Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 14 Ocak 2004

Özker Özgür

 

ÖNCE NE DENDİ?

Önce, “KKTC Anayasası’na göre Cumhurbaşkanı Denktaş görüşmeci olamaz” dendi.

Neden olamazmış?

Çünkü Anayasa’nın 103. maddesine göre, “-Cumhurbaşkanı görevleri ile ilgili işlemlerinden sorumlu değildir.”

Günlerce bu gerekçeyi radyolardan, televizyon ekranlarından işittik, izledik, gazete sayfalarında okuduk.

Sonra nakakarat ansızın değişiverdi. Bu kez, “-KKTC Anayasası’na göre Cumhurbaşkanı Denktaş görüşmeci olabilir” denmeye başlandı.

Neden?

Çünkü Anayasa’nın 5. maddesine göre, “-Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından Anayasa ve yasalara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.”

Peki, hangisi doğru?

Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı, görevleri ile ilgili işlemlerinden sorumlu olmadığından ötürü toplumlararası görüşmelerde görüşmeci olamayacağı mı yoksa yine Anayasa’ya göre, yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirldiği için görüşmecilik görevini de yürütebileceği mi doğru?

1968 yılından beridir toplumlararası görüşmelerde Kıbrıstürk tarafını temsil eden Rauf Raif Denktaş’ın gelinen aşamadan görüşmeci olarak görevine devam edip edemeceğine karar verebilmek için Anayasa’ya başvurursanız işte böyle iki Anayasa maddesi arasaında sıkışıp kalırsınız.

Toplumu en üst düzeyde temsil etmeye ve yönetmeye aday olanlardan daha tutarlı ve inandırıcı olmaları beklenir.

Oysa onbinlerce Kıbrıslıtürk 26 Aralık 2002 tarihinde İnönü Meydanı’nda toplanarak:

“-DENKTAŞ’IN KIBRISLI TÜRKLERİ TEMSİL ETMEDİĞİNİ, TEMSİLİYETİNİ KABUL ETMEDİĞİMİZİ TÜM DÜNYAYA DUYURURUZ” demedi mi?

Ve halkın, doğrudan demokrasi ve açık oylamayla dünyaya duyurduğu bu karara uygun olarak Annan planı temelinde çözüm isteyen üç parti seçim öncesinde oturup, “-...seçim sonrasında ilk adım olarak, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın görüşmecilik görevine son verecek”lerini yazıya döküp altını imzalamadılar mı?

Seçimden sonra, Meclis’te yeterli çoğunluğa ulaşamayınca önce Anayasa’nın 103.maddesini ileri sürerek Denktaş’ın görüşmeciliğine karşı çıkmayı sürdürürken ansızın çark edip Anayasa’nın 5. maddesine sığınmak ve Denktaş’ın görüşmecilik görevine devam edebileceğini söylemek ne anlama gelir?

Açıktır ki sorun anayasal değildir.

Sorun siyasaldır.

Sayın Rauf Raif Denktaş yeminli bir taksimcidir. Ne Kıbrıoslıtürkler’in geleceğini ne de Kıbrıs’ın bağımsılığını ve toprak bütünlüğünü düşünür.

Sayın Rauf Denktaş, Hatay’ı Türkiye’ye bağlayan Tayfur Sökmen gibi önce Kıbrıs’ın yarısını sonra da tümünü Türkiye’ye bağlamaya yemin etmiştir.

Bu nedenle Kıbrıs’ı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında bütünleştirmek amacıyla hazırlanmış Annan planı Denktaş için bir “ahlaksız tekliftir”.

Toplumumuz Denktaş’ı tanımış, niyetini kavramıştır.

Bunun içindir ki on-binler İnönü Meydanı’nda Denktaş’ı istifaya çağırmış, toplumumuzu temsil etmediğini dünyaya haykırmıştır.

Meclis’te temsil edilen parti önderleri geride bıraktığımız Perşembe günü apar-topar Ankara’ya çağrıldılar. Aynı günün sabahı Çankaya Köşkü’nde gerçekleşen doruğun sonuçlarının kendilerine aktarılacağını sanmıştık. BDH Genel Başkanı Akıncı’dan öğrendik ki Çankaya doruğunda Milli Güvenlik Kurulu’na sunulmak üzere hazırlanan çerçeveden parti önderlerine söz edilmedi. Bize öyle geliyor ki Ankara’da, hükümet dışında kalacak parti önderlerine Çankaya doruğunun sonuçları aktarılmadı ama hükümeti kurmak üzere olan iki parti başkanına, dorukta çizilen çerçeve aktarılmış, hükümeti o bazda kurmaları uyarısı yapılmıştır (tembih edilmiştir) .

Basına yansıdığı kadarıyla Çankaya doruğu, “-Ada gerçekleri temelinde bir çözüme müzakere yoluyla ulaşılmasını” öngörmekte, “-Türkiye’nin Denktaş ve yeni hükümetle işbirliği içinde BM müzakere sürecine katkıda bulunacağı”nı vurgulamaktadır.

Edimsel olarak (fiilen) taksim edilmiş Kıbrıs’ta, taksim için yemin etmiş Denktaş’la birlikte “-Ada gerçekleri temelinde bir çözüme müzakere yoluyla ulaşma” çabalarında eski yoldaşlarımıza başarılar dileriz...

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org