Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 25 Şubat 2004

Özker Özgür

 

ZAMAN

Geçen gün sabahleyin Ülker Fahri, Kıbrıs TV-Radyosu’nda Taylan Kav’ın konuğu idi. Güzel bir benzetme yaptı.

“Arslan” dedi, “Ormanda arslandır. Orman ortamından çıkarılıp hayvanat bahçesine ya da sirke taşınınca arslan olmaktan çıkar. Hele sirkte, sirk tebiyecisi elindeki ince çirpi ile onu istediği gibi yönlendirir.”

Ülker Fahri “Arslan” derken kimi kasteddiğini açıkça söylemedi.

Ancak Fahri’yi dinlerken Sayın Rauf Raif Denktaş’ın New York’taki BM merkez binasındaki 38. katta, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın huzurundaki uslu hali ile Kıbrıs’a döndükten sonra Papatopulos’la görüşürkenki kükreyen tavrı ister istemez aklımıza geldi.

Sayın Rauf Raif Denktaş New York’a gönüllü gitmedi.

Başbakan Erdoğan’nın, Annan’la Davos’taki görüşmesinde koşullarını kabul ettiğinden Denktaş’ın haberi yoktu. Hürriyet’ten Sedat Ergin’in yazdığına göre (20 Şubat 2004), Erdoğan, Annan’ın “boşluk doldurma” koşulunu kabul ettiğini Davos’ta basına açıkladıktan sonra, aynı günün akşamı Ankara’ya döndü. Ertesi günü (25 Ocak 2004) Ankara’da bulunan Denktaş’la Başbakanlık Konutu’nda biraraya geldi. Ardından Çankaya Köşkü’ne çıktı. Oradan da Esenboğa Havaalanı’a giderek ABD’ye uçtu.

Erdoğan, Denktaş’la Başbakanlık Konutu’nda biraraya geldiğinde, Davos’ta Annan’la neler konuştuğunu kendisine anlattı mı?

Sedat Ergin, Denktaş’ın kendisine:

“- Bize tam aksi bir garanti verdi. Hakemliğin kabul edilmeyeceğini söyledi” dediğini yazıyor.

Denktaş Erdoğan’ın Annan’ın koşullarını tümüyle kabul ettiğini New York’ta öğrenmiş.

Erdoğan’ın kabul ettiği koşulları New York’ta Denktaş’ın kabul etmesini Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Uğur Ziyal sağlamış.

Basına yansıyanlardan anlaşılan odur ki Denktaş New York’a ulaştığında edimsel (fiili) bir durumla karşı karşıya kaldı.

Geri adım atamadı.

Şimdi?

Şimdi New York’ta karşı karşıya bırakıldığı edimsel durumun acısını mı çıkarmaktadır?

Artık New York’taki BM merkez binasının 38. katında BM Genel Sekreteri’nin huzurunda olmadığı için kendini serbest mi hissetmektedir?

Askerler ile siviller arasında Kıbrıs konusunda bir görüş birliğine ulaşıldığını yine basından okuduk. Görüş birliği, “Masadan kalkan ilk biz olmayalım” biçiminde özetlenmektedir.

Askerler ile sivillerin ortak paydası “-Masadan kalkan ilk biz olmayalım” ise, Denktaş verilen görevi gereği gibi yapıyor. Rolünü o denli iyi oynuyor ki geçen gün Papatopulos, kimsenin elini sıkmadan masadan kalkıp gitmek zorunda kalmış.

“-Masadan kalkan ilk biz olmayalım”, “Ne yapıp edelim, fakat Kıbrıs sorununu iki tarafın da kabul edebileceği bir şekilde çözelim” anlamına gelmiyor.

“-Masadan kalkan ilk biz olamayalım” derken, “Kıbrısrum tarafını bizden önce masadan kalkmaya zorlayalım” anlamı da çıkar.

Denktaş’ın yapmaya çalıştığı bu mudur?

Kıbrısrum tatarfında da benzer bir tutum sözkonusu mudur?

Görünen odur ki günün sonunda Ankara, “-Ben elimden geleni yaptım ancak olmadı” diyebilmek ve Kıbrıs sorununun Annan planı temelinde çözümü gerçekleşmeden Avrupa Birliği’nden tarih koparabilmek oyununu oynamaktadır.

Denktaş’ın görüşmelerdeki hırçınlığı oyunun senaryosu gereğidir.

Annan’ın boşlukları doldurduktan sonra halkoylamsına (referanduma) gidileceği düşünüldüğünde halkoylamsının önemi artmaktadır.

Halkoylamasında kimler kimlerin geleceğini belirleyecektir?

Kıbrıs’ın yerli nüfusu savaş sonrası aktarılan nüfusun mu, yoksa Cenevre Konvansiyonu çiğnenerek savaştan sonra ülkeye aktarılan nüfus mu yerli nüfusun geleceğini belirleyecek?

Sürerdurum karşıtı, Annan planı temelinde çözüm yanlısı güçler birbirleriyle uğraşmayı bırakarak bu tür yaşamsal soruların yanıtlarını ne zaman birlikte aramaya başlayacaklar?

Zaman çözümcü güçlerden yana değildir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org