Fikrimin İnce Gülü, 26 Şubat 2005

Zeki Erkut

 

YENİ DÖNEM

Erken genel seçimleri geride bıraktık. Seçilen seçildi, seçilemeyenlerin eli taşın, boynu barajın altında kaldı. Demokrasinin cilvesi ya da seçim sisteminin azizliğidir bu. Seçimin bir diğer sonucu ise seçmenin neredeyse yarısının CTP/BG’den yana oy kullanmış olması. Bu seçmen kitlesi içinde Kıbrıslıtürk kökenliler olduğu gibi TC kökenliler de vardı. Bunu salt bir ayırımcılık olsun diye söylemiyoruz. Bu gerçeğin bilinmesi daha sonraki değerlendirme ve hedefler için gerekli olacağını inancıyla dile getiriyoruz, yoksa başka ne amacımız olacak?

Yine CTP/BG’ye oy verenler arasında -şaşırtıcıdır ki, örneğin isimleri UBP ve TKP gibi partilerle özdeşleşmiş çok sayıda insan vardı. Bu gerçek, CTP/BG mitinglerinde çok somut bir şekilde gözler önündeydi.

Bunlar şunu gösteriyor: CTP ya da CTP/BG artık bir kitle partisi olmuştur. Sadece kendi üyesinin ya da sol’a inanmış insanların partisi değil, yani eski dilde konuşacak olursak “emekçi halkın kitle partisi” değil, toplumun çok farklı kesimlerden gelen insanların destek verdiği bir parti olmuştur. Bunlar arasında TC kökenliler de vardır,iş adamları da, dünün UBP’lisi TKP’lisi, milliyetçisi, TMT’lisi de. Nitekim CTP lideri ve Başbakan da bu gerçeği dile getirme ihtiyacı hissetmiş ve “CTP artık bir kitle partisi olmuştur. Tüm toplumu kucaklayan, herkesle barışık olan bir parti haline gelmiştir” demiştir.

Aslında bu durumun hem iyi hem de kötü yanları vardır.

İyi yanı, AB’ne dolaylı olarak girmiş olsa da toplumumuzda bir partinin Avrupai bir anlayışla siyasal faaliyette olması, ayrımcılığa, partizanlığa, kavgaya değil, daha geniş hoşgörüye dayalı siyasal bir tavır sergilemesinin yanlış olmadığı, tam tersine olması gereken bir tavır olması. Bu bağlamda yine Sn. Talat’ın “UBP’le dahi hükümet kurabiliriz” görüşünü dile getirmiş olmasını örnek gösterebiliriz.

UBP ile hükümet kurulabilir mi, kurulursa hangi asgari müştereklerde buluşulacak? Farklı geleneklerden gelen, farkı maya ile yoğrulmuş ve bugüne dek farklı hedefler içinde olan iki siyasal partiyi bir araya getirecek ne olacak, bunu bilemeyiz elbette. Ama böyle birşey olmasa dahi, böyle bir görüşün dile getirilmesi bile en azından CTP’nin “artık kitle partisiyiz” deyişinde samimi olduğunu göstermektedir.

İşin kötü yanı ise, her büyüyen partinin çeşitli sıkıntılara da davetiye çıkardığıdır. O kadar farklı kesimlerinden oy ve destek alınmıştır ki herkesin farklı beklentileri ve farklı çıkarları olacaktır ve bunların tümünün tatmin edilme olanağı ya sınırlı olacak ya da hiç olmayacaktır.

Kimisi iş isteyecek, kimisi ihale!

Kimisi vatandaşlık isteyecek, kimisi şahsa özgü yasa!

Çünkü toplumda her iki kişiden biri yeşilli olmuş!

Oy vermeyen ve destek olmayanlar da var, ama alınan sonuç, onları da yeşilli yapmış! Yani seçim sonuçları açıklandıktan sonra CTP/BG’nin “oy oranı” iddia ediyoruz ki %80’lere varmıştır.

Malum, toplumlarda “güce tapma” ve “güçlüden yana olma ya da görünme” sendromu vardır.

Bir diğer deyişle “kral öldü, yaşayın kral” anlayışı!

Dediğimiz gibi her büyümenin ve kitle partisi olmanın dezavantajları da vardır. Büyüme, süreç içerisinde kırgınlıklara, küskünlüklere ve kopmalara neden olabilmektedir.

Bu homojen yapıyı gerek örgütlenme gerekse eğitim açısından tek bir teknede yoğurmanın da mümkün olamayacağı ya da kolay olmayacağı gerçeği ise işin en zor yanı. Belki de bu yönde çaba gösterilmemesi de yanlış bir yaklaşım olmayabilir. Zaten bir kitle partisinin “tek-tip” militan yaratması doğru olur mu? Hele AB hedefini gözeten partilerin “tek-tip” militanda diretmesi prim yapabilir mi?

Herşey bir yana, CTP/BG’nin başarısı sadece CTP/BG’yi değil, kamuoyu araştırmalarını da şaşırtan bir sonuç oldu. Doğrusu böylesi de beklenmiyordu. Hatta çıtanın %40+ şeklinde yükseltilmesi bile gerek parti tabanında gerekse kamuoyunda eleştiri konusu değil ama ulaşılması hayli zor bir hedef olarak görülmüş , bu hedefe varılamayacağı ileri sürülmüştü. Bu hedefe varılmasının zor olacağına inananların çoğunluğu, kısa süren CTP/BG – DP koalisyon hükümetinin kimi icraatlarından hoşnut olmayanlardı. Bunlar nelerdi, koalisyon hükümeti neleri eksik, neleri yanlış yaptı, o ayrı bir konu. Zaten CTP liderliği de zaman zaman kimi eksiklik ve hatalarını dile getirmiş, bunların nedenleri üzerinde de durmuştu. Tam tersine, yapılan kimi olumlu şeyler de yok değildi ve bunlar da zaman zaman dile getirilmişti. O nedenle bu aşamada geçmiş koalisyon hükümetinin günahları ve sevapları üzerine yorum yapmak gerekmez.

Ancak her siyasal partinin varlık nedeni tektir: İktidar olmak! İktidar hedefi olmayan partiye seçmenin iltifat ettiği, onu oylarıyla taçlandırıp iktidara taşıdığı hiç görülmemiştir. Ülke koşulları ne olursa olsun, kitleler meclise, seçimlere ve milletvekillerine inandığı sürece bu gelenek hiç değişmemiştir ve değişeceğine ilişkin herhangi bir belirti de yoktur. Gerçi kimi siyasal partiler kitlelerin bu alışkanlığına ve siyasal geleneğe gözlerini kapayarak birşeyler yapmaya çalışıyor olsalar bile, bu onları toplumdan soyutlamaktan ve marjinal kalmaktan öteye götürmemiştir. Kaldı ki kimi toplum gerçeklerini tutarlı bir şekilde savunuyor olmaları bile onları marjinalliğe sürüklemekten kurtaramamıştır. Bu da ayrı bir konu tabii.

Gelelim yine seçim sonuçlarına. CTP/BG tek başına hükümet hedefini koydu, kitleselleşti. Diğer bir deyişle çıtayı yüksek tuttu, halka açıldı. Sonuçta koyduğu hedef kılpayı kaçtı. Çok az farkla tek başına hükümet olma şansını yakalayamadı. Ama, önceki seçim sonuçlarına kıyasla daha iyi bir pozisyon yakaladı. Olası bir koalisyon hükümetinin yine büyük ortağı olacak ama şu farkla ki yine önceki koalisyon hükümetine kıyasla daha rahat olacaktır.

Şimdi yeni bir dönemin başlangıcındayız. Yarın-öbürgün koalisyon hükümeti kurulacak ve hükümet daha iddialı bir programla halkın desteğinin devamını isteyecektir.

Programdan çok, icraat önemli tabii. CTP/BG’nin şımarmayacağı kesin. Ama bu tek başına yetmez. Hatalara ve başarısızlığa mazeret de üretilmemelidir. Bu da şu demektir: kurulacak koalisyon hükümeti en küçük bir zaafiyet bile taşımamlıdır. Özellikle koalisyonun büyük ortağı haline gelecek olan CTP/BG’nin zaafiyet göstermek ve yanlış yapmak gibi lüksu olmamalıdır.

Zaafiyet gösterdiği ve yanlış yaptığı anda kitle desteğini yitirmesi kaçınılmaz olacaktır.

Çünkü bu homojen yapının çıkar, beklenti ve umutları hayli fazla ve çeşitli olacaktır.

Özetle, yeni dönemde, hem dışta ve hem de içte işler daha zor olacaktır.

copyleft (c) 2001-04 hamamboculeri.org