçmiş oldukları hükümet ne oluyor? Şimdi bu hükümeti değiştirme zamanıdır, Şaron’u başlarından atma zamanıdır... 1990’dan bu yana İsrail hükümetlerini inceleyecek olursanız, sürekli değişiyor ancak Şaron oradadır ve güçlü bir hükümeti var. Hükümetine teröristleri aldı, barış çağrısı yapan İsrail içindeki ve dışındaki insanlar nerede? İsrail halkı barış çağrısı yapıyor, onlara inanıyoruz ancak şimdi harekete geçmelidirler. Onların hükümetlerine saldırı yapmalarını beklemiyoruz ancak seslerini yükseltsinler, gösteri yapsınlar, mektuplar yazsınlar hükümetlerine, bu cinayetleri durdurun desinler, bu barış yolu değildir desinler..”

 

 

***  “Amerika, Şaron’a dur diyor ancak Şaron Amerika’yı dinlemiyor. Zaten Amerika, Şaron’a bir şans verdi, işini bitirmesi için zaman tanıdı... Şaron da işini mümkün olduğunca çabuk görmeye çalışıyor. Ona önceden yeşil ışık yaktılar, bunu biliyoruz, şimdi televizyonu izliyoruz, George W. Bush dur diyor... Bunu daha önce neden söylemedi? Neden ilkten “Girmeyin” demedi? Şaron cevap bile vermiyor, işine devam ediyor, insanlarımızı öldürmeyi sürdürüyor... Çok büyük sayıda insan öldürdüler, özellikle Cenin ve Nablus’ta, gerçek sayıyı bilmiyoruz”

 

***  ““İnsanlara gerçeği anlatmak için gösteri yaptık, Şaron’un ya da Yahudilerin gözlerini değil kendi gözlerini kullanmalarını söylemek için gösteri yaptık... Şaron’un gözleri görmüyor... Dünyadaki hükümetler olaylara Şaron’un gözleriyle bakıyor, kendi gerçek gözlerini kullanmıyorlar... İnsanların kendi gözleriyle bakıp olayları görmelerini istiyoruz... İsrail’in çok güçlü olduğunu biliyoruz, özellikle dünyada propaganda bakımından güçlüdürler, zengindirler, gösterdikleri gerçek olmayan bölümlerdir... Bizim terörist olduğumuzu ileri sürüyorlar, bu gerçek değildir... Kardeşimi, babamı, annemi öldürüyorlar, benim ne yapmamı bekliyorlar? Elbette Filistin’de insanlar çok üzgündür, her zaman barış çağrısı yaptık, on yıldır barış sürecini konuşuyorlar. Ama ne tür bir barış? İnsanların istediği türde bir barış mı yoksa Şaron’un istediği türde bir “barış” mı? Biz haklarımızı, özgürlüğümüzü, topraklarımızı geri alacağımız bir barış istiyoruz”

 

***  “Eğer birisi bütün ailesini kaybetmişse, ondan ne yapmasını beklersiniz? Hayatını hiçbirşey olmamış gibi devam ettirmesini mi? Şaron öldürdüğü sürece, bu insanların İsrail içlerine girip kendi kendilerini patlatmalarını bekliyor... Tabii ki... Etki tepki meselesidir... Öldürdüğün sürece, kendi insanlarından da bir bölümünün ölmesini bekliyorsun demektir... Onların deyimiyle bu “savaş”tır...”

 

***  “Aslında Filistin’de iki ordu yoktur... Çünkü bizim ordumuz yoktur. Bizde dürüst insanlar vardır, taşlar taşıyan çocuklar vardır, direniş gücümüz vardır, bunlar küçük gruplardır... Şimdi hepsini öldürmeye çalışıyor Şaron yönetimi. Filistin’de neden böyle bir direniş gücü vardır? Terör yaratmak için mi? Hayır! Toprağını elinden çalanları geri püskürtmek için...”

Filistinli Öğrenciler Birliği Başkanı Cihad Cabaril, 26 yaşında, Yakın Doğu Üniversitesi’nde elektrik-elektronik mühendisliği okumuş, şimdi masterini yapıyor... Cihad, dört yıldır adamızda bulunuyor, dört yıldır Filistin’e gidememiş, “Her gün Filistin’e gitmeyi düşlüyorum” diyor... “Ancak bu zor koşullarda geri dönemedim...”

Yakın Doğu Üniversitesi’nde 500 Filistinli öğrenci öğrenim görüyor, bunlardan yalnızca bir tanesi kız, 499’u erkek öğrencilerden oluşuyor! Öğrencilerin yarısı Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nden geliyor, ötekiler ise Ürdün, Lübnan ve Suriye’den gelen Filistinliler. Halen Filistin topraklarında 4 milyon Filistinli yaşıyor ancak nüfuslarının daha büyük bir bölümü, 5 milyon kadarı yurtdışında göçmen olarak ömür tüketiyor... Kimisi Lübnan, kimisi Ürdün, kimisi Şili, kimisi Amerika, kimisi Suudi Arabistan’da, yeryüzünün her köşesine dağılmışlar...

 

“Filistinli Öğrenciler Birliği’nin amacı, Kıbrıslı Türklerle temas kurmak, onların kültürünü öğrenmek, kendi kültürümüzü onlara tanıtmak... Esas amacımız bu... Spor etkinliklerimiz, akademik etkinliklerimiz oluyor ancak bugünlerde ne yazık ki çok zor durumdayız, aklımız fikrimiz Filistin’deki halkımızda... Filistin halkı hergün ölümle burun buruna yaşıyor, bu durumda sessiz kalamayız” diye konuşuyor. Şaron yönetiminin başlattığı saldırılardan bu yana, yani son 15 gündür Filistin’le tüm iletişimleri kesilmiş – ailelerinden hiçbir haber alamıyorlar, telefon edemiyorlar, annelerinin, babalarının, kardeşlerinin durumunu bilmeden yaşamak, tümü için tam bir karabasan...

 

Cihad El Halil’den geliyor, kızkardeşi Ramallah’ta yaşıyor, kızkardeşinden hiç haber alamıyor... 5 erkek kardeşi, 3 kızkardeşi olduğunu söylüyor...  Cihad şöyle diyor:

 

“Hergün haberleri izlerken çok üzülüyoruz, olup bitenleri izliyoruz, İsrail askerlerinin insanlarımızı öldürmesini seyrediyoruz... Şaron askerlerine mümkün olan çok sayıda Filistinli’yi öldürmeleri talimatını verdi... Amerika, Şaron’a dur diyor ancak Şaron Amerika’yı dinlemiyor. Zaten Amerika, Şaron’a bir şans verdi, işini bitirmesi için zaman tanıdı... Şaron da işini mümkün olduğunca çabuk görmeye çalışıyor. Ona önceden yeşil ışık yaktılar, bunu biliyoruz, şimdi televizyonu izliyoruz, George W. Bush dur diyor... Bunu daha önce neden söylemedi? Neden ilkten “Girmeyin” demedi? Şaron cevap bile vermiyor, işine devam ediyor, insanlarımızı öldürmeyi sürdürüyor... Çok büyük sayıda insan öldürdüler, özellikle Cenin ve Nablus’ta, gerçek sayıyı bilmiyoruz... Şimdi El Halil’e giriyorlar... Çok üzgünüz... Kuzey Kıbrıs’taki durumumuza gelince... Özellikle Batı Şeria ve Gazze’den arkadaşlarımızın parası bitti, ne yapacağımızı bilmiyoruz, ev sahiplerimize kiralarını ödeyemiyoruz, gerçekten ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bekliyoruz, her gün bu durumun değişmesi için Tanrı’ya dua ediyoruz...”

 

Filistinli Öğrenciler Birliği, üniversitede İsrail yönetiminin işlediği cinayetleri kınamak için birkaç protesto gösterisi yaptı geçen hafta, Cihad, “Tüm dünyada olduğu gibi, biz de gösteri yaptık... Sessiz kalamazdık...” diyor:

 

“İnsanlara gerçeği anlatmak için gösteri yaptık, Şaron’un ya da Yahudilerin gözlerini değil kendi gözlerini kullanmalarını söylemek için gösteri yaptık... Şaron’un gözleri görmüyor... Dünyadaki hükümetler olaylara Şaron’un gözleriyle bakıyor, kendi gerçek gözlerini kullanmıyorlar... İnsanların kendi gözleriyle bakıp olayları görmelerini istiyoruz... İsrail’in çok güçlü olduğunu biliyoruz, özellikle dünyada propaganda bakımından güçlüdürler, zengindirler, gösterdikleri gerçek olmayan bölümlerdir... Bizim terörist olduğumuzu ileri sürüyorlar, bu gerçek değildir... Kardeşimi, babamı, annemi öldürüyorlar, benim ne yapmamı bekliyorlar? Elbette Filistin’de insanlar çok üzgündür, her zaman barış çağrısı yaptık, on yıldır barış sürecini konuşuyorlar. Ama ne tür bir barış? İnsanların istediği türde bir barış mı yoksa Şaron’un istediği türde bir “barış” mı? Biz haklarımızı, özgürlüğümüzü, topraklarımızı geri alacağımız bir barış istiyoruz. Bugün İsrail askerleri her yere giriyor, Filistin Otoritesi’ni yoketmeye çalışıyorlar, liderlerimizi bölüyorlar çünkü iletişimlerini koparıyorlar. Bugün Filistin liderliği bile kendi arasında iletişim kuramıyor. Filistin liderliği dünya hükümetleriyle iletişim kuramıyor çünkü İsrail gerçeğin bilinmesini istemiyor. Ve dünya sessiz kalıyor... Yalnızca gösteri yapmak yeterli değildir, Şaron durdurulmalı, cezalandırılmalıdır. Şaron cinayetler işliyor, herşeyi yokediyor, barış süreçlerini yokediyor... Şaron seçimlere katıldığında halkına barış getirme vaadinde bulunmuştu. Ama bu gerçek değildir... Şaron’u çok iyi tanıyoruz, çocukluğundan beri ne yapmak istediğini biliyoruz. Hiçbir zaman barış istemedi. “Büyük İsrail Devleti” planları yapıyor, Filistin topraklarında tek bir Filistinli’nin bile kalmasını istemiyor. Filistin’in İsrail devleti olmasını istiyor, Filistin devleti istemiyor. Aslına bakacak olursanız İsrail diye birşey yoktur Orta Doğu’da... Buna karşın biz Filistin topraklarını onlarla kendi aramızda bölüşmeyi kabul ettik, bu toprağı paylaşmayı kabul ettik, Filistin devleti de olsun, İsrail devleti de olsun dedik. Ancak görüyoruz ki bunu bile kabul etmiyorlar. Filistin’in yarısını aldılar, şimdi öteki yarısını da almaya çalışıyorlar. Dünyadaki hükümetler nerede? Barış çağrısı yapan liderler nerede? Her gün konuşuyorlar, onların konuşmasından bıkıp usandık, özellikle Arap liderlerden... Onlar kardeşlerimiz, Müslümandırlar, zirve üstüne zirve yapıyorlar ama bir karar alamıyorlar, yeni bir karar yok... Neler oluyor? Bilemiyoruz...”

 

Cihad, bir zamanlar İsrail’de Birsabah’ta çalıştığını, İsrailli arkadaşları olduğunu anlatıyor:

 

“Arkadaşımın evinde de kalmıştım. Irak’tan geliyordu, adı Albert’ti... İyi bir insandı... Biz bütün Yahudiler kötü insandır demiyoruz, ancak genelde, özellikle bu koşullarda iyi Yahudiler nerede? Barış isteyen Yahudiler nerede? İsrail’de özellikle bugünlerde sessiz kalıyorlar. Küçük bir gösteri bile yapamıyorlar... Televizyonları izliyoruz, yalnızca İsrail’deki Filistinliler bu gösterileri yapmaya çalışıyor, İsrail’de barış isteyenler nerede? İnanıyoruz ki İsrail’de barış isteyen insanlar vardır, bizimle birlikte yaşamak isteyen insanlar vardır, bizsiz yaşayamayacaklarını da biliyorlar, biz de bunu biliyoruz, sayıları da az değildir. Ancak bu seçmiş oldukları hükümet ne oluyor? Şimdi bu hükümeti değiştirme zamanıdır, Şaron’u başlarından atma zamanıdır... 1990’dan bu yana İsrail hükümetlerini inceleyecek olursanız, sürekli değişiyor ancak Şaron oradadır ve güçlü bir hükümeti var. Hükümetine teröristleri aldı, barış çağrısı yapan İsrail içindeki ve dışındaki insanlar nerede? İsrail halkı barış çağrısı yapıyor, onlara inanıyoruz ancak şimdi harekete geçmelidirler. Onların hükümetlerine saldırı yapmalarını beklemiyoruz ancak seslerini yükseltsinler, gösteri yapsınlar, mektuplar yazsınlar hükümetlerine, bu cinayetleri durdurun desinler, bu barış yolu değildir desinler... Evet, arkadaşlarımız vardır, iyi insandırlar... Filistin’den de söz edersek, herkes aynı mıdır? Değildir ancak genelden, çoğunluktan sözediyoruz... Filistin’de halkın çoğunluğu barış istiyor, barışı destekliyor. Örneğin liderimiz Arafat, sürekli barış çağrısı yapıyor. Ama nasıl bir barış? Onun bir imza atıp Filistin’i satmasını istiyorlar, onların istediği bu... Arafat bunu yapamaz...”

 

Cihad’a intihar komandolarını nasıl gördüğünü soruyoruz... Şöyle diyor:

 

“Eğer birisi bütün ailesini kaybetmişse, ondan ne yapmasını beklersiniz? Hayatını hiçbirşey olmamış gibi devam ettirmesini mi?”

 

Cihad’a “Peki bunun nasıl duracağını öngörüyorsun? Çünkü öyle görünüyor ki Şaron yönetimi orada olduğu sürece, bunun devam edeceği açık...” diyoruz... Şöyle konuşuyor:

 

“Elbette... Şaron öldürdüğü sürece, bu insanların İsrail içlerine girip kendi kendilerini patlatmalarını bekliyor... Tabii ki... Etki tepki meselesidir... Öldürdüğün sürece, kendi insanlarından da bir bölümünün ölmesini bekliyorsun demektir... Onların deyimiyle bu “savaş”tır... Aslında Filistin’de iki ordu yoktur... Çünkü bizim ordumuz yoktur. Bizde dürüst insanlar vardır, taşlar taşıyan çocuklar vardır, direniş gücümüz vardır, bunlar küçük gruplardır... Şimdi hepsini öldürmeye çalışıyor Şaron yönetimi. Filistin’de neden böyle bir direniş gücü vardır? Terör yaratmak için mi? Hayır! Toprağını elinden çalanları geri püskürtmek için...

 

Bugünlerde köyüme girdiler, arkadaşlarımı bulmaya çalıştım, neler olup bittiğini öğrenmek için... 10 gün kadar önce arkadaşlarımı aradım, Güney Lübnanlı Hristiyan askerler kullandıklarını öğrendim. Bu askerlere para veriyorlar, halkın direniş güçlerinden insanları kaça öldürürsün diye pazarlığa girişiyorlar, bunun parasını ödüyorlar. Ramallah’ta bir arkadaşım var, onun süpermarketine girdiler, herşeyini çaldılar, mağazasını darmadağın edip gittiler... Bu askerlerin tek amacı öldürmek... Marketin içine “Tüm Filistinlilere ölüm” yazıp gittiler... “Buraya yalnızca öldürmek için geldik” diye yazdılar. Bunlar Filistin’in gerçek öyküleri... Bu askerleri, Filistinlileri öldürmek için kullanıyorlar. Neden? İsrail’de iyi insanlar vardır, iyi askerler vardır, bunu biliyoruz, oradaydım... Biliyorum... Ama Şaron, İsrail için iyi bir lider olamaz. Şaron bir canidir... Size bunları anlatıyorum çünkü terörist olmadığımızı anlamanızı istiyorum... Biz barış istiyoruz... İsrail’de de barış isteyenler var ama şimdi nerededirler? Barış çağrısı yapmanın zamanı şimdidir, güçlü olmanın zamanı şimdidir...”

***  Ramallah’tan gelen 24 yaşındaki Amr Mıkdadi:

 

“Kızılderililer gibi olmayacağız, kimse bunu düşünmesin”

 

***  “İşgal altında bizden barış mı istiyorsunuz? Artık insanlığa inanmamaya başladık, bu kadar yeter! Barışla hakkını alamadıysan, savaşla alırsın”

 

***  “Şimdi biz ne ailemizden, ne liderlerimizden bir haber alamıyoruz... İsrail ordusu Ramallah’a girmeden önce en son iki hafta önce konuştum ailemle, ondan sonra hatlar kesildi... Bu durumdayız... Cezayir’de, Vietnam’da, Küba’da insanların özgürlüğünü gerçekleştirdiği gibi biz de devrimle, savaşla özgürlüğümüzü kazanacağız. Amerika ve İsrail’den daha faşistlerini dünya görmedi... Amerika kurulduğundan beri soykırım yapıyor. Amerika aynı siyasete dayanarak kuruldu, İsrail de aynı... İsrail de Filistin topraklarında Yahudilerden başkasının yaşamasını istemiyor. O kadar ırkçılık, o kadar faşistlik yapıyor... Mesela İsrail’de yaşayan Araplar var ama onlara üçüncü sınıf muamelesi yapılıyor, vatandaş değil üçüncü sınıf”

 

***  “İsrail devleti kurulduktan sonra Birleşmiş Milletler, iki devlet olacağına dair bir karar aldı, biz bunu kabul etmedik... İsrail, Britanya yardımıyla bir devlet kurdu. 77’de Filistin’i tamamen işgal ettiler ve Golan ile Kuzey Lübnan’ı da işgal ettiler. Çoğumuz Batı Şeria ve Gazze’de yaşıyoruz. Dört ile altı milyon Filistinli yurtdışında yaşıyor, Ürdün’de, Mısır’da, Suudi Arabistan’da, Şili’de, dünyanın her tarafına dağılmış vaziyette. Oslo’dan birşeyler bekledik, olmadı... Artık insanların ne kadar daha bekleyebileceğini düşünüyorsunuz? Beş yıl, on yıl, yirmi yıl? İş yok, işsizlik var, ekonomik durum çok kötü oldu, sosyal durum kötüleşti, her yönden durum kötüleşmeye başladı... Geçen sene Ehud Barak’ın döneminde Şaron bir ziyaret yaptı El Aksa’yı... Aslında bu sadece bir provokasyondu... Tepkimizi bekleyerek bunu yaptı. El Aksa’ya giderken Filistinlilerin tepkisinin ne olacağını bilerek gittiler, biliyorlar sonucu, sonra da hah! Filistinliler başladı, onlar barış istemiyor falan diyorlar. Bu durumda hangi şekilde barış sağlayabiliriz?”

24 yaşındaki Amr Mıkdadi, “Kızılderililer gibi olmayacağız, kimse bunu düşünmesin çünkü bizim inancımız var” diyor, “Her Filistinli, Filistin için ölmeye hazırdır...”

1992’de Oslo Barış Anlaşması imzalandığında Amr 12 yaşındaydı, şimdi 24 yaşında... Oslo barış sürecinin Filistinlilere birşey getirmediğini anlatıyor...

Amr’la söyleşimiz şöyle:

SORU: Amr, bize kendinden, Ramallah’ın nasıl bir yer olduğundan söz eder misin?

MIKDADİ: Ben aslında Yafa’dan 1948’den sonra Ramallah kentine göçmen olan bir aileden geliyorum. 24 yaşındayım. İki kızkardeşim var. Bilgisayar mühendisliğinde üçüncü sınıftayım. Babam bir basımevinde çalışıyordu, basımevi yıkıldı, o nedenle çalışmıyor. Annem öğretmendi ama şimdi çalışmıyor. Kızkardeşlerim Batı Şeria’da üniversitede okuyor. Çocukluğum işgal altında geçti... Ramallah dağlık, güzel bir yerdir, yemyeşildi... En çok zeytin ve selvi ağaçları var Ramallah’ta... Burada insanlar küçük atölyelerde çalışırlar, yazın turistik bir yerdi durumlar sakin olduğunda ama şimdi herkesin gördüğü gibi birşey kalmadı... Ne binalar, ne ağaçlar, ne insanlar... İnsanlar ikinci göçmenliğini yaşıyor... Ben en son geçen yaz gitmiştim Ramallah’a, İntifada’dan altı ay sonrasıydı, üç ay kaldım, sonra buraya geldim...

OSLO BİRŞEY GETİRMEDİ

Durum gerçekten çok kötü... Oslo Barış Anlaşması’ndan sonra insanlar on yıl işgal altında bekledi... Birşey değişmedi. Batı Şeria’nın %12, %14 toprağını ele geçirdik ama tam olarak değil... Bu %12’den, %2-3’ü tam olarak elimize geçti... Gazze’de aynı şekilde. İnsanlar bıktı artık. Nereye kadar? İş yok, her yer kapalı. Bir kentten kente gidemiyorsun, geçmek için izin alman gerekiyor. İsrail ordusundan izin belgesi alman gerekiyor, izin belgen yoksa geçemezsin. Şu durumda zaten kimse geçemez. “Normal” zamanda da İsrail istediği zaman yollar kapanıyor, istediği zaman yolları açıyor. Mesela bir saldırı olunca her yer kapanıyor. İş yok, barıştan beklediği şeyler gerçekleştirilmemiş, artık birşey kalmadı yani...

Korkulacak birşey kalmadı yani...

Barış anlaşması bize birşey getirmediği için, başka bir yol yok yani... Yani haklısın, barışla hakkını alamadıysan savaşla alırsın... Haklıyız, buna rağmen diyoruz ki biz barış istiyoruz. Kan dökülmesin, barış istiyoruz...Oslo Anlaşması’nı imzaladık... Ama buna rağmen barış bize birşey getirmedi.

IRKÇI BİR DEVLETİN İŞGALİ ALTINDA

SORU: En son ne zaman konuşabildin ailenle?

MIKDADİ: Şimdi biz ne ailemizden, ne liderlerimizden bir haber alamıyoruz... İsrail ordusu Ramallah’a girmeden önce en son iki hafta önce konuştum ailemle, ondan sonra hatlar kesildi... Bu durumdayız... Cezayir’de, Vietnam’da, Küba’da insanların özgürlüğünü gerçekleştirdiği gibi biz de devrimle, savaşla özgürlüğümüzü kazanacağız. Amerika ve İsrail’den daha faşistlerini dünya görmedi... Amerika kurulduğundan beri soykırım yapıyor. Amerika aynı siyasete dayanarak kuruldu, İsrail de aynı... İsrail de Filistin topraklarında Yahudilerden başkasının yaşamasını istemiyor. O kadar ırkçılık, o kadar faşistlik yapıyor... Mesela İsrail’de yaşayan Araplar var ama onlara üçüncü sınıf muamelesi yapılıyor, vatandaş değil üçüncü sınıf. Mesela Arapların köyleri çok kötü durumda İsrail içinde. Eğitim olarak istediği eğitimi alamıyor. İstediği üniversitede okuması mümkün değil çünkü öncelikle İsrailli Yahudiler alınıyor. İsrail’de askerlik yapmadığı için emeklilik maaşı falan yok, alamıyor.

BAŞKALARININ ACISI ÜSTÜNE BİR DEVLET

Biz zor bir durumdayız. Bizden ne bekliyorsunuz? Dünyaya diyoruz ki işgal altında bir halkız, böyle bir işgal: hem faşistlik, hem ırkçılık, hem de yalan üstüne kurulan bir devlet... İsrail “Allah bize bu toprağı vadetti, bize verdi” diyor. Böyle bir durumdayız, bizden ne bekliyorsunuz? On yıl bekledik, birşey olmadı... Biz de barış içinde yaşamak istiyoruz ama İsrail içinde barış isteyenler çok az ya da sayılmaz yani... Zaten barış istiyorsa niye İsrail’e gelip yerleşti? İsrail’dekiler hep Hollanda, Rusya, Amerika’dan geliyorlar, oturuyorlar, bizim memleketimiz, bizim vatanımız diyorlar... Başkalarının acısı üstüne bir ülke kurmaya çalışıyorlar. Amerika’da oturan bir Yahudi’yle aramızda birşey yok... Tüm dinlere saygı gösteririz. Ama biz işgal altındayız ve bir devrim yapmak zorundayız, bu savaşı biz istemedik, olayların nasıl gerçekleştiğini herkes biliyor. Şaron’dan önce ve Şaron’dan sonra devamı geliyor... Amerika’daki ya da Fransa’daki Yahudilerle bir sorunumuz yok, sorunumuz İsraillilerle... Biz İsrailliler’den nefret ediyoruz, başka bir ülkeden geldi, başka bir pasaporta sahip, Filistin’e geldi ve “Allah tarafından bize vadedildi, bize verildi bu toprak” diyerek yerleşti...

İŞSİZLİK YOĞUN, EKONOMİK DURUM KÖTÜ...

İsrail devleti kurulduktan sonra Birleşmiş Milletler, iki devlet olacağına dair bir karar aldı, biz bunu kabul etmedik... İsrail, Britanya yardımıyla bir devlet kurdu. 77’de Filistin’i tamamen işgal ettiler ve Golan ile Kuzey Lübnan’ı da işgal ettiler. Çoğumuz Batı Şeria ve Gazze’de yaşıyoruz. Dört ile altı milyon Filistinli yurtdışında yaşıyor, Ürdün’de, Mısır’da, Suudi Arabistan’da, Şili’de, dünyanın her tarafına dağılmış vaziyette. Oslo’dan birşeyler bekledik, olmadı... Artık insanların ne kadar daha bekleyebileceğini düşünüyorsunuz? Beş yıl, on yıl, yirmi yıl? İş yok, işsizlik var, ekonomik durum çok kötü oldu, sosyal durum kötüleşti, her yönden durum kötüleşmeye başladı... Geçen sene Ehud Barak’ın döneminde Şaron bir ziyaret yaptı El Aksa’yı... Aslında bu sadece bir provokasyondu... Tepkimizi bekleyerek bunu yaptı. El Aksa’ya giderken Filistinlilerin tepkisinin ne olacağını bilerek gittiler, biliyorlar sonucu, sonra da hah! Filistinliler başladı, onlar barış istemiyor falan diyorlar. Bu durumda hangi şekilde barış sağlayabiliriz?,

AB NİYE BİRŞEY YAPMADI?

Tek birşey istiyoruz: 242 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının uygulanması... Bunu biz söylemiyoruz, dünya bunu söylüyor, bu Filistinlilerin hakkı diyor. Filistinlilerin kendi devletini kurması gerekiyor diyor dünya. Biz de bunu söylüyoruz, bize bunu verin, bundan sonra Ortadoğu’da istikrar ve huzuru sağlarız diyoruz. Ama işgal altında bizden barış mı istiyorsunuz? Hayır yani, kimse bunu kabul etmez... Şimdiye kadar Filistin’de soykırım gerçekleştiriliyor ve kimse kıpırdamıyor, tüm dünya izliyor... Halklara diyeceğim yok ama etkili olabilecek devletler var. Biz Amerika’dan vazgeçtik çünkü Amerika ve Siyonizm aynı şey, emperyalizm aynı şey... Ama başka devletler mesela Avrupa Birliği daha etkili olabilirdi... Artık insanlığa inanmamaya başladık, bu kadar yeter... Daha ne bekliyorsunuz? Günde 15 şehit, 20 şehit... Bunu biz söylemiyoruz, taraf tutan biri söylemiyor, İsrail hükümetinden Peres de soykırım yaptık, Cenin’de en az 300 insan öldürdük diyor... İnsanlar ne bekliyorlar?  Ama biz Kızılderililer gibi olmayacağız. Kimse bunu düşünmesin... Her Filistinli, Filistin için ölmeye hazırdır...

İNSANLIK DİYE BİRŞEY VAR MI?

SORU: Okul bitince ne yapacaksın? Filistin’e geri dönünce?

MIKDADİ: Ben seneye okulumu bitiriyorum, daha bu sene içinde kimse ne olabileceğini bilmiyor ama ben dönerim Filistin’e... Filistin devletinin kurulması için çalışıyorum, hepimiz ölmeye hazırız yani... Biz insanlardan nefret etmiyoruz, Yahudiler Yahudi olduğu için değil ama Yahudi İsrail olduğu için nefret ediyoruz o insanlardan. Çünkü herkes İsrail’in nasıl bir devlet olduğunu biliyor, anlatmama gerek yok. Tek bir ırk için kurulan bir devlet, nasıl bir devlet olabilir ki? O kadar basit... İşgal altında yaşayan bir halktan ne bekliyorsunuz? Artık insanlığın biraz hareket etmesini umuyoruz çünkü bu dünyada insanlık diye birşey olmadığına inanmaya başladık...

Son birşey eklemek istiyorum: barışı denedik, olmadı... Savaşmak zorunda kaldık... Savaşacağız... Hakkımızı alana kadar savaşacağız. Bin, iki bin, üç bin şehidin kanları boşu boşuna akmamış olacak çünkü Filistin için canını veren insanların canının boşa gitmesine izin vermeyeceğiz. Benim zamanımda olmazsa, çocuklarımın zamanında olacağına inanıyorum, Filistin devletinde huzur içinde özgür yaşayacaklarına inanıyorum... Tüm devrimcilerden öğrendik, Che Guevara, Castro, Mao... Tüm özgür insanlardan öğrendik, devrim için söz verdik, haklarımızı alana kadar savaşacağız... Dediğim gibi bizim Yahudilerle sorunumuz yok, İsraillilerle sorunumuz var. İsrailliler şunu bilsin: İsrail’de de olsa, Filistin’de de olsa, bu olaylardan sonra rahat bir şekilde yaşayacaklarını hiç düşünmesinler... Tüm insanlardan destek alacağımıza inanıyoruz.

***  Gazze Şeridi’nden gelen Bilal Abu Selim:

“Amerika, İsrail’in annesidir, İsrail’e hep yardım ediyor”

***  “Bugünlerde kendimizi çok kötü hissediyoruz, çok üzgünüz... Özellikle Nablus ve Cenin’de son olup bitenler korkunçtu... Bunlar bize 1982’deki Sabra Şatilla katliamlarını hatırlatıyor. Aynı şey oluyor. İnsanlarımız öldürülüyor, ellerinde taşlar bile yok, normal, sade yurttaşlar, silahlarla öldürülüyorlar. Bu hiç de adil değildir... Tüm dünya bunları bir Amerikan filmini seyredermiş gibi seyrediyor... Tüm dünya izliyor, kimse harekete geçmiyor...”

*** “Elbette Filistin’le ilgili düşüm topraklarımızı geri almak, Kudüs’ü geri almak çünkü Kudüs başkentimizdir... Barış içinde yaşamak İsraillilerle birlikte, iki devlet yanyana yaşasın... Halkımız barış istiyor, hatta Arap ülkeleri de barış istiyor... Pek çok kez liderimiz barış çağrısı yaptı ancak Şaron böyle birşey istemiyor”



SORU: Bilal bize kendinden, ailenden söz eder misin? 

ABU SELİM: Adım Bilal Abu Selim, Gazze Şeridi’nden geliyorum, Derilbalah kentinden... 21 yaşındayım, kuzenim bana Yakın Doğu Üniversitesi’nden sözetmişti, iki yıl önce burada öğrenime başladım, bilgisayar mühendisliği okuyorum, son yılımdayım... Üç erkek kardeşim, iki kızkardeşim var... Erkek kardeşlerimden biri Mısır’da iletişim mühendisliği okuyor...

SORU: Bugünlerde neler hissediyorsun Bilal? Herhalde çok kötü hissediyorsun...



ABU SELİM: Bugünlerde kendimizi çok kötü hissediyoruz, çok üzgünüz... Özellikle Nablus ve Cenin’de son olup bitenler korkunçtu... Bunlar bize 1982’deki Sabra Şatilla katliamlarını hatırlatıyor. Aynı şey oluyor. İnsanlarımız öldürülüyor, ellerinde taşlar bile yok, normal, sade yurttaşlar, silahlarla öldürülüyorlar. Bu hiç de adil değildir... Tüm dünya bunları bir Amerikan filmini seyredermiş gibi seyrediyor... Tüm dünya izliyor, kimse harekete geçmiyor...

SORU: Ne tür bir Filistin’de yaşamak isterdin? Filistin’le ilgili düşlerin nedir?

ABU SELİM: Elbette Filistin’le ilgili düşüm topraklarımızı geri almak, Kudüs’ü geri almak çünkü Kudüs başkentimizdir... Barış içinde yaşamak İsraillilerle birlikte, iki devlet yanyana yaşasın... Halkımız barış istiyor, hatta Arap ülkeleri de barış istiyor... Pek çok kez liderimiz barış çağrısı yaptı ancak Şaron böyle birşey istemiyor...

SORU: Amerika için ne düşünüyorsun? 

ABU SELİM: Amerika? Amerika, İsrail’in annesidir... İsrail’e hep yardım etti, hala yardım ediyor. Batı Şeria’da olup bitenleri izliyorlar, kimse birşey yapmıyor... İsrail öldürmeye devam ediyor, Şaron barış istemiyor. Şaron yönetimi mümkün olduğunca çok Filistinliyi öldürmek istiyor... Yaz döneminde otobüsten inip taksiye binmiştik eve gitmek üzere, otobüse ateş açıldığını gözlerimle gördüm... Herkesi, herhangi birini, sırf Filistinlidir diye öldürmek istiyorlar...

Batı Şeria’da ve Gazze Şeridi’ndeki ekonomik durumdan da sözetmek istiyorum. Ailemizin geliri çok düştü. Örneğin ben ve erkek kardeşim ile Gazze Şeridi’nde üniversiteye giden kızkardeşimin masrafları zaten çok fazlaydı ailemiz için... Şimdi Filistin’deki durum nedeniyle babam burada yaşamamıza yetecek parayı gönderemiyor. Bu durumun değişip değişmeyeceğini de bilemiyorum.

***  Han Yunus Mülteci Kampı’nda doğup büyüyen Baha Tuma, Filistinlilerin daracık alanlara sıkıştırılıp işgal altında yaşatılmasından herkesin sorumlu olduğunu anlatıyor: “Sessiz kalan herkes, Şaron’un suç ortağıdır”

***  “Gazze Şeridi 360 kilometrelik bir alandır... 1 milyon 200 bin insan burada yaşıyor... 4 bin İsrailli vardır Gazze Şeridi’nde, bu 4 bin kişi 160 kilometrelik bir alanda yaşıyor. 1 milyon 200 bin Filistinli ise 200 kilometrelik bir alana sıkışmış halde yaşıyor. Bunu düşleyebilir misiniz?

Cabaliya diye bir diğer göçmen kampı var... 250 bin insan bir kilometrelik bir alanda yaşıyor burada... Okullar paydos olduğunda, öğrenciler okullardan çıktığında, hiçbir araç geçemez... Bu hayat değildir, olamaz!”

 

***  “İsrail gazetelerinden biri dün bir kamuoyu yoklaması yaptı... Şaron’un politikalarını destekliyor musunuz diye bir soru vardı. Ankete katılan İsraillilerin %75’i evet dedi... İsrail’de şöyle bir deyiş vardır: “İyi Filistinli ölü Filistinlidir... Herhangi bir Filistinliyi canlı olarak görmek istemiyoruz...” Ankete katılanların geriye kalanı da şöyle böyle yanıtlar verdi... Şaron’u kim seçti sorarım size? Siz mi seçtiniz? Ben mi seçtim? İsrail halkı seçti, üstelik geçmişini çok iyi bildikleri halde seçtiler...”

 

***  “Filistin halkının %99’u eğitimlidir. Filistinlilerin %60’ından fazlası yüksek öğrenime sahiptir. %20’sinden fazlasının masteri vardır... Bu da bizim de başkaları gibi yaşamak istediğimizi gösteriyor ama başkaları yani ABD ve İsrail, bunu istemiyor. İsrail şimdi bizimle Amerikan silahlarıyla savaşıyor. Apaçi’ler, F-16’lar, tanklar hep Amerikan silahlarıdır. 11 Eylül sonrasında tüm dünya terörizmden sözediyor ancak İsrail’deki devlet terörü hiç umurlarında değil, son 50 yıl değil son 100 yıldır devam eden terör umurlarında değil. İsrail’in son 50 yıldır uyguladığı devlet terörü görmezden geliniyor, birkaç gün aradan çekilip alınıyor, o konuşuluyor. Dünya böylesi bir durumda yaşayan bizlerden ne bekliyor? Yaşayacak alanımız yok, özgürlüğümüz yok”

 

***  “Cenin’de dün bir Filistinli çocuklarının gözü önünde öldürüldü. Ambulansların geçişine izin verilmiyor. Üç gün boyunca ölüsü evde çocuklarla kaldı. 2-3 yaşlarındaki çocuklar babalarının ölü olup olmadığını anlayamayacak yaştalar, sürekli babalarına kalk bize su getir diyorlardı, yiyecek getir... Adam öldü... Bu ölen insanlar sivil insanlardır... CNN’de bunlar gösterilmiyor, tam olarak ne olduğu gösterilmiyor... Her kim susuyorsa, suç ortağıdır şu anda... Şu anda 9 milyon Filistinli acı çekiyor, 3-4 milyon Filistin’de, 5 milyon yurtdışında. Yalnızca Cenin’de, Gazze’de, Ramallah’ta değil, her yerde acı çekiyoruz. Kimse acımıza tınmıyor...”

Gazze Şeridi’nden gelen Baha Tuma’nın büyükbabası ve büyükannesi Yafa göçmeni olarak 1948’de Gazze’de Han Yunus Mülteci Kampı’na yerleşmişler... Baha, bu göçmen kampında doğup büyümüş. Şimdi 22 yaşında, Yakın Doğu Üniversitesi’nde bilgisayar mühendisliği okuyor... Ona fazla soru sormamıza gerek kalmadan, içinden geçenleri, bir halkın öyküsünü, direniş nedenlerini anlatıyor: 

BM KARARLARININ HİÇBİRİ UYGULANMADI

“Ben Gazzeli değilim ancak tüm Filistin kentleri bizim kentlerimizdir, Hayfa, Gazze, El Halil, Ramallah... Ancak herkes duygusal olarak kökenlerinin bilincinde olmak durumundadır... Bizim köyümüz 50 yıldır işgal altındadır. Büyükbabam bize barış içinde yaşamış oldukları günleri anlatırdı... Şimdi Filistin’de nasıl yaşadığımızı anlatmak istemiyorum çünkü dünyadaki insanlar İsrail-Filistin sorununun birkaç yıllık bir sorun olduğunu sanıyor... Filistin’deki sorunumuz 100 yıllık bir sorundur. Filistin’le ilgili 300’ü aşkın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı vardır. Dünya bu kararların hiçbirini uygulamadı. Dünyanın her yerinde, örneğin Bosna-Hersek’te, Kosova’da, Afganistan’da, Hindistan’da, Somali’de tüm dünyanın BM kararlarını uygulamak için katkıda bulunduğunu görüyoruz. Bir tek Filistin’de uygulanmıyor bu kararlar... 2002’de işgal altında olan ülke kalmadı, bir tek Filistin var işgal altında.

NEDEN BİRKAÇ YILDA BİR İNTİFADA? 

Dünyada insanların çoğu Filistinlilerin savaşmak için yaşadığını sanıyor ya da savaşmak istediğini sanıyor. Filistin’de ne kadar çok acı çektiğimizi kimse bilmiyor. Neden savaşıyorsunuz demeden önce neden İsrail’le savaşıyorsunuz sorusunu sormanız lazım... Neden her birkaç yılda bir İntifada ortaya çıkıyor?

DAR ALANLARA SIKIŞTIRILMIŞ BİR HALK

Gazze’de göçmen kamplarında nasıl yaşadığımızı size anlatmak isterim. İnsan olarak bunu tahayyül bile edemezsiniz. Gazze Şeridi 360 kilometrelik bir alandır... 1 milyon 200 bin insan burada yaşıyor... 4 bin İsrailli vardır Gazze Şeridi’nde, bu 4 bin kişi 160 kilometrelik bir alanda yaşıyor. 1 milyon 200 bin Filistinli ise 200 kilometrelik bir alana sıkışmış halde yaşıyor. Bunu düşleyebilir misiniz?

Cabaliya diye bir diğer göçmen kampı var... 250 bin insan bir kilometrelik bir alanda yaşıyor burada... Okullar paydos olduğunda, öğrenciler okullardan çıktığında, hiçbir araç geçemez... Bu hayat değildir, olamaz!

Böylesi koşullarda nasıl yaşayabiliriz? Üç savaş yaşandı, 1948, 1967 ve sonraları yaşanan çatışmalarda göçmen oldu halkımız. Biz de barış içinde yaşamak istiyoruz tüm halklar gibi ama bu durumda nasıl yaşayabiliriz?

Yalnızca Gazze’de değil, her yerde nüfusla, toprakla ilgili bu sorun var. El Halil’de durum aynıdır... 400 İsrailli kentte yaşıyor, 200 bin insan da El Halil’de yaşıyor...

İSRAİL KİMSEYİ TAKMIYOR

Gazze Şeridi’nde İsrail’in yerleşim birimleri var, 4 kilometre karelik alanlar halinde... Bu dört kilometrelik alanlarda yalnızca 28 İsrailli yaşıyor. Bu yerleşimlerin arkasında Gazze şehri var, yarım milyon Filistinli aynı büyüklükte yani 4 kilometrelik bir alana sıkıştırılmış yaşıyor... Güney Afrika’da ırkçılık vardı ancak böylesi bir durum yoktu, görülmedi. Sorunumuz yalnızca İsraillilerle değil, Birleşmiş Milletler nerede? Yüzlerce karar var, hiçbir kararı uygulamadılar, 242 numaralı karar var, 338 numaralı var, şimdi yeni bir karar var, Ramallah’tan ve Batı Şeria şehirlerinden İsrail’in çekilmesini çağıran karar var, İsrail bu durumu takmıyor...

MUSEVİLİĞİ MİLLİYET KABUL EDİYORLAR

Yahudilerden sırf Yahudi oldukları için hoşlanmıyoruz diyenlere şunu söylemek istiyorum: Musevilik bir dindir ama onlar bunu bir milliyet olarak kabul ediyor. İsrail devleti yalnızca Yahudiler içindir diyorlar, öteki insanlar üçüncü, dördüncü sınıftır diyorlar. Onlarla düşman olarak yaşayacağız diyorlar. Böylesi bir durumda, çocuklarımıza haklarımızı öğretmemiz gerekir. Hakkımız da topraklarımız için savaşmak gerekliliğidir. Topraklarımızı geri almak için savaşmak zorundayız. Savaşmayı sevdiğimiz için değil...

BİZİ VURAN SİLAHLAR AMERİKAN’DIR

Size örnek vereyim: Filistin halkının %99’u eğitimlidir. Filistinlilerin %60’ından fazlası yüksek öğrenime sahiptir. %20’sinden fazlasının masteri vardır... Bu da bizim de başkaları gibi yaşamak istediğimizi gösteriyor ama başkaları yani ABD ve İsrail, bunu istemiyor. İsrail şimdi bizimle Amerikan silahlarıyla savaşıyor. Apaçi’ler, F-16’lar, tanklar hep Amerikan silahlarıdır. 11 Eylül sonrasında tüm dünya terörizmden sözediyor ancak İsrail’deki devlet terörü hiç umurlarında değil, son 50 yıl değil son 100 yıldır devam eden terör umurlarında değil. İsrail’in son 50 yıldır uyguladığı devlet terörü görmezden geliniyor, birkaç gün aradan çekilip alınıyor, o konuşuluyor. Dünya böylesi bir durumda yaşayan bizlerden ne bekliyor? Yaşayacak alanımız yok, özgürlüğümüz yok... Dünya barıştan söz ediyor, globalizasyondan, yeni jenerasyonlardan, ilerlemelerden, iletişim çağından falan sözediyor ama bundan söz eden yok... 3 milyon insan Filistin’de yaşıyor, 6 milyon Filistinli yurtdışında göçmen yaşıyor, yurtdışında yaşayan biz Filistinliler de büyük acı çekiyoruz. Filistin’de halkımın ölü mü sağ mı olduğunu bilmiyorsam gece nasıl rahat uyuyabilirim? Örneğin Amr, iki haftadır ailesiyle konuşamadı, şu ana kadar hayatta olup olmadıklarını bilmiyor. İsrail askerleri sokaklardaki her yurttaşı öldürmeye çalışıyor.

DÜNYA MEDYASINA İNANMIYORUM

 

Dünyadaki medyanın %99’una da inanmıyorum çünkü bize karşıdırlar. Örneğin iki hafta önce Tel Aviv’de canlı bir bomba patladı, bu nedenle İsrail askerleri Filistin bölgelerine, Nablus’a, Ramallah’a, El Halil’e girdi ve terörizmle savaşıyor diyor medya. Kimse kendi kendine bu insan neden gidip kendini patlatıyor diye sormuyor. Neden? Bu size anlattığım durumdan ötürü, yüzlerce BM kararı var, kimse bunu uygulamıyor, bundan ötürü... Oslo anlaşmasını kabul ettik 1993’te ve yıllarca bekledik...

 

Ne oldu?

 

Dün akşam CNN’i izliyordum, işte şurada İsrail yerleşimi var, Filistinliler gelip sivilleri öldürdü diyordu, zavallı İsrailliler acı çekiyor... Sonra Cenin’den bir bölüm gösterdi CNN. 15 bin Filistinli burada yaşıyordu, artık Cenin diye bir göçmen kampı yok çünkü İsrail orayı yoketti. 500’den fazla insan öldü, yüzlercesi hastanelerde ciddi biçimde yaralı yatıyor... Bunu ben söylemiyorum, İsrail Dışişleri Bakanı söylüyor... Yalnızca Şaron değil, İsrail hükümeti olduğu gibi savaş suçlusudur.

DEVLET TERÖRÜNÜ TAKAN YOK

 

İsrail gazetelerinden biri dün bir kamuoyu yoklaması yaptı... Şaron’un politikalarını destekliyor musunuz diye bir soru vardı. Ankete katılan İsraillilerin %75’i evet dedi... İsrail’de şöyle bir deyiş vardır: “İyi Filistinli ölü Filistinlidir... Herhangi bir Filistinliyi canlı olarak görmek istemiyoruz...” Ankete katılanların geriye kalanı da şöyle böyle yanıtlar verdi... Şaron’u kim seçti sorarım size? Siz mi seçtiniz? Ben mi seçtim? İsrail halkı seçti, üstelik geçmişini çok iyi bildikleri halde seçtiler... Seçimleri biliyoruz evet, ama İsrail halkı, Ortadoğu’da tek demokratik devlet oldukları iddiasındadırlar. Avrupa Birliği, BM, Türkiye, Afrika, Asya, Arap ülkeleri neden bu devletin demokratik olduğunu söylemiyor? Herkes İsrail demokratik bir devletmiş gibi onunla işini yapmayı sürdürüyor... Konu bu yani...

DÜNYA MEDYASI İSRAİL’İN YANINDA

 

Eğer İsrail’de barış isteyenler olmadığını söylüyorsak sanırım haklıyız çünkü savaşmakta olduğumuz İsrailli askerlerdir... Şu anda İsrail’de 200 bin asker vardır, bunlar nereden geldi? Bütün İsrailliler %100 böyledir demiyorum, çoğunluğu böyledir, %80’den fazlası böyledir diyorum... Tüm dünya medyası, özellikle ABD’de olan büyük medya, İsrail’in yanındadır. Bilmediklerinden, Filistin’deki durumu anlamadıklarından değil, hayır... Çünkü İsrail’e katkıda bulunuyorlar, İsrail’in Filistin’de işlediği suçların suç ortaklığını yapıyorlar. Tüm dünya da İsrail’in bu suçunu paylaşıyorlar... Biz yalnızca İsrail’in yaptıklarından ötürü acı çekmiyoruz, dünyadaki herkes, hangi dinden olursa olsun, hangi milliyetten gelirse gelsin, sessiz kalan, konuşmayan herkes İsrail’in Filistin’de işlediği suçların suç ortaklığını yapıyor demektir.

  HER KİM SUSUYORSA SUÇ ORTAĞIDIR

 

Cenin’de dün bir Filistinli çocuklarının gözü önünde öldürüldü. Ambulansların geçişine izin verilmiyor. Üç gün boyunca ölüsü evde çocuklarla kaldı. 2-3 yaşlarındaki çocuklar babalarının ölü olup olmadığını anlayamayacak yaştalar, sürekli babalarına kalk bize su getir diyorlardı, yiyecek getir... Adam öldü... Bu ölen insanlar sivil insanlardır... CNN’de bunlar gösterilmiyor, tam olarak ne olduğu gösterilmiyor... Her kim susuyorsa, suç ortağıdır şu anda... Şu anda 9 milyon Filistinli acı çekiyor, 3-4 milyon Filistin’de, 5 milyon yurtdışında. Yalnızca Cenin’de, Gazze’de, Ramallah’ta değil, her yerde acı çekiyoruz. Kimse acımıza tınmıyor... Avrupa’da pek çok örgüt balıklarla ilgili kampanyalar yapıyor, Afrika’daki kaplanlarla ilgileniyor. Henüz dün bir kaplanın öyküsünü gösteriyordu televizyon, kaplan hastalanmış, yarım saatlik bir röportaj yaptılar, kaplanı kurtarmak için gidip ilgilenmemiz lazım falan diye. 9 milyon Filistinli acı çekiyor, sokaklardadır, öldürülüyor, sivil insanlar öldürülüyor... Bütün bu olup bitenlerden sonra ne yapmamızı bekliyorsunuz? Savaşmak zorundayız, çok hoşlandığımızdan değil zorunlu olduğumuzdan savaşmalıyız...  

***  Asla Yahudi arkadaşı olmamasıyla “gurur duyduğunu” söyleyen El Halil’den gelen Muhammed Alkam:

“Benim ülkemde bayram hediyesi olarak çocuklara silah hediye edilir”

***  ““Dün Yahudilerden nefret ettiğimde bana bunun ırkçılık olduğunu söylediniz... Ya da bu anlamda birşey... Ben 1978’de doğdum, 1987’de ilk intifada başladı. O zaman kaç yaşındaydım? Dokuz yaşındaydım. O günden bugüne durum daha da kötüleşti. Benim çocukluğum nereye gitti? Diğer Filistinli öğrencilerin çocuklukları nerede? Mesela İslam’da Bayramlar kutlanır, Bayramlarda çocuklara armağanlar alınır, yeni giysiler alınır. Benim topraklarımda, çocukların bayramını kutlamak isterseniz ona silah armağan edersiniz. Bizim bütün çocukluğumuz, İsraille nasıl savaşacağımızı öğrenmekle geçti... Neden? Çünkü durumumuz çok kötüdür”

Üç yıl Filistin’de üniversiteye devam ettikten sonra Kıbrıs’a gelerek Yakın Doğu Üniversitesi’nde öğrenimini sürdüren Muhammed Alkam 24 yaşında. Elektrik-elektronik mühendisliği okuyor... “Çok büyük bir ailemiz var, sayıyı söylemek istemiyorum, babamın iki eşi vardır... Bu çok iyi birşey çünkü çok fazla kız vardır, oğlanlardan daha fazladır sayıları, bu nedenle iyi birşeydir” diye geniş ailesini savunuyor. “Çözümümüz bu... Filistinli kadınların yapabilecek başka birşeyi yok... O nedenle çözüm bu” diye konuşuyor.

“ERKEKLER AĞLAMAZ”

Muhammed sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İnsanlar Filistin’le ilgili fazla birşey bilmiyor. Biz de insanlara topraklarımızın bizden çalınmış olduğunu anlatıyoruz. 1948’de Amerika’dan, Avrupa’dan gelip bizim topraklarımızda bir ülke kurmaya çalıştılar. Şimdi bizi öldürüyorlar, İsrailliler teröristtirler... Ancak dünyaya bizim terörist olduğumuzu anlatıyorlar. Bazan televizyon izlerken ne yapacağımızı bilemiyoruz. Ağlayamıyoruz, Arap dünyasında erkekler ağlamaz, bu bizim için büyük sorundur... Çocukluğumuzdan beri ağlayamıyoruz, ne yapabiliriz?

“HER YER KAPANDI, BABAM ÇALIŞAMIYOR”

Kıbrıs’ta iki erkek kardeşim daha var, babam çalışamıyor çünkü heryer kapalıdır. Bankalar kapalıdır... Ben El Halil’den geliyorum, Beytummar köyünden... Bizim köyümüze henüz girmediler ama herşey kapanmıştır, İsrail ordusu bölgede herşeyi yakıp yıkıyor, insanları öldürüyor... İnşallah bizim başımıza gelenler onların başına da gelir bir gün... Ben barışa inanıyorum ama bu insanlarla barış yapılabileceğine inanmıyorum. Şaron katildir dersek hatalı oluruz, tüm İsrail halkı katildir! Eğer şimdi İsrail’e gidecek olsak, halkın %80’den fazlasının Şaron’u desteklediğini görürüz... Bu da Şaron’un bizi öldürmeye devam etmesini istiyorlar demektir. Şaron’un gerçek amacı kendi halkı için barış yapmak değil, Filistinlileri öldürmektir. Araplar’dan, Filistinliler’den nefret ediyor... İsrail’de barış onu ilgilendirmiyor. Yalnızca Filistinlileri öldürmek istiyor, nasıl ya da neden olduğu konusunda da kafa yormuyor, yalnızca öldürmek istiyor...”

“YAHUDİLERİ SEVMİYORUM”

Muhammed’e, yaşamının herhangi bir döneminde Yahudi arkadaşı olup olmadığını soruyoruz... Şöyle diyor:

“Filistin’de üniversiteye giderken, Yahudilerin bulunduğu üniversitelere gitmiştim. Yahudi arkadaşım yoktur, bundan gurur duyuyorum çünkü Yahudileri sevmiyorum... Müslüman olmam nedeniyle değil, sorun bu değildir. Dinle ilgisi yoktur, onları sevmiyorum çünkü topraklarımızı çaldılar, her yerde, her zaman bizimle savaşıyorlar, bizi öldürmeye çalışıyorlar...”

YALNIZCA BİR ÖRNEK: URI AVNERY

Muhammed’e her toplumda barış isteyenler de, savaş isteyenler de olabileceğini söylüyoruz, Uri Avnery’yi örnek gösteriyoruz, Bat Shalom’u, Gush Shalom’u... Uri Avnery’nin örgütü Gush Shalom’un, Filistinlilere ait evler yıkılmasın, Filistinli tutuklular serbest bırakılsın, İsrail’in yanında Filistin devleti de kurulsun, işgal sona ersin diye yürüttüğü kampanyalardan söz ediyoruz... İsrailli gazeteci ve barış eylemcisi Uri Avnery’nin İsrail yönetimleriyle asla uyuşmamış görüşler savunması nedeniyle dergi binasının, matbaasının yakıldığını, ölüm tehditleri aldığını, iki kolunun birden kırıldığını anlatıyoruz... Uri Avnery yalnızca bir örnek... “İsraillilerle ilgili nasıl genelleme yapabilirsin Muhammed? Tüm Yahudiler kötüdür gibi bir düşünceyi nasıl öne sürebilirsin? Ben bunu anlayamam.. Genellemeler tehlikelidir çünkü nerede duracağı bilinmez, sizleri ırkçılığa, faşizme kadar sürükler...”

YARIM KALAN RÖPORTAJ!

Muhammed, “Ama kaç yıl daha Yahudiler arasında iyi insanlar var diyeceğiz ki?” diye yanıt veriyor. “Evet, iyi insanlar var Yahudiler arasında, haklısınız ama bu insanlar bizim için ne yaptı? Daha kaç yıl İsrail’le barış isteyeceğiz?” diyor...

Röportaj bu noktada kopuyor... Bir gün sonra, başka bir grupla röportaj için buluştuğumuzda Muhammed de geliyor ve röportajı bitirmek istediğini söylüyor. Şöyle konuşuyor:

“ÇOCUKLARA BAYRAM HEDİYESİ SİLAHTIR”

“Dün Yahudilerden nefret ettiğimde bana bunun ırkçılık olduğunu söylediniz... Ya da bu anlamda birşey... Ben 1978’de doğdum, 1987’de ilk intifada başladı. O zaman kaç yaşındaydım? Dokuz yaşındaydım. O günden bugüne durum daha da kötüleşti. Benim çocukluğum nereye gitti? Diğer Filistinli öğrencilerin çocuklukları nerede? Mesela İslam’da Bayramlar kutlanır, Bayramlarda çocuklara armağanlar alınır, yeni giysiler alınır. Benim topraklarımda, çocukların bayramını kutlamak isterseniz ona silah armağan edersiniz. Bizim bütün çocukluğumuz, İsraille nasıl savaşacağımızı öğrenmekle geçti... Neden? Çünkü durumumuz çok kötüdür. Bir yerden bir yere gidemezsiniz, kimi zaman evden dışarıya bile çıkamazsınız. Çünkü sokağa çıkarsanız öldürülürsünüz. Yahudilerden, Yahudi oldukları için nefret etmiyoruz, bize yaptıklarından ötürü nefret ediyoruz.

FİLİSTİN İÇİN ÖLMEYE HAZIR

İntihar komandolarını sormuştunuz dün... İntihar sözcüğü yanlış bir sözcüktür... Çünkü intihar etmek, nedensiz ölmektir. Ancak ülkesi için, halkı için kendini öldüren kişi, kendisini boşyere öldürmüyor. Bir amaç uğruna ölüyor. Ülkemiz için verebileceğimiz en ucuz şey kendi canımızdır... Söylenebilecek çok şey vardır... Bizler barışçıl insanlarız... Barış içinde yaşamak istiyoruz... Şimdi Filistin’de bir kardeşim daha var, o Filistin’de bir üniversitededir, okuluna gidemiyor... Aileme aman dikkatli olun demek isterdim, ona ne olacağını bilmiyoruz, bir taksiye binersiniz sizi vururlar... Bir kentten bir kente gitmek mümkün değil... Normalde bir birbuçuk saatte gidilen bir yere artık altı saatte gidiliyor... Şimdi ise bu tamamen yasaklanmıştır, bir evden öteki eve gitmek bile mümkün değil. Bu insanlar zamanlarını öldürerek geçiriyorlar, bizler katil değiliz ama... Yahudilerden nefret ediyorsak bize yaptıklarından ötürü nefret ediyoruz. Bazı İsrailliler biz Filistinlilerden nefret etmeyiz diyorlar ama ülkemizde yaşamalarını da istemiyoruz diyorlar. Gidin diyorlar, Ürdün’e, Suriye’ye gidin, o zaman sizi severiz diyorlar...”

 

copyleft (c) 2001 hamamboculeri.org -- hamamboculeri@hamamboculeri.org