Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 2 Ocak 2004

Özker Özgür

 

Sarmal

Gelinen aşamada hükümeti kurmak görevi CTP-Birleşik Güçler Başkanı Mehmet Ali Talat’a verilmiştir. Mehmet Ali Talat görevi aldıktan sonra Merkez Yönetim Kurulu’nu toplantıya çağırıp görüş almıştır. Merkez Yönetim Kurulu toplantısından sonra Talat Yenidüzen’e:

“- Cumhurbaşkanı Denktaş dört partili bir hükümet arzuluyor. Ancak UBP Genel Başkanı Sayın Eroğlu, kendi başbakanlığı dışında bir hükümette yer almayacağını açıkladı. Biz UBP’yi de değerlendirme dışı tutmayacaktık. Ancak görünen odur ki, UBP dışında, üçlü bir koalisyon olacağı yönünde...” demiştir.

Mehmet Ali Talat’ın sözünü ettiği üçlü koalisyon, CTP-DP-BDH koalisyonudur.

DP ile BDH böyle bir koalisyona katılmayı kabul ederler mi?

DP Başkanı Serdar Denktaş BDH’nın T.C ile ilgili söyleminden yakınırken, BDH’nın da içinde olacağı dörtlü bir koalisyondan yana olduğu söylemektedir.

Bütün bunlar bir yana, barış güçleri olarak gelinen aşamada ne yapmalıyız?

Hangi yol göstericiye (rehbere) başvurmalıyız?

Mehmet Ali Talat neyi esas alarak hükümet çalışmalarını yürütmelidir?

CTP-Birleşik Güçler Başkanı CTP-DP-BDH koalisyonunu tasarlarken egemenler ne düşünmektedir?

30 Aralık 2003 tarihli Milliyet gazetesinde, Güneri Cıvaoğlu Rum kesimi ile barış görüşmelri için bir Koordinasyon Kurulu önerirken şunları yazabilmektedir:

“- KKTC Anayasası’nda yer almamakla beraber, zaten bütün konuların masaya yatırıldığı Koordinasyon Kurulu zaten var. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Türkiye Büyükelçisi, Kolordu Komutanı’ndan oluşan bu kurula, Meclis Başkanı ve Dışişleri Bakanı ( eğer Hükümete girerse bu isim Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı etiketiyle Serdar Denktaş da olabilir) eklenebilir. Görüşme stratejileri ve görüşmelerin çerçevesi, yürütmedeki kırmızı çizgiler, Rauf Denktaş başkanlığındaki bu kurulda saptanır. Görüşmeler bir heyet tarafından sürdürülür. Sözcü ise Talat olur. Şema eskizi böyle. Siyasi fizilibilitesi umut veriyor.”

Güneri Civaoğlu’nun çizdiği tabloya göre en yüksek oyu almış bulunan partinin başkanı Talat başbakan olmalı, bir önceki başbakan Eroğlu, sandıktan ikinci çıkmış partinin başkanı olarak Meclis Başkanlığı’na getirilmeli, Denktaş da sürecin sonuna kadar Cumhurbaşkanlığında kalmalıdır.

Güneri Civaoğlu içerilidir. Eli-kolu uzun, kulağı deliktir. Yazdıkları, Türkiye’yi yönetenlerin tasarladıklarıdır. Onlar Kıbrıs’ın kuzeyinde siyasete kendilerine göre yön vermeye çalışırken biz ne yapacağız?

Onların yol göstericisi derin devlettir.

Ya bizim?

Bizim için akla gelen yol gösterici, seçimlerden önce barış güçlerinin üç partisinin imzaladıkları protokoldür. Sözkonusu protokolde Barış ve Demokrasi Hareketi, CTP-Birleşik Güçler ve Çözüm ve Avrupa Birliği Partisi, imzaladıkları protokolle ortak hedeflerini yerel ve dünya kamuoyuna açıklayarak demişlerdi ki:

1. Üç parti, Kıbrıs sorununa Annan planı temelinde bir çözüm çerçevesinde Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasını ve bu devletin Mayıs 2004’ten itibaren AB üyeliğinin gerçekleşştirilmesini temel hedef olarak görmektedirler.

2. Üç parti, Aralık 2003 seçimleri sonucunda, yeni Meclis aritmetiğine bağlı olarak, aralarında bir koalisyon hükümeti oluşturmak dahil, belirtilen temel hedef doğrultusunda her türlü işbirliğini gerçekleştirmeyi; aynı şekilde UBP, DP ve benzeri statükocu partilerle hiçbir şekilde hükümet ortaklığı yapmamayı taahhüt ederler.

3. Üç parti, seçim sonrasında, ilk adım olarak, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın görüşmecilik görevine son verirler ve Kıbrıs sorununa çözüm müzakerelerinde Kıbrıslı Türkleri temsil edecek, Meclis çoğunluğunun güvenine sahip yeni bir görüşmeci heyet atarlar.

4. Üç parti, Mayıs 2004 tarihine kadar Annan planı temelinde anlaşmayı gerçekleştirip halkın onayına (referanduma) sunarlar.

5. Üç parti, statükocu partilerin Türkiye’deki AB karşıtı çevrelerle işbirliği içinde seçimlere ve seçmen iradesini değiştirmeye dönük müdahale eylemlerine, nüfus ve seçmen sayısı ile oynanamasına yönelik girişimlere kararlılıkla karşı çıkarlar.

6. Üç parti, Kıbrıs’ta çözüme ulaşılmasını ve Türkiye’nin AB üyelik sürecinin ilerlemesini arzulayan Türkiye’deki siyasal toplumsal güçler ile dialog ve dayanışma içinde olurlar.

7. Üç partiden oluşan barış güçleri, Aralık 2003 seçimlerine giden süreçte öngördükleri hedefleri gerçekleştirmek için dayanışma, işbirliği, güçbirliği ve eylem birliği içinde hareket ederler.

Üç partinin seçim öncesi imzalayarak yükümlülük altına girdikleri protokole, seçim kampanyası boyunca hangi parti ne oranda uydu?

Şimdi, gelinen aşamada böyle bir tartışma içine girmenin yararı yoktur. Ancak protoklün seçim sonrasını ilgilendiren maddeleri vardır. Protoklü imzalayan partiler, ister Meclis içinde ister dışında olsunlar, ortaya çıkan Meclis aritmetiğinden ötürü, sözkonusu maddelerin geçerliliklerini yitirdiklerini savlayabilirler mi?

Hükümeti kurmakla görevlendirilen CTP-Birleşik Güçler Başkanı’na düşen görev, protokolü imzalayan diğer iki parti ile biraraya gelmek ve bir durum değerlendirmesi yapmaktır.

Halka söylediklerimizde içten (samimi) isek Anayasa dışı Üst Koordinasyon Kurulu sarmalına sarılmadan barış güçleri olarak biraraya gelmek ve ortak hedeflerimiz uyarınca ortak hareket çizgimizi belirlemek zorundayız.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org