Yerel Medyadan Seçilmiş Güncel Yazıları, 11 Nisan 2004

Özker Özgür

 

Saydamlık

Uluslararası Saydamlık (Transparency International) diye bir örgüt kurulmuştur.

Dünyadaki yolsuzlukları araştırıp su yüzüne çıkarmaktadır.

Söz konusu örgütün bulgularına göre Muhammed Suharto, Ferdinand Marcos ve Mobutu Sese Seko, ülkelerinde devlet başkanlığı yaptıkları dönemlerde, Endonezya, Filipinler ve Zaire halklarının 50 milyar dolarlarını yürütmüşler. Suharto’nun Endonezya, Marcos’un Filipinler ve Mobutu Sese Seko’nun Zaire halkından çaldıkları para, Batı’nın bir yıllık yardım bütçesi kadarmış.

Uluslararası Saydamlık örgütü, son on yılın en çürük (corrupt) on politikacılarının isimlerini yayınlamıştır. Endonezya’nın eski diktatörü Muhammed Suharto başı çekmektedir.

Örgüte göre, halklarının parasını çalan politikacıların çoğu Soğuk Savaş dönemindeki desteklerine karşılık olarak Batı tarafından korunmuşlardır.

Örneğin, Asya’da “komünizme karşı sağlam bir kale” olarak nitelenen Suharto, 1998 yılında halk tarafından devrilmeden önce, otuz yıllık iktidarında, yoksul halkının 35 milyar dolarını çalmıştır. Karısının 3,000 çift ayakkabıya sahip olduğu söylenen Marcos ABD tarafından desteklenmekteydi. Yirmi yıl süren iktidarında 10 milyar dolar aşırdığı saptanmıştır. Paranın İsviçre bankalarında bulunduğu bilinmektedir. Ancak İsviçre’nin katı gizlilik yasalarından ötürü paraya ulaşılamamıştır. Uzun süren çabalardan sonra, geride bıraktığımız yılın Ağustos ayında, Marcos’un ölümünden 14 yıl sonra, İsviçre mahkemeleri, Filipin yetkililerine 657 milyon dolar geri verilmesini (iade edilmesini) kabul etmişler. Şimdiki adı Demokratik Kongo Cumhuriyeti olan Zaire’de, Mobutu, 1997 yılında devrilene kadar, 32 yılda, IMF’nin ülkesine yaptığı yardımların 32 milyar dolarını çalmıştır. İktidarını koruyabilsin diye komşusu Angola’daki Marxist hükümetin Zaire’yi işgal edeceğini ileri sürerek Batı’dan sürekli yardım almayı başarmıştır.

1963 yılından beridir (41 yıldır) Kıbrıslıtürkler’e yardımlar Ankara’dan gelmektedir.

Ve 1963 yılından önce başlamak üzere Kıbrıslıtürkler’i yönetenler, toplumda saydamlık isteyenleri sürekli olarak Ankara’ya “Rumcu” ve “Komünist” olarak curnalleyegelmişlerdir. 1963 sonrasında, toplumlar çatışma halinde iken, İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis’in, komünistlere karşı kullanılmak üzere CIA’nın Kıbrıs’a aktardığı paranın bir bölümünü Kıbrıstürk tarafında, üst düzeyde bir politikacıya Kıbrıslıtürk bir avukatla gönderdiği kulaktan kulağa duyulmuştu. Konu dönemin Bayraktarı Kenan Coygun’nun bilgisine gelince gerekli önlemi almış. Kenan Coygun da, sözkonusu avukat da hayattadırlar.Olay hakkında kamuoyunu aydınlatmak onlara düşmektedir.

Toplumu yönetenler yıllarca “Rumculuk”, “Komünistlik”, “Hainlik” edebiyatı ile Anakara’dan siyasal ve parasal destek sağladılar. 1974 sonrasında halkın Kıbrıs liralarını gasp ettikleri yetmedi, bankaların hortumlanmasına da göz yumdular. Hortumlayanları yurt dışına kaçırttılar.

Bütün bunları neden yazdık?

10 Nisan 2004 tarihli Kıbrıs gazetesinde, Başaran Düzgün, Gizli Görüşme başlıklı yazısında şunları yazdı:

“- Resmi görüşmelerin sürdüğü dönemde bile bir araya gelmemek için azami gayret sarf eden 2 liderin, görüşmeler bittikten sonra bir araya gelmeleri söz konusu bile olamazdı. Ama yanılmışım. Denktaş ile Paptopulos yüz yüze bir araya gelmediler ama yüz yüze bir araya gelmişler gibi görüştüler. Hem de İsviçre zirvesinden sonra. Üstelik Serdar Denktaş aracılığı ile. Siyasi kulislerden sızan bilgilere göre, Serdar Denktaş, İsviçre zirvesinden döndükten sonra en az iki kez Güney Kıbrıs’a geçip Rum Yönetimi Başkanı Papatopulos ile görüşmüş. Dün epeyce uğraşmama rağmen Serdar denktaş’a ulaşıp bu bilgiyi doğrulatamadım ama konuyla ilgili bilgi veren 2 farklı kaynak Serdar Denktaş’ın en az 2 kez ve üstelik 4 saati aşkın sürelerle Papatopulos ile görüştüğünde ısrarlıydılar.Eğer bu bilgi doğruysa Serdar Denktaş, Papatopulos ile ne görüştüğünü kamuoyuna açıklamalıdır. İsviçre zirvesinde olumsuz bir tutum izleyen ve BM Genel Sekreteri Annan’ı ‘-Türk tarafına fazla haklar vermekle’ suçlayan Papatopulos ile hangi konular görüşülebilir ki? Yoksa görüşme referandumların ertelenmesi üzerine mi yapıldı? Rum tarafının ‘biz Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden tarih almasına yardımcı olalım, siz de referandumların ertelenmesini kabul edin’ şeklindeki önerisi mi tartışıldı? Görüşmenin içeriği nedir? Serdar Denktaş’ın kamuoyuna açıklama yapması kaçınılmazdır.”

Dünkü, yani 11 Nisan 2004 tarihli Kıbrıs’ta, Başaran Düzgün, Serdar ile Papatopulos arasındaki gizli görüşme hakkında daha ayrıntılı bilgiler verdi.

Şöyle:

“- Aslında gizli görüşmeler Bürgenstock’ta başlamıştı. (...) Rumlar tarih konusunda Türkiye’yi yemleyerek Annan Planı’nı kabul etmeden 1 Mayıs’ta Avrupa Birliği tam üyesi olma peşindeydi. Bu öneri Bürgenstock’taki Türk heyeti arasında tartışma yaratmıştı. Özellikle Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül şiddetle karşı çıkmış, Başbakan Talat itiraz etmiş ve böylece öneri olarak kalmıştı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın bu öneriyi işittiğinde küplere bindiğini söylememe gerek yok herhalde. İşte Bürgenstock’ta kabul görmeyen bu öneri Lefkoşa’ya döndükten sonra ısıtılıp yeniden gündeme getirildi. Serdar Denktaş, babasının da onayını alarak misyon üstlendi ve Hristofyas ile Papatopulos’la gizli gizli görüştü.”

Başaran Düzgün’ün yazdıkları doğrudur ancak eksiktir.

Eksiktir çünkü sözkonusu gizli toplantılara Sayın Rauf Raif Denktkaş adına Serdar Denktaş katılırken Sayın Mehmet Ali Talat adına da Ömer Kalyoncu’nun katıldığı bilgimize gelmiştir.

Saydamlık olacaksa yarı-buçuk olmamalıdır. Kamuoyunun doğru bilgi almak hakkını çiğnememek gerekir.

copyleft (c) 2001-03 hamamboculeri.org