Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 21 Aralık 2003

Özker Özgür

 

Sorumlu

“Bu Memeleket Bizim Platformu” ile “Ortak Vizyon” çatısı altında bütünşleşen siyasal partiler ve sivil toplum örgütleri, dört kez halkı İnönü Meydanı’na çağırarak, Annan Planı temelinde çözüm ve Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB’ye giriş yönünde istenç (irade) belirtmesine olanak sağladılar. Açık hava toplantısının (mitingin) dördüne de halk katıldı. Katılanların sayısı kırk-binlerin üzerine çıktı. İnsanımız açık hava toplantılarına parti ayırımı yapmadan gitti. Annan Planı temelinde çözüm isteyen siyasal parti ve sivil toplum örgütlerinin birlikte hareket etmelerine güvenerek ve inanarak istencini barıştan yana açıkça ortaya koydu.

Halkı miting alanına çağıran partilerden bir tanesi bütünden kopup ayrı durmayı yeğleyince işin rengi değişti. Hele söz konusu parti seçimler gündeme gelince, “Tek başına iktidar” olmayı hedefleyince sorun toplumun önünün açılmasından çıktı, bir partinin tek başına iktidar olma sorununa dönüştü.

Bugün yirmibeşe-yirmibeş bir milletvekili sayısı ile Meclis kilitlenmiş durumda ise sorumlusu “Tek başına iktidar” olmayı toplumun gündemine getiren Annan Planı temelinde çözüm istediğini savlayan (iddia eden) partidir. Sözkonusu parti, çözüm yönünde oluşmuş toplumsal istenci, Meclis’te milletvekili sayısını artırmak uğruna bozuk para gibi harcamıştır.

Bu gerçekliğin çok açık biçimde dile getirilmesinde ve bugün Meclis’teki kilitlenemenin baş sorumlusunun kim olduğunun halka iyi anlatılmasında büyük yarar vardır.

İnönü Meydanı’nda sağlanan toplumsal bütünlük “Tek başına iktidar” diyerek yola çıkan parti tarafından bozulunca barış ve demokrasi güçlerinin üç koldan seçimlere girmesi zorunluluğu doğdu. “Tek başına iktidar” diyerek barış ve demokrasi güçlerinin birliğini bozan parti ve diğer iki parti arasında seçimlerden önce imzalanan protokol, zararı en aza indirmek amacıyla imzalanmıştı.

Gelinen aşamada sözkonusu protokolün 2. ve 3. maddelerini anımsamakta yarar vardır:

“-Madde 2: ÇABP, BDH ve CTP-Birleşik Güçler, Aralık 2003 seçimleri sonucunda halkımızın destek ve güveni çerçevesinde oluşacak yeni meclis aritmetiğine bağlı olarak aralarında bir koalisyon hükümeti oluşturmak dahil, belirtilen temel hedef doğrultusunda her türlü işbirliğini gerçekleştirmeyi; aynı şekilde UBP, DP ve benzeri statükocu partilerle HİÇBİR ŞEKİLDE hükümet ortaklığı yapmamayı taahhüt etmektedirler.

Madde 3: Üç parti, seçim sonrasında ilk adım olarak, Cumhurbaşkanı Denktaş’ın görüşmecilik görevine son verecek ve Kıbrıs sorununa çözüm müzakerelerinde Kıbrıslı Türkleri temsil edecek, Meclis çoğunluğunun güvenine sahip yeni bir görüşmeci heyeti atayacaktır.”

Seçimler öncesinde “Tek başına iktidar” diye yola çıkan parti, önderini “Toplum lideri ve görüşmeci” olarak topluma lanse edip seçim propagandasına çıkınca imzalanan protokolün ne sözü ne de özü kaldı.

Şimdi, “-Meclis aritmetiği görüşmeciyi görevinden almamıza elvermiyor” diyerek Denktaş’ın onaylayacağı bir parti ile koalisyon arayışı içine girilmiştir.

Başka bir deyişle, sıfıra sıfır, elde var sıfır, noktasındayız.

“-Statükocu partilerle HİÇBİR ŞEKİLDE hükümet ortaklığı yapmamayı taahhüt” de unutulmuş görünmektedir...

Annan Planı temelinde çözüm için ayrı ayrı yola çıkan ancak imzaladıkları protokolle birbirlerine sürekli dayanışma içinde olma sözü veren üç parti seçimlerde Meclis’te gerekli çoğunluğu sağlayamadılar diye sözkonusu protokol geçerliliğini iyiden yitirmiş mi sayılmaktadır?

Meclis’te gerekli çoğunluk sağlanamadı diye seçimlerden önce imzalanan protoklün hiç mi anlam ve değeri kalmamıştır?

Kıbrıs’ın kuzeyinde siyasetin hiçbir etik yanı kalmamış mıdır?

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org