Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 16 Mart 2004

Özker Özgür

 

Aynı Hamam Aynı Tas

“Aynı hamam aynı tas” deyince, “Değişen birşey yok” demek istenir.

Sayın Rauf Raif Denktaş, Annan planını görüşmektedir ama Annan planını Akritas planı olarak görmektedir.

Halkın %52’si kendisi gibi düşünmemektedir. Seçim sisteminin azizliğinden bu oran Meclis’e yansıyamamıştır. 25’e 25 Meclis kilitlenmiştir.

Ankara’daki AKP Hükümeti bastırınca Sayın Rauf Raif Denktaş, yanına Annan planı temelinde çözümden yana olduğunu söyleyen Mehmet Ali Talat’ı alarak görüşme masasına oturmak zorunda kalmıştır. Tüm olumsuzluğu, tüm hırçınlığı ile görüşme sürecini havaya uçurmaya (berhava etmeye) çalışırken Mehmet Ali Talat’ın da kendisi gibi düşündüğünü göstermeye çalışmaktadır. Örneğin, “-Bazı basın organları, benimle Başbakan Mehmet Ali Talat’ın söylediklerini negatif biçimde yansıtmaktadır. Halbuki ben de Talat da, ‘Bakalım ne çıkacak? İyi çıkarsa kabul edin diyeceğiz. Kötü çıkarsa kabul etmeyin diyeceğiz’ noktasındayız” biçimiminde konuşabilmektedir.

Oysa Mehmet Ali Talat halkoylamasından çoğunlukla ‘evet’ çıkmasını istediğni açıkça dile getirmekte, “-Hayır çıkarsa yandık” demektedir.

Kendisi, “-Hayır denirse devlet devam edecektir. AB bütün Kıbrıs’ı istemesinden dolayı bizimle temaslarını sürdürecek ya da biz AB ile temas başlatacağız” demekte, halkın Annan planına ‘hayır’ demesinde yarar görmektedir.

Daha önce de yazdık.

Yinelemekte yarar vardır. Sayın Rauf Raif Denktaş’ın Ocak 2003’teki görüşü ne idiyse, bugün de aynıdır. O zaman da, bir anlaşmaya varılmaması durumunda, “- KKTC olarak AB’ye başvururuz. Bizimle temasa geçin deriz. AB bizimle ayrı bir müzakere yürütürse, Kıbrıs onların da arzu ettiği gibi birleşebilir. Bu birleşme AB içinde gerçekleşmiş olur” diyordu, şimdi de aynını diyor.

On-beş ay önceki Denktaş ile bugünkü Denktaş arasında hiç bir fark yoktur. Görüşme masasında, Mehmet Ali Talat’ın yanında oturması hiçbir şeyi değiştirmemiştir.

Bir “Olmazsa olmazlar” oyunu oynanmaktadır.

Ankara ile “Olmazsa olmazlar” konusunda anlaşmışlar. Denktaş onların gerçekleşmesi için çalışıyormuş.

“Olmazsa olmazlar” dedikleri nelerdir?

Ankara ile Denktaş “Olmazsa olmazlar” konusunda anlaştılarsa, Mehmet Ali Talat da aynı “Olmazsa olmazlar”ı kabullenmekte midir?

Denktaş’la birlikte aynı “Olmazsa olmazlar”ı Mehmet Ali Talat da mı savunmaktadır?

İçtensizlikle yüklü bu oyundan birşey çıkmaz.

Denktaş ve arkasındaki güçler zamana oynuyorlar.

1 Mayıs’ı çözümsüz atlatmayı amaçlıyorlar.

1 Mayıs’ı çözümsüz atlatabilirlerse muradlarına ermiş olacaklar.

Denktaş’ın istediği gibi “-Devlet devam edecektir” ve kendileri KKTC adına Avrupa Birliği’ne Kıbrıs Cumhuriyeti’nden ayrı olarak başvurcaklar. Ve inanıyorlar ki Avrupa Birliği onlara, “Peki” diyecek ve KKTC’yi Avrupa Birliği’ne hazırlamaya başlayacak. Ve yine inanıyorlar ki, bu arada Türkiye’ye üyelik görüşmeleri için tarih verilecek. Türkiye ile üyelik görüşmeleri tamamlanana kadar KKTC de Avrupa Birliği’ne hazırlanmış olacak. Böylece KKTC ile TC, el-ele, birlikte, Avrupa Birliği’ne girecekler. Kıbrıs Cumhuriyeti ile KKTC AB çatısı altında böylece buluştuklarında Kıbrıs birleştirilmiş olacak.

Denktaş’ın yol haritası budur.

Mehmet Ali Talat “-Denktaş kendi içinde devrim yaptı” diyerek kendi kendini avutmasın.

On-beş ay önce Denktaş ne diyorsaydı, bugün de aynını diyor.

Denktaş, önce Annan planının halkoylamasına sunulamaması için her türlü olumsuzluğu sergileyecek. Planının halkoylamasına sunulmasını engelleyemeyeceğini anladığı noktada çekilip “Hayır Kampanyası”nın başına geçecek.

Sürerdurum karşıtı güçler Denktaş’ın yol-haritasını bile bile Denktaş’la daha ne kadar zaman öldürecekler?

Anayasa Komitesi’nin hazırladığı Anayasa Tasarısı’nı Denktaş’ın Birleşmiş Milletler’e vermesini bekliyorlarsa, boşuna bekliyorlar.

Mehmet Ali Talat, seçimler öncesinde sürerdurum karşıtı diğer iki partiyle imzaladığı protokole uygun olarak, Annan planı temelinde çözüm yanlısı yeni görüşmeci ekibini oluşturmalı ve inisiyatifi ele almalıdır.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org