Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 16 Şubat 2004

Özker Özgür

 

SÜBAP MI SİLAH MI?

Kıbrıs sorununa Annan planı temelinde çözüm bulmayı amaçlayacak olan toplumlararası görüşmelerde Kıbrıstürk tarafını temsil edecek olan Sayın Rauf Raif Denktaş, masaya oturmadan oyunbozanlık yapmaya başladı bile.

New York’tan döner dönmez, ayağının tozuyla, “- Uzlaşmaya varılacak olan metnin referanduma götürülecek olması ve anlaşmanın TBMM’nin onayına sunulacak olması iki önemli sübaptır” dedi.

Vermeye çalıştığı ileti (mesaj) açıktır.

Çözüm sürecini kabul etmek zorunda kaldığını, ancak günün sonunda metnin halkoylamasına sunulacağını, metni beğenmezse çoğunluğun “hayır” demesi için kolları sıvayabileceğini, çoğunluğun “evet” demesi durumunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin “hayır” demesini sağlamaya çalışabileceğini anlatmaya çalışmaktadır.

Başka bir deyişle Sayın Rauf Raif Denktaş daha masaya oturmadan tehditlerini savurmaya başlamıştır. Halkoylaması ve TBMM’nin onay zorunluluğunu “süpap” olarak sunmaktadır ama aklındaki ikisine de birer silah olarak sarılmaktır.

Sayın Rauf Raif Denktaş’ın çözüm tüneline gönüllü olarak girmediği bilinmektedir. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden üyelik görüşmeleri için başlama tarihi alması gündemde olmasaydı Rauf Bey’i çözüm tüneline girmeye ne Başbakan Tayyip Erdoğan ne de Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök zorlardı.

Gelin görün ki Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden üyelik görüşmeleri için tarih alması yalnız Türkiye’nin kentsoylu sınıfı (burjuvazisi) için değil, başta ABD olmak üzere genelde Batı’nın da çıkarları gereğidir. Türkiye’nin Batı yörüngesinden çıkıp başka taraflara savrulmaması ABD için de AB için de yaşamsaldır. Türkiye’nin Batı şemsiyesi altında tutulması gerekir ki İslam dünyasına dönük Batı tasarımları yaşama konabilsin.

Bu nedenledir ki Türkiye’deki bürokratik oligarşi-burjuvazi çelişkisine bizzat ABD el atmış görünüyor. Türk Genel Kurmayı’nın Kıbrıs sorunu ile ilgili bilinen “-Kanla aldık kalemle vermeyiz” tavrına karşın İslam kökenli Tayyip Erdoğan’la uzlaşması başka türlü izah edilemez.

Türkiye’nin üyelik görüşmeleri için Avrupa Birliği’nden tarih alabilmesi için Ankara’nın Kıbrıs’ta çözüm istediğinin kanıtlanması gerekirdi.

Ankara’da askerler ile sivilller arasında bu konuda sağlanan mutabakat Sayın Rauf Raif Denktaş’a Cumhurbaşkanı Ahmet Nejdet Sezer tarafından iletilince akan sular durdu. Rauf Bey New York’a gitti ve yüreğine taş basa basa Annan yol haritasını kabul etti.

Rauf Bey bundan sonra işleri yokuşa sürmek için elinden geleni ardına koymayacaktır.

Türkiye’nin tüm şoven ve bağnaz öğelerini harekete geçirecektir.

Mart ayındaki yerel seçimleri de sömürterek Tayyip Erdoğan Hükümeti’ne veryansın edilmesini sağlayacaktır.

Başarılı olur mu?

Hiç belli olmaz...

Gerçi Türkiye’de halkın büyük çoğunluğu ekonomik nedenlerle Avrupa Birliği’nden yana istenç belirtmektedir. Ancak Adalet ve Kalkınma Partisi tabanının büyük bir çoğunluğu da, Kıbrıs söz konusu olunca “-Kıbrıs bizim canımız, feda olsun kanımız” demekte, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne “kurban” edilmesine karşı çıkmaktadır...

Sözün kısası 1 Mayıs’a kadarki süre son derece çetin bir süre olacaktır.

Sürerdurum (statüko) karşıtı barış yanlısı güçler bu sürenin her dakikasını değerlendirmek zorundadırlar. Tam bir birlik, mücadele ve dayanışma anlayışı içinde şimdiden halkoylaması için hazırlanmalıdırlar.

Halkoylamasında kimlerin oy kullanıp kullanmayacaklarını gecikmeden toplumun gündemine getirip tartıştırmak ve bu konuda da kamuoyu oluşturmakla yükümlüdürler...

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org