Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 23 Mart 2004

Özker Özgür

 

Bu Kaçıncı Oldu Bitti?

Sayın Rauf Raif Denktaş’ın oldubittilerinin arkası gelmiyor.

Önce, “İsviçre’ye gitmiyeceğim” dedi.

Bu bir oldubittidir (emrivakidir).

İster kabul edin, ister etmeyin. Adam ne New York’ta bağlandığı takvime uymaktadır ne de siyasal etik tanımaktadır.

Türkiye kendisine söz vermiş: “Merak etme; olmazsa olmazlar olmazsa hiçbirşey olmaz” demiş. O da bakmış görmüş ki olmazsa olmazlar olmuyor, öyleyse İsviçre’ye gitmenin ne yararı olacak?

New York’ta taraflar belli bir tarihe kadar kurucu devletlerin anayasa taslaklarını Birleşmiş Milletler’e vermeyi yükümlendiler.

Bu amaçla Meclis’te Anayasa Komitesi kuruldu. Gece-gündüz çalıştı ve Kıbrıstürk Kurucu Devlet Anayasa taslağını hazırladı.

Sayın Rauf Raif Denktaş, böyle bir Anayasa taslağı hazırlamanın KKTC’yi ortadan kaldırmayı öngördüğü için KKTC Anayasası’na aykırı olduğunu savlayarak Anayasa Komitesi’nin hazırladığı çalışmayı Birleşmiş Milletler’e vermeyi reddetti.

Birleşmiş Milletler’e, Anayasa Komitesi’nin hazırladığı taslak yerine KKTC Anayasası’nı vermeyi yeğledi.

Bu da, süreç içinde, Sayın Rauf Raif Denktaş’ın toplumu karşı karşıya bıraktığı başka bir oldubittidir.

New York’ta kabul edilen takvimde bu tür oldubittilere yer yoktur.

Ancak Sayın Rauf Raif Denktaş, ettiği taksim yeminine bağlı kalarak, Kıbrıs’ı Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti çatısı altında bütünleştirmeyi amaçlayan Annan planını sabote etmekte kararlıdır.

Annan planı temelinde sağlanacak uzlaşmanın Kıbrıs’ın tümüne, iki topluma, Türkiye ve Yunanistan’a sağlayacağı yararlar Denktaş’ı ilgilendirmemektedir. O’nun için geçerli olan ettiği taksim yeminidir. Davasından dönmesi söz konusu değildir.

CTP-DP Koalisyon Protokolü’nün bir emniyet sübabı olamayacağı gün geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır.

Rauf Bey New York’ta Birleşmiş Milletler Merkezi’nde verdiği sözü tutmadıktan sonra Mehmet Ali Talat ile Serdar’ın imzaladıkları protokolü mü takacak?

Takmıyor.

“İsviçre’ye gitmiyeceğim” diyor ve gitmiyor.

“Anayasa Komitesi’nin hazırladığı Anayasa taslağı Birleşmiş Milletler’e verilmeyecek” diyor, ve sözkonusu taslak BM’ye verilmiyor.

Hükümet ne yapıyor?

Anayasa komitesinin kurulmasını ve bir haftada çalışmanın tamamlanmasını sağlayan Mehmet Ali Talat ve arkadaşları ne yapıyorlar?

Nereye kadar?

Ankara’daki hükümet Denktaş’tan çekindiği için mi arkasını sıvazlayarak bu işi götürmeye çalışıyor yoksa bir danışıklı dövüş mü söz konusudur?

14 Aralık 2004 seçimlerine giderken yeni yurttaşlıklarla seçmen listeleri yapay olarak şişirilirken Ankara’daki AKP Hükümeti’ne yapılan şikayetler yanıtsız kalmıştı.

Aynı şekilde seçim rüşveti niteliğindeki işe almalara da Erdoğan Hükümeti ses çıkarmamıştı.

Seçim kampanyası sürerken AKP Hükümeti’nin başbakan yardımcılarından Abdüllatif Şener’in Kuzey Kıbrıs’ı ziyaret ederek temel atma törenlerine katılması ve konuşması, sürerdurumcu Eroğlu ve Denktaş’a destek değilseydi, neydi?

“Karaman’ın koyunu, sonra çıkar oyunu” demişler.

Özellikle halkoylaması aşamasına gelindiğinde bakalım Ankara’daki hükümetin tavrı ne olacak?

14 Aralık 2004 seçimlerine giderken davrandığı gibi ikircikli mi davranacak?

Yoksa asker-sivil bürokrasi engelini aşarak Türkiye’nin AB yolunu açmakta kararlılık mı gösterecek?

Halkoylamasında Kıbrıslı olmayanların oy kullanmalarına karşı çıkılmadı. Bu, sürerdurum karşıtları için büyük bir yitirimdir (dezavantajdır). Bilinen kuraldır. Bir ülkenin geleceğini o ülkenin yerlilerinden başkası belirleyemez.

Kıbrıs’ta sürerdurum karşıtı güçler olarak Denktaş’ın başlatmış bulunduğu “Hayır” kampanyasına karşı “Evet” kampanyasını ada çapında örgütleyip halkın sokağa inmesini şimdi sağlmazsak, yarın geç kalacağız...

Denktaş’ın ve arkasındaki asker-sivil bürokrasinin oldubittilerine boyun eğerek ne çözüme oluşabiliriz ne de Avrupa Birliği yolunda ilerleyebiliriz.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org