Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 9 Kasım 2003

Özker Özgür

 

Herkese Eşit Uzaklıkta

Radikal gazetesinin haber verdiğine göre TC Başbakanı Erdoğan, seçimler öncesinde, 15 Kasım’da Kıbrıs’ın kuzeyine gelmeye hazırlanmaktadır. 15 Kasım 1983, KKTC’nin ilan edildiği tarihtir. Aradan yirmi yıl geçmiş olmasına karşın TC dışında hiçbir ülkeye tanıtılamayan KKTC’nin ilan ediliş yıldönümünde Başbakan Tayyip Erdoğan’ın özellikle seçimler öncesinde Kıbrıs’ın kuzeyini ziyareti kafalarda soru işaretleri yaratmaktadır.

Kendisi, Kıbrıs’ın kuzeyindeki partiler arası seçim yarışını kastederek:

“-Herkese eşit mesafedeyim” demektedir.

Tayyip Erdoğan söylemde herkese eşit uzaklıkta olabilir. Ancak eylemde sürerdurumculara (statükoculara) çok yakın durduğu rahatlıkla görülmektedir.

Kısa bir süre önce İspanya’nın Mayorka adasında Akıncı’nın, “-Kıbrıs’ta seçim öncesi dağıtılmakta olan yurttaşlıkları durdurun” çağrısına gösterdiği tepki bunun açık kanıtıdır. Kıbrıs’ın kuzeyinde halkoylamasına (referanduma) dönüşmekte olan seçimler öncesinde T.C’den Kıbrıs’a ekmek parası için gelenlere yurttaşlık verilerek seçmen listeleri yapay olarak şişirilirken Başbakan’ın haklı bir çağrıya öfkelenip söz konusu çağrıyı, “-Çirkin” olarak nitelemesi barış ve demokrasi güçlerinin çok uzağında sürerdurumcuların ise çok yakınında bulunduğunu gösterir.

3 Kasım 2002 seçimlerini kazandıktan sonra Avrupa başkentlerini turlarken Kıbrıs sorununun Belçika modeline uygun olarak çözülmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan ile bugünkü Erdoğan arasında büyük fark vardır. 3 Kasım 2002 seçimlerinden günümüze kadar geçen bir yıllık süre içinde Erdoğan’ın Kıbrıs sorununa dönük görüşlerindeki değişim, söz konusu politikacının çekindiği asker-sivil bürokrat takımın güdümüne girdiği izlenimini yaratmaktadır. Erdoğan’ın Kıbrıs konusunda söylediklerinin arkasında durmak niyetinde olmadığı, 3 Kasım 2002 seçimlerinden üç ay sonra, 30 Ocak 2003 tarihinde kendisini ziyaret eden Bu Memleket Bizim Platformu temsilcilerine söylediklerinden belliydi. Kıbrıslıtürkler’in Annan planı temelinde çözümden yana istenç belirtmek amacıyla büyük kitlesel mitingler düzenledikleri dönemde Ankara’ya giden Bu Memleket Bizim Platformu temsilcilerine Erdoğan’ın söylediklerini anımsamakta yarar vardır:

“- Mitingde bayrak taşımadınız. Bu bizde sıkıntı yarattı. Bazı hoş olmayan gelişmeler de yaşanmış. Avrupa ailesi bizi istemiyor. Bakın ben seçimlerden hemen sonra ilk gezilerimi Avrupa’ya yaptım. Birçok siyasi lider ve hatta dini lider ile görüştüm. Onlar Hristiyan bir kulüp. Biz ise Müslümanız. Türklere ve Müslümanlara yakın değiller. Bizi kendilerinden saymıyorlar. Bunlar gerçek. Zaten birçoğunun görüşü belli. (...) Global mal değişimi mutlaka uygulanmalı. Bu bir tuzak. Rumları içimize almak için bir tuzak var. (...) Din, dil, millet, bayrak ve toprak bir ulus için yeterli şeyler. Devlet olmak için dünya tarafından tanınmak şart değil. Bunların olması devletin ayakta kalması için yeterli. Göç falan olmaz. İnsan kalmazsa bizde çok var. Göndeririz.” (Bak: Afrika gazetesi: 25 Mayıs 2003)

Seçimleri kazanır kazanmaz Avrupa başkentlerinin yolunu tutarak Kıbrıs sorununun Belçika modeline uygun biçimde çözülebileceğini söyleyen Erdoğan ile üç ay sonra kendisini ziyaret eden Bu Memleket Bizim Platformu temsilcilerine yukarıdakileri söyleyen Erdoğan aynı Erdoğan olabilir mi?

Bir defa Dil, Din, Millet ve Bayrak öğelerini ön plana çıkarmakta ısrar eden bir anlayış Avrupa Birliği’nin öngördüğü “farklılık içinde birlik” anlayışı ile kesinlikle uyuşamaz, anlaşamaz. Aynı şekilde Kıbrıs’ta iki toplumu federal bir çatı altında bir araya getirerek Avrupa Birliği’ne taşımak isteyen yaklaşım ile Erdoğan’ın Dil, Din, Millet ve Bayrak ayrımına dayalı yaklaşımı arasında da uzaktan yakından hiçbir yakınlık veya benzerlik yoktur. Hele Erdoğan’ın Kıbrıslıtürkler’in varlık ve kimliklerini yok sayarak, “- Göç falan olmaz. İnsan kalmazsa bizde çok var. Göndeririz” demesi Kıbrıs sorunundan çok çok uzaklarda durduğunu, Kıbrıslıtürkler’in uzun süredir sürdürmekte oldukları varlık ve kimliklerini koruma savaşımından haberi bile olmadığını gösterir.

15 Kasım 2003 Kıbrıs’ın kuzeyini ziyaret edecek olan bu bey-efendinin, 14 Aralık 2003 seçimlerine katılacak olan sürerdurum karşıtı ve sürerdurumcu partilere eşit uzaklıkta durduğunu söylemesi anlamsızdır.

Erdoğan’ın 14 Aralık 2003 seçimlerinden önce Kıbrıs’ın kuzeyini ziyareti pişmiş aşa su katmaktan başka bir işe yaramayacaktır....

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org